0
Yorum
6
Beğeni
0,0
Puan
239
Okunma
Hem uzak, hem cumartesi böyle olmaz
Salonda koltuğuma oturdum,
dışarda yağmur yağıyor,
camdan süzülen damlalar sessizce salonu dolduruyor.
Akşam yavaşça ilerliyor,
ışıklar erken yanıyor,
şehir kendini içeriye çekiyor.
Ben de biraz daha içime dönüyorum.
Saatin tik tak sesleri
bir yere yetişmiyor.
Zaman,
seni bekler gibi ağır geçiyor.
Telefon masanın üstünde,
ekranı karanlık bir göl gibi.
Işığı yanmıyor,
telefon titrese, akşamım değişecek.
Bildirim yok.
Ama hâlâ bekliyorum,
her titreyen ekranda adını görürmüşüm gibi.
Parmaklarım masaya yakın,
ekrana uzak.
Gözlerim boş ekranın üzerinde dolaşıyor,
sanki her ışık titremesinde
senin varlığını arıyor.
Dışarısı sessiz, sokak lambaları sarı.
Kaldırımlar ıslak, parlıyor.
Birileri aceleyle geçiyor,
ben hâlâ seni düşünüyorum.
Camdaki birikintiler parmaklarımın yanından geçiyor,
tenime dokunmuş gibi.
Özlemim içimde büyüyor,
her an seni biraz daha yakın hissediyorum.
Akşam bazen ağırlaşıyor,
bazen sessizleşiyor,
tıpkı kalbim gibi.
Gözlerin… yeşil ve derin,
aklıma düştükçe
yakınmışsın gibi geliyor,
sanki birazdan
aynı çimenlerde yürüyecekmişiz gibi.
Çayın buharı camdaki buğuyla karışıyor,
her şey yumuşuyor.
Yanımda olsan
aynı kupayı paylaşırdık belki,
konuşmadan da anlaşırdık.
Çayın tadı tanıdık
ama eksik.
Eksik olan sensin,
bunu her yudumda
biraz daha anlıyorum.
Bardak elimde titriyor,
çünkü beklemek
özleme çok benziyor.
Pencereye yaklaşıyorum,
camın izini parmağımla takip ediyorum.
Camın ardında dünya akıyor,
bu tarafta ise
durup seni düşünen biri var.
Uzaklık,
iki nokta arasındaki mesafe değil,
senin yanımda olmaman sadece.
Kollarım boş,
kalbim senle dolu.
Gözlerimi kapattığımda
aklımda yalnızca sen varsın.
Özlemim her damlada biraz daha büyüyor.
Hem uzak, hem cumartesi
böyle olmaz
Bizim seninle aynı yağmurda
ıslanıp gülmemiz lazım
Hüseyin Erdinç
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.