0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
112
Okunma
- Şiir simitten ucuzsa, şehir henüz acıkmamış demektir -
Şehir soyunur, bir yılan derisi gibi bırakır neonlarını;
Gelir, benim o eski ve yamalı "hiçliğime" yaslanır.
Bir zırh gibi kuşanmak ister beni, bilmez ki;
Ben bu kaldırımlarda hiç çıplak dolaşmadım.
Düğmelerim boğazıma kadar ilikli, yakalarım kalkık...
Bazı sırlar namlu ağzında, bazıları bir aşk mektubunda yaşanır.
Ve bazı arzular vardır ki evlat;
Ancak üstüne basınca patlayan bir mayın gibi hatırlatır kendini.
Vapurun peşine takılmış bu kanatlı işçiler, bu muhacir martılar;
Beni taze bir simit sanıyorlar, öyle iştahlı, öyle hırpani...
Bilmiyorlar ki şiir, simitten ucuzdur bu köhne panayırda.
Varsın olsun!
Onların kanatlarındaki o kutsal ekmek kavgası,
Benim mısralarımdan daha tok tutuyorsa bu kenti;
Şiirim sokağın diline, martının kursağına feda olsun!
Kurtulurum sanmıştım bu kambur, bu nasırlı yükten;
Kimsesizliğimi bir cami avlusuna bıraktım gece yarısı;
Ne bir pusula, ne bir imza, ne de bir veda busesi...
Ama bu namussuz yalnızlık, sahibini terinden, sınıfından
Ve gözbebeğindeki o eski sızıdan tanırmış.
Ben daha avludan topuklamadan,
Geldi yine eski bir yoldaş, sığınacak bir kedi gibi cebime sokuldu.
Şimdi ne yana dönsem soğuk savaş, ne yana baksam bir boşluk;
Modern zamanın janjanlı ağrı kesicileri kâr etmiyor artık.
Benim tek şifam anamın o dualı sesidir;
Günde üç vakit, kalbin en aç saatinde okunan...
Ruhumdaki bu bin yıllık kırıkları bir tek o ses onarıyor.
Çünkü biliyorum kaptan;
Şiir artık para etmiyor ki aç karnına yazılsın...
Ama elbet bir gün;
Şiir ekmek olacak, ekmek de hürriyet!
- Hiçliğimi giyinme bayım; ceplerinde ağır sırlar, dikişlerinde eski yaralar var -