23
Yorum
49
Beğeni
4,9
Puan
277
Okunma

(Sevgiliden, Şiraze’ye şiirler)-141
Bir kent vardı
Bir zamanlar tanıdık
Bildik
At arabalarının
Faytonların hakim olduğu
Caddeleri
Dar sokakları
Arnavut kaldırımları
Ne kadar ayrı semtler olsa da
Yapılar
Bir birine benzerdi
Bir birini hatırlatırdı
Her sabah, insanların
Hareketlendiği
Sokakların canlandığı saatlerde
Dükkanların kepenkleri
Gürültü ile açılır
Bir yanda
"Çıtır simit, simitçi"
Diğer yanda
İlk okulu yeni bitirmiş
Gazete dağıtan çocuğun
"Yazıyor", "yazıyor"
Seslerinin sokaklarda yankılanışı
Güneş yüzünü gösterip
Biraz yükseldiğinde
Sütçüsünün, yoğurtçunun
Seslerini duyardık
Fırında çıkan
Taze ekmek okusu
Bir kilometreden
Alınırken
Kahvaltı yapacakların
Uğrak yeri olurdu
Artık yeni bir gün başlamış
Köşedeki plakçı
Zeki Müren’in
"Bir yangının külünü", şimdi uzaklardasın"
Şarkılarını
Durmadan, ard, ardına
Koyuyordu
Deniz vapurlarının tiz sesleri
Martı çığlıkları
…Ve
Belediye temizlik işlerinde
Çalışan çöpçülerin
Çalı süpürgeleri ile
Kaldırım ve caddelerdeki
Çöpleri
At pisliklerini
Temizlemesi
İşte böylesi bir günde
Bir güzel tanıdım
Yitik kentin
Bu daracık yollarında
Yokuşlarında
Ben setreli katibi görmedim
Amma
Bu
Buğulu gözlerle
Gönlümü fetheden
Güzelin
Bıraktığı bergüzarı
"Beyaz mendili" nasıl unuturum ki
Cumbalı evlerin
Küçük balkonlarından
Aşağı sarkmış
Sardunyalar eşliğinde
Çiçek sulayan
Çamaşır seren kadınların
Aşına olduğumuz
O hoş sohbetleri
Biliyor musun Şiraze
Tekrar, tekrar
Yaşamak istediğim
O günlerden bir kesit
İşte
O yitik kentin
Tüm cumbalı evleri
Taşlı yolları
Arnavut kaldırımları
Seni
Seni, bana hatırlatıyor
Olduğunca
Ne biraz eksik
Nede biraz fazla
Sadık DAĞDEVİREN
Aşık LÜZUMSUZ
NOT : Osmanlıda mendillerin rengi önemli idi. Beyaz olan mendil "seni çok seviyorum" demek, Kenarları mor mendil "çok çapkınsın" demek, eflatun mendil yarın penceremin önünden geçiniz demek, mavi mendil ise bugün çok hüzünlüyüm demek, sarı mendil ise hastayım demekti.
5.0
97% (29)
1.0
3% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.