0
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
144
Okunma
YOKLUĞUN HASRETİ
Adını bilmeden adını andım,
Boşlukta elini tuttum mu sandın,
Güneşten üşüyüp, karda yandım da,
Hiç olmayan birine yandın mı hiç,
Pencerem ardında bir gölge bekler,
Takvimden dökülür öksüz emekler.
Sustukça içimde büyür dilekler,
Sesi duyulmazı duydun mu hiç,
Yastığımın yanı hep biraz ayaz,
Kime bu sitem, kime bu niyaz,
Kaderin yazdığı o beyaz kâğıt,
Boş kalsın diye yalvardın mı hiç,
Gelmeyecek olanın yoluna bakıp,
Kendi yüreğini ateşe yakıp,
Uykunun içinden sessizce akıp,
Hayalden bir canı sardın mı hiç,
Sokakta yabancı bir yüz geçince,
"O mu?" deyip durdun mu ince ince,
Geceler gündüze küsüp bitince,
Güneşi doğmadan kovdun mu hiç,
Kapıyı çalacak bir elin yokken,
Sofrada ekmeğin, bir telin yokken,
Tutacak bir dalın, bir yelin yokken,
Kendi masalında boğuldun mu hiç,
Kimsenin duymadığı o derin dertle,
Savaştın mı her gün bin bir zahmetle,
Yokluğu sevmekten gelen hayretle,
Boş bir sandalyeye güldün mü hiç,
Mehmet der ki; bitmez bu uzun gece,
İsmi dilimdedir, gizli bir hece.
Varlığı yokluktan daha bilmece,
Sen hiç olmayanla öldün mü hiç,
Mehmet kocakaya
5.0
100% (1)