0
Yorum
7
Beğeni
0,0
Puan
113
Okunma

Geceyi koynunda taşıyan insanlar vardır.
Karanlıkla yüzleşmekten çekinmeyen.
Korkuların,
Noktasına virgülüne dokunmayan.
Olduğu gibi,
Büsbütün yutan.
Karabasanları
Daha inmeden
Çıplak elleriyle tutan.
Vuslatı müebbete mahkum.
Esareti cesarete dönüşmüş,
Yalın ve yalnız insanlar...
...
Tabiatla bütünleşmiştir onlar.
Diğer yarımını ararken.
Seher vaktinde yükselen sis,
Nefesleri,
Kuşların şarkıları sesleri,
Kırlardaki çiçekler süsleri olmuştur...
Bulutlar arasından gülümseyen güneş gözleridir onların.
Kırkikindi yağmurlarının tıpırtısı,
Fısıldayan sözleridir.
Gökgürültüsüne yansır öfkeleri.
Şimşeklerdir onların yüreklerindeki yara izleri.
Dağ gölleri gibi durgundurlar.
Kaynarlar ama belli etmeden.
Ölmeden toprak olmuşlardır.
Rüzgâra kırgındırlar.
Yarin kokusunu dahi götürmüştür çünkü,
Daha yar henüz gitmeden.
Kokusu yitmiştir kendi yitmeden.
Ölümsüz bir aşk,
Ayrılıkla bitmeden...
...
Geceler uzar ya hani bazen,
Neden bilir misiniz ?
Belki güzel bir rüya görür de biraz avunur diye o insanlar.
Güneş bölmek istemez ve gelmez.
Geceler saklar neyi varsa onların.
Gündüzler hiç bir şey bilmez...
Onuncuköylü İsmail SIKICIKOĞLU