0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
56
Okunma
Ayrılık Değil, Vuslat Sancısı
Mademki diller mühürlü, gönül konuşsun;
Dünya bir gölge oyunu, varsın ışık sönsün.
"Hoş kal" dediğin o kelam, bir nardır içimde,
Benliğim yandıkça, ruhum aslına dönsün.
Mahşer suskunluğu dedin ya, işte odur halim,
Lâl olan dil değil, nefstir ey can-ı ahirim.
Arkandan edilen her dua, sessiz bir secde,
Kimsesizlik dediğin,
Hakk’a en yakın yerim.
Sızılar intihar kokmaz, birer çile dir bu yolda,
Gözyaşı abdestidir, can çekişen bu kolda.
Ağzını bağlasalar da yürek durmaz, zikreder,
Ayrılık; sevgiliyi bulmaktır, nefes durduğunda.
Üzülme, cehennem dediğin nefsin yandığı yerdir,
O ateşten geçmeyen, aşkı nereden bilir?
Ayrılık ne içindir diye sorma artık ey gönül;
Hamdım, piştim, yandım demenin vaktidir.