0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
84
Okunma
GÜNAHKÂR YAKUP’UN VUSLAT NAMESİ
Ben ağladım, İstanbul ağladı bir gece,
Gök kubbe mahzun, bende sırlar bilmece.
Bulutlar şimşekle nura gebe beklerken,
Ben sebepsiz ağladım, gönül Hakk’ı dilerken;
İstanbul ağladı, ben ağladım.
Yalnızlık, kalabalıkta saklı bir "Vahdet",
Sokaklar ıssız, ruhta bitmez bir gurbet.
Kimi sokak düğün, kimi matem-i hüzün,
Kim bilir belki fazlalığım, bendeki bu hüzün...
Gözyaşım İstanbul’un bulutuna karıştı,
Katrelerim derya ile o an barıştı.
Eyyûb El-Ensârî’de büküldü belim,
Huzurda secdeye kapandı şu dilim.
Günahkâr bir abd-i âcizim, kapında dilenirim,
Ruhumun derininde "Lutfet" der inlerim.
Aşkın muammasıyla kıvranırken bu can,
Vuslat durağına varır elbet bir zaman.
Rahmet sağanağı indi gök kubbeden yere,
"Can" dedikçe "Canan" ses verdi bin kere.
Sabır hırkasını giydim, bekledim kapıda,
Bir fena makamındayım, bu fani yapıda;
İstanbul ağladı, ben ağladım.
Affeyle halimi, utandım her amelimden,
Serden geçtim artık, vazgeçtim benden-bizden.
İsyan değil ey Sevgili, feryadım halimden;
Güneş gülsün ruhuma, bitsin bu kara gece,
Ruhumdan kopan zerre, Sana dönsün gizlice.
Dünya ömrü nihayet bulsun, görünsün yâr,
Vuslatım Yasinlerle başlasın, ey Perverdigâr!
Gelinlik olsun kefenim, beyazlar içinde,
Burak olsun tabutum, aşkın sonsuz göçünde;
İstanbul gülsün, günahkâr Yakup gülsün.
5.0
100% (1)