31
Yorum
73
Beğeni
5,0
Puan
1362
Okunma
Yüreğim, işgal edilmiş bir ülke gibiydi;
şehirlerim darmadağın ve yalnız,
yıkılmış duvarlara yaslanan gölgeler…
gök kubbe kapanmış üstüme
bir kefen gibi.
Tan vakti geldiğinde
omuzlarıma çöktü yorgunluk;
bir ışık, bir sır,
dünle bugünü tartan
görünmez bir terazi
tartı sevapları/günahları
Babil’in Asma Bahçelerinde çoğaldı suretim,
her parçası başka bir hikâye anlattı;
birinde bin bir gece masalları yakılmıştı kütüphanelerde,
birinde yediverenler solmuştu susuzluktan
Oysa her kaybın içinden
görünmez bir bahçe filizleniyordu
bilinmeyen diyarlara.
Anladım,
dökülen kelimelerden çok
niyetlerin külleriydi içimi karartan.
Bağdat yağmalanmıştı bir hikâyede,
İran halıları süslemiyordu artık duvarları
Dervişler zikretmiyordu seher vaktinde.
Ve nihayet öğrendim,
Beyrut diye bir yer yokmuş aslında
onlar masalmış anlatılan bizlere,
Şam, Erbil, Musul, Kerkük ve Hicaz
buradaki güzellikler de yalanmış aslında.
Belki geçmişte kalmış güzel hikâyelerdi
Anlatılan. Anlatılan.
Gerisi rüya,
gerisi hüsran…
5.0
100% (44)