sen ölmedin, hala ve tek gonca gül, şimdi fakirin fukaranın cebindesin, şimdi umut etmenin ufkundasın,
bugün günlerden mavi gözlü dev, Nazım Nazım azım çoğum, hiç bitmeyecek hasret, kırdığım ekmeğimde, katran karası çayımda… Sibel Karagöz #sibelkaragözşiirleri #sibel_karagoz #nazımhikmet #mavigözlüdev
Paylaş:
6 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bugün günlerden mavi gözlü dev nazım nazım azım çoğum hiç bitmeyecek hasret Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Bugün günlerden mavi gözlü dev nazım nazım azım çoğum hiç bitmeyecek hasret şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
BUGÜN GÜNLERDEN MAVİ GÖZLÜ DEV NAZIM NAZIM AZIM ÇOĞUM HİÇ BİTMEYECEK HASRET şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.
Nazım’ın isyanını, umudunu ve bitmeyen hasretini yalın ama vurucu imgelerle taşıyan, duygu yoğunluğu yüksek bir şiir. Mavi gözlü devin sesi dizelerde yaşamaya devam ediyor. Yüreğinize sağlık, harika dizelerdi. Miraç kandilimiz mübarek olsun.Sevgilerimle.🤲🌸
Bursa cezaevinde Nâzım Hikmet, Orhan Kemal’le aynı koğuşta kalmaktadır. Koğuş masasının üzerinde Orhan Kemal’in (asıl adı ”Mehmet Raşit Öğütçü”) bir roman başlangıcını görür. Okur. Ayağında takunyalar koşarak avluya çıkar Nâzım Hikmet. Orhan Kemal’e soluk soluğa sorar, “Siz mi yazdınız bunu?” Orhan Kemal çekinerek, “Evet” der. Nâzım Hikmet büyük bir coşkuyla, “Birader, neden bahsetmediniz bundan. Siz nesir adamısınız! Hikâye yaz, roman yaz!” diyerek o gün bir romancının doğuşunun müjdesini verir.
26 Eylül 1943 Pazar sabahı Orhan Kemal’in cezası biter, hapishaneden ayrılır. Ayrılmadan birkaç gün önce Nâzım Hikmet’e bir şiir yazar, ona okur ve bu şiir Nâzım Hikmet’i ağlatır…
NÂZIM HİKMET'E / ORHAN KEMAL
Sen “Promete’nin çığlıklarını kaba kıyım tütün gibi piposuna dolduran adam”, sen benim mavi gözlü arkadaşım; kabil değil unutmam seni.
26 Eylül 1943 Seni yapayalnız bırakıp hapishanede, bir üçüncü mevki kompartımanda pupa yelken koşacağım memlekete. Ve tren bir güvercin gibi çırpınarak istasyona girecek, gözü yaşlı bir genç kadına beş senenin ardından kocasını getirecek.
O dem ki boş verip istasyon halkına, yanaklarından öperken sevgilimi, sen neşeli mavi gözlerinle bakacaksın içimden bana.
O dem ki yürekten her şey atılacak, ekmek, kin, hasret, fakat Nâzım Hikmet, sen şu kadar kilometre uzakta kalmana rağmen aydınlık yüreğimin duvarına dayayıp sarı saçlı başını, batan bir yaz güneşi hüznüyle ağlatacaksın arkadaşını.
Günler geçecek, ekmek derdi çökecek omuzlarıma. Fabrika, makinalar, tezgâhım… Sana şekerkamışı, portakal yollayacağım. Karım yün çorap örecek. Her hafta mektup yazacağız. -Askere almazlarsa eğer.-
Unutabilir miyim seni? Tahtakurusu ayıkladığımız hapishane gecelerini ve radyoda şark cephesinden haber beklediğimiz müthiş anların küfrünü! -Radyonun yanındaki duvara kurşunkalemiyle abus insan yüzleri çizmiştin.-
Unutabilir miyim seni? Hâlâ beton malta boylarında duyuyorum takunyalarının sesini!
Unutabilir miyim seni hiç? Dünyayı ve insanlarımızı sevmeyi senden öğrendim, hikâye, şiir yazmayı ve erkekçe kavga etmeyi senden!
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.