13
Yorum
33
Beğeni
5,0
Puan
192
Okunma
Fırtına dindi artık, duruldu coşkun umman,
Gönül aynası parlar; kalktı pus ile duman.
Ne bir sitem var dilde, ne omuzda ağır yük,
Rıza kapısı açık; bu esen ki ne büyük.
“Ben” diyen o hırçın ses sükûta teslim oldu,
Hakk’ın nuru doğunca gönül aşk ile doldu.
Veren O, alan da O; her hükmü şifa bilir,
Vuslatın menzilinde kul aslına çekilir.
Ne mermer cila ister, ne saraylarda döşek,
Bir seccade kâfidir, bir nurdan ince ışık.
Eşyadan üryan kalan hakîkate kuşanır,
Gayrılık perdesini yakan dostunu tanır.
Kabre inerken ruhun mülkten azat ve hürdür,
Perdeden kurtulanın gördüğü yalnız nûrdur.
Elest bezminde kopan o kutlu sözü hatırla,
“Belâ” diyen ruhunu aşkla, vuslata hazırla.
O kadim ahit şimdi, artık ayan beyandır,
Gurbet bitti, varılan o mukaddes vatandır.
“Keşke teslim olsaydık” diyenlerin feryadı,
Haktı, salih amelin, kulda bıraktığı tadı...
İnkârın pişmanlığı, sarsın dursun her yanı,
Sen rıza mülküne ser, emanet olan canı.
Rabb’inden razı olup, vuslatı bulsa kalbin,
Bir kuş olur uçardı âşka katından Rabb’in.
Rıza mührü vuruldu, dindi artık imtihan,
Mesut’u mesut kıldı, lütfuyla ol Yaradan.
5.0
100% (19)