22
Yorum
36
Beğeni
5,0
Puan
259
Okunma

Seni sevmek, sadece bir kula duyulan heves değil; bir gönül ibadetiydi benim için.
Hangi duaya başlasam, aminlerimde hep senin adın yankılanırdı gizlice.
Allah için sevmiştim seni; çıkarsız, hesapsız ve tertemiz...
Şimdi bu ayrılık, imtihanımın en ağır sayfası olarak duruyor önümde.
Kaderin çizgisine itirazım yok, biliyorum ki veren de O, alan da O.
Ama insanız işte; canımız yanınca dilimiz sussa da kalbimiz feryat ediyor.
Seni bana nasip eden iradeye secde ederken,
Yokluğunla beni terbiye eden kadere "eyvallah" diyorum bu gece.
Meğer gerçek sevgi,
Sevdiğinde O’nu bulmakmış;
O’nun hatırına her şeye katlanmakmış.
Ben seni sevmeyi,
Yaradan’a şükretme vesilesi saymıştım bunca zaman.
Şimdi sen gittin ya; içimde hem senin eksikliğin var,
Hem de seni bana sevdiren o yüce kudretin hiç bitmeyen sükuneti.
Hangi haram bulaşabilir ki
Allah için çarpan bir kalbin masumiyetine?
Gözlerine her baktığımda,
Bir mucizenin tecellisini görürdüm ben.
Gönül dergahıma adını kazırken, niyetim sadece seninle iki dünyada da var olmaktı;
Şimdi bu dünya dar gelse de, ahirete sakladığım umutlarım var.
Senden sonra kaç tövbe kapısına dayandım, "şifa ver" diye yalvardım seccademde.
Gözyaşlarım seccademi ıslatırken, anladım ki en büyük derman yine O’ndaymış.
Sen bir emanettin; vakti geldi ve emanet sahibine geri döndü .
Ama senin bende bıraktığın o kutsal sızı, hala ilk günkü gibi taze.
Seni sevmek; seni özgür bırakmaktı, seni dua dua Yaradan’a emanet etmekti.
"Allah seni benden daha çok sevenlerin yanına koysun" diyebilmekti gerçek aşk.
Diyebiliyorum...
Ama söylerken boğazımda düğümlenen o hıçkırığa,
Rabbimden başka kimse şahitlik etmiyor bu ıssız odada.
İnsan en çok imtihan olduğu yerden yaralanırmış, benim imtihanım da sendin.
Kendi nefsim için değil, O’nun rızası için yollarını bekledim sabırla.
Sabır ise; ateşten bir hırkaymış, giydikçe yakan ama yaktıkça arındıran;
Ben bu yangında küle dönsem de, sevdandan zerre kadar pişman değilim.
Gönül yarası dedikleri, bazen ruhun uyanışı için gereken o derin sarsıntıymış.
Sen benden gittin ama beni kendime, beni asıl sahibime döndürdün.
Şimdi arkandan bakarken beddua değil, bir fatiha serpiyorum geçtiğin yollara;
Yolun açık olsun, gönlün O’nun nuruyla dolsun.
Seni kalbime yazan kalem, senin adının üzerine bir çizgi çekse de silinmez izi.
Mürekkebi aşkla yoğrulmuş bir hikayenin sonu, böyle sessiz olmamalıydı oysa.
Yine de rızalık veriyorum bu gidişe, yine de "hayır" arıyorum bu şerde;
Allah için sevmek; vazgeçmek gerektiğinde, O’nun için vazgeçebilmekmiş.
Belki de en çok "süphanallah" dedim seni izlerken, ne güzel yaratmış diye.
Şimdi ise "İnna lillahi" diyorum her gidişini hatırladığımda;
"O’ndan geldik ve yine O’na döneceğiz"...
Tıpkı aşkımız gibi, tıpkı hayallerimiz gibi.
Her şey aslına dönerken, sen de kendi yörüngene çekildin sessizce.
Bundan sonra hangi gönle misafir olsan, bil ki orada benim dualarımın izi olacak.
Çünkü ben seni sadece kendim için değil, senin iyiliğin için sevmiştim.
Kırgın değilim, kızgın değilim; sadece biraz mahzun, biraz da yorgunum;
Gönül yarası geçer mi bilmem ama bu manevi sızı beni ayakta tutuyor.
Son dizeyi de koyarken bu hüzünlü teslimiyetin o sessiz sayfasına,
Seni yine O’na havale ediyorum, en güvenilir limana, en emin sığınağa.
Aşk; sahip olmak değil, şahit olmakmış meğer;
Allah için sevmiştim seni,
Allah için bekleyeceğim o ebedi kavuşmayı.
Cemre Yaman
5.0
100% (24)