0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
103
Okunma
Biraz buğday serpin gönlümün kırlangıçlarına
Karlıdır sözlerimin kanısı
Salkım üzümler buğusunda yeşermiş
Kurulanmış sevdamdan
Öte
Kıyafetlere mahpus bir dilek tutarak
Dostluğu
Kemik eriterek nabzında cürmüyle
Kalkan bir tebessüm virgülü bırak
Hoh hohlanan küflenmekte olan kışıma
Kazaklarım yakılmış bir buket için
Neresinde türkünün yarası tutmuşken seni ele dolamak
Kibirsiz bir tümce ile huzuru alev altında bir suna
Uzak tutsun yapraklar seni bana
Aşk iki dile yakışan lâ ve nâ....
Notasız bir şar.kıcı
Belki de vazgeçilmez ve de çaresiz bir yara altında
İçimdeki sızı beni nereye götürür
Kül bir aşığa bayramdır kürküm
Ateşler gibiyken mevsimler
Bir ün şarküteri
Bin un yaradılışındayım
Ne zaman buğday olsaydı dilim
Yaralanmışken Kırlan.gıçlara teslim
Bir dilim var şuurumda şarkılarıma eşlik eden
Bir de türküler yoksunken sana
Azrail sürgünde beni ne zaman yakalarsa
Eşzamanlı olsun ölüm bana
Arabistan’da çöl kuzusuyla
Kutuplarda Eskimo buzlu suyla
Amazonda çökük tuzlusuyla
Bilirim yürek yangınıdır
Gözlerinden fışkıran halet i rulet
Askıda aşkın iki dili vardır
Lâ ve de nâ....
Gezgin imgeler...
5.0
100% (2)