Şiirimiz devlet sırrı değildir beyim Ayan beyan ortadadır faili Vuranı da biliriz vurduranı da
Sizin ’’yasak’’ dediğiniz şey Ateşle suyun nikah kıymasıdır bizde
İmkansızı emziren bir annedir kalbimiz Nizamiye kapılarında aranmaz Turnikelerden geçmez bu delişmen halimiz Siz düzen dersiniz biz ise darmadağınık bir gece Siz asayiş dersiniz biz ise uykusuz bir bekleyiş Sizin "felaket" dediğinize biz "milat" deriz beyim
Bizim türkülerimiz zindan damında bilenir Güneşi bir tasla içenlerin sofrasıdır yerimiz Ekmek kadar aziz su kadar berrak
Sizin o cilalı mermer hollerinizde Biz ayağı takılıp düşen sakarlar ordusuyuz Kravatınızı sıkan nefesinizi kesen Sizi kendi yalanlarınızda boğan o dar yakayız Tüm hiyerarşiyi tozla buz eden Bir matematik hatasıyız biz beyim
Siz aşkı bir mütekabiliyet esası sanırsınız Verilen kadar alınan alınan kadar verilen Denk bütçeli bir hesap Oysa biz kendi hazinesini kurutan O en muazzam açığız beyim
Yırtık pırtık bir tarihin yamalı yerlerinden Yeni bir gökyüzü diktik Ziller çaldığında teneffüssüz sevdik bu öfkeyi
Resmi geçitlerde başımızı hiç eğmedik yere Kürsülerden dökülen yalanlar sarmadı yaramızı Biz sokaklarda öğrendik ak ile karayı Kürsülerden bağıranlar bilmezler sokağın nabzını Biz yazdık duvarlara o susturulmuş halkın ağzını
Biz bir protokol hatasıyız Bizimkisi biraz da müfredat dışı bir aşk Disiplin kurullarında yargılandı gençliğimiz Suçumuz bir kuşun kanadına hürriyet yüklemekti Tek işimiz zulmün göbeğine çiçekler ekmekti
Mülki amirler soğuk binalar ve asık suratlar Onlar buyruk verdi, biz şiirler okuduk meydanlarda Korkmadık hiç eksilip bölünmekten
’’Gözümüz karadır bizim beyim Şiirimiz ise daha kara’’ Varsın mevzuatlar kılıç kuşansın Kurallar üstümüze yürüsün Bize yasaklar değil o geniş ufuklar yakışır
Sanmayın ki şairin heybesi hüzünle dolmuş Sanmayın ki dilleri büsbütün solmuş
Cümlenin akışını bozan Noktalamayı reddeden Grameri aşkla çiğneyen bir devrik cümleyiz biz Şimdi varsın kurulsun mizanlar Dökülsün ortaya tüm günahlar
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
dağın ak pak karını kalbinin o pekmez sıcaklığına katıp bize bir gönül serinliği ikram etmişsin dost.
adeta bir sofraya buyur eder gibi baş köşeye oturtmuşsun. o kar taneleri senin zarif ruhunda eriyip bu güzel kelimelere dönüşmüş ya. damak tadın da, kaleminin tadı da daim olsun. eyvallah.
dağın ak pak karını kalbinin o pekmez sıcaklığına katıp bize bir gönül serinliği ikram etmişsin dost.
adeta bir sofraya buyur eder gibi baş köşeye oturtmuşsun. o kar taneleri senin zarif ruhunda eriyip bu güzel kelimelere dönüşmüş ya. damak tadın da, kaleminin tadı da daim olsun. eyvallah.
şair dediğin kelimeleri birer neşter gibi kullanıp hayatın karnını yaran, içindeki kiri pası gün yüzüne çıkarandır.
am o tokatta bile bir şefkat, o öfkede bile devasa bir aşk vardır. ruhumdaki o itirazı fark eden, kelimelerimin ardındaki kavgayı gören o kavi yüreğine selam olsun o dik duruşuna.
şair dediğin kelimeleri birer neşter gibi kullanıp hayatın karnını yaran, içindeki kiri pası gün yüzüne çıkarandır.
am o tokatta bile bir şefkat, o öfkede bile devasa bir aşk vardır. ruhumdaki o itirazı fark eden, kelimelerimin ardındaki kavgayı gören o kavi yüreğine selam olsun o dik duruşuna.
Tabiat ahlakı kovuyor. Nerde bir ahlak türemişse, orda tabiatla ahlak çatışma halinde. Sanatı doğuran mutlaka bu çatışmadır demiyoruz. Ama sanatı besleyen bu çatımadır diyoruz. Tabiat sanatla kurulu düzene baş kaldırıyor. İtiyor onu. Hafife alıyor. Bozuyor. Ağuluyor. Sanatlar içinde bu özelliği en çak taşıyan da şiir sanatıdır. O kadar ki bu konuda birçok sanatların genel meselelerini şiir üstünde tartışmak yersiz olmaz. Çünkü Novalisin bir sözünü uygulayarak diyelim; her sanat şiire dayanır, hatta şiir bile...
«Şiir alışkanlıklara karşı bir yaylım ateştir.» Bu yaylım ateş şiirin konusunda olduğu kadar diyalektiğindedir. Hatta daha çok diyalektiğindedir. Ama ahlaka karşı koyuş şiirin amacı değil. Belki fonksiyonu. Bu iki kavramı birbirine karıştırmamak gerekir. Şiirin çıkış noktasında yapıcılık da yakıcılık da yoktur. Bir noktadan sonra ise sadece yıkıcılık niteliği kendini gösteriyor.
Kurulu düzene aykırılık estetik içinde daha çok güzel çirkin, iyi-kötü kavgası şeklinde kendini sunmuştur. Güzeli yakaladıkları yerde kendilerini gerçeğin yükseltilerinde sanan düşünürler artık pek yok. Onlar neredeyse güzeli gerçeğe, gerçeği güzele indirgiyorlardı. Hatta kimileri eşyanın özüne ilk basmağın güzel olduğunu ileri sürecek kadar aşırıydılar. Ama böyleleri pek yok şimdilerde. Baudelairei düşünelim, Baudelaire 1867 yılında öldüğü zaman estetikte yeni bir çağ başlamıştır. Baudelaire eskiyi kapamış yeniyi açmıştır. Daha doğrusu şiir Baudelairein serüveninde kendi ipuçlarını bulmuştur. Bazı ip uçları. Onun ölümünden bir yıl sonra Lautréamontun Chansons de Maldororu yayınlandı. O günden bugüne şairlerbin yıllık güzelin yerine çirkini oturttular. Mısralarda iyi kötüye yenildi. Tanrının tası tarağı toplayıp göklere çekilmesi,insandaki şeytanın zaferden zafere koşması bu tarihten sonra ortaya çıkan gerçeklerdendir. İnsandaki öz, şiirle, evren içinde kendini deniyor. Kendi kurduğu tanrıların kendine aykırı sonuçlarını yeriyor. Çünkü Tanrı bir sonradan biçimdir. İnsansa önceden bir öz
Bugün şiirin bir ucu toplumsal planda insan haklarını kolluyor. Bu şiirin çekirdeğinde ahlaki bir kaygı bulunduğundan değil, belki kurulu düzene aykırılık niteliği ağır bastığından oluyor. Çünkü insan haklarındaki ilkeler daha yürürlükte değil. Çünkü o ilkeler kurulu düzenle daha çatışma halinde. Ama onların birgün toplumlarda geniş olarak uygulandığını, kurulu düzen içinde kaynaşarak ayrılmaz birer parça olduğunu düşünelim, o zaman şiir kollamayacak artık onları. Karşı çıkacak belki onlara. İşte bu noktada gerçekçiler gerçekçisi Jheringin hukuki mesajı ile akılcılar akılcısı Kantın felsefi, mesajı birleşiyor galiba. Jhering hukukun oluşmasını toplumda hâkim bir grubun isteklerine uygun olarak tespit eder. Kant ise en geniş anlamda ahlakı tabiatın mutlaka kovacağını söyler. Biri toplumsal hayat bakımından, öbürü felsefi davranış açısından yapılmış bu iki tespit iki gerçeği aydınlığa çıkarıyor. Biri şu: Hiçbir zaman bir toplumdaki ahlak ve hukuk düzeninin, kişioğlunun tabiatına tam uygun olduğu görülemez. Öteki de şu: Kişioğlunun tabiatına iyice bitişik bir yönü olan şiir o ahlakla, o hukukla sürekli çatışma durumundadır. Geniş anlamda ahlak hukuku da içine aldığından sadece ahlak diyelim, ahlak tabiata nice aykırı olursa lafını ettiğimiz çatışma onca sert olacaktır.
Baudelaire bir şeye zıttı. Rimbaud ise hiçbir şeyle bağlantılı değildir. Sürrealistler çıkışlarını Rimbaudyu kök alan bir «révolution» kavramına şartlamışlardı. Dünyanın değiştirilmesi planında Karl Marxı, hayatın değiştirilmesi planında Arthur Rimbaudyu izliyorlardı.
Bugün şiir çağdaş şairlerde yeni alanlar, yeni açılar yaratırken, belirli bir yönde gelişiyor: Baş kaldırma yönünde... günümüz insanının, uygarlığın bugünkü sıkısık biçimlerinde, çıkmaz sokaklarında, labirentlerinde ilerlerken gösterdiği davranışlara uygun düşüyor bu. Bu biçimler, bu sokaklar, bu labirentler uygarlığın kendisiyse, şiir barbarlığın ta kendisi oluyor. Onun için ahlakı kovuyor.
Şiir bütün çağlarda onun için var.
Mayıs, 1961 Cemal Süreya Papirüs'ten Başyazılar, Cemal SÜREYA, Cem Yayınevi
Cemal Süreya'nın 'Şiir Anayasaya Aykırıdır' başlıklı denemesi http://epigraf.fisek.com.tr/index.php?num=616 Ahmet Faruk Şengenç tarafından, 13/08/2001 tarihinde gönderildi
kelimelerin kifayetsiz kalmadığı, aksine her anının bir imgeye dönüştüğü, hayatı bir şair titizliğiyle yaşadığınız güzel bir yıl olsun. 🙏 çok teşekkür ediyorum. saygılar aynı güzellikte .
kelimelerin kifayetsiz kalmadığı, aksine her anının bir imgeye dönüştüğü, hayatı bir şair titizliğiyle yaşadığınız güzel bir yıl olsun. 🙏 çok teşekkür ediyorum. saygılar aynı güzellikte .
kırılan umutlardan tohum devşiren o bilge yüreğine selam olsun; senin gibi ruh alfabesi zengin bir dostun varlığı da bu dilsiz çağda en gür sesli isyandır.
sessizliği şiirle delmek, karanlığı çırayla yenmek, işte bu senin şairlik nişanındır. o nişanı kalbinde gururla taşıman dileğiyle.
edebiyatla, sanatla ve daima incelikle... yeni yılımız kutlu olsun 🙏
kırılan umutlardan tohum devşiren o bilge yüreğine selam olsun; senin gibi ruh alfabesi zengin bir dostun varlığı da bu dilsiz çağda en gür sesli isyandır.
sessizliği şiirle delmek, karanlığı çırayla yenmek, işte bu senin şairlik nişanındır. o nişanı kalbinde gururla taşıman dileğiyle.
edebiyatla, sanatla ve daima incelikle... yeni yılımız kutlu olsun 🙏
muazzam bir manifesto olmuş şiir, kurallar , hesaplar, düzen içinde değil aşkı özgürce yaşamanın , fedakar olmanın, kıymet vermenin, karşılık beklememenin vurgusuydu.
aslında bu gerçek aşk dedikleri şeydir, hesapsız , kitapsız, kuralsız, kalbin söz dinlemediği, ateş ve suyun karışması,
aşk kuralsızdır, çünkü kendin seçmiş gibi görünsen de yüreğin seçer anlayamadığın bir halde, çünkü içinde bir yere dokunmuştur, bir hayranlık bırakmıştır, en derinine inmiştir
her cümle gerçek aşkı anlatan harika imgelerle örülmüş şahane bir şiirdi , güne gelir umarım fazlası ile hak ediyor, çokça sevgimle can kardeşim.
gönül gözüyle okumayı bilen bir ruhun şiirin kalbindeki o kuralsız aşkı böylesine incelikle keşfetmesi sözün, sahibinden daha bilge bir limana ulaştığının kanıtıdır.
şiiri sadece yüzünden değil, hayatın tam kalbindeki o karşılıksız adanmışlıkla okuyan güzel insan, sevgili Elifcan. varlığın şiire değer katıyor. daim olasın sevgiyle çarpsın kalbin daima.
gönül gözüyle okumayı bilen bir ruhun şiirin kalbindeki o kuralsız aşkı böylesine incelikle keşfetmesi sözün, sahibinden daha bilge bir limana ulaştığının kanıtıdır.
şiiri sadece yüzünden değil, hayatın tam kalbindeki o karşılıksız adanmışlıkla okuyan güzel insan, sevgili Elifcan. varlığın şiire değer katıyor. daim olasın sevgiyle çarpsın kalbin daima.
az önce coskuni üstadı okudum, bulaşık makinesi benzetmesi yaptım bir nevi... belki de öyledir mi bilmem, şairleri bulaşık çamaşır makinesi gibi toplumun tüm kirlerini yıkıyorlar, kimi de buzdolabı gibidir belki de soğuk pansuman uygularlar milletin yaralarına.. sağlık şifa temizlik, pir ü pak eyliyor.. üstadım, senin makinelerin de ceyranı kesilmesin emi...
yine çok güzel bir şiir okuttun.. teşekkür ederim. hürmetlerimle...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.