5
Yorum
24
Beğeni
5,0
Puan
225
Okunma
"Bir Barın Hafızası" altı şarkıdan oluşan, dumanlı gecelerin, yarım kalmış aşklar ve unutulmaz anıların hikâyesini fısıldıyor.
Sisli camların ardından görülen şehir ışıkları, dumanla dolu masalar, kaybolmuş melodiler ve ağır müşterilerin sessizliği… Bu albüm, bir barın geceler boyu tuttuğu hafızadan doğdu. Her şarkı, yarım kalmış bir cümlenin, unutulmuş bir aşkın ya da sönmüş bir sigaranın hikâyesini anlatıyor."
I-YANLIŞ MASADA KALDIM
Bir kadın geçti önümden, rujunda eski bir iz,
Kalbinde suskunluk, gözlerinde gizli deniz.
Kadehlerde dalgalar, rakı değil hüzün var,
Her yudumda büyür, özlem içimden taşar.
Yanlış masada kaldım,
adın düşer dudaktan.
Şarkılar hep yarım kalır,
içimde çalar uzaktan.
Bir gülüşün izleri, duvarlara sinmişti,
Bir fotoğraf gibiydi, zamana yenilmişti.
Şehir uyumuyordu, rüzgâr bile sessizdi,
Sevda puslu camlarda çoktan gizlenmişti
Kadehler kırılır birden,
gece düşer umursamadan.
Kalbim susmaz, aynı sözü fısıldar:
“Yanlış masada kaldım…”
Gece çöker yavaşça,
sokak yalnız bırakır.
Yanlış masada kaldım,
kalbim sana sarılır.
Gece ağır ağır iner,
sokak lambaları titrer.
II-GELMEYENİN MASASI
Bir adam oturur hep aynı köşede,
Yüzünde yıllanmış sessizlik.
Kapıdan giren her gölgenin yüzünde,
Bir an o belirir, sonra erir gerçeklik.
Garson sorar gözleriyle,
“O mu?” diye, adam başını eğer.
Kadehler dolar, masada ışık,
Kalbi bomboş bekler.
Gelmediği her gece şehrin üstüne çöker,
Rüzgâr taşır adını, kaldırımlar fısıldar.
Bir sandalye boş kalır, zamana inatla,
Bir adam, bir masa, bekler kadını hâlâ.
Dışarıda tramvay geçer, camda buğu,
Yağmur damlaları yazıyor eski bir şarkıyı.
Kapı hep aralık, sanki birazdan döner,
Ama içeri sadece rüzgâr girer.
Gelmediği her gece şehrin üstüne çöker,
Rüzgâr taşır adını, kaldırımlar fısıldar.
Bir sandalye boş kalır, zamana inatla,
Bir adam, bir masa, bekler kadını hâlâ.
Bir sandalye boş kalır, zamana inatla,
Bir adam, bir masa, bekler kadını hâlâ.
III-TAKILAN PLAK
Eski bir gramofon çalar loş ışıkta,
İğne hep atlıyor aynı kırık şarkıda.
Masanın köşesinde yarım kalmış bir söz,
Zaman hep susuyor, gece sanki kördüğüm.
Takılı kaldı plak, dönüyor boş yere,
Bir aşkın izleri sinmiş dumanlara.
Her nota hatırlatır, yarım kalmış hayal,
Bitmeyen bir şarkının eksik nakaratı.
Gözler dalar, maziler hatırlanır,
Her yudum başka hatırayı çağırır.
Kim bilir kadehlere neler gizlenir.
Şarkılar tükenmez ama gece bitmiştir.
Garson ışıkları söndürür birer birer,
Ama plak susmaz, döner hâlâ inatla.
Yılların yükünü taşır aynı çizikte,
Bir hayat, bir şarkı, hep yarıda kalmış.
Gece biterken camda şehir uyur,
Gramofon hâlâ aynı sızıyla durur.
İnsanlar gider, sandalyeler boş kalır,
Ama plak döner, yarım kalan aşk gibi.
Takılı kaldı plak, dönüyor boş yere,
Bir aşkın izleri sinmiş dumanlara.
Her nota hatırlatır, yarım kalmış hayal,
Bitmeyen bir şarkının eksik nakaratı.
IV-DUMANIN İÇİNDE KAYBOLAN KEMAN
Bir gece bara sessiz bir yabancı girdi,
Elinde kemanı, gözlerinde hüzün gizliydi
Çalmaya başladıkça sustu bütün sesler,
Duman bile notalara karışıp eridi.
Keman ağlar geceye, hüzünle, aşkla,
Her yay darbesi gizler kırık bir masalı
Duman savruldukça kaybolur hatıra,
Barın kalbinde çalar, susmaz onun kemanı
Masalar büyülendi, kadehler unutuldu,
Zaman ağırlaştı, şarkılar savruldu.
Kimse adını bilmez, yüzünü hatırlamaz,
Ama melodisinde herkes kendini buldu.
Bir an sustu, herkes nefesini tuttu,
Sanki dünya o anda yeniden kuruldu.
Son notada gözleri uzaklara daldı,
Ve dumanla birlikte kemancı kayboldu.
Gece bitti, ışıklar birer birer söndü,
Masalarda sessizlik, şarkılar gömüldü.
Ama barın duvarı hâlâ fısıldıyordu:
Bir keman, bir gece, sonsuza sürüklendi.
Keman ağlar geceye, hüzünle, aşkla,
Her yay darbesi gizler kırık bir masalı
Duman savruldukça kaybolur hatıra,
Barın kalbinde çalar, susmaz onun kemanı
V-KADEHİN SESSİZLİĞİ
Garson her gece aynı masaya getirir kadehi,
İçki hiç bitmez, adam bir yudum bile içmez.
Gözleri uzaklarda, hayalin içinde kaybolur,
Beklediği aşkın hayaline kaldırır kadehini.
Masadaki ışık sessizce titrer.
Kadehler dolu kalp ümitsiz kalır.
Saatler ilerler, yalnızlık yer adamı.
Her gece,her gece bekler kadını
Dolu kadehin sessizliği
Anlatır gecenin hikayesini.
Sonsuz bekleyişin gölgesinde
Yalnız bir kalp titrer hüzünle.
Yağmur vurur camlara, rüzgâr fısıldar adını,
Köşede tek başına, kabullenir acısını.
Her gelen gölge bir umut gibi geçer,
Önceki geceler gibi sessizce bekler.
Kadehler kırılır sessizce,
Gece düşer ağır ağır.
Yalnızlık masaya oturur,
Kalp kırılır sessizce.
Dolu kadehin sessizliği
Anlatır gecenin hikayesini.
Sonsuz bekleyişin gölgesinde
Yalnız bir kalp titrer hüzünle.
VI-AĞIR MÜŞTERİLER
Bir köşede oturur ağır müşteriler,
Kıyıya vurmuş şişeler gibi sessiz.
Kimisinin yakasında unutulmuş karanfil,
Kimisinin cebinde eski bir fotoğraf
Sevmek, en uzun yalnızlıktır,
Gecenin koynunda ağır bir sır.
Bir kadehte yanar bütün hatıralar,
Dumanda kaybolur eski yıllar.
Şehrin üstünden geçler gece ağır ağır,
Camlar buğulu, sokaklar sağır,
Her bardak bir hatırayı çoğaltır,
Rakıda yüzen yarım gülüş bırakır.
Bir aşk aniden düşer masaya,
Eksik harfleriyle, yanık kokusuyla.
Ağır müşteriler eğilirken sessiz,
Kadehlerde kalır hüzünlü bir iz.
Sevmek, en uzun yalnızlıktır,
Gecenin koynunda ağır bir sır.
Bir kadehte yanar bütün hatıralar,
Dumanda kaybolur eski yıllar.
Kapanırken meyhane, lambalar solar,
Bir mühür vurur geceye hatıralar.
Ağır müşteriler dağılır sokaklara,
Yorgun bir şairi gibi dalar akşamlara.
5.0
100% (13)