6
Yorum
48
Beğeni
5,0
Puan
939
Okunma

kuşluk vakti susuz kalmış göz pınarlarım,
kara kaplı defterlere işlenmişim...
uçuk çıkartan sabıkalı hatıralarım,
kapı aralarında tövbesiz fişlenmişim...
zincir vurulmuş ayak uçlarıma
bir türlü kanat çırpamayan
öksüz kuşlarımla
kulağıma fısıldanan ölü yarınlarımla
alel acele edilmiş
besmelesi eksik dualarımla
en yüksek uçurumlara tırmanıyorum..
" dilsiz dillerde ilmek ilmek susulmuşum
kara kışta alevlerle boğulmuşum.."
yüreğimde bin yıllık acının tarifi,
kapkara kuşaklarda mahşeri nakaratlar.
ellerimde sayısını unuttuğum yaralar,
ruhumda dipsiz bir kuyu...
kim kurtarır kelebeklerimi küflerden
kim kırar orta yerinden sancılarımı
tozlu raflardan kim indirdi acılarımı
üç beş günlük soluşlarda
yedi rengi kararttı umutsuzluğum
yıkanmış kuşaklarda göklerim
ne de üvey sözlerle sürdünüz beni,
sahipli yarınlara...
" sol yanlarında kalp taşımayanlar
yaşıyor bu odalarda,
gönlüm yine kayboldu
yalancı saklambaçlarda.."
yoruldu uzakları görmeyen gözlerim
olsun bir gün okunur sözlerim...
İsmail Yılmaz
5.0
100% (17)