ersinbaşeğmez
218 şiiri kayıtlı

Niçin uzun şiir yazılmaz/kim ister ki saçılsın içindeki cinayetlerin...

ersinbaşeğmez Kimlik Onaylı
22 beğenme · 12 yorum · 666 okunma

Niçin uzun şiir yazılmaz/kim ister ki saçılsın içindeki cinayetlerin...


beşinci vakti
gecenin
dün çoktan iğfal edilmiş
bu güne
dışarda
çöp varilinin kapağı
düşürüyor kedi
uyanıyorum
yiyecek buldu mu
acaba

tuvalete gidiyorum
yarı uykulu gözler aynada
işiyorum uzun süre
yatağıma dönüyorum
bir kadın yatıyor
tanımadıklarımdan
yüzüstü uyuyor
çarşaf belinde
pürüzsüz teni
çıplak
yüzü yan
aralık dolgun dudaklarında
dişleri parıldıyor
kısacık saçları sarı
bir güvercin tünemiş omzuna
günahlarını ayıklıyor

ay
uzanmış sırtına
bel çukurunda
yudumluyor şarabını

tanrım
neden
tüm kadınlar
bir melek
uyurken

cinayet vakti
komidi çekmecesi
safra rengi eşarp alıyorum
narin boynuna

sancılı gün bitimi
hasta galata köprüsü
peydahlanmıştı
yokluğunun dolaştığı
çilek bahçelerinde
kangren bakışlarımda
hamam böcekleri cirit atıyor
doktorun biri
midyecileri doldurdurmakta
ambulans konsoluna
şehir içi vapurları
yine de indirir
sahipsiz yolcularını
bana mısın demeden

bankacılar sokağından kıvrılıp
istiklale çıkmıştım
sol koltuk altımda
tünel
ne kadar da uzunmuş
boyu
tüylerini okşuyordum
bütün meydan savaşları
yüreğimde yanık cesetler
itfaiyenin suyu
yetmiyor
bulutların diri göğüslerini
sağıyorlar
az ileride bir kilise
değil mi ki tanrının evi
sığındım
avlu pek de kalabalık değil
birkaç ağaç
beş altı insan
avuçlarımda karınca akınları
sanki gökten biri
bileklerimi kesmekte
cam rengi
bıçakta
anaç bir kadın gözü
serin bir huzur
içeri girdim
kocaman dikdörtgen
kibrit kutusunu anımsatıyor
içinde solucanlar sakladığımız
çocukluğumuz yağmurları
bildiğiniz şeyler
kartpostallar
meryem isa figürleri
tavan ve duvarlarda
bir de bağış kutusu
sıralarda ioturanlar her yaştan
sanırım sevap bekliyorlar
kimse görmedi
tanrıdan başka
varsa
hem de işaret parmağımı
soktuğumu şarap kâsesine

içimde kılıçlar çekilmişti
süvariler akıncılar
ara sokakların birinde
hamama girdim
güya ruhumu yıkayacaktım
bir otobüs sokuldu yan sokağıma
boş koltuklarında sincaplar
fındık kırıp bana uzatıyorlar
tam dişlerken
sen oluyorlardı
şizofren bir katil
gözlerini dikmiş bana
acılardan yapılma tüfeğine
iki mermi sürmekte
ucunda mayınlar

ne çok isterdim
nazım gibi
yazmak şiirleri
hatta bir keresinde
haydarpaşa gara gitmiştim
mavi trenden bilet almış
ve beklemeye başlamıştım
kalkış saatini
yirmilik ısmarlamıştım
rakıyı
kavun iki
karpuz bir dilim
cebimde kese kâğıdına koyduğum
beyaz leblebi
gar basamaklarına vuran güneşi seyredecek
jandarmaların arasında gelen
mahkumun öyküsünü yazacaktım
nerde
ne jandarma vardı
ne de tutuklular
kelepçeli
gar basamaklarında sadece kadınlar vardı
bacaklarını güneşin hoyratça çimdiklediği
utanmıştım
güneşin yaptıklarından
arsızca
ve
ben kalemimi
sürüp raylar üzerinde
geyve boğazını geçemiyor
varamıyordum
ana
yurduma
beceriksiz yanım
örümcek ağlarında
çığlık çığlığa
kaçıyordu
rüzgâr savruk düşleri
yerin kırk kat altına
gömüyor
yine de
elma dersem çık diyen
bir ses
şeytanın şapkasında
meydanlarda dilenci

taksime çıktım
sanırım güneş gitmiş
ay makyajını tazelemekte
işsiz birkaç yıldız
göğün kuytuluklarında
bağdaş kurmuş
birden ona kadar saymakta
en iyi bildiğim işi yaptım
içtim
ta
takım elbiseli
bir adam
yirmi iki haberlerini okuyana dek

bilirsiniz
radyo evi
taksimden şişliye doğru
biraz ileride harbiye
geçmiştim oraları
dudaklarım
bir şarkı bakınıyordu
ayaz nedense
en çok
burnumun ucunu sevmiş
tam da sokağın
caddeye bağlandığı yerde
sarışını gördüm
müşteri bekliyordu
ben de orospu
gel dedim
kaybedenler kulübünden
kaybettirenler kulübüne

rakı içerim dedi
oturduğumuz lokantada
garsonları tanıyor
halinden belli
tamam dedim
içtik
deniz mavisi gözleri
yeşil bakıyordu
derken edremit körfezi
hep şaşmışımdır

mutlu bir kadın nasıl da sığdırır
göğün tüm yıldızlarını gözbebeklerine

de baka kalmıştım
belki de mutlu değildi
ben sen sanmıştım
yemesini biliyordu
yemeği
kadın en çok yemekte belli olur
diye okumuştum bir kitapta
adını hatırlamadığım

uzun ince parmakları
çatal bıçak
kadeh
kuzu şiş
yeşillik
beyaz peynir
ekmek
su
hatta
sigara bile
ritüel yapıyordu
ağzında
sözcükler
kusur işlemişler gibi
ürkekçe
yuvarlanıyorlardı dudaklarının kenarından
her şeye rağmen
yine de cüretkâr
cinsel dürtüler
zarif kollarından zıplayıp
yanaklarının kırmızılığına soyunmakta

çıktık
taksideyiz
şoföre
dolapdereden çıkalım dedim
kurtuluşa
v’nin bir ucundan indik
dolapdere
ve de çıktık diğer ucuna
kurtuluş
şoför otuzlu yaşlarda
küt parmaklı sol eli hep direksiyon
gözleri yanımdakinin yüzünde
sanki
“mustafa hakkında her şey“
filmindeki nejat işler
canlandırmak istiyor
çek bir köşeye deyip
sonrasında yüzüne işeyecektim
“mustafa” adına
vazgeçtim
içimden
ben senin ananı s.keyim dedim
para üstünü bırakarak

kurtuluşun dar sokakları
topraktan fırlayan apartmanları
insanı ürkütürdü geceleri
sanki her an keskin sustalı
canınızı isteyecek sanırdınız
eğer
halen yaşamaya dair
hayalleriniz mevcutsa
geleceğe kalkan otobüste
ben severdim
damar gibi atan insan yüzlerini
kurtuluş tenha gecenin bu vakti
açık hava iyi gelmişti
nedense
ellerimden tuttu kadın
sokuldu
içime sığınmaya
çalıştıkça
lambanın biri yanık kalıyordu
sandıkta sakladığım canavarda
şarküteriden birkaç şarap aldım
gözüm dönüyordu
çıktık sessizce
beşinci kattaki daireme
ışığı açtım
göz kapağımda perdeler
kahverengi akıyor

kadın
çantasını attı
koltuğa
sigara yaktı
yıldızlar nasıl da işini biliyordu
tası tarağı toplamış
gitmişlerdi gözbebeklerinden

kapı çaldı
kadın duyamazdı
şeytan sinsi dualarını
kapı aralığından bıraktı
ben de sigara yaktım
kül tabağında geçmiş
şezlongda yatıyordu
yakışıklı bir delikanlının gölgesi
ayakucunda
şöyle kafasını kaldırıp
baktı
uçsuz suların
gökle buluştuğu noktaya
iki çay götürün dedi
yanından az önce geçen garsona
göğün çayı koyu olsun
denizin de dört şekerli
tekrar uzandı
yanda pinekleyen çantasından
bir kitap çıkardı
havlusunu üçe katladı
saydım
tam üçe
burasıydı şiirin can alıcı noktası
saçlarını önce
sonra başını koydu
rast gele bir sayfa açtı
kendi de bilmiyor
nerde kaldığını
eminim ne okuduğunu
da
yanındaki delikanlı
bir adım daha attı
gölgesi
geçmişin
kasıklarına ulaştı
bir adım daha
alt dudağının tam da
içine güneş oturdu

iki bira açtım
bıçakla
açacak
en gereksiz şey
odada
kadın rahattı
mesleğinde çok yol aldığını
söyledi
bacağını bacağının üzerine bırakırken
süt beyazı
en çok baldırlarını
sevdi bakışlarım
bir de diz kapaklarını
ki derler halbuki
diz kapağı güzel görünmez kadında

geriye doğru kaykıldı
sağ eliyle
kavradı
bira şişesini
sohbet ettik
ben anlatmadıkça
o bahsetti kendinden
işte herkesin bir geçmişi
geçmişinde gizlediği
bazen de gizlendiği
karanlığı
aralamayı
en çok
fahişeler seviyor sanırım

bu arada ücretini ödedim
saydı tek tek
ve koydu çantasının gözüne
çok merak ederim
bir kadın çantası içini
istesem
baksam ayıp olur mu şimdi
ip ucu aradım yüzünde
bulamayınca
bir yumrukla yolladım
gerilerime

kimisi sevmez
ama ben çok severdim
elimde jilet
kesmeyi keşkeleri
oturur saatlerce doğrardım
sonrasında yakardım ocağı
kısık ateş
tahta kaşıkla çevirir dururdum
onlar
inadına halay çeker
zeybek oynarlar
kızınca
ateşi harlardım
kurbağalar dolar kazanıma
bacaklarını ayırırdım birer birer
ay
göğün ta içinden
saati gösterdiğinde
gelirdim kendime
de
yine de öfkem durulmazdı
perdeleri kapatıp
tanrıyı kandırır
ocağın altına kömür sürerdim
akıl işte
kim bilir
şizofren saatlerde
işlediğim cinayetleri
yine de kıyamazdım
gecenin dördüncü zamanında
sokağı sadece siren sesinin işgal ettiği saatte
kurbağaları alır
buzluğa koyardım
ölü gözlerinde
ben’ler

sobe

kadın neden sonra kalktı
üzerini değiştirmeye
giyinecek
soyunacak
sonuçta işini yapacaktı
yan odaya yolladım

duvarlar üzerime geliyordu
koşa koşa
sıçradım aniden
boğazda bir gemi
dürttü bacağımı
eğildim
avuçlarıma aldım
uykusu gelmiş
inanmazsınız kıvrıldı
yattı tam da
parmağımın ucuna
güvertesinde çingene kız
elli kuruşa karanfil satmakta
sümüklü yanağında
beyoğlu busesi
sana kavuşacağımı
söylemişti falında
sevinçten ne yapacağımı bilememiştim
zaten
başka kimse de yok
kocaman gemide
ayağımı dayadım
duvarın tam dibine
durdu bekledi bir an
aklıma sehpada duran kalem geldi
duvarın tam da boynuna sapladım
her yer kan
her yer kırmızı
şansıma kadın halen dönmemişti

bir şarkı açsana
dedi
odanın lambasına uzandı parmağı
sadece
holden gelen aydınlık kaldı
bir de perdeden
ne kadar girebildiyse
ay
yesterday’i geçen cinayette
harcamıştım
hatırladım
today çalsam
o da gazete adı
kafam karıştı yine
türkçe olsun
severim nilüferi
esmer günler
olabilir dedi

kadın büyüleyiciydi karşımda
kim oluyor
şeytan
şimşekler
fırtına da neymiş
pamuk tarlaları
ipek yataklar
cennet
önce kokusu
sonra kendisi geldi yanıma
baktım
yerdeki kanlar gitmiş
sahneyi kaçırmamak
adına
duvar bile
kavgaya ara vermiş
sokakta
zaman durmuş
dudaklarıma tırmandığında
çığlığın tamtamları
yerini alıyordu
kaldırdı
film ağır dönüyordu
yatak odasına gittik
haz treni
rayları ezmeye başlamıştı

eşarbın düğümlerini açıyorum
farkında değilim
kadın gözlerini açmış
bakıyor
sanırım
gerçekten bakıyor
ne güzel eşarp bu diyor
anlamıyorum dediğini
kafamı sallıyorum
sağa sola
eğilip yüzüne bakıyorum
göz kapaklarına
kirpiklerine
kapalı uyuyor
duvara küfrediyorum
izlediği için bizi
kalemi alıyorum
ucu kırmızı
kokluyorum
kan kokusu

çok hızlı kullanıyorum
esmer günler çalıyor
radyoda şansıma
yol bomboş
gaza daha da yükleniyorum
kusacağım

aniden frene basıyorum
dar yol
fundalık
gün doğumu yakın
bahçemizdeyim

sana
bir sözcük daha
getiriyor
şiirimize
bir cinayet
daha ekliyorum

niçin uzun şiir yazıyorsun diyorsun
kim ister ki içindeki cinayetler saçılsın ortalığa

ersin başeğmez
06 mart 2014 09:36 _izmir
çaysız_şekersiz ve bademsiz


(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Niçin uzun şiir yazılmaz/kim ister ki saçılsın içindeki cinayetlerin... şiirine yorum yap
Okuduğunuz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?

Niçin uzun şiir yazılmaz/kim ister ki saçılsın içindeki cinayetlerin... şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
21 Haziran 2020 Pazar 03:18:32
Uzun,upuzun hayatlarımızın yavaş çekiminde gördüklerimiz ya da kısa film tadında,tadına doyulmaz bir yaşam manzarası,karşı konulamadan sevilen,frene basmadan gidilen,okurken rollerin değiştiği,büyülü lunapark ve aynalar,balerinler,insanlar,nisa suresi yeri geldiğince ya da sürpriz sonlar bekleyişi...
Merakla okuduğum şahane bir öyküydü şiir tadında kalemden dökülenler ve insan manzaraları...Gözümde her bir sahne ayrı ayrı canlandı." Görsel şiir" varsa eğer ,yani böyle bir tanımlama,tam da böylesi bir ritüele tanıklık ettim... Her adımın,her dakikanın tadını çıkararak,heyecanla okudum ve sordum şiirin sonunda,ya o cinayet silahı Deniz/ce'nin dediği gibi yani,kendine doğrultulmuş bir silah olmasın,yaşamak pahasına,bedelini kat be kat ödeyerek.... Sözün sonuna gelirsek,demek ki uzun şiir yazılırmış,hem de en güzelinden.... Tebriklerim çokça... Sevgiyle ve şiirle her daim... Saygılarımla....
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiersinbaşeğmez , şiirin sahibi
21 Haziran 2020 Pazar 11:03:03
İnanın nasıl teşekkür edeceğimi bilemedim.

Sözleriniz şiirin uzun yolculuğuna eşlik etmiş ve yorumunuz şiir kadar güzel ve şiire ayrı bir tar katmış...

Tekrar çok teşekkür ederim 🙏🙏🙏

Selam ve saygılarımla şair 🐬🐬🐬🐬
20 Haziran 2020 Cumartesi 14:58:24
hiç saçılmamış dost inan neredeyse bir asır geçti harikaydı yine gönül seyahatnamesi bravo kutlar esenlikler dilerim...
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiersinbaşeğmez , şiirin sahibi
20 Haziran 2020 Cumartesi 17:10:23
Çok teşekkür ederim

haklısınız bir asırı devirdik devrildikçe

Selam ve saygılarımla dost kalem
19 Haziran 2020 Cuma 22:40:54
Hoş bir öykü...
Uzun olsa da
Bir solukta okunabilecek akıcılıkta...
Kutluyorum değerli şair...
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiersinbaşeğmez , şiirin sahibi
19 Haziran 2020 Cuma 22:51:24
Çok teşekkür ederim

sanırım biraz uzun...:)))

beğeninize sevindim...

Selam ve saygılarımla şair

19 Haziran 2020 Cuma 14:15:19
dostum bu şiir değil bir destan
tekrar okumalıyım
nice saygım ve sevgimle
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiersinbaşeğmez , şiirin sahibi
19 Haziran 2020 Cuma 16:18:45
Teşekkür ederim

selam ve saygılarımla dostum

valla ben ikinci defa okuyamadım. İnşallah başarırsan haber sal:))))))))))
, etkili yorum yaptı.
19 Haziran 2020 Cuma 13:26:59
Vay be,

Şiirden cinayet silahı da hiç görmemiştim

:))

Sevgilerimle...
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiersinbaşeğmez , şiirin sahibi
19 Haziran 2020 Cuma 16:59:05
ben de

siz söyleyince fark ettim🙃🙃🐬

bazen ne yazdığını unutuyor insan. Geçen aynı şeyi Serap Hocam’da da yaşadım. Bir şey yazmış. Yarım saat aradım hem yazıda hem de yorumlarda...

Buldum sonunda ama epey de uğraştım.:)))

sevgiyle

19 Haziran 2020 Cuma 11:32:11
Radyodaki esmer günler... şiir ve esmer günler.
Çok güzeldi.
Bu yoruma 7 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiersinbaşeğmez , şiirin sahibi
19 Haziran 2020 Cuma 12:23:58
🐬🐬🐬:))))
İsabella
19 Haziran 2020 Cuma 12:14:49
Evet patika bir şiir bu, inerken koştur koştur püfür püfür rüZgar estiren, çıkarken de yavas yavas uzun uzun hayal ettiren.. ama bir türlü in çık in çık bitmek bilmeyen ):)))
Şiirin sahibiersinbaşeğmez , şiirin sahibi
19 Haziran 2020 Cuma 12:07:58
🙏🙏🙏

Şiirin hikayesi: ilk defa yazıyorum. Uzun bir şiir yazmıştım. Bir arkadaş çok uzun yazmışsın, demişti. Ben de, bana kısa geldi, dedim. Sonra o gün bu uzun şiiri yazdım. Yazması sıkıntı yaratmadı ama düzeltmeler çok zaman aldı. İn çık in çık.

Arkadaş, okurken bitiremeden pes; dedi.



Düzenleme:19.6.2020 11:44:27
İsabella
19 Haziran 2020 Cuma 12:01:50
O değilde yorumu okumak için bile baya yol alıyor parmaklarim, şiir çok uzunmus cidden, okurken anlamamistim😁
Şiirin sahibiersinbaşeğmez , şiirin sahibi
19 Haziran 2020 Cuma 11:56:36
Çok sevindim. 🙏🙏🙏
İsabella
19 Haziran 2020 Cuma 11:54:18
Çok sevdim ben bu tabiri :)
Şiirin sahibiersinbaşeğmez , şiirin sahibi
19 Haziran 2020 Cuma 11:50:18
Çok teşekkür ederim

Bazı şarkılar hatırlandıkça anıları da unutulmaz...

saygılarımla küçük harfli şair🙏🙏🙏
, etkili yorum yaptı.
19 Haziran 2020 Cuma 09:13:49
29 harf alfabeninde bazen çaresiz kaldığı yerler vardir
Bazen tam yazmaya başlarsın
Sözcükler atar kendini ateşe yanik kokusu ten kokusuna karışır dumanı basını dönderir yazmakla yazmamak arasındaki o kıldan ince köprüde takılır kalir yüreğin ve sen yazarin gelmisine geçmişine söve söve hayatin dudaklarin aralanır üç nefes bir hayat bir nefes sonra şiirler dökülür önüne sancılı doğum anları ve geceyi yırtar çığlıklar rahmin yirtilis seranatlari nasıl yazmasın ki şair alır eline ve başlar sevişmeye parmaklarının arasına dolar umut yaz şair sen hep yaz canına oku 29 harfin oku ki gelip şiirlerine coreklenmeyen harfler utansın uzun uzun yaz yürekte yeri var ise kelimelerin


Mükemmeldin
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiersinbaşeğmez , şiirin sahibi
19 Haziran 2020 Cuma 10:51:23
Sözlerinizi maviyle süslemekten başka ne eklenir bilemedim valla...🙏🙏🙏🙏

Çok teşekkür ederim şiirin dehlizlerinde dolaşan yüreğinize ve güzel yorumunuza

Saygılarımla şair 🐬🐬🐬

18 Haziran 2020 Perşembe 23:33:06
“ şiir, sır tutmayan arkadaştır”
Şiir ne kadar uzunsa
O kadar sır dökülür.
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiersinbaşeğmez , şiirin sahibi
19 Haziran 2020 Cuma 00:57:12
haklısınız şairim

şiir; saklandığımızı sanıp yakalandığımızdır...

Selam ve saygılarımla şair
18 Haziran 2020 Perşembe 22:46:37
Tanrım hiç frene basmamışsın, şiirde yok yok😄
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiersinbaşeğmez , şiirin sahibi
18 Haziran 2020 Perşembe 23:08:40
söylediklerinizi düşününce “haklı” dedim kendime...

teşekkür ederim

saygılarımla
, etkili yorum yaptı.
18 Haziran 2020 Perşembe 21:43:32
benim hastalığım da yorum da usta,
kim, ne yazmış derken kopuyor ister istemez içim de fırtına:)))
neyseeee...

şiir.
18 yaş günlerinden 50'lerime gibiydi,
ne çok dürüstlük, ne çok duygu arayışlarım insani ilişkilerde
ve sanıyor musun sen Nazım olmanın zorluğunu hissetmediğini, adam gibi şair olayım diyenlerin:)

fakirdik de, neyine yetmezdi yüreğimizden başka vereceğimiz 50 kuruşluk karanfil alabildiğimiz sevdaların sonuçta.

umutsa umut
hüzünse hüzün.
konu bizse dedim sonra içimden, ki kaçıncı ölüm sonrası,
cinayetler de güneş görmemişliğinden umutlarımızın muhtemel.

eyvallah.

Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiersinbaşeğmez , şiirin sahibi
18 Haziran 2020 Perşembe 23:07:24
Umutsa umut

güzel olan her yol yanı başımızda

Güzel yorum İÇİN çok teşekkür ederim dostum...

saygılar
18 Haziran 2020 Perşembe 19:29:35
Tebrik ederim kıymetli üstadim kaleminiz yüreğiniz susmasın 👏 👏 mesaj atacaktim kapaliydi gönül dostu
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiersinbaşeğmez , şiirin sahibi
18 Haziran 2020 Perşembe 23:06:03
Teşekkür ederim

değerliydi yorumunuz

selam ve saygılarımla şair

Not: Ben on sene kadar önce mesaj kutumu kapattım. Bir daha da açmadım. Sizin için özel değilse buraya ya da istediğiniz(önceden yaptığınız yorumun) yorumun altına yazabilirsiniz. Benim için sıkıntı DEĞİL.

Saygılarımla değerli ozanım
18 Haziran 2020 Perşembe 18:40:06
Çok güzeldi, sevda ve ibret vardı,akıcı ve anlamlıydı,kutluyorum Üstadım,Dua ve selamlarımla.
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiersinbaşeğmez , şiirin sahibi
18 Haziran 2020 Perşembe 22:39:08
Teşekkür ederim

yorumunuz ayrı bir yat kattı şiire...

Saygılarımla
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.