Halisyildiz
196 şiiri kayıtlı

LÜTFEN OKUYUN

Halisyildiz
  0,0 / 0 kişi ·3 beğenme · 0 yorum · 87 okunma

LÜTFEN OKUYUN


Gül rengi bir şarabın sarhoşluğundayım.
Yudum yudum aktıkça boğazımdan şehvetin tadı,
Yakar güneş, dağılır gökyüzünün kül rengi demiş, hayattan zevk alan bir şair.
Peki ya bizim şairler, onlar ne yapıyorlar?
Bizimkileri Allah kurtarsın. Gam, acı ve keder yakalarından düşmüyor ki, kalemlerini aşktan yana atıp onun sarhoşluğunda kaybolsunlar.
Kaybolsunlar da, insanlara aşkın önemini aktarabilsinler…
Sevgili dostlar, şiire merakım ilkokuldan beri hep vardı.
Severdim şiir okumayı…
Bazen okumakla kalmaz bende yazardım.
Yazardım ama o zamanlar yazdıklarımı saklamayı akıl etmezdim.
Yazar yazar buruşturur atardım kağıtları.
Şimdi aklıma geldi.
Keşke öyle yapmasaymışım da saklasaymışım o günkü hayallerimi.
Bugün ortaya çıkarır hep birlikte okuyarak değerlendirirdik.
Biliyorum, bir şiirlik hikâyesi vardır, bazı insanların.
Ama onların hikâyesini gözlerinizi kapatıp nefesinizi tutarak dinlersiniz.
Öreneğin; Macir Rasim amca konuşurken arada bir ‘’Altın leğenin kan kusana faydası yoktur’’ derdi. Buda, beni bazı düşüncelere sevk ederdi.
Bir başka abi de ; Hayat, 50’li yaşlarda güzeldir. Hem gençsin hem de yol almışsındır. Taşlar oturmuştur yani. Oynayan taşlar da oynayacaksa oynar.
Akıllı olan oynak taşları sektirir gider, işine bakar derdi.
Sevgili canlar; Şiir yazarken süslü cümleler kurmaya gerek yoktur.
İçinizden geldiği gibi yazarsanız daha anlamlı olur diye düşünüyorum.
Çünkü sözler hafif kalıyor, yürekten seven şairler için…
Hele de yazdığı şiiri pembe renkli zarflara koymaya çalışanlar için dediklerim daha önemlidir.
Burada, kural hatası yapan şair kendi ölüm fermanını imzalamış olur)anlatmaya çalıştığım ama açık açık yazamadığım şeyleri.
Arif olanlar anlarlar neden bahsettiğimi. Diğerleri bilmese de olur.
Yazda bilsinler…
Kalbin içindeki ruhu görmeyip, tek derdi eteği sıyırıp içindeki teni görmek olan öküzlere neyi nasıl yazayım dostlar?
Kızmayın bana. Onlar içlerindeki gücün farkında olmayan insanlardır.
Aşk diyince, aşktan bahsedince akıllarına hemen seks geliyor.
Bakın şair onlar için ne demiş.
Seks, herkesin yapabileceği çıraklık işidir. Ama sevişmek ustalık ister.
Burada, şairin ne demek istediğine biraz kafa yorsalar çok şeyi düzeltebilirler.
Kendilerini düzeltince de etraflarına faydaları olur.
Etraf düzelin de toplum düzelir.
Sevgili canlar; konuyu dağıttığımın farkındayım.
Ama kıvırarak yazmak zorundayım.
Yoksa okuyunca farklı yorumlamak zorunda kalırsınız.
Dün akşam, bir dost sohbetinde anlatmak istediklerimi dostlarıma gayet açık bir şekilde anlattım. Ama buradan sizlere aynı şeyleri anlatamıyorum.
Bu yüzden kusura bakmayın.
Şunu anlatmaya çalışıyorum.
Elin, aştan nasibini almış insanları, sevgilileri için ‘’Sen, güneşle ayın birlikte olduğu zamanda mı doğdun ben kadın, onun için mi bu kadar güzelsin?’’ Diye başlıklar atarken, bizim şairlere bakın, ölüm başta olmak üzere kendini asmaktan, karşındaki öldürmekten ve yok etmekten bahseder dururlar.

Buda beni gerçekten derinden yaralamakta.
İstiyorum ki; Bizim şairlerde hayattan zevk alsınlar. Ve istiyorum ki çocuklarımız aşkın tadına varsınlar.
Budur derdim.
80 yaşındaki Avrupalı aşk içinde mutlu ve huzurlu bir yaşam sürerken, biz Türkler 20 yaşındaki gençlerimizi dertten öldürüp toprağa gömüyoruz.
Lütfen, biraz durunda düşünün. Bizim onlardan neyimiz eksik?
Onlar yaşarken bu dünyada cenneti, bizim hayatımız neden hep cehennemdir.
Neden dostlar, neden?
Nedeni bellidir.
Bu ülkenin iki ana problemi vardır.
Birincisi doğru şekilde öğretilmeyen ‘’DİNSELLİK’’ ikincisi de doğru öğretilmeyen’’ CİNSELLİKTİR.’’
Eğer, bizler toplum olarak bunları saklamaya devam edersek bizden sonra gelecek olan nesillerde bizim gibi olacaklardır.
Bildiğinden değil, kulaktan dolma sözlere itibar ederek hayatlarını bizler gibi zindan edeceklerdir.
Hayatımızı iyi yada kötü yaşayabiliriz. Bu önemli değildir. Varsın benim hayatım hep zindan olsun. Umarım seninki mükemmel olur. Umarım seni şaşırtacak şeyler yaşarsın ve umarım daha önce hiç hissetmediğin duyguları yaşarsın diyebilmeliyiz başkalarına.
Demeliyiz bunu dostlar.
Sizlerde kırın kabuklarınızı gençler. Günahınız benim boynuma. Aşık olun. Sevin sayın birbirinizi. Şiirler yazın ve hayattan zevk almaya bakın. Bunları derken de edeple, hayayla, sevgiyle ve namuslu bir şekilde yaşayın diyorum. Gidin ibnetorluk yapın demiyorum haaaaaaa…
İyice dağıldı sabah sabah konu.
Ne olur beni af edin.
Saçmaladım biraz.
Ama sizlere örnek olsun diye birşeyi daha demek zorundayım.
Şarap içenlerin hayatına bakın birde Rakı içenlerin.
Birisi hayattan zevk aldığı için içerken gül rengi şarabı, diğerinin hayatı zindan olmuştur da o yüzden içiyordur. Hikâyesi yarım kalan çocuklardır onlar. Ne olur onları hor görmeyin. Elinizden geliyorsa bir merhaba deyip bir kapı açın. Sevin ve sayın onları. Böyle yaparak kırılan dallarınının yeninden sürgü vermesine sebep olabilirsiniz.
Peki kızlarımız için birşey demeyecek misin?
Zaten iyice dağıldı konu. Bari onlar içinde iki kelam edeyim de belki bir faydam dokunur.
Bana göre, bir insan kendi eşi yerine başka birini seviyor yada eşini aldatma yönüne gidiyorsa bunun en büyük suçlusu kadınlarımız, kızlarımızdır.
Nasıl?
Erkekler şunu çok isterler sevgili bayanlar.
Akşam evine geldiğinde, kendisine kapı açan ve karşılayan bir gülün olması onlar için bir ömre bedeldir.
Aynı şekilde sabah işlerine uğurlanırkende aynı muameleyi görmek isterler.
Ama ne hikmetse, aslında hikmeti yukarıda bahsettiğim Aşktır! O olmadığı için ve kendi akıllarını kullanamadıkları için, birde aile baskısı ile karşılaştıkları için anlatmaya çalıştığım şeyleri yapamıyorlar.
Yapamayınca da erkek farklı hülyalara dalmak zorunda kalıyor.
Buda aileyi darmadağın etmekten başka bir işe yaramıyor.
Sabırla okuyun, son birkaç cümlem kaldı.
Oda şudur. Özellikle bizim Elazığlı kızlarımız kocaya bakmaz, ona arzuladığı ve istediği hayatı yaşatmaz, ele kaptırınca da aynen şöyle der.
‘’OY SENİN BOYNUN KOPA HERİF. BENİ BIRAKIP BİR ŞIPRINITININ PEŞİNDEN NASIL GİTTİN?’’
İşte tam o esnada birinin devreye girip, senin boynun kopa ki o adamı o hallere düşürdün demesi lazımdır.
Demesek olmaz mı?
Bazı şeyleri saklaya saklaya ve söylemekten korka korka geldik bu hallere.
Artık kokmayalım. Ve gerçekleri anlatalım diyoruz. Mutlu yuvalar için bu şarttır diyor, hepinize saygılar sevgiler sunuyorum.
Unutmayın: Mutluluğun zirvesinde olanlar başarılı olurlar. Hayatı zindan olanlar değil.
Hayallerinizin gerçek olması içinde aşk şarttır!!!
22-09-2019

Şiiri Değerlendirin
 
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
LÜTFEN OKUYUN şiirine yorum yap
Okuduğunuz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?

LÜTFEN OKUYUN şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.