Düşmanlarınızı daima bağışlayın, hiçbir şey onların bu derece canını sıkmaz. Oscar Wilde [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM
Şiir Puan
1 2 3 4 5
 

10 10 1
Toplam: 5.0 puan
1 kişi puan vermiş.


Şiir Bilgi
13.6.2019 tarihinde eklendi.
156 çoğul gösterim
126 tekil gösterim
3 yorum
5 kişi beğendi.
Portfolyo: Genel
Şiiri Beğenenler
En son eklediği şiirler

KALDIRIMLAR (Şiir Tahlili)


Necip Fazıl’ı tanımasaydım şair olmazdım.Ben diyorum ki; dünyanın gelmiş geçmiş en güçlü şairi.Böyle biri bir daha ya gelir ya gelmez.Sultanı şuara (Şairler Sultanı) ünvanını boşuna almadı.Benim düşünüp de yazmak istediğim şeyleri benden önce o yazmış bana bir şey bırakmamış diyorum. Konferanslarını
hiç kaçırmadım,en çok sevdiğim şair.Çile kitabı tamamı ezberimde.Üstadı şöhrete ulaştıran şiirleri: ’’Kaldırımlar,Sakarya Türküsü,Zindandan Mehmede Mektup,Canım İstanbul.Öldüğünde,ölüm haberlerini gazetelerde okudum okudum tam bir hafta ağladım.

Kaldırımlar: (1)
Kaldırımlar şiiri,Üstad Necip Fazıl’ın ferdi ıstırabını dile getiriyor.Bu ıstırap daha çok meta fizik mahiyet
taşır.Fakat onu esas tahrik eden konu,dıştan ziyade,kendi iç alemindeki çıkmazlarıdır. Üstad,bir mizacın şairi dir. Bu mizaç,kaldırımlar şiirinde sanatkarane ifadesini bulmuştur.Kaldırımlar şiirinin dekoru,neresi olduğu belirtilmiyor.O gizli şehirse İstanbul sokaklarıdır

“Sokaktayım,kimsesiz bir sokak ortasında,
Yürüyorum,arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.”

Bu mısralarda,şairi kaldırımlarda ilerlerken görüyoruz.Üstadın dünyası,elbette ki; dar karanlık sokaklardan
ve kaldırımlardan ibaret değildir.Bu mısralarda,değişmeyen üç dekor vardır.Yalnızlık,korku,ölüm duyguları!
kaldırımlar şiirinde,baştan sona kadar bu üç duygu hakimdir.

“Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda,yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim,biri de serseri kaldırımlar.”

Burada ise,atmosferi daha da karanlıklaştıran fırtına yüklü bir tasvir göze çarpar.Vakit gece yarısıdır. Üstad,bu mısralarda kendi hayatı ile kaldırımlar arasında san ki sıkı bir münasebet kuruyor.Adata ka-
ranlıklarla birleşmiş gibidir.Sanki,tüm kötülükleri meydana çıkaran o aydınlığı sevmiyor gibidir.

“İçimde damla,damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum,her sokak başını kesmiş devler.
Üstüme camlarını,hep simsiyah,dikiyor,
Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.”

Üçüncü parçada şair,dış alemin kendisine uyandırdığı korkulu bir ruh halini tasvir ediyor.Bu mısralarda,karanlık sokaklar,yalnızlık ve korku hakimdir.

“Kaldırımlar,çilekeş yalnızlığın annesi;
Kaldırımlar,içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar,duyulur,ses kesilince sesi;
Kaldırımlar,içimde kıvrılan bir lisandır.”

Dördüncü parçada şair,kaldırımların çilekeş insanlar için neler ifade ettiğini anlatmaktadır. Üstad,bu mısralarda“kaldırımları”çilekeş yalnızların annesi olarak nitelemektedir. Kaldırımları,içinde ve dilinde yaşayan bir bir lisan gibi görmektedir.

“Bana düşmez can vermek,yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman,sabah olmasın,bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!”

Şair,sokakta yürüyüşünü anlatıyor.Karanlıklarla ve kaldırımlarla öylesine özdeşleşmiş ki,yumuşak kucakta,can vermeyi istememekte,kendini kaldırımların emzirdiği çocuk olarak görmektedir. ”Sabah olmasın bu karanlık sokakta ve bitmesin yolculuğum” derken çok şeyler anlatıyor.

“ Ben gideyim,yol gitsin,ben gideyim yol gitsin;
İki yanımdan aksın,bir sel gibi fenerler.
Tak,tak,ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer takı,gölgeden taş kemerler.”

Şair,burada yolların sonsuzluğunu anlatmaktadır. Üstad,büyük şehrin ortasında,ferdi olarak yaşadığı yalnızlığı,o kadar kesif ve kuvvetli anlatıyor ki, Türk Edebiyatında hiç bir şaire nasip olmayacak bir
durum bu!

“Ne sabahı göreyim,ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın,verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi,sımsıkı bürüneyim;
Örtün,üstüme örtün,serin karanlıkları.”

Şair,sabahı görmek ve gündüzleri görünmek istemiyor.”Gündüzler siz kalsın,verin karanlıkları/Islak bir yorgan gibi bürüneyim/Örtün,karanlıkları”derken,burada o çarpıcı bir durum ortaya çıkmaktadır.Islak yorgan,insan vücuduna öylesine sımsıkı yapışır ki; on dan dan kurtulmak çok zordur. Üstad, gündüzler-
den kurtulup, hep karanlıkların esrarında kaybolmak istiyor.

“Uzanıverse gövdem,taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar anlımdan bu ateşi.
Dalıp,sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse,kaldırımların kara sevdalı eşi!..”

Şair,yine burada ölümü ve sonsuzluğu anlatmaktadır.Kendini kaldırımların kara sevdalı eş olarak gören üstad, karanlığın sessizliğinde ölümü arzuluyor ve ölümü munis gösteriyor.

Kaldırımlar 2:
“Başını bir gayeye satmış kahraman gibi,
Etinle,kemiğinle,sokakların malısın!
Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,
Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!”

Şairler sultanı,bu mısralarda kendini bir kahraman gibi görüyor ve kendine “etinle,kemiğinle sokakların malısın”derken, ”Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın”diye,telkinde bulunuyor.

“Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,
Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.
Senin gölgeni içmiş,onun gözbebekleri;
Onun taşı erimiş,senin kafa tasında.”

Bu mısralarda anlatılan, gayrı muayyen bir büyük şehirde,tek başına kendi trajedisini yaşayan bir insanın ruh hali bahis konusudur.Bu tasvir Necip Fazıl’a has bir tasvir.

“İkinizin de ne eş,ne arkadaşınız var;
Sükut gibi münzevi,çığlık gibi hürsünüz.
Dünyada taşınacak bir kuru başınız var;
Onu da,hangi diyara olsa götürürsünüz.”

Bu mısralarda,”Sultanı Şu ara”nın sadece iç aleme bakışı değil,dış aleme bakışı vardır.Üstadın kendi kendini telakki ediş tarzı da trajiktir.içinde azap verici bir takım karışık duygular üstadı, gece,gündüz rahatsız eder. Üstad,bu mısralarda kendisini öylesine yalnız hissediyor ki, ”İkiniz de ne eş,ne arkadaşınız var/çığlık gibi hürsünüz,dünyada taşınacak kuru bir başınız var/onu hangi diyara olsa götürürsünüz” diyor.

“Yağız atlı süvari,koştur atını,koştur!
Sonunda kabre çıkar,bu yolun kıvrımları.
Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur,
Ne senin anladığın kadar,kaldırımları...”

Bu mısralarda,gecenin sinsi duygularla birleşmesi dikkate şayandır.’”Yağız atlı süvari,koştur atını,koştur!/
sonunda kabre çıkar,bu yolun kıvrımları”derken,üstad,mutlak ölümü işaret etmektedir.

Kaldırımlar 3:
“Bir esmer kadındır ki,kaldırımlarda gece,
Vecd içinde başı dik,hayalini sürükler.
Simsiyah gözlerine,bir an,gözüm değince,
Yolumu bekleyen genç,hadi düş peşime der.”

Üstada göre,dış alem karşısında alınan menfi tavır,çevre ile uyuşamamış, insanlar da gayri şuur olarak bir arzu uyandırır. Necip Fazıl’ın,geceyi bir kadına benzetmesi ve kaldırımlarda ölmeyi istemesi,böyle bir arzunun neticesi olabilir.

“Ondan bir temas gibi rüzgar beni bürür de,
Tutmak,tutmak isterim,onu göğsüme alıp.
Bir türlü yetişemem,fecre kadar yürür de,
Heyhat,o bir ince ruh,bense etten bir kalıp.”

Trajik duygular dış aleme aksettirilince,onu bir cehennem haline koyarlar.Bu suretle insan,dünyayı bir düşman olarak görmeye başlar ve onu yok etme ihtirası ile yanar.

“Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım;
Onu bir başkasına ram oluyor sanırım,
Görsem pencerede soyunan bir karaltı,
Bana rahat bir döşek serince yerin altı.”

Şair,kimsesiz sokaklarda yürürken,yolun karanlığına karışan noktasın-da kendisini bekleyen bir hayalet görür gibi oluyor. Kaldırımlar şiiri,şairin trajik ruh haline uygun bir orta çağ mimarisi veya kabuslu bir rüya dekoru vücuda getiriyor.Necip Fazıl,duygularına en uygun hayaller kurmakla mahir olan ünlü bir şairdir.O üstad dır.O Sultanı Şuara dır.
NAZIM TAŞTAN

NAZIM TAŞTAN (NAZIM TAŞTAN)
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.




alem arzu atlı bekleyen ben bir buz büyük can cin çağ çarpıcı çilekeş çocuk daha döşek duygu düş düşman en esmer fazıl fırtına fizik gece geçmiş gibi görmek günden has hayal hep hiç ıstırap ifade iki ile ince istanbul işaret kadar kafa kahraman kara karanlık karışık ki korku kurtulmak kül mahir meta münasebet nasip necip o orta ram ruh rüya rüzgar sabah sadece sel senî serseri sevdiğim sımsıkı sinsi siz şair şaire şuara tahrik tam tasvir taş telakki temas türk üç ünlü ve yalnız yaşayan yazmak yol yoldaş zafer
 Yorumlar
 İsmailoğlu Mustafa YILMAZ
 
15 Haziran 2019 Cumartesi 12:06:46
Bilge Kişi;
Çok güzel tesbitler...
Şiir sev, Şiir oku, Şiir yaz...
..................................... Saygı ve selamlar..
 erbensalim
 
13 Haziran 2019 Perşembe 23:22:11
dil güle benzer açtığı zaman bahar
acıttığı zaman güz olur
güz gülleri nazik olur güzel kokar
saygı saygıyla kutlarım
 Serap IRKÖRÜCÜ
 
13 Haziran 2019 Perşembe 13:25:27
Edebiyat defterine hoş geldiniz sayın Nazım Taştan,

Paylaşımınızın başlığı ilgimi çekti, iyi ki çekmiş!.. Ele aldığınız değerlendirmelerle ilgili söylenecek çok şey var!..

Şiir bir sanattır, görecelidir, her türlü beğeniye açıktır. Öyle olunca yorumlar için de bu böyledir.
Bilgi gerektirmeyen, duygusal yaklaşımlı bütün yorumlarınıza karşı yorumsuzum, saygı duyarım.

Ama şairlere sıfat yüklemek, hele de onlara başkalarına ait payeleri verilmiş gibi göstermek, edebiyatla ve edebiyat tarihiyle yakından ilgilenenlerin gözünden kaçmayacak bir yaklaşımdır.

Türk Edebiyat tarihinde atfettiğini büyük pâyelerin dönemlerindeki şairler tarafından kendilerine verildiği iki büyük şairimiz vardı:

- SULTANU’Ş ŞUÂRA ( Şairler Sultanı ) BAKİ : 16. yüzyılda yaşamış, toplumunen çok ‘Kanuni Mersiyesi’ adlı kasidesiyle tanıdığı büyük şairdir.
- ŞAİRİ ÂZAM: ( En Büyük Şair ) ABDÜLHAK HAMİT TARHAN : Tanzimat II. döneminde yaşamış olan büyük şairmiz.

Bunun dışındaki atıflar zorlamadır ve birkaç kişinin görüşünün dışında genelleme taşımaz. 1980’lerin ‘düşünce’ düzeyiyle ve Ahmet Kabaklı’nın kişisel önerisiyle ve bir vakfın girişimiylebu ünvanın verildiğinin açıklanması ve Necip Fazıl’ın daha önce bu ünvan verilenlerle eşleştirme çabaları, toplumca bir kabul görmediği için bugün çok kişi tarafından da bilinmez bile.

SULTANU’Ş ŞUÂRA ünvanı, Divan Edebiyatının yaşam felsefesi içinde yaşayan ve eser veren sanatçılara verilmiş, Divan Edebiyatının son büyük şairi, 24 yaşında Hüsn- ü Aşk gibi dünya çapındaki sembolik eserini vermiş Şeyh Galip’e bile verilmemişken, cumhuriyet dönemi şairinin bu ünvanı ne kadar hak ettiği ve yansıtabildiği de çok tartışılır.

Şiirin yorumunuza gelince:

Bir dönem çok ciddi serkeş bir hayat yaşayan ve ateist bir görüşe sahip olan Necip Fazıl’ın o yılların gözlemleriyle ve birebir yaşadıklarıyla ilgili bir şiirdir Kaldırımlar.
Kişilik savrulmalarının etkisiyle şirazesi kaçmış söylemlerini de şiire taşıdığı için çokça eleştirdiğim, Atatürk’e ve cumhuriyete karşı duruşunun ve bu konulardaki (bana göre ) haddini aşan söylemlerinin nedenini bir türlü anlayamadığım şair, bu yönünü ayırdığımda teknik yönden ve şiirlerindeki iç ahenk oluşumunda çok başarılı çalışmalar yapmış, bu güçlü savrulmalarından sonra dine yönelmiş ve ÇİLE şiirlerini bu dönemde yazmıştır.

Önceki yaşamıyla çelişecek kadar birdenbire ve ağır bir dini yaşama yönelme yaşayanların geçmişleriyle ilgili bir tövbe istiğfar nedenleri olduğunu düşünmüşümdür her zaman. Necip Fazıl’ın hayatı buna ispat gibidir.

Şiir tahlilinizdeki yazım hatalarınız göze batacak kadar çok. Bir şair her şeyden önce bir dil işçisi olmalı, dilini en ustaca ve kusursuz o kullanmalıdır:
- Necip Fazıl Kısakürek’yi tanımasaydım….
- Benim düşü- nüpte
- san ki sıkı bir münasebet
- on dan dan… gibi
Sayıca bu kadar çok kabarık yazım hatanızın olduğu ve şairin yaşamından şiire yansımaların yapılmadığı bir yazı için ( ŞİİR TAHLİLİ ) gibi iddialı bir başlık, sadece şiiri yorumu düzeyindeki yazınızı yansıtmıyor aslında.

Üstelik bir word sayfasından kopyalama aldığınız yazının satır sonunda kesmeyle ayrılan sözcüklerin bu paylaşımda satır arasında kaldığında oluşan yazım hatalarına da değinmedim. Üstelik hiçbir noktalamadan sonra boşluk bırakmadığınız için noktalamadan kaynaklanan yazım hatalarınızın yanında görsel bir karmaşaya yol açtığınızı da belirtmeliyim.

“Şair,kimsesiz sokaklarda yürürken,yolun karanlığına karışan noktasın-da kendisini bekleyen bir hayalet görür gibi oluyor. Kaldırımlar şiiri,şairin trajik ruh haline uygun bir orta çağ mimarisi veya kabuslu bir rüya dekoru vücuda getiriyor.Necip Fazıl,duygularına en uygun hayaller kurmakla mahir olan ünlü bir şairdir.O üstad dır.O Sultanı Şuara dır.”

Yazınızın bu son paragrafı, şairin hayatına dair derin bir bilginizin olmadığını gösterir. Çünkü yaşadıkları hayal değil, kendi tabiriyle ‘köprü altı çocukluğu’ yaşadığı dönemin gerçek duygularıdır. Kaldı ki şiir tahlilleri sanatçıların her hallerinin yansıtılmasıyla ve eseri yazdıkları dönemdeki yaşamlarıyla eşleştirmeyle yapılır.

Yukarda yazılanları göz önüne alarak yazınızı bir kez daha elden geçirirseniz, düzeltmeniz/ silmeniz gereken yerler olduğunu göreceksiniz.

Saygılarımla.


Serap IRKÖRÜCÜ tarafından 6/13/2019 1:39:27 PM zamanında düzenlenmiştir.


KALDIRIMLAR (Şiir Tahlili) şiirine yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Üye ol Şifremi Unuttum