Filiz Çolak
170 şiiri kayıtlı

Arriverderci Aşk

Filiz Çolak
  5,0 / 18 kişi ·25 beğenme · 16 yorum · 913 okunma

Arriverderci Aşk


Şiirin hikayesini görmek için tıklayın

suskunluğumun San Marco meydanlarına
çapkın adamın kemik piposundan
bir kahkaha daha patlatırken yüzü maskeli kadın
kızıl tüylerinden bir duman
kanatlı yarasalarla uçuşuyordu şehre

kırılan bir çift siyah ökçenin sokağı arşınlayan sesi
Torre Dell’ Orogio’ da gözleri oyulmuş işçilerin
ruhumu kamçılayan çığlıkları

bir sızı bölük pörçük deltasında gönlümün
tarifi zor bir acı

tüm bedenime sinsice yayılan
kalemimin bulaşan mürekkebi
parmaklarımın gitar tutmayan uyuşukluğuna
reverans yapıyor

üzüm küfesi taşıyan Eylüle rağmen
Kasımın bu vaktinde
nehirde ıslık çalan rüzgarın
haydut yutmuş acımasızlığının
çehremde biçilen küfürleri ahulanır

ne işim vardı buralarda
kimdim ben
kaçtığım neydi
hakikat miydi hissettiklerim
yoksa hayatın bana lütfettiği
koca bir yanılsamaca mıydı susluğum

Aziz Marcus heykelinin o ağır kokusu
ve yüreğimi titreten beş kubbeli Bazilika’nın
San Marco’nun göbeğine düşen
altın yaldızlı kel göğüsleri
her saat başı beni delirten çanlarının
ruhumda yankılanan titreşimlerini vuruyor

inancımı sevdamı umutlarımı
her şeyimi kaybetmiş
ruhumdan arşın arşın sokağa boşalmış
her şeyimi kaybetmiş mağrur bakışlarımda
vurulmuş gibiydim

ah !En çok da seni kaybetmenin
havasızlığındaydım canım

Rodrigo’nun gitar konçertosunda parçalandıkça ahlarım
Kanalın dar geçitlerinde yalpalıyordu bulanık gönlüm
yırtılıyordu çığlıklarım

sustu mu yoksa bestesi bana dillerinin
söyle
bi habersiz ben buralarda
sen göndermedin bağlayıp ayağına
Poyraz’ın saçlarını bana
avuçlarımda ıslanmışken iki tel ağarmış saçın
Sustu mu söyle şarkıları bana dillerinin

Accademia Köprüsünün med cezirleri
beni aldatmaların sürrealist tablosuna
umut yoldum gün geceyi vururken
Leonardo Davinci’in kolları bacakları açık
adam tablosunda aldatırken
umut soldum son fırça darbesinden

ah !Canım bağlayıp Büyük Kanalın iki yakasına saçlarını
salıncak kurdum sevişmelerin
Ankara Garına

nefes aldığın en ücrasına coğrafyaların
nefes verdiğimce ayak bastığın diyarlarda
salınıp yer yer
dün gece aldanırken sen ah !

olur da bir gün sen de içersin diye
aşkın mavi sinelerinden beni kanattım
sevda damıttım kor kor

ah !Parelim bir inansam sevdiğine beni
ah! İnansam
lagünlerini içerdim ayarıp ayarıp Venedik’in
ahşap kokusu banar ıslak bakışlarında
taşardım sokağının kıyılarına
kirpiklerimden İstanbul sancılarıma süzerdim seni
binip mahşerin dört atlısına
Sultan Ahmet’e uçururdum şapkasını
Dük Sarayı’nın
yerlere çalardım kubbelerini Katedralin

şaşkınlığının bana
lagün lagün birikintilerini
elasında severdim
ah!Kanal boyunca sıralanmış saraylardan
Altın Evden çalardım güneşi

Daniella’ın bordo lobisinde
Türkün aparkatıyla
Spiritz Aperal içip içip ayarmayı anlatırdım
işmarını geçirirdim Dük Fernando’un cemalinden

ah!Dört duvar arasında buralarda
ah! Benim ak saçlı çocuğum
öylesi !Muhtaçken sana
küflü bir kasvete sıkışmış bir muhacirken
fethederdim Venedik’i
kavuşturmak için özgürlüğüne köleleri
dar koridorlardan denizin kucağına

ah! Ben Allah’ın Lazı
renk renk boyalarında çiçek açmış evlerinden
balkonlarından tepeme saçaklanan begonvillerinden
uçururdum güvercinlerini Kıbrıs’ın
uçururdum kuzum
verip nefesime sevda sevda kuşları
uçururdum Boğaz’ın
mavi eteklerine ak güvercinleri ve
basardım Ankara’yı ardın sıra

şimdi kürk yakamı biçen rüzgarın hışmıyla
dizlerine kadar ıslatırdım seni
sana öylesi! Acizken
ay ışığıyla tarardım ah!

Ahlar Köprüsü’nde
resmini çıkarıp öpüşürken hayalinle
ah! Bakıp bakıp gözlerine infaz edilmeden
ölümsüzlüğe demir atardım

biliyor musun üç gün boyunca
Gesi Bağlarını söyledim durdum
tüm şehre
hatta bir ara fena ağlamışım!

ah !Hazan yaprağım gondolcu ‘’gue tienes’
deyip
dokunmasaydı omzuma eğer
Venedik’te olduğumu hatırlamayacaktım!

koyuncuğumun beyaz trombositlerinde
salkımlanan tavşan ekmeğim
seyrelmiş gülüşlüm benim
bozdum yeminimi
tayfında heder olduğum
bir yudum, iki, üç...
Scalzi Köprüsünün altında
ürperen içime çektikçe kanyak şişesini
sonrasını s/ayamadım

sabahın yüzümü okşayan ilk ışınlarında
kaldığım odada buldum kendimi
boğazımda karanlık iki el
içimde o kahrolası sızı
dipsiz kuyuların rahminde kör kütük
bir gece
ve yanı başımda ıslanmış resmin

yüzünde ince çizgiler esmece uzun boylu
zayıf bir adamdı gondolcu
ama adamdı!

biliyor musun can!
Venedik’te ‘Ciao Cara Come Stai’ mırıldanırken onca insan
Gesi Bağlarını söylemek tam da benlikti

bir ara kıyamet kopuyor sandım
belden aşağısını hissetmiyordum bedenimin
meğer bir tonluk o kahrolası Malentino Çanı’nın
efkarıma bastıran gürültüsüne tutulmuş
ince bileklerim
ayakta kalma mücadelesinde
topuklu giyinme merakımdan
ilk defa pişmanlık duydum

sonra
Caaffe Florion’da andım durdum seni
nergis kokulum
elma şekerim
çekerken köpüklerini acı kahvemin
demlerimde arabesk bir söylem
sentetik yutmuş bir hiçliği kovarken acılarımdan
seni ah! Seni nasıl hissettim bilsen

onca içtikten sonra
bir ara
burnu çilli o kız gelmişti yanıma
elinde ki gülü uzattı gülümseyerek
alçakçaydı boyu
yıldız yıldızdı gözleri
ardıysa
koca bir boşluk...

o da benim gibi aşık mıydı ha ne dersin!
anlamış mıdır halimden...

Rialto köprüsünün gizlerinden
siyah kuğu misali süzülen gondolun
-ki Tüm gondolların siyah olduğunu
üç gün sonra fark ettim

meğer hep üç günlükmüş hayat
sahi! Neydi beni böylesi benden alan
haylazım
neydi !Onca mesafeye rağmen
seni böylesi sevmek

o daracık boğazlardan öylesi
esip geçen Kuğu Gölü balerinlerince
saçlarına yaldız atılmış nostaljisi guruptan
başka bir sızı dökülürken derinliklerime
seni böylesi sevdiren neydi sevgili

Şimdi sensiz
akşamın ıslak bakışlarının altında
savunmasız bir yavru gibidir bakışım

meydan ve ben
bomboştu her yan
meğerse Sağnak telaşıymış insanları
San Marco Meydanından boşaltan

Katedralin tüm haşmetiyle bana meydan okuyan
o dimdik kesitlerinden ürkerken
kahkahaya tutuldum deliler gibi

sırılsıklamdım tün varlığımla
dediler ki ondandır öfkesi Bazilika’nın!
ışık oyunlarına teslim olurken
San Marco’nun göbeği
ayda yıkanmış ruhum benden göçüp
sığınırken koyuncuğunun çimli huzuruna
valse tutuştu ak kuşlar

son gecesiydi Venedik’in
ve son sabahı sevdiğim
koynunda uyanışımın

meğer!
şairler yalnız olunca
daha iyi sevişiyorlarmış
ve anladımki
sevmek için yalnızlığı giyinmeliymiş ruh

şimdi sabahın
konferansına mı sövmeli!
Yoksa canına yandığımın berduş Sosyoloğuna mı?
‘’Ulan toparlan ‘’salon tıklım tıkış
hadi !Rol çal sevdadan
rol çal hayata en akademisinden

Ca Foscori ‘de
bir Türkün çığlığında
Hadi!
bir medeniyetin körpe kavislerini
Kuzey Yıldızım toparlasın ışığında
Anadolu’dan filiz filiz fışkır
sonra
parlak çorapları kaçmış o genç kadının dudaklarını
öylesi emen o yaşlı adamı görünceye değin
Tren Garında öpüşen çiftlere baktım iç geçirerek

dümdüz sövmek meğer!
Ne kolaymış diye düşünürken
kenevir tohumlarına daldı bir ara kızın

Selanik göçmeni Kartallı arkadaş
‘’Türk(ü)sünüz galiba’ diye ilişti yanıma
nasıl yandı yanaklarımda utanç kızılcık kızılcık
ah! Nasıl bilsen

sonra güldük hayli
sarhoştum
kırk yıllık dost gibiydik ben anlattım
o dinledi
resmini gösterdim sonra ona
ne şanslı adammış dedi
hangi şanssa bizimkisi derken
geceden şişmiş gözlerimden
iki damla daha terk etti oracıkta beni
alnı öpülmemiş aklına şaştığımın Ak Gelini!

feleğin sillesinden gırtlağına kadar doymuş olacaktım ki
bir pizza yemek istedim de
yiyemedim yar!

anladım bu şehir de bana dar
debisi ağırdı artık kanyonlarımın
sabahın ilk ışıklarını arındırıp bakışlarımdan
şu ayyaş sensizliğimi sıkıştırdığım yüreğimin
tahta bavuluna

kâh şuh kâh keş!
erik dikenim
sana nazlı edalı
masum ağıtlar yakmak için
Ama en çok da ısırgan tohumum

yatıp durdum öylece vakitli vakitsiz hayalinle
ecnebi memleketlerinde sevap işlemek adına
tek taşımı ‘’La Senso Lido’ bıraktım

güneş açmadan ak yüzünü şafağın
denizin Ak Gelini olunca

Kuzeyin yollarına bir Venedik düştü!

Şiiri Değerlendirin
 
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Arriverderci Aşk şiirine yorum yap
Okuduğunuz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?

Arriverderci Aşk şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
İsmailoğlu Mustafa YILMAZ
21 Haziran 2018 Perşembe 13:25:46
GÖNÜL DOSTU;
Hep MUTLU
Hep UMUTLU
Hep SAĞLIKLI
Hep HUZURLA olunuz...
..................................................... Saygı ve selamlar..
( İrfan Yılmaz ) , 5 puan verdi
21 Şubat 2018 Çarşamba 01:06:45
Sevgili Kardeşim, değerli edebiyatdefteri.com üyesi sayın: Filiz Çolak,

Güzel bir şiirin nasıl yazılması gerektiği, bilgi birikim ve engin bir kültür hazinesine sahip olmanın şiire ne kadar artı değer kattığı, kalemin ustalık, bilgelik ve keskin betimleme gücünün mısralara ne denli ruh üflediğini net bir biçimde okuyucunun gözleri önüne seren muhteşem bir şiir olmuş.
Günlerce okunup, derin anlamlarının keşfine çıkılması ve ilham alınması gereken, serbest bir şiirin duygulu ve vurgulu olabilmesi için imge gücünün nasıl kullanılması gerektiğini tartışmasız bir şekilde ortaya koyan, emek verilmiş ve verilen emeği inkar etmeyen azim, tutku ve sabrın örneği olan nadide bir eser.
Emek verdiğiniz, gönül sesiniz şiirinizi beğenerek, duygulu ve usta kaleminize saygı duyarak okudum.
Nice şiirli ve en güzel günlerde görüşmek dileklerimle, sağlık ve mutluluklar diliyorum.
Şiirinizi beğenerek, antolojime ekliyorum.
Her şey sizin ve sevdiklerinizin gönlüne göre olsun.
Sevgi ve saygılarımı iletiYORUM.

İrfan Yılmaz.
sakaogluhasankucuk
15 Ocak 2018 Pazartesi 15:26:55
Evet, sevmek için yürek de, ruh da boş olmalı. Engeller olmamalı ki
sevdin mi tam sevesin; yoksa en küçük sözcükle dahi kaçar hevesin.
Tebrik ediyorum. Selam ve saygılar gönderiyorum.
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiFiliz Çolak , şiirin sahibi
16 Ocak 2018 Salı 00:45:00
çok teşekkürler değerli dost..
Çağlar ABDAL , 5 puan verdi
13 Ocak 2018 Cumartesi 14:08:21
....
"sustu mu yoksa bestesi bana dillerinin
söyle
bi habersiz ben buralarda
sen göndermedin bağlayıp ayağına
Poyraz’ın saçlarını bana
avuçlarımda ıslanmışken iki tel ağarmış saçın
Sustu mu söyle şarkıları bana dillerinin"
...

Çok ama çok güzeldi, emeğinize, yüreğinize sağlık...
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiFiliz Çolak , şiirin sahibi
16 Ocak 2018 Salı 00:45:20
çok teşekkürler ...
ABDULKERİM KAYA
9 Ocak 2018 Salı 10:50:55
Çok güzeldi Üstadem,kutluyorum,yüreğine sağlık,Dua ve selamlarımla.
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiFiliz Çolak , şiirin sahibi
9 Ocak 2018 Salı 19:09:18
çok teşkkür ederim...
Mahmut Cantekin
9 Ocak 2018 Salı 10:49:39
Çok güzel.
Yüreğine sağlık.
Tebrik ederim.
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiFiliz Çolak , şiirin sahibi
9 Ocak 2018 Salı 19:09:29
hocam çok teşekkürler..
Ahmet Moran , 5 puan verdi
9 Ocak 2018 Salı 10:39:45
Sizin gönül sesiniz her zaman haz vermekte, bu destan gibi, okyanusca eser mana ve ahenk olarak gönlüme akti

Sizi kutluyorum Filiz hanım
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiFiliz Çolak , şiirin sahibi
9 Ocak 2018 Salı 19:09:59
hocam saygılarım çok değerli şahsiyetinizedir..
Mehmet SEMERCİO. , 5 puan verdi
9 Ocak 2018 Salı 09:35:35
kâh şuh kâh keş!
erik dikenim
sana nazlı edalı
masum ağıtlar yakmak için
Ama en çok da ısırgan tohumum

Harikasınız hocam
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiFiliz Çolak , şiirin sahibi
9 Ocak 2018 Salı 19:10:18
vorolunuz şairim..saygımla..
Emri TÜRK , 5 puan verdi
8 Ocak 2018 Pazartesi 12:56:07
Uzun ama uzun olduğu kadarda sürükleyici olmuş emeğinize ve yüreğinize sağlık. saygı ve selamlarımla.
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiFiliz Çolak , şiirin sahibi
9 Ocak 2018 Salı 00:35:07
sağolunuz çok çok teşekkürlerimle...
Sabahat çelik , 5 puan verdi
8 Ocak 2018 Pazartesi 12:47:15
Enfesti sürükledi resmen ,muhteşemsin güzel dost sevgilerimle selamlar
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiFiliz Çolak , şiirin sahibi
9 Ocak 2018 Salı 00:35:29
canım varlığına müteşekkirirm...
Işık Mehmetali , 5 puan verdi
7 Ocak 2018 Pazar 22:30:09
Uzun ama kopuk değildi kutluyorum kalemi
Kalemin susmasın
____________________________Selamlar
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiFiliz Çolak , şiirin sahibi
9 Ocak 2018 Salı 00:36:07
çok teşekkürler..Trabzonlu cesareti işte sayın hocam..
kamil karaağaç , 5 puan verdi
7 Ocak 2018 Pazar 20:18:59
Yüreği güzel şaaireme. Selam olsun
Sayfam yoktu zor buldum ve sizleri buldum selam olsun şaairem
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiFiliz Çolak , şiirin sahibi
9 Ocak 2018 Salı 00:36:26
aleyküm selam...
vahap ünsal , 5 puan verdi
7 Ocak 2018 Pazar 17:41:21
tek kelime ile muhteşemdi şiir her zaman olduğu gibi yine dopdolu yine akıcı ve okunması gerek bir şiir,kalemin daim yürek sesiniz hiç susmasın değerli şair.em kucak dolusu selam,sevgi,ve sonsuz saygılarımla...
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiFiliz Çolak , şiirin sahibi
9 Ocak 2018 Salı 00:36:46
çok teşekkrler değerli abicim...
DÜŞLER SIĞINAĞI , 5 puan verdi
7 Ocak 2018 Pazar 16:07:53
mahsum ağıtlar yakmak için sana
çoktan düşmüşum yokluğuna
içimde bölük pörçük bir acı
bir sızı tarifi zor
vede kor
mükemmeldi
kutlarım...
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiFiliz Çolak , şiirin sahibi
9 Ocak 2018 Salı 00:37:16
çok teşekkür ederim sağolunzu varolunuz...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.