Şöhret, kazanmak zorunda olduğumuz bir şeydir; şeref, kaybetmemek zorunda olduğumuz bir şey. SCHOPENHAUER [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM
Şiir Puan
1 2 3 4 5
 

10 10 8
Toplam: 40.0 puan
8 kişi puan vermiş.


Şiir Bilgi
14.11.2017 tarihinde eklendi.
737 çoğul gösterim
689 tekil gösterim
5 yorum
9 kişi beğendi.
Portfolyo: Genel
Şiiri Beğenenler
En son eklediği şiirler

ddddddddddddddddddddddddddddddddddddddd


Ey Sevgili Efendim (sav)
Bilmem kaç bahar, kaç sonbahar geçti
o dırahşan çehreni görmeyeli,
o zarafet timsali nur cemalini, o alımlı halini.
Kim bilir hangi halet-i ruhiyen ile seni hissetmeyeli.
Kaç asır geçti, kim bilir.

Benekli sırtlan gibiyim, vahşilik sarmış ruhumu,
katran gecelerdeki sessiz çığlıkların her bir çığlık sesine
ram olmuşum sensiz gecen her gecemde.
Sessizliğe bürünmüşüm
yokluğunun o alev samanı gibi gökleri kaplayan ince,
hassas ve tannan sesinde.
Kulaklarım çınlıyor bak,
acep ne zaman bitecek bu ayrılık,
ne zaman son bulacak nemrudun gaddarca hükümranlığı,
ne zaman sönecek içimde
kendimle baş başa kalmışlığımda yanan Mecusi ateş.
Ne zaman.

Bir sabah esintisiydin,
öyle der öyle hitap ederdim de;
büyük bir tevazu örneği sergileyerekten kör ve dağınık halime,
utanmadan, sıkılmadan üfül üfül huzur estirirdin de
sıkılganlığını belli etmezdin.
Lal kesilen ve anlaşılamayan,
lisanı bozuk, hitabeti sönmüş ve yabancılaşmış,
kömür karası gönül dilime tercüman olur,
söyleyemediklerimi de;
ötelerden inen o Hz. Meryem’ in yemek sofrasındaki
etrafı Şehid kokusu saran cennetvari
inci mercan dizilişler gibi dile getirir,
heyecanımı keserdin.

Her bir gün,
yeni bir bahar müjdecisi olurdu benim için.
Geçmişin izlerini silmeye de gücün yeter, bilirim,
öyle ise Ey Sevgili,
bir kez daha gelir misin.
Taa uzaklardan gelen,
gözyaşlarımla ıslanan,
dilimde vird-i zeban olan
ve isminle müsemma bir hayat yaşayan
ve yaşatan aşkın ile ihya eyle şu fakiri,
ıssız çöldeki kaktüs bile haline razı iken,
sensizlikten kaktüsteki canları yakan ama
rahmet nazarıyla vazifesini hakkıyla ifa eden
iğne olmaya bile korkan şu garibe
bir sesleniversen,
Yeniden seslenir misin.

Şu neşeli görünen ama hüzün kokan çehreler,
yangın yerine döndü,
ne beyaz ne de siyah, beniz sapsarı.