3
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
1334
Okunma
Sağıma baktım, soluma baktım;
Saydım yanımda kalanları tek tek.
Aralarında var bir iki tane
Ciğeri beş para eden;
Samimi, içten, temiz, tertemiz...
Bir de etrafımı saranlar var;
Eyvallah edip boyun büktüğüm,
Yüzüne gülüp arkasından sövdüğüm,
O ciğeri beş para etmez kalabalık...
Yalaka, cacık, yayvan,
Geniş, gepgeniş...
Açtım avucumu, parmak hesabı yaptım:
Kimin rengi uçuk, kimin astarı yırtık.
Teraziye koysam tartmaz bu kitleyi,
Söyle, kaç para eder benim ciğerim?
Ya seninki, kaç kuruşluk pazarlığa gebe?
Hangi tezgâhta satıldı ki amimiyet,
Kaç taksitte eridi o ardı ardına edilen süslü yeminler?
Maskeler öyle oturmuş ki yüzlere,
Çıkarsan derisi soyulacak sanırsın.
Kimi baştan başa ahlak abidesi, kimi sütten çıkmış ak kaşık,
Ama alayı bir diğerinin kuyusunda kürek çekiyor.
Kaldır başını vicdanım,
Dönsün gözlerin fıldır fıldır!
Ayıkla pirincin taşını;
Siyahı beyazından ayıramıyorsan,
Yap o kırık ciğerden aşını.
Bir cebime baktım, bir de bu sığ kalabalığa...
Anladım ki bu sıfır bakiyeyle
Ne bu insan tartılır,
Ne de bu mesele çözülür.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.