edebiyatciCASH
408 şiiri kayıtlı

Yörük Mehmet

edebiyatciCASH
  5,0 / 1 kişi ·2 beğenme · 1 yorum · 874 okunma
Yörük Mehmet

Yörük Mehmet


Şiirin hikayesini görmek için tıklayın


Bir memleket öyküsü anlatayım size
İçinde bir tutam kekik olan
Toroslardan kanatlanan bir kartalın
Çukurova’daki vurgunluğunu dile getiren
Başı sonu aşk kokan
Bir memleket öyküsü anlatayım size

Yörük evladı dağların kurdu
Düze inince bir korkak, öksüz çocuk
Hele de kasaba içinde dizili
Pencereleri ecinni gözlü koca evleri
Kaldırım denen taşların arasına sızmış
Vefasız insan gölgeleri
Nasıl da öteler dağ kurdunu

Ah neylesin Yörük Mehmet
Atının terkisinde bir tüfek
Merak salar düze
Varır gelir kasabaya
Kasabanın sırtı Toroslarda
Önü koca deniz
İçinde bir yılan gibi kıvrılan nehir
Bir yanı portakal çiçeği
Bir yanı akça pakça pamuk düzlüğü
Tek minareli bir cami
Bir de han hem de iki kapılı
Gerisi nalbur, marangoz, kasap
Az aşağıda bir de terzi
Hani cepkenli, fesli beylere
İnceden kalem gibi eda veren
Pamuklu bahariye kumaşından
Alengirli hem de en göz alıcısından
Takım dikilen, zenginlik alameti
Altın Makas terzihanesi

Gözü yoktu kasabada
Hem kurt neylesin ovayı
Varken dağların keskin yamacı
Eserken bıçak gibi rüzgârı
Hele de serinken havası
Sever mi hiç sıcağı, nemi
Gelmiş oldu artık bir kere

Girdi labirent gibi kasabanın içine
Bir soluk olmak için durdu atıyla
Meydanında, bilek gibi suyu akan
Asırlık çınarın gölgelediği
İhtiyarların Azrail’i beklediği
Hayratı unutulan, kimin yaptırdığı
Fi tarihinde kalan çeşmenin başında

Selamını sundu oradaki ihtiyarlara
Hepsi bir tahta sandalye üzerinde
Gözleri kısık, gözleri fersiz
Biraz da isteksiz aldılar selamı
Suyun başında eğildi
Yeleleri saçlarını
Yüzünü gözünü
Dirseklerine kadar kollarını
Buladı durdu serin suyla
Belli ki dağlardan geliyordu
Kana kana, avuç avuç içti
Sonra doğruldu, elleri belinde
Döndü etrafında, baktı dört bir yana
Boyuna değecek adam
Bileğini bükecek er
Cesaretini geçecek nefer
Var mıydı Mehmet’in
Heybetine hayran hayran
Ve de kıskanarak
Baktı gözü toprakta ihtiyarlar
Heyt be, pehlivan dedi ya biri
Duymadı Mehmet dediğini
Çay geldi kendi istemeden
İçti iki yudumda
Yetti de damağına
Meydanı adımladı
Aradı, durdu
Çiçekli basma kumaşı
Yolu düştü “Altın Makas”a
Camdan baktı, içerde
Gözlüklü biri
Elinde makas
Kesiyordu, kim bilir
Kimi süsleyecek
Elbisenin kumaşını
Usulca girdi kapıdan
Yetmedi kapı boyuna
Eğildi biraz da
Selam verdi ihtiyara
Adım adım yaklaşan adama
Parmağıyla gösterdi
Beğendiği kumaşı
Dileği, Fadime’ye hediyesi
Onun narin, ceylan bedeninde
Pek güzel olurdu basma
Dağlarda bir nergis daha
En güzelinden açarı anında
Hayal etti durdu kısacık anda

Terzi sardı sarmaladı
Uzatıp verdi kumaşı
Parasının üstünü beklerken
Bir zabit girdi içeri
Şık, uzunca hem de gençten
Elinde tomar tomar kâğıtlar
Asmaktı niyeti tahtaya
Küçük bir çiviyle tutturdu
Üstü yazılı bir kâğıdı
Döndü gerin geri
Çıktı gitti sokağa

Okuma bilmez bizim Mehmet
Merakı da arttı kâğıda
O anda okudu terzi
Yazan ne varsa sesli sesli
Harp çıkmış yine
Devlet zordaymış işte
Eli silah tutana
Davet vardı yine
Hem de düşman yanaşmış
Geçecekmiş Çanakkale’den İstanbul’a
Duayla bitirdi okuduklarını
Amin dedi içten içten

Lazım yine canlar
Canlar can siperane
Durmalıydı düşmana
Düşman geldiyse madem
Yaşı da vardı Mehmet’in
Durmasına ne gerek vardı
Durum vahimdi

Önce Fadime geldi aklına
Yalan yok çok severdi onu
Düşündü ne olur hali
Bekler miydi ki Mehmet’i
Elinde sıkıca tuttuğu
Ona vereceği çiçekli basma
Belki bu eller sonra
Bir iki bebe tutacaktı
Güz girmeden yaparsa düğünü

Aklı bulandı, bindi atına
Öylesine sürdü hayvanı
Geçerken kasabadan dalgınca
Rastladı deminki zabite
Durdu yanında, indi atından
Sordu içinden geldiğince
Durum vahimdi
Düşman amansızdı
Lazımdı memleketin her neferi
Beklemek olmazdı şimdi
Beklemek kaçmaya eşti
Kaçmak ki hiç olmazdı Mehmet’te
Korkmak nedir bilmeyendi

Obaya varana kadar
Aklında bir Fadime
Bir de har, durum vahim
Çam kokuları, kekik kokuları
Böcek ve kuş sesleri
Arada hafiften esen rüzgâr
Yetmedi aklındakileri silmeye
Vardığında obaya
Çiçekli basmayı almaya giden
Heyecanından duramayan
Fadime’nin gözlerindekini dileyen
Onun mutluluğuna sebep olacakken
Şimdi
Şimdi yüreğinde başka ateş vardı
Gönlü razı değildi bu hale
Kararı tamdı tam olmasına da
Ne demeliydi kınalı ellere
Dönderdi atını geriye
Torosların yemyeşil eteklerine
Düşmanı düşündü
Ya buraya dek uzanırsa

Akşamdı vardığında obaya
Anası sezdi evvela
Vardı bir şeyler oğlunda
Yanaştı kuzusuna
Soruverdi hemen her bir şeyi
Mehmet de saklamadı zaten
Anlattı kasabada olan biteni
Anacığın gözleri buğulandı
Babası da gelmişti zaten
Konuşacak bir şey yoktu
Herkesin bildiğini dillendirmeye ne gerekti
Sabahına hayrolsun gece sessizce bitti

Görecek bir kişi vardı artık
Sevdiceği, ceylanı, Fadime’si
Diyeceği yoktu, tutuktu dili
Başı önde, beli bükük hali
Sevdiğinden helallik alması
Hepsi bir anda oldu sanki
Sarılamadı
Öpemedi
Kokusunu bile çekemedi
Çiçekli basmayı tutuşturuverdi
Kınalı ellerine
O ellere can verilirdi
Ya olmadı zamanı değildi
Nasip miydi, değil miydi;
Yoktu artık bu işin geri dönüşü
Bakmadı arkasına
Bakarsa yüreği kalırdı evvela
Sonra bir daha
Bir dehasına aman yoktu
Sürdü atını kasabaya…

Eceabat, topçu onbaşı Adanalı Hasanoğlu Mehmet
Yazıldı künyesine
Başladığında zırhlıların cellatlığı
Bataryalarda kan ve et
Anam, babam feryatları
Şehadete uzanan canlar
Dayan Mehmet düşmana
Dayan daha Mehmet

Buymuş demek
Bir şınlama kulaklarında
Bir pus gözlerinde
Bir nefer solunda
Bir nefer ayakucunda
Bir anda sessizlik
Sağ kolunda bir hissizlik
Sol kolunda bir kımıldanma
Takat yok bacaklarında
Başı geride
Gözleri göğü seçmekte
Masmavi gök
Sonra serin ılık bir esinti
Biraz da uzaktanmış gibi
Kesik kesik kekik kokusu
Gözleri bir bulut seçer gibi
Bir beyaz bulut üzerine konar gibi
Bir huzur dolu içi
Ki içindeki sanki Fadime muştusu
Ah on an en güzel an
Uzanıp tuttuğu
Kınalı ellerin sıcaklığı
Ela gözlerin içinde
Kaybolmak zamanı
Usulca kapadı gözlerini Mehmet
Torosların eteklerinde
Uçarcasına uzandı obasına
Doru atına
Kınalı Fadime’sine

….

Şiiri Değerlendirin
 
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yörük Mehmet şiirine yorum yap
Okuduğunuz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?

Yörük Mehmet şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
İsmailoğlu Mustafa YILMAZ
22 Nisan 2017 Cumartesi 07:02:47
Gönül dostu; şiirin ne demek isteyen dilini tam tahlil etmişsiniz...

Şiiri Beğenerek kutlarım...
............................................. Saygı ve Selamlar..
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.