Yüzüncü Ad: Baldassare`nin Yolculuğu

Amin Maalouf
  4,5 / 5 4 kişi · 5 yorum · 1.994 okunma · 12 tavsiye
Kitap Künye
ISBN:
9789750800030
Sayfa:
404 s.
Yıl:
15.9.2010
Ebat:
13,5 x 21 cm
Romanda geçen zaman, 1666`nın hemen öncesi... Gizemli bir kitabın peşinde kıtalar, kentler, denizler aşan yol... Tanrı`nın gizli (yüzüncü) adını ararken kendini ve aşkı bulan yolcu ise antika tüccarı Baldassare Embiaco.... Konya`da vebanın kıyımına, İzmir`de Sebetay Sevi`nin şaşırtıcı başkaldırısına, İngiltere`de büyük Londra yangınına tanık olan bir roman kahramanı. Yüzüncü Ad / "Baldassare`nin Yolculuğu", kurgusuyla, diliyle, konusu ve serüvenleriyle son zamanlarda okuduğunuz romanlar arasında en beğendiğiniz roman olmaya aday bir kitap.



Yirmi altı yaşında ülkesinden ayrılıp Paris`e yerleşen Amin Maalouf, ekonomi ve toplumbilim okudu. Gazetecilik yaptı... İlk kitabını 1983`te yayımladı. Bugün bir klasik kabul edilen ilk romanı Afrikalı Leo (1986) Fransız-Arap Dostluk Ödülü`nü, Tanios Kayası (1993) Goncourt Ödülü`nü kazandı. 1988`de yayımlanan ikinci romanı Semerkant ise pek çok dile çevrildi ve yazarı dünya çapında bir ilginin odağına yerleştirdi.



Yazınsal sorunlarını kültür arkeolojisi temeli üstüne oturtan Lübnanlı yazar Amin Maalouf`u daha önce yine yayınlarımız arasında çıkan Afrikalı Leo, Doğunun Limanları, Semerkant, Tanios Kayası romanlarıyla Türkiyeli okurlar da çok sevdi ve benimsedi. Yazarın Ölümcül Kimlikler adını taşıyan deneme kitabı da bu yıl yayınlarımız arasından çıktı ve kısa sürede yeni baskısı yapıldı.



Amin Maalouf`un bu yıl Fransa`da yayımlanan ve en az diğer kitapları kadar ses getiren romanı Yüzüncü Ad / "Baldassare`nin Yolculuğu" şimdi sizin de kitaplığınızda.

Yüzüncü Ad: Baldassare`nin Yolculuğu Fiyatları
Atlas Kitap 24,70 TL Siteye Git
bkmakitap 24,70 TL Siteye Git
ÜLKÜ KARA , Kitap İnceleme
16 Kasım 2020 Pazartesi 21:57:35
Yüzüncü Ad (inceleme)
Tanrı' nın yüzüncü adını sadece bir kitapta okuyabilmek uğruna çıkılan yolculuk... "Tanrı onu bize daha açık biçimde söylemiyorsa, sonsuz bilgeliği,O' na, yolu yalnızca hak eden insanlara göstermesini öğütlüyor olmalıdır. Söz konusu ayet okunduğunda ( "Ulu Tanrı' nın adını yücelt") başka bir çok Kur'an ayetinde olduğu gibi çoğunluk anlaması gerektiği gibi anlayacak, oysa seçilmişler, sırrı bilenler Tanrı'nın onlar için araladığı ince kapıdan suzuleceklerdir içeri. Böylelikle yüzüncü adın var olduğunu ve Tanrı'nın onu aramamızı yasaklamadığını söyleyen bir tarikat lideri Mazandaranî' nin kitabına tam kavuşmuşken bir gaflet anında elinden kaçıran sahaf tüccarının, serüveni diyebiliriz bu kitaba.
Şifreler işaretlerle yola çıkan bu tüccarın(Baldassare) kendi ile gelenekleri inançları arasındaki gelgitleri irdelenmesi "arayan bulur" öngörüsüne dayanarak çıktığı yolculukta başına gelenleri günlüğüne kaydetmesi ile başlayan roman belli ki ulvi bir amaç edinmek için yüzyıllar öncesinde ki insanların bakış açılarını, yaşam tarzlarını, aşklarını ve tutkuları uğruna göze aldıklarını, inanışlarını Hıristiyanlık, Yahudilik ve Müslümanlık hamuruyla yoğrulmuş toprakların buram buram felsefe kokan tumceleriyle ustaca yogruldugunu görmek göstermek için kaleme alınmış. Romanda şunu demekten alamiyorsunuz kendinizi..'.Arayan Bulur'. Romanın Baş kahramanı tereddütler içinde yola çıkarken yaratıcının yüzüncü adını bulabilmeyi en azından onu bir kitapta okuyabilmeyi umuyordu ." Mazandaranî' çok ünlü bir kanıyı çürütmeye çalışıyor. Ona göre eğer yüce ad varsa, insanlar bu adı ağızlarına almamalıydılar. Çünkü adını soyleyebildigimiz varlık ve nesneler, üstlerinde bir tür yetkeye sahip olduğumuz varlık ve nesnelerdir. Oysa hiç kuşku yok ki Tanrı' nın herhangi bir egemenlik altına girmesi söz konusu değildir. Bu karşı savı ortadan kaldırmak için yazar İslami Yahudilikle karşılaştırıyor.Gercekten Musa' nın dini o ağıza alınmaz adı söyleyenleri cezalandırıp , Yaratıcının adının her türlü doğrudan kullanımından sakınmanin yollarını ararken, Hz.Muhammed' in dini tümüyle karşıt bir tavır takınmıştı. Ve inananları gece gündüz Tanrı'nın adını söylemeye teşvik etmekteydi" (syf 322. ) Gibi satırlarda dinler arası farklılıklara değinirken yolculuk serüvenine her limanda bir sevgili bulmuşcasina yaşadığı tutkulu aşk anlarını da usta bir kalemin güçlü etkisiyle yansıtmayı ihmal etmemiş. Ve her aşkını yaşandığı kentin anlayış ve yaşam tarzına göre yorumlama yetisi bir çırpıda fikir veriyor o ülke hakkında okuyucuya. Syf 334 "çiçekli bir çayırdı sevgili, ellerim, dudaklarımsa, bir kovanın arıları gibiydi... Diye devam eden satırlarda bir ülkede kovalanan hayvanlar gibi hissederken diğerinde dünyanın kendilerinden habersiz olduğunu Güneşin tatlı batışında suçortakları Ay' ın onlara uzun bir gece vaadettigini yazıyor.
Diğer taraftan yazma tutkunlarının vazgeçilmez büyülü dünyasına yer veren satırlarda yok değil Günlüğünü yer yer sırdaş yer yer de kendinin günah çıkarttığı vazgeçilmez bir alan olarak görüyor.
Ölümle bir çok kereler burun buruna geldiği bu bir yıl (canavar yılı) içerisinde Tanrı'nın kayrasina uğramış nadide bir insan olarak gördüğü şu ifadesi "Gölgesi yalnızca benim üstüme düşen bir bulut var sanki gökte" syf 336. İlk okuduğumda kitaplarını okumaktan çok zevk aldığım Cengiz Aytmatow' un Cengizhana Küsen Bulut romanını hatırlattı. Belli ki romanın kahramanına küsen bir bulut olmamış bu yolculukta. Bakalım ben ne bulacağım bu kitapta diye diye heyecanla ceviriyorsunuz sayfaları. Her şehirde, her limanda başka başka şeyler le karşılaşacağınızı vaad ediyor tüm satırlar ama aynı kapıya çıkıyor yine tüm yollar.. kimi zaman hangi yöne gideceğini bir türlü kestiremeyen okyanusun ortasında yapayalnız duran bir gemide, kimi zaman hiçbir lisanını anlamadığınız bir handa, kimi zaman da ellisinden sonra gelen bir gençlik aşkının zemzem sularını kana kana içerken buluyorsunuz kendinizi... Her olay, her rastlantı Kahramanın amacından uzaklaşmadan büyülü bir atmosfere sürüklüyor okuyucuyu. Yer yer kalbe ve beyne hitap eden esrarengiz felsefik yaklaşımları barındıran onlarca cümle ve terim var şiir tutkunlarına ilham verebilecek. Yazmayı not almayı yazdıklarıyla dusundurmeyi, hayatı sorgulamayi marifet sayanlara ki haksız da sayılmazlar ilham yüklü bir kitap diyebilirim. Yol alan kârdadir, yolda kalan darda deyip çıkın yola sizde .. Yolda kalanı darda koymayacağına inandığımız bir Yaraticimiz varsa tüm işaretler O'na açılacak kapıya yönlendirebilir belki de bizi... En az bu yolcu kadar pişman olursunuz rahatımı bozdum keşke hiç memleketimden ayrılmasaydım derken içinizden bir sesin; bizim zamanın çocuklarının en sevdiği seyyah olan Rahmetli Barış Manço nun dizelerinde dediği gibi "Bütün dünya benim memleket" diye diye durmaksızın yol aldıracak bir roman. Olay örgüsü muhteşem. Yola çıkmaya değer, emin olun okuyan herkes aradığını bulacak, benim gibi sizin de heybeniz dolacak .Ülkü Kara
TheRaven , Kitap İnceleme
5 Şubat 2014 Çarşamba 10:52:30
Maalouf kimi insanlar tarafından anlattığı hikayelerden dolayı abartılı veya aldatıcı olarak itham edilebilir. Ama yazdığı kitapları okuyan biri olayları, bölgeleri ve kahramanları hayalimde canlandırmadım derse yalan söyler bence. Bu kitaba gelirsek Cenevizli antika tüccarı Baldassare'nin Lübnan'dan başlayan yolculuğunun hikayesidir. İncil'e göre Canavar'ın Yılı kapıya dayanmıştır. Ölüm ve yaşam, kan ve ateş, yıkım ve her şeyin sonu olarak nitelendirilen bu zaman içinde dünyayı ve Baldassare'yi kurtarabilecek tek şey, Yüzüncü Ad'dır. El yazması kitap...Bu kitap uğruna İstanbul, İzmir, Sakız, Cenova, Amsterdam, Londra gezilir maceralar yaşanır.
Ve beklenmedik anda aşk dikiliverir karşına aşk!..
yabaninciri65 , Kitap İnceleme
7 Mayıs 2011 Cumartesi 00:26:48
tavsiye ederim
**Havin_** , Kitap İnceleme
18 Şubat 2011 Cuma 15:51:12


Amin Maalouf kitaplarında aynı şeyi farkettim hep..

"Bir yanı karanlık aşk"


Bu romanında da dünyanın bir ucundan diğer ucuna sürükleyen bir serüven. Arayış:

Yüzüncü Ad'ı arayış ve derken yaşanan onca hâdise...


Sonra vazgeçiş,yıkım...



Bu kitabı evet okumalı insan ama bu yazarın diğer kitapları da okunmalı . Hepsinde aynı özen,önem ve değer görünüyor.
onurumsun , Kitap İnceleme
20 Kasım 2010 Cumartesi 14:42:11
Bu kitabı okurken 1666 yılında Lübnan'dan yola çıkıp, doğu limaları, oradan konya'ya, Konya'dan İstanbul'a, İstanbul'dan İzmir'e İzmir'den Sakıza, Amsterdam, Londra ve sonunda tekrar Amsterdama tek bir kitabın peşinde dolaşan bir antikacı , Sonunda kitaba sahip olduğu halde, Canavar yılını geride bıraktığı ve gelecekte çok daha farklı olaylarla karşılaşma korkusu nedeniyle, aylarca peşinde koştuğu kitabı elde ettiği halde ALLAH'IN Yüzüncü adını öğrenme isteğinden vazgeçişinin nedenlerini bir çırpıda okuyup bitireceksiniz.

Amin Maalouf gerçek anlamda okunması gereken bir yazar. Bizleri doğunun limanlarından alıp, batının en üçra köşesine kadar bir dizi serivenlere sürükleyerek götürüyor.


Kitaba puan verin.
Puanınız:
Kitabı Kütüphanesine Ekleyenler
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.