Azerbaycan Muhaceret Edebiyatı

Vagif Sultanlı
  4,3 / 5 2 kişi · 2 yorum · 2.084 okunma · 0 tavsiye
Kitap Künye
ISBN:
9789944979177
Sayfa:
224 s.
Yıl:
01.01.2000
Ebat:
13,5*19,5 cm
Türk Edebiyatı içerisinde zenginliği ve rengârenkliği ile farklılaşan Azerbaycan Türk Edebiyatı`nın ne yazık ki, bu büyüklüğüne yakışır şekilde dünya edebiyatı içerisinde yer alamamış gibi görünmesinin asıl nedeni, iki ayrı şekilde parçalar hâlinde varlığını sürdürmeye çalışmasındandır.
1813 Gülistan Antlaşması ile İran ve Sovyet Rusya arasında iki parçaya ayrılarak farklı talihleri yaşamak mecburiyetinde bırakılan Azerbaycan halkı, yıllar boyu kendi ana vatanlarında garip ve esaret hayatı yaşamak zorunda kalarak, darağaçlarında ya da Sibirya`nın kan donduran soğuk çöllerinde temiz ruhlarını teslim etmek zorunda kalmışlardır. Ancak tüm yaşanan bu trajediler, kan ve göz yaşlarına, her türlü namüsait şartlara rağmen, özgürlüğü kendisine şiar edinmiş Azerbaycan halkı, mevcut varoluşunun ifadesi olan kültür ve medeniyetini yaşama ve yaşatma, koruyup saklama, geçmişteki paklığı İle gelecek yeni nesle tertemiz bir miras bırakma yolunda çok ciddi bir gayret göstermiştir.
İşte bugüne kadar Azerbaycan edebiyatının en karanlık noktasını oluşturan muhaceret edebiyatına ait değerlerin ortaya koyulması yolunda yorucu bir gayret sonucunda semereli bir çalışma ortaya koymuş olan Vagıf Sultanlı, Azerbaycan edebiyatı için yapılabilecek en büyük hizmetlerden birisine imza atmıştır.
Umuyoruz ki, bu değerli çalışma Azerbaycan halkının hakkı ve bitmez özlemi olan bağımsız bir yaşamı, rahat bir şekilde sosyo kültürel ve edebi yaratıcılığını ortaya koyma fırsatını bulmuş olacaktır. Belki de bunun sonucunda ailelerini ve vatanlarını görmeden hasretle gözleri açık bir şekilde muhacerette can vermiş Azerbaycan`ın değerli simalarına hiç olmazsa minnet borcu ödeme adına bir çalışma ortaya konmuştur.
Azerbaycan Muhaceret Edebiyatı Fiyatları
bkmakitap 9,90 TL Siteye Git
Atlas Kitap 10,95 TL Siteye Git
**Havin_** , Kitap İnceleme
16 Eylül 2013 Pazartesi 13:52:11
Edebiyat, hani yalnız ek-kök bilgisinden beri gelmezmiş ya.. Güzel bir örnek. Savunmasızların, çâresizlerin kelâmını dinlemek nevî.. Hepimizin dili sayılır bir yerde. Yasaklanmış diller kimlikler ve her şeye rağmen özgürlüğe olan ve hudut bilmeyen, -madde odaklı değil kattiyen- "rûh'umuzun hürriyeti adına" yükselen seslerin göç vaktinde hissettiklerini anlatıyorlar. Şiirler ile..ve ağıtlar belki de.


Azerî edebiyatı için, yalnızca bunun için bir şeyler anlatmışlar demek olanaksız. Bir bütün iken, koca bir bütün iken Kafkas topraklarında şakağımıza dayattıkları muhaceret vakitlerden siyah beyaz bir tablo..


Törpülemek hissedilenleri, ne güç. Usûl usûl diyeyim, bugün hâlâ toprağın altına gömdüklerini düşündükleri hakikatlerin o topraklarda yeşeren soyları var..Ayakta tutacaklar muhakkak.


Bir özelliği daha. Kitabı okuduğunuzda ne kadar çok şey bilmediğinizi düşüneceksiniz ve belki de hiçbir şey bilmediğinizi. Orada bilmediklerinizi anlatıyor olmayacaklar yine de. Yalnızca bilmediğinize dâir ufak bir hatırlatma. Sahih kaynaklara yöneltme.. Bu hem edebiyatla hem de târih ile ilgili. Cümle çevirilerindeki her hatada nemlendi gözlerim, buna gücü yetiyor bugündekilerin. Hani şükür mü bilmem, illâ ki..


Annesinden, babasından, eşinden evlâdından üç günlüğüne ayrılıyorum deyip de bir ömür ayrı kalanların dillerinde tüten şârk türküleri..


"Unutma, Doğuda, dağlar ardında,
Orda da ezilen kardasların var.
Yürek ver, umut ver, acı onlara,
Sözün geçer senin, adın-sanın var.."


Bağımsızlığı beklerken yaşanan savaşlarda askerlere yazılmış.. Bir mesele anlattılar bana bir vakit önce. Rus askerlerinin dağlarımıza baskınlar düzenledikleri vakitlerde iki asker kavga etmiş. O silah benim bu senin deyi.. Yüzbaşı gelip ikisine de tokat atıyor.. Arkasını dönüp ağlıyor sonra. Soruyorlar neden ağlıyorsun diye..


"bu erler bilmiyorlar ki 6 saat sonra şehid olacaklar nedir bu kavgaları kendi aralarında.."

Mâneviyatımız diyoruz ya..övünülmesi gereken tek güzelliğimiz budur aslında.

Rûh'umuz..üç karış toprakla sınırlı değil hülâsa.. Bu da en önemli örneklerinden. Kanın adı rengi yok. Hepimizin târihidir göç. Bir minnet bir borç bir vefâ.. yazılmasının sebebi olduğu kadar okunmasının da sebebi olmalı diyorum.


Ayrıca ders kitabı niteliğinde olduğunu söylemeli. Bir kere okuyunca bitti denmeyecek türlerden. Ve engin bir kaynak deposu.. İran'ın sesini kısık tutmuşuz biraz..iyi de olmuş... Edebiyatı, târih ile harmanlayıp sunmuşlar okura..


Muhacereti yaşayanların gönül sayfaları diyelim ve sözüm bitsin.


Mehtap Akkoyun , Kitap İnceleme
22 Şubat 2012 Çarşamba 11:31:56


Edebiyat ile ilgili olduğunu dile getirenlerin mutlaka okuması gereken kitap.

Zirâ, Azerî ve İran Edebiyatı'nın nasıl birlikten ayrılığa yol aldığını ve aslında temelde nasıl da benzediklerini daha iyi anlayacaklardır. Köklü edebiyat geleneğini korumak hissi de uyandırıyor.


Kitaba puan verin.
Puanınız:
Kitabı Kütüphanesine Ekleyenler
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.