Sükutumdan dolayı kendimden başka kimse kabahatli değildir. En büyük düşmanım ben idim. NAPOLEON [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM
Aylak Adam





Yusuf Atılgan

Yusuf Atılgan hakkında henüz tanıtım yazısı mevcut değil.


Aylak Adam


ISBN
: 9789750802446
Sayfa
: 164 s.
Yıl
: 01.01.2000
Ebat
: 13,5x21 cm
Aylak Adam Kitabı Tanıtım Yazısı
Yusuf Atılgan (1921-1989), roman ve öykülerinde unutulmaz karakterler ve edebi bir tarz yarattı. Türk romancılığında modern anlatımın en iyi örneklerini verdi. Hayata hep "karşı" kıyıdan baktı. Yapıtlarında psikolojik yabancılaşma ve yalnızlık temalarını ustalıkla işledi. Fanatik bir okur kitlesi oluşturdu. Tamamlayamadığı son romanı Canistan ise ilk kez okuruyla buluşuyor. Yusuf Atılgan şimdi tüm yapıtlarıyla YKY`de. 1921`de Manisa`da doğan Yusuf Atılgan İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü 1944`te bitirdi. Bir yıl öğretmenlik yaptıktan sonra Manisa`nın Hacırahmanlı köyüne yerleşti ve çiftçilik yapmaya başladı. 1976`da İstanbul`a yerleşti. 1980`den sonra Milliyet (daha sonra Karacan) Yayınları`nda danışmanlık ve çevirmenlik, kısa bir süre de Can Yayınları`nda redaktörlük yaptı. 9 Ekim 1989`da, üzerinde çalıştığı Canistan adlı romanını bitiremeden, geçirdiği bir kalp krizi sonunda Moda`daki evinde öldü. Yusuf Atılgan 1955`te Tercüman gazetesinin öykü yarışmasında "Evdeki" öyküsüyle (Nevzat Çorum adıyla) birinci, "Kümesin Ötesi" adlı öyküsüyle (Ziya Atılgan adıyla) dokuzuncu oldu. İlk romanı Aylak Adam 1957-1958 Yunus Nadi Armağanı`nda ikincilik ödülünü aldı ve kitap 1959 yılında Varlık Yayınları arasından çıktı. 1973`te yayımlanan Anayurt Oteli adlı romanını Ömer Kavur 1987`de film yaptı ve film çok ses getirdi.


"Dış kapıyı çarpıp çıktığı sokak tenhaydı. Şehirdekilerin çoğu şimdi ya yataklarında ya da yataklarına yakındılar. Caddeye doğru yürüyordu. Karşıdan gelen bir kadın onun uzağından dolaştı. Arkasından gitmedi. Biliyordu. Yanından hızla geçen taksiye baktı. İçinde oturan kadınla erkek sanki iki mankendiler. "Neden? Neden böylesiniz?" Olanla yetinerek, aramadan düşünmeden yaşanılsın diye yaratılmış bir dünyada yalnızdı. Sırtı kaşınıyordu. Eve gidip yıkanacaktı."



Aylak Adam Kitabından Ne Anladınız?


Alıntılar Alıntı Yaz
kayıtlı
30 Ağustos 2018 Perşembe 12:01:27


Bu iki adam dünyada hoşgörü diye bir şey olmadığını bilmiyorlar. İnsan kendininkine uygun olmayanı bağışlamaz. Biz, hoşgörüsü olmadığını bile bile, başkalarında kendininkinden ayrıyı bağışlamaya çalışana hoşgörülü diyoruz.

Yusuf Atılgan (Aylak Adam, s. 113)
kayıtlı
30 Ağustos 2018 Perşembe 12:01:27


Bu iki adam dünyada hoşgörü diye bir şey olmadığını bilmiyorlar. İnsan kendininkine uygun olmayanı bağışlamaz. Biz, hoşgörüsü olmadığını bile bile, başkalarında kendininkinden ayrıyı bağışlamaya çalışana hoşgörülü diyoruz.

Yusuf Atılgan (Aylak Adam, s. 113)
yağmur5
18 Ağustos 2016 Perşembe 00:45:10

"Onların gözünde bütün kadınlar birdir.Amaçlarına goturmekteki başarısı denenmiş o pek rahat sıralarını bozmazlar :Önce el tutulur,sonra öpülür,sonra memeler oksanır;en son ertekliğin altı gelir." Ben onun için yeni bir kobayım, bir deney hayvanı..."
türrehat
14 Mart 2014 Cuma 15:39:01

"İçini böyle çırılçıplak açan birinin artık bunları gören insanı sevemeyeceğini sanıyordu. Beni bırakırsa, bunları anlattığı için bırakacak, diye düşündü."

"Babam adamsa ben olmayacaktım."

" -Neden bu kadar kötümsersin?
-Sen neden değilsin? Çevrene bakmıyor musun? En mutlu görünenlere bile? Bütün bunlar üç oda, bir mutfak, iki çocuk düşü ile başlıyor. Sonra? hadi bayanlar, baylar! Bu fırsatı kaçırmayın. Siz de gelin, siz de görün. Üç perdelik dram. Birinci kısım: dağlar dümdüz. İkinci kısım: ne çok tepe! Üçüncü kısım: ova batak. bugünlük bu kadar baylar. İyi geceler. Yarın yine bekleriz."

"Sizi bekleyenler vardır. Rahatsınız. Hem ne kolay rahatlıyorsunuz. İçinizde boşluklar yok. Neden ben de sizin gibi olamıyorum? Bir ben miyim düşünen? Bir ben miyim yalnız?"

Aylak Adam Kitabından Alıntı Paylaşın


Sayfa 47, kitabın 47'inci sayfasının ilk paragrafıdır.
Günlerin adı, sürelerince yaşanılan olayların değerine göre değişebilir. Bugün şimdilik ''paltosunu ilk çıkardığı gün''dü, sonra ''Güler'i ilk gördüğü gün'' olacaktı.
İncelemeler İnceleme Yaz
kayıtlı
30 Ağustos 2018 Perşembe 12:00:43


Bu iki adam dünyada hoşgörü diye bir şey olmadığını bilmiyorlar. İnsan kendininkine uygun olmayanı bağışlamaz. Biz, hoşgörüsü olmadığını bile bile, başkalarında kendininkinden ayrıyı bağışlamaya çalışana hoşgörülü diyoruz.

Yusuf Atılgan (Aylak Adam, s. 113)
Okunmasını tavsiye ediyor
mahmutalikılıgür
20 Ağustos 2018 Pazartesi 23:02:49

aylak aylak gezip leylek gibi laklak ediyosa okunmasin adam gibi iyi guzel ogut verip nasihat ediyor
adamin ufku aciyorsa okunmali anayurt hotel de de deli deli is yapiyo kedinin kafaya tava indirip
cok iyuyan o temizlikci kadini aman neyse ne akilli olsun okunsun okunacak tarzda ise tiriviri ise kafa beynimiz irak olsun
Okunmasını tavsiye etmiyor
kayıtlı
19 Ağustos 2018 Pazar 15:38:44

İçinde oturanları tanıyorum. Erkek en yakın lisede ingilizce öğretmeni. Karısı, onunla evlensin diye okulunu yarıda bıraktı. Sevişerek evlendiler. İki çocukları var: Biri kız, biri oğlan. Erkek akşamları elinde paketler, kese kağıtlarıyla döner. Yemek yerler. Çoğu geceler adam ya öğrencilerinin yazılı ödevlerini düzeltir, ya da gazete okur. Arada, “bu yıl kömür kıtllığı olacakmış!” diye mırıldanır. Kadının kucağında hep yamanacak bir şeyler bulunur. Kocasına bakar. “Uğrunda fakülteyi bıraktığım bu rahatına düşkün adam mıydı?” diye düşünür. Sonra dalar. Bir gün okula giderken otobüste bir genç gözünün içine bakmıştı. “Neden kaşlarımı çattım ona, diye hayıflanır, onunla belki başka türlü olurdu.” Ya birlikte uyudukları yatak... Erkek karısını değiştiğini, okula yeni verilen tarih hocasını düşünür. Kadın otobüsteki gençledir.
-Yapamıyorum, dedi. Olmuyor. Oysa seni seviyorum, biliyorum. Ama yapamıyorum. Neden, neden olmuyor?
“Çünkü yardım etmiyorum sana,” diyecekti, demedi. “Soyunurken, babanın duyunca, nasıl şaşıracağını, başkalarının neler diyeceğini düşündün. Şimdi seni kucaklayıp yatağa yıksam, öpe okşaya etini kışkırtsam, kulağına benden duymak istediklerini söyleyip seni kandırsam her şeyi yeniden unutursun. İstemiyorum böylesini Yarım bardak şarap içirdim diye nasıl içimi yedim görmedin mi? Bu mavi boşlukta etimiz bile sonuna dek sevişemiyor. Çünkü bu ses geçmez, ışık sızmaz odada bile başkaları bizimle birlik. Ama bir gün babanı, başkalarını kovup geleceksin. O zaman keskin ışıkta soyunup açık pencerede sevişeceğiz. Acelem yok benim biliyorsun.” Kucağındaki saçları öptü.
- Zarar yok, dedi. Ağlama.
Okunmasını tavsiye ediyor
Abdulmuttalip Gönül
31 Ağustos 2016 Çarşamba 04:25:49

Okudum guzel kitap
Okunmasını tavsiye etmiyor
Abdulmuttalip Gönül
31 Ağustos 2016 Çarşamba 04:25:45

Okudum guzel kitap
Okunmasını tavsiye etmiyor
kayıtlı
30 Ağustos 2016 Salı 17:01:07

Kılığı düzgün bir adamın sokakta simit yemesi yasaktır. Bütün yasaklar gibi bunun da kaçamak bir yolu yok mu? Simidi kır, cebine sok. Tek elinle bir lokma koparıp, kimseye sezdirmeden ağzına at. Ama, ben dişlerim sağlamken ısıracağım.
Okunmasını tavsiye ediyor
kayıtlı
30 Ağustos 2016 Salı 02:43:41

-Ya içmediğim zamanlar?
- O zaman ararım.
- Hep arayacaksın sen. Ya resim, ya kitap...
- Tutamak sorunu. İnsanın bir tutamağı olmalı.
- Anlamadım.

- Tutamak sorunu dedim. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaydaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kim zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine; sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutmağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez. Kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım. Öküzleri besiliydi , pırıl pırıldı. Herkesin, “- Veli ağanın öküzleri gibi öküz, yoktur, ” demesini isterdi. Daha gülünçleri de vardır. Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimizi, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın!
Okunmasını tavsiye ediyor
kayıtlı
26 Ağustos 2016 Cuma 22:09:07

Kim bilir, iç sıkıntısı olmasa, belki insanlar işe gitmeyi unuturlardı. 'İş avutur' derdi. babası. O böyle avuntu istemiyordu. Bir örnek yazılar yazmak, bir örnek dersler vermek, bir örnek çekiç sallamaktı onların iş dedikleri. Kornasını ötekilerden başka öttüren bir şöför, çekicini başka ahengle sallayan bir demirci bile ikinci gün kendi kendini tekrarlıyordu. Yaşamanın amacı alışkanlıktı, rahatlıktı. Çoğunluk çabadan, yenilikten korkuyordu. Ne kolaydı onlara uymak.
Okunmasını tavsiye ediyor
kayıtlı
26 Ağustos 2016 Cuma 21:30:23

Hepimiz korkağız. Korktuğumuz için severiz; korktuğumuz için yaşarız; korku yüzünden öldürürüz.
Okunmasını tavsiye ediyor
kayıtlı
26 Ağustos 2016 Cuma 21:14:21

Ya insanlar? Onların yaşamasında her şey ayrıntı. Önemli olan yemek değil, yenecek yemeğin çeşididir; giysi değil, giysinin çeşidi; ayakkabının çeşidi. Günlerin adı bile... Belli günlerde belli yaşamaları vardır. Pazar günleri pazarlık yaşamalarını kuşanırlar, çarşambaları çarşambalık! Hep ayrıntılar! Paranın sayısı gibi. Güler'in mavi gözlü oluşu gibi.
Okunmasını tavsiye ediyor
kayıtlı
26 Ağustos 2016 Cuma 20:57:13

İnsanlarda anlayamadığı bir şey de gazete okumalarıydı. Neden her sabah içlerini karartmak gereğini duyarlardı acaba? Futbol maçı hastalarınınkini anlıyordu. "Ya ötekiler? Binlerce gazete satılıyor bu şehirde. Örneğin şu yaşlı adam! Yoksa FATİH'TE İKİ EV YANDI başlığını görüp 'İyi, Benim orada evim yok,' düşünebilmek rahatlığı için mi okur? BİR ADAM KARISINI ÖLDÜRDÜ. 'İyi etmiş. Kim bilir ne namussuzdu.' ÇİN'DE İSYAN. 'Beter olsunlar, kırsınlar birbirlerini. Bize dokunmasınlarda!..' Bu 'biz' dediği daha çok 'ben' değil mi? 'Ben, benim, bana, beni!' Herkes 'Ben'.
Okunmasını tavsiye ediyor
kayıtlı
26 Ağustos 2016 Cuma 20:45:51

İnsan kendine uygun olmayanı bağışlamaz.Biz,hoşgörüsü olmadığını bile bile, başkalarından kendininkinden ayrıyı bağışlamaya çalışana hoşgörülü diyoruz .
Okunmasını tavsiye ediyor
kayıtlı
18 Ağustos 2016 Perşembe 12:35:36

"Görürsünüz adam olmayacak bu çocuk" derdi. Konuşmazdım. Sevinirdim. Babam adamsa ben olmayacaktım.
Okunmasını tavsiye ediyor
kayıtlı
18 Ağustos 2016 Perşembe 00:12:51

- En kötüsü güzel burunlu olmaktı. Adınız Güler, değil mi?
- Ben daha sizinkini bilmiyorum.
- öğreneceksiniz. Bence insanın adı onunla en az ilgili olan yanıdır. Doğar doğmaz, o bilmeden, başkaları veriyor. Ama yapışıp kalıyor ona. Onsuz olamıyor. (Sustu bir sigara yaktı) bakın şimdi adımdan daha önemli bir şey biliyorsunuz. Sigara içtiğimi. İşte bir başkası: bütün bu siz ler iz ler uz lardan sıkılırım ben. Yapmacık, fazlalık gibi gelirler bana.ikinci konusmamda sen diyemeyeceğim biriyle birdaha konusmam. Ne dersin(iz)?
- Galiba sizi anlıyorum.
- Yanılıyorsun siz anlanamaz sen anlanır. Bazı kitaplarda sizi seviyorum u okuyunca gülerim. Sanki siz sevilirmiş! sen sevilir değil mi?
- seni anlıyorum. (Kızardı)
Okunmasını tavsiye ediyor
yağmur5
16 Ağustos 2016 Salı 13:39:50

farklı bir kitap her kitap mutlaka biseyler katar almasını bilene mühim olan iyileri örnek alıp kötüleri ibret almakta....Yalnız aylak adamlar okumasın :). Ülkemi de toplumsal değerler var yazılı olmayan normlar bunlara uymayanlar kabul görmezler tıpkı aylak adam gibi... tavsiyem Cenk Enes Özer in hizmetkâr kitabını mutlaka okusunlar Güzel kitap aslında çok yazılacak şey var ama olmuyor, olarak sorunları sorun çıkartarak çözemezsiniz.Sayın yazarımızın emeğine sağlık
Okunmasını tavsiye ediyor
kayıtlı
14 Ağustos 2016 Pazar 21:32:18

İki çeşit içen vardır. Biri, benim gibi, kurtuluşu içkiden beklemenin utancıyla içer. Bir de şu çevredekilere bak. Bunlar neden içiyorlar? Toplum içinde yaşamanın baskısını, yükünü hafifletmek için.
Okunmasını tavsiye ediyor
kayıtlı
22 Ekim 2014 Çarşamba 22:17:20

Günlerin adı, sürelerince yaşanılan olayların değerine göre değişebilir. Bugün şimdilik ''paltosunu ilk çıkardığı gün''dü, sonra ''Güler'i ilk gördüğü gün'' olacaktı.
Okunmasını tavsiye ediyor
nâ-gehân
22 Ekim 2014 Çarşamba 10:58:42



“ Ağaç dalındaki, gövdeden ayrılma eğilimini fark ettin mi bilmem? Hep öteye öteye uzar. Gövdenin toprağa kök salmış rahatlığından bir kaçıştır bu. Özgürlüğe susamışlıktır.”


Budayıp uzayan dalları gövdeye yaklaşmak istedikçe, kökten devrileceğini de hesap etmeli…


Okunmasını tavsiye ediyor
eliff_
30 Haziran 2014 Pazartesi 12:34:41

kitapta aylak:) birşey olacak diye beklemeyin
Okunmasını tavsiye ediyor
renbo
18 Haziran 2012 Pazartesi 12:43:28

Benim
Okunmasını tavsiye ediyor
imlahatası
13 Haziran 2012 Çarşamba 08:37:32

...
Okunmasını tavsiye ediyor

İnceleme Paylaşın


Edebiyat Defteri Puanı
Puanınız:
Bu Kitabı Tavsiye Edenler
Bu kitabı 22 kişi tavsiye ediyor.

yağmur5
Bu kitabı tavsiye etti.
birazdahamavi
Bu kitabı tavsiye etti.
türrehat
Bu kitabı tavsiye etti.
kayıtlı
Bu kitabı tavsiye etti.
B E D Bİ N
Bu kitabı tavsiye etti.
Nihat Kaçoğlu
Bu kitabı tavsiye etti.
renbo
Bu kitabı tavsiye etti.
eliff_
Bu kitabı tavsiye etti.
serkans
Bu kitabı tavsiye etti.
MONROE
Bu kitabı tavsiye etti.