Bir iyiliği yapan değil, iyiliği gören hatırlamalıdır. cicero
Umut
Küçük hikayeler, büyük umutlar......
15. Bölüm

Henüz Adı Konmamış Şey

167 Okuyucu
0 Beğeni
0 Yorum


Bazı insanlar hayatı boyunca bir yere yetişmeye çalışır.

Nereye olduğunu bilmeden.

Sabahları erken kalkar, günleri tüketir, yılları geride bırakır, yeni hedefler koyar, yeni yollar dener. Her şey değişir; yaşadığı ev, yürüdüğü sokaklar, konuştuğu insanlar, hatta aynada gördüğü yüz bile değişir. Ama içlerinde bir şey hep aynı kalır.

Sanki uzun bir yolculuğa çıkmışlardır da asıl varacakları yeri unutmuşlardır.

Bu yüzden ne kadar ilerlerlerse ilerlesinler, içlerinde açıklayamadıkları bir eksiklik dolaşır.

Bir sonbahar günüydü.

Gökyüzü gri değildi, yağmur da yağmıyordu. Hatta hava beklenmedik kadar güzeldi. İnsanların çoğu böyle günlerde mutlu olması gerektiğini düşünürdü. Çünkü güzellik ile mutluluk arasında görünmez bir bağ olduğuna inanırlardı.

Oysa bazı günler vardır ki güneş ne kadar parlarsa parlasın insanın içine ulaşamaz.

O gün de öyleydi.

Saatler boyunca yürüdü.

Neden yürüdüğünü bilmiyordu.

Bazen insanın bir amacı olmaz. Sadece bulunduğu yerden uzaklaşmak ister. Nereye gittiğini değil, nereden kaçtığını bilir.

Kalabalık caddelerden geçti.

Bir bankta oturan yaşlıları gördü.

Koşarak annesine yetişmeye çalışan bir çocuğu gördü.

Köşe başında sessizce bekleyen bir satıcıyı gördü.

Birbirine sarılan insanları gördü.

Acele edenleri gördü.

Bekleyenleri gördü.

Ama en çok da kendini gördü.

Çünkü ilk kez etrafına bakıyordu.

Yıllardır yaşadığı dünyanın içinden geçip gidiyor ama onu görmüyordu.

İnsan çoğu zaman hayatı yaşadığını sanır.

Aslında yalnızca günleri tüketiyordur.

Bir dükkânın camında kendi yansımasına rastladı.

Kısa bir an durdu.

Camdaki yüz yabancı değildi.

Ama tanıdık da değildi.

Sanki yıllardır aynı bedende yaşayan iki kişi vardı.

Biri herkese gösterdiği yüzdü.

Diğeri ise yıllardır susturduğu gerçek kendisi.

İnsan en çok kendinden saklanabilir.

Bunu o gün öğrendi.

Çünkü dünya ne kadar kalabalık olursa olsun, insan kendi sessizliğinden kaçamaz.

Yoluna devam etti.

Şehrin en eski mahallelerinden birine geldiğinde hava kararmaya başlamıştı. Dar sokakların arasında yürürken yıkılmaya yüz tutmuş bir ev dikkatini çekti.

Evin pencereleri kırıktı.

Duvarlarının sıvası dökülmüştü.

Kapısı eğrilmişti.

İlk bakışta terk edilmiş gibi görünüyordu.

Ama pencerenin kenarında küçük bir saksı duruyordu.

İçinde beyaz bir çiçek vardı.

Şaşkınlıkla yaklaştı.

Çünkü ev neredeyse yok olmak üzereydi.

Fakat o çiçek canlıydı.

Rüzgâra rağmen ayaktaydı.

İhmal edilmişliğin ortasında büyümeyi başarmıştı.

Dakikalarca ona baktı.

Sonra fark etmeden gülümsedi.

Belki de aylar sonra ilk kez.

Çünkü o küçücük çiçek ona yıllardır kimsenin öğretemediği bir şey öğretmişti.

Güçlü olmak kusursuz olmak değildi.

Güçlü olmak, kırılmış olsan bile yaşamaya devam edebilmekti.

İnsan bazen en büyük dersleri kitaplardan öğrenmez.

Bir çiçekten öğrenir.

Bir sessizlikten öğrenir.

Bir bekleyişten öğrenir.

Ve bazen bütün hayatını değiştiren şey, kimsenin fark etmediği küçücük bir ayrıntı olur.

O gün eve dönerken hiçbir sorunu çözülmemişti.

Geçmişi olduğu yerde duruyordu.

Yarım kalan hayalleri de.

Kırgınlıkları da.

Kayıpları da.

Ama içinde değişen bir şey vardı.

İlk kez her şey düzelmeden de yürünebileceğini anlamıştı.

Çünkü hayat, mükemmel şartları bekleyenlere değil; eksiklerle yaşamayı öğrenenlere yol açıyordu.

Ve belki de insanın içindeki en güçlü şey mutluluk değildi.

Belki de onu yıllarca ayakta tutan şey, her şey bitti sanıldığı anda bile sessizce yaşamaya devam eden o görünmez duyguydu.

Henüz adını koyamadığı o duygu...

Bir gün bütün hikâyesinin merkezine yerleşecekti.
Yorum Yapın
Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Yorumlar
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL