"..." bi tırnak,,

11.172 izlenme - 315 yorum -
/ » 32
Yorum Yaz
nâ-gehân
31 Mayıs 2016 Salı 23:56:42



"Dost
Bu eli sıkı tut "



Cahit Zarifoğlu' dan,,







küsss
12 Haziran 2016 Pazar 17:51:40
ve ne güzel yazmış bir zarif adam, Acz' ile...

"Çoktandır yabancı bir cismin kalbime sürtünmekte olduğunu biliyorum.

....

Şehre yürümek kolay mı?
Oturuyorum öylece.

Yine de biri çıksa, nasılsın dese alışkanlıkla iyiyim diyeceğim.

Kederli olduğum da söylenemez zaten. buna sebepte yok çünkü. Ne taze bir ölüye sahibim, ne felaket geçirenlerim var.

Dedim ya oturuyorum öylece. İyi ki etrafımda kalbimi tanıyanlar yok. Ağırlıksız duran bedenimi küçümsiyeceklerdi. Sonra da birbirlerine dürterek, ya da ilerdeki arkadaşlarına göz işareti vererek beni gösterecekler, “kalbini yok etmişin haline bakın, hınzır pek de pratik, belli etmiyor hiç” diyeceklerdi.

Ama iyi ki yoklar.
Yüzümü saklamayı düşünmeden durabiliyorum."
Mâî_Dem..Safâ
5 Haziran 2016 Pazar 16:56:32

" Ta eski ramazanlarda
Ellerim daha küçükken
Bir iftar pidesinin üstünde tüten
Küçük kara bir tohum
Tutar elimden
İnsan biraz da koku mu ne? "

Ali AKBAŞ



O qué
6 Haziran 2016 Pazartesi 09:39:49





" ömrüm
ah benim ördükçe sökülen
yakasız, kolsuz hırkam. "

| şükrü erbaş "




















Son Düzenleme: O qué @ 6.6.2016 09:40:44

Özlem Tarhan
6 Haziran 2016 Pazartesi 13:45:33
''Adam olmayanın düşmanı bile olmam''

Âşık Veysel.
ALPEREN OZAN
6 Haziran 2016 Pazartesi 23:27:19
Lodos, yine gözlerime yağmur getirdi,
Kapıya tam da dayanmışken aşk!
Zulamdaki esmer şarkılara af çıktı,
Bugün kalbim yerinden çıkayazdı anne!
.....
nâ-gehân
7 Haziran 2016 Salı 05:06:00

" Muhakkak ki Allah güzeldir, güzelliği sever!..."

Hz. Muhammed Mustafa ( s.a.v )




nâ-gehân
7 Haziran 2016 Salı 10:39:24
Güzel olan ne varsa "ALLAH (c.c.) yarattı."





chaotica
21 Ekim 2016 Cuma 16:42:12
Güzel olmayanların yaratıcısı kim?
nâ-gehân
7 Haziran 2016 Salı 10:53:36
"Küskünler ve Kaplanlar

Kahır, saçlarına düşen ilk kırla küskün adamların yüreğine yerleşir. Dünyaya küserek, kahrederek, ondan el etek çekerek yaşamak, kırklı yaşlardan itibaren titizlikle sürdürülen bir meslek olur. Adeta yeryüzünde tek bir şövalye kalmıştır ve bütün bir dünya yel değirmeni halinde, onun saldırısını beklemektedir. Küskünlüğün soylu bir tarzı vardır, öfke sessiz ve kımıltısız orada durur ve şövalyesini güç ilişkilerinden, ahlâki düşüşlerden, ruhu çürüten ne varsa ondan korur. Ruhun en ücra hücrelerine kadar kök salan o öfkenin diplerinde, mutlaka bir 'haksızlığa uğramışlık' hissi bulursunuz. Küskün adam ona saldıran dünyaya karşı zırhına bürünür ve onun tarafından nüfuz edilmeyi reddeder. 'Sunduğunuz iktidar ilişkileri, rütbe ve makamlar gönlümü okşamıyor' der gibidir. Onların hayat bilgisi toplumun baskın değerleriyle uyuşmaz. Herkes kadar 'küskün adam'ın da bir yaşama hüneri vardır ama bu hüner, yolların çatallandığı yerlerde onu çoğunluktan ayrı düşürür. Onların aldatılmaya, baştan çıkarılmaya karnı toktur. Ama kahretmekten de geri durmaz, dünyayı istediği gibi tanzim edememiş olmanın hıncı içini sürekli kemirir.

Oysa geç modern çağ baştan çıkarmaların, ayartının, ilkesizliğin zamanı. İnsan ilişkilerinde tuhaf bir soğuma var, 'kullan-at' tarzı ilişkiler sığlığın bayrağını burçlara dikiyor. Modern kültür küskünlüğü de potasında eritip onu değiş-tokuşa müsait bir meta kılabildiği ölçüde başarılı sayılacak. Küskünlük de pazar ekonomisine tabi kılınmalı, kenardakilere de satılacak bir mal mutlaka vardır, dahası küskünlüğün de tanımlanabilir bir maliyeti olmalı ki devran dönsün, değil mi ya? Yeryüzünün küskünleri üzerine demokrasi 'yağdırmalıyız' ki hayatın 'gerçek tadı'nı keşfetsinler, harcasınlar, harcansınlar, mutlu olsunlar. Küsmek boyun eğmeyi reddetmektir. 'Gücüm sana yetmiyor, seninle dövüşemem ama sana tabi olmayı reddediyorum' diyebilmektir.

Orta yaşlı küskün adamlar son yıllarda giderek daha fazla dikkatimi çekiyorlar. Onlar hayatlarını ölümcül aşkların örsünde döven, beden ve ruhlarına eziyet ederek arınmaya çalışan vicdan mahkumlarından farklıdırlar. Kendilerini alkol ve aşk provalarında ağır ağır öldüren 'abiler' hayatlarına, ülkülerine, tutundukları hikâyelere şurasından burasından ihanet etmiş, bunun getirdiği suçlulukla baş edemeyen kişilerdir. Oysa küskünler, ele geçirmeyi reddettikleri için zaten mağrurdurlar. Özür dileyecekleri bir merci yoktur, ruhlarını rehin bırakmadıkları için de dik durmayı başarabilirler. 'Kâşane, sırma, köşk onların olsun/ Bir köhne kitab, bir sarı kandil neme yetmez' diyen şaireyi izleyen nadir kuşlardır onlar. Terk edişin deli gömleğini giymiş ve dünyanın ağırlıklarından arınmışlardır. Bu adamlar psikolojik açıdan sorunlu kimseler midir? 'Kaybedenler kulübü'ne üye oldukları için, refah ve başarıdan pay kapamadıkları için mi küsmüşlerdir? Yoksa refah ve başarıya götüren yolları mübah kabul etmedikleri için mi? İnsanın ruh sağlığının olmazsa olmaz koşulu olarak çevresine sağladığı uyumu öne süren kavramlaştırmalar, bize hırsızlar toplumunda hırsız, katiller toplumunda katil olmamızı telkin eder gibidir. Oysa insan 'az gidilen yol'u seçebilir ve bu da hayatında büyük fark yaratabilir. Biz bu hayat hikâyelerini gazetelerde 'bir başarı öyküsü' olarak okumayız. Afrikalıların söylediği gibi, 'kaplanların kendi tarihçileri oluncaya dek bütün av hikâyeleri avcıları övecektir'. Oysa tarih inandığı değerleri dünya nimetlerine değişmeyen cesur ve kimileyin küskün adamların dokunuşlarıyla yazılır. Kurşuna dizilmeyi, zindana atılmayı göze alan 'deli'ler tarihi yapar. Yozlaşmış ilişkilerden inzivaya çekilen bir adam, şen şakrak yaşayan kalabalığa, 'haydi uyan!' bildirisi bırakır. Küskün adamların uğultusu; bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler diyen adamların kâbusudur. Markalara küsenler firmaları çıldırtır, televizyonlara küsenler reklamcıları çıldırtır, oy vermeyenler parti liderlerini çıldırtır. Küsen adamlar kuvvetlidir ve onlardan korkulur. Onları tutunamayanlar olarak görmek yanlış olur, onlar kendi hikâyelerine, değerlerine, doğru bildiklerine tutunabilmiş, hayatın karşısında bir tavır geliştirebilmiş insanlardır. Mağaradaki gölge oyunlarına râm olmamış ve 'terk edişin soylu dağı'na sığınmışlardır.

Bazen onlarla karşılaşıyorum. Soylu duruşları, o tunçtan öfkeyi hareleyen nezaketleri gözlerimi kamaştırıyor.Terk ederek dünyaya cevap veren adamlar. Küskünler. Lüzumundan fazla konuşmayan ve harcamayanlar. Tenezzül etmeyenler. Modern zamanların kavline göre kaybedenler. Kaplanlar tarih yazımına başladığında, kazananlar "



Prof.Dr. Kemal SAYAR,

Mâî_Dem..Safâ
7 Haziran 2016 Salı 12:16:36

Ne yazık ki o küskünlere ne burada, ne bu dünyada artık yer yok..,

nâ-gehân , forumun sahibi
7 Haziran 2016 Salı 12:33:02
..buralar 'nefes alıyorsa' ve dünya, biraz da o küskünler hürmetine,
nâ-gehân
7 Haziran 2016 Salı 12:35:49
" Kahrında Hoş Lütfunda Hoş

Cana cefa kıl ya vefa
Kahrın da hoş, lutfun da hoş,
Ya derd gönder ya deva,
Kahrında hoş, lutfun da hoş.

Hoştur bana senden gelen:
Ya hilat-ü yahut kefen,
Ya taze gül, yahut diken..
Kahrında hoş lutfun da hoş.

Gelse celalinden cefa
Yahut cemalinden vefa,
İkiside cana safa:
Kahrın da hoş, lutfun da hoş.

Ger bağ-u ger bostan ola.
Ger bendü ger zindan ola,
Ger vasl-ü ger hicran ola,
Kahrın da hoş, lutfun da hoş.

Ey padişah-ı Lemyezel!
Zat-ı ebed, hayy-ı ezel!
Ey lutfu bol, kahrı güzel!
Kahrında hoş, lutfun da hoş.

Ağlatırsın zari zari,
Verirsen cennet-ü huri,
Layık görür isen nari,
Kahrında hoş, lutfun da hoş.

Gerek ağlat, gerek güldür,
Gerek yaşat gerek öldür,
Aşık Yunus sana kuldur,
Kahrında hoş, lutfun da hoş."


Yunus Emre
nâ-gehân
7 Haziran 2016 Salı 12:50:26

"Biliyorum yaklaşıyoruz her an
Biliyorum oruçlu doğar insan
Ölümün iftar sofrasına "

Erdem Bayazıt,






Yorum Yaz
/ 32 »
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.