Bugün sizi "en iyi anlatan şiir"

14.873 izlenme - 980 yorum -
/ 98 »
Yorum Yaz
-Ezrak Rahel-
10 Mart 2013 Pazar 12:46:10


Bazı anlar vardır. Tüm kelimeleriniz boğazınıza dizilir de gider bir şiirin gölgesine sığınırsınız.
Kimi zaman sevinçten
Kimi zaman hüzünden


Bugün mü?
Beni mi?


HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM

Seni, anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.

Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana...

Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara,
Akan yıldıza,
Bir kibrit çöpüne varana,
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.

Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamlardan,
Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni...
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...



Ahmed Arif



Yagmur Esintisi
12 Mart 2013 Salı 00:27:53
Çok severim bu şiiri ve şarkısını Ahmet Kaya dan tabi ki
Nar-ı Çiçek
24 Mart 2013 Pazar 16:44:50
Yine 1 siirin gölgesindeyim...soguk ve ürkek..
Turgut Öztürk
26 Mart 2014 Çarşamba 11:54:53
en beğendiğim şiirlerden biri.
Öteki Şair
12 Mayıs 2014 Pazartesi 18:46:58
Hasretinden prangalar eskittim gerçekten bu kadar az şiir meşur olmayı hakeden bir şairdir Ahmed Arif. ...
beren yılmaz
21 Temmuz 2014 Pazartesi 21:25:06
dogayagmur
11 Mart 2013 Pazartesi 16:00:01

Küçüktüm çocuktum








Çocuktum
Yerinde durmaz ayaktım
Dışarıdayken bedenim
Annemin etekleri durdururdu hızımı ancak




Küçüktüm
Bana kocaman gelmezdi dünya
Top gibi görünürdü gözlerime her şey
Oyundu
Ağlamaktı
Düşmekti
Çamura batmaktı sabahtan akşama işim




Çocuktum
Kurardım tek başıma akla gelmez hayal
Her dağa hayrandım
Her yeşile şiir gibi
Her bahara serçe kuşları gibi sevinirdim




Küçüktüm
Adımlarımı engelleyen bir güç yoktu
Heyecanıma
Yaramazlığıma yenilirdi büyükler(im)
Ve en çok kedilerle sırdaş
Kelebeklerle en iyi arkadaştım




Evet bir zamanlar
Hem çocuk hem küçüktüm
Özgürlüğümün şen şakrak keyfinde








Mehmet Selim ÇİÇEK
MESELCİ
-Ezrak Rahel-
11 Mart 2013 Pazartesi 20:41:34
dogayagmur , forumun sahibi
12 Mart 2013 Salı 00:54:23
canandemirel
30 Ocak 2014 Perşembe 19:04:57


Çocuk

Annesi gül koklasa,ağzı gül kokan çocuk;
Ağaç içinde ağaç geliştiren tomurcuk...

Çocukta,uçurtmayla göğe çıkmaya gayret;
Karıncaya göz atsa 'niçin,nasıl?' ve hayret...

Fatihlik nimetinden yüzü bir nurlu mühür;
Biz akıl tutsağıyız,çocuktur ki asıl hür.

Allah diyor ki:'Geçti gazabımı rahmetim!'
Bir merhamet heykeli mahzun bakışlı yetim...

Bugün ağla çocuğum,yarın ağlayamazsın!
Şimdi anladığını,sonra anlayamazsın!

İnsanlık zincirinin ebediyet halkası;
Çocukların kalbinde işler zaman rakkası...








Necip Fazıl Kısakürek

beren yılmaz
4 Ağustos 2014 Pazartesi 09:03:47
biz büyüdükçe değişti her 'şeyin rengi ve şekli tebrikler güzel şiir..
-Ezrak Rahel-
11 Mart 2013 Pazartesi 16:03:30


Bugün nedense "ölümü düşünür oldum"

Bu günümün şiiri "Ölüm Risalesi" olsun.




Ölüm Risalesi

Damla damla oluşuyor hayat
Ölüm kımıl kımıl
Duymak kolay
Anlatmak değil

Her an
Farkındayım
Az az öldüğümün

Bilincindeyim doğan ayın
Eriyen karın akan suyun
Ve usul usul tükenen zamanın

Tekrarlayıp duruyor saat
Vakit te mahluktur
Vakit te mahluktur

İşliyor kalbim
Eskiyor saçlarım
Ve gözlerimin en ince hücreleri

Okuyorum hayatı
Toprağın üstünden çok
Altındakilerle var olduğunu

Toprak
Ölüme aç
Ölüme muhtaç
Hayat

Ölüm muhakkak
Ve ölüm mutlak
Tek kapısıdır ölümsüzlüğün

Ölümle tanıştıktan sonra anladım
Sadece bir kimlik belgesi olduğunu yaşamanın

...


Erdem Beyazıt



beren yılmaz
30 Temmuz 2014 Çarşamba 22:37:26



Hımm Bugün beni İyi bu Şiir anlatsa gerek :(
SULTAN HÜRREM
11 Mart 2013 Pazartesi 16:08:55
siyah gözlerine beni de götür


daha dokunmadan kurudu irem
çöllere bir türlü yağamıyorum
yeni bir koşuşun başlangıcında
biraz deprem sonrası
biraz şehir hülyası








bir kalp yangınından geriye kalan
siyah gözlerine beni de götür






artık bu yerlere sığamıyorum

pembe uçurtmalar yollandığından beri
sarardı tiryaki menekşeleri
sonbaharın tozlu kafeslerinde
sevgi turnaları yakalıyorum
turnalar gidiyor; ben kalıyorum





avareyim asûdeyim yorgunum
bilmiyorum neden sana vurgunum
erzurum garında banklar üstünde
uyku tutmuyor karanlıkları
yitik düşlerimi kovalıyorum
gölgeler gidiyor; ben kalıyorum

binbir türlü kokuyorsa yaylalar
siyah gözlerine beni de götür
baharın koynundan koparıp sana
ipek bir mendile sardığım yüreğimle
şehzade gülleri gönderiyorum





umutlar kalıyor; ben gidiyorum



bütün yelkenlileri deniz fenerlerini
kaptanları sorgulayan
yanından geçen küheylanların
korku tûfanına yakalandığı
siyah gözlerine beni de götür
güneş ülkesinden gelen yiğitler
benzeri olmayan bir dünya kursun
cellat ayrılığın boynunu vursun

usul usul intizârı çürüten
bu hercai diken bu çılgın arzu
sürüklüyor imkânsız muştuların
eşiğine gönül vâdilerini
bir ağaçtan düşen yapraklar gibi
düşüyorum tanyerine
ya topla yaralı kırlangıçları
ya da bu vefâsız şarkıyı bitir




özgürlüğe giden tutsaklar gibi
siyah gözlerine beni de götür








Nurullah Genç

-Ezrak Rahel-
11 Mart 2013 Pazartesi 20:42:06
SULTAN HÜRREM , forumun sahibi
11 Mart 2013 Pazartesi 20:45:45
Cömert Yılmaz
11 Mart 2013 Pazartesi 16:47:14


ÇOK SEVMEK



Bizi kandıran o şarkılar, o mavi gece
O sıcaklığı beyaz ellerin, o ilk bakış
Sebepsizliğin sebep olduğu şafak vakti
O çok sevmek gecelerde o çaresiz aldanış.
Uzayan saçlar, alnında avuçlarımızın
İşte o, insanın bir yerde, aşka boyun eğmesi
Kırılmak, bölünmek, o hep bütünlenmek
O çok sevmek, tenin bir başka tene değmesi.
Yanmak mı o eski çağlarda yanmak
Kül olup savrulmak rüzgara karşı
İlk kesilmişliği mağrur ellerimizin
O çok sevmek, kanımızın o ilk akışı.
İşte pınarlar, testiler, ırmaklar, çeşmeler
Kanlı avuçlarla içmek aşkı kanmadan
O kıyılarımızdaki denizin ilk coşkunluğu
O çok sevmek büyütmek onu hep, orada o zaman

Kazımak ulu ağaç gövdelerine adımızı
Yazmak her şeyi bir bir kumların üstüne
O her işkenceye mahkum olmuşluğumuz
O çok sevmek, daha çok sevmek günden güne.

Öyle delicesine, öyle korkunç, öyle çılgın
O çok sevmek o yanardağ, o ateş, o yangın...


ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
-Ezrak Rahel-
11 Mart 2013 Pazartesi 20:42:32
SULTAN HÜRREM
11 Mart 2013 Pazartesi 20:47:12
beren yılmaz
4 Mayıs 2014 Pazar 22:22:14
Afet İnce Kırat
11 Mart 2013 Pazartesi 16:56:34
Kimsesizlik

Yıllardır ki bir kılıcım kapalı kında,
Kimsesizlik dört yanımda bir duvar gibi;
Muzdaribim bu duvarın dış tarafında,
Şefkatine inandığım biri var gibi.

Sanıyorum saçlarımı okşuyor bir el,
Kıpırdamak istemiyor göz kapaklarım;
Yan odadan bir ince ses diyor gibi gel!
Ve hakikat bırakıyor hülyamı yarım.

Gözlerimde parıltısı bakır bir tasın,
Kulaklarım komşuların ayak sesinde;
Varsın yine bir yudum su veren olmasın,
Baş ucumda biri bana 'su yok' desin de!

Kemalettin Kamu
-Ezrak Rahel-
11 Mart 2013 Pazartesi 20:42:57
SULTAN HÜRREM
11 Mart 2013 Pazartesi 20:48:30
BY KAMAN
17 Mart 2013 Pazar 20:22:41
e d i b / a h m e t
11 Mart 2013 Pazartesi 17:54:46
insan en çok bir şiirde bulur kendini yalnız kaldığında...

duyguları uluortadır, bir başınadır Tanrı ile baş başa...

en iyi anlatan şiir demiş forum...

tabii ki başka sokakların sesi değil; kendi evindeki seslerdir en iyi ruhu anlatan...

benim ruhumsa;

"İblis tesbihinde ömrüm/n,,




ne intihalar yaşadın/m ömrüm,
oysa kaybettiklerimizin bakiyesiymiş kazanmak…




ne sevdalar efil efil yaşadın sen…
intifa etsin birileri yaşadığım düşleri…
janjan duyguların nevbaharını gördüm/n…




ş i m d i …




duygular hüzün kıskacında…
aşk da acı gibi kaybolup gidiyormuş
yaşadıkça anlıyorum…




artık ölen sevileri toplasın akbaba kuşlar…
yürek iktifa etmiş yaşanmış masallardan…




matruşka sevdalar yaşadın/m gönül,
bitmek bilmeyen aşk pınarlarında…
kamelyalar yetiştirdin de bak soldular yine…


iblis tesbihinde ömrüm/n…
çek bakalım biraz daha…
yaşayıp yaşayıp göreceğiz arta kalanları…

olsun be hayat
olsun işte…
nasılsa güzel olan her şey karşılıksız
ta ki kaybedene kadar…

kaybetmek değişimin ta kendisi…
belki de değişim doğanın güzelliği…
ve her umut yarına bir müjde…
nasıl olsa yusuf kadar güzel hayat…
keyfekeder ol/sun soluklar
bundan sonra…








-Ezrak Rahel-
11 Mart 2013 Pazartesi 20:43:23
şairziye
12 Mart 2013 Salı 13:52:41
Yagmur Esintisi
11 Mart 2013 Pazartesi 19:51:18
Bir şiir anlatmaz ki insanı
Eh birazını anlatsın
...................................
Amentu

İnsan
eşref-i mahlûkattır derdi babam
bu sözün sözler içinde bir yeri vardı
ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman
bu söz asıl anlamını kavradı
geçti çıvgınların, çıbanların, reklamların arasından
geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı
kararmış rakamların yarıklarından sızarak
bu söz yüreğime kadar alçaldı
damar kesildi, kandır akacak
ama kan kesilince damardan sıcak
sımsıcak kelimeler boşandı
aşk için karnıma ve göğsüme
ölüm için yüreğime sürdüğüm eczâ uçtu birden
aşk ve ölüm bana yeniden
su ve ateş ve toprak
yeniden yorumlandı.

Dilce susup
bedence konuşulan bir çağda
biliyorum kolay anlaşılmayacak
kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın
yanık yağda boğulan yapıların arasında
delirmek hakkını elde bulundurmak
rahma çağdaş terimlerle yanaşmak için
bana deha değil
belgeler gerekli
kanıtlar, ifadeler, resmi mühür ve imza
gençken
peşpeşe kaç gece yıllarca
acıyan, yumuşak yerlerime yaslanıp uçardım
bilmezdim neden bazı saatler
alaturka vakitlere ayarlı
neden karpuz sergilerinde lüküs yanar
yazgı desem
kötü bir şey dokunmuş olurdu sanki dudaklarıma
Tokat
aklıma niye gelmezdi
babam onbeşli olmasa.

Meyan kökü kazarmış babam kırlarda
ben o yaşta koltuğumda kitaplar
işaret parmağımda zincir, cebimde sedef çakı
cebimde kırlangıçlar çılgınlık sayfaları
kafamda yasak düşünceler, Gide mesela.
Kar yağarken kirlenen bir şeydi benim yüzüm
her sevinç nöbetinde kusmak sunuldu bana
gecenin anlamı tıkansın diye ıslık çalar
resimli bir kitaptan çalardım hayatımı
oysa hergün
merkep kiralayıp da kazılan kökleri
Forbes firmasına satan babamdı.

Budur
işte bir daha korkmamak için korkmaz görünen korku
işte şehirleri bayındır gösteren yalan
işte mevsimlerin değiştiği yerde buharlaşan
kelepçeler, sürgünler, gençlik acılarıyla
güç bela kurduğum cümle işte bu;
ten kaygusu yüklü ağır bir haç taşımaktan
tenimin olanca ağırlığı yok oldu.
Solgun evler, ölü bir dağ, iyice solmuş dudak
bile bir bir çınlayan
ihtilal haberidir
ve gecenin gümüş ipliklerden işlenmiş oluşu
nisan ayları gelince vücudu hafifletir
şahlanan grevler için kahkahalarım küstah
bakışlarım beyaz bulutlara karşı obur
marşlara ayarlanmak hevesindeki sesim
gider şehre ve şaraba yaltaklanarak
biraz ağlayabilmek için
fotoğraflar çektirir
babam
seferberlikte mekkâredir.

İnsanın
gölgesiyle tanımlandığı bir çağda
marşlara düşer belki birkaç şey açıklamak
belki ruhların gölgesi
düşer de marşlara
mümkün olur babamı
varlık sancısıyla çağırmak:
Ezan sesi duyulmuyor
Haç dikilmiş minbere
Kâfir Yunan bayrak asmış
Camilere, her yere

Öyle ise gel kardeşim
Hep verelim elele
Patlatalım bombaları
Çanlar sussun her yerde

Çanlar sustu ve fakat
binlerce yılın yabancısı bir ses
değdi minarelere:Tanrı uludur Tanrı uludur
polistir babam
Cumhuriyetin bir kuludur
bense
anlamış değilim böyle maceralardan
ne Godiva geçer yoldan, ne bir kimse kör olur
yalnız
coşkunluğu karşısında içlendiğim şadırvan
nüfus cüzdanımda tuhaf
ekmek damgası durur
benim işim bulutlar arşınlamak gün boyu
etin ıslak tadına doğru
yavaş yavaş uyanmak
çocuk kemiklerinden yelkenler yapıp
hırsız cenazelerine bine bine
temiz döşeklerin ürpertisinden çeşme
korkak dualarından cibinlikler kurarak
dokunduğum banknotlardan tiksinmeyi itiraz
nakışsız yaşamakları
silâhlanmak sayarak
çıkardım
boğaza tıkanan lokmanın hartasını
çıkınımda güneşler halka dağıtmak için
halkı suvarmak bin saçlarımda bin ırmak
ıhtırdım caddeleri meğer ki mezarlarmış
hazırmış zaten duvar sıkılmış bir yumruğa
fly Pan-Am
drink Coca-Cola

Tutun ve yüzleştirin hayatları
biri kör batakların çırpınışında kutsal
biri serkeş ama oldukça da haklı.
Ölümler
ölümlere ulanmakta ustadır
hayatsa bir başka hayata karşı.

Orada
aşk ve çocuk
birbirine katışmaz
nasıl katışmıyorsa başaklara ağustos sıcağı
kendi tehlikesi peşinden gider insan
putların dahi damarından
aktığı güne kadar
sürdürür yorucu kovalamacayı.

Hanidir görklü dünya dünyalar içre doğan?
Nerde, hangi yöremizde zihnin
tunç surlardan berkitilmiş ülkesi
ağzı bayat suyla çalkanmış çocuğa rahim olan
parti broşürleri yoksa kafiyeler mi?
Hangi cisimdir açıkça bilmek isterim
takvim yapraklarının arasını dolduran
nedir o katı şey
ki gücü
gönlün dağdağasını durultacak?
Hayat
dört şeyle kaimdir, derdi babam
su ve ateş ve toprak.
Ve rüzgâr.
ona kendimi sonradan ben ekledim
pişirilmiş çamurun zifiri korkusunu
ham yüreğin pütürlerini geçtim
gövdemi alemlere zerkederek
varoldum kayrasıyla Varedenin
eşref-i mahlûkat
nedir bildim.

(1974) İsmet Özel



-Ezrak Rahel-
11 Mart 2013 Pazartesi 20:43:57
-Ezrak Rahel-
11 Mart 2013 Pazartesi 20:40:52

KİMİ SEVSEM SENSİN

kimi sevsem sensin / hayret
sevgi hepsini nasıl değiştiriyor
gözleri maviyken yaprak yeşili
senin sesinle konuşuyor elbet
yarım bakışları o kadar tehlikeli
senin sigaranı senin gibi içiyor
kimi sevsem sensin / hayret
senden nedense vazgeçilemiyor

her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet
sarışın başladığım esmer bitiyor
anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli
dudakları keskin kırmızı jilet
bir belaya çattık / nasıl bitirmeli
gitar kımıldadı mı zaman deliniyor
kimi sevsem sensin / hayret
kapıların kapalı girilemiyor

kimi sevsem sensin / senden ibaret
hepsini senin adınla çağırıyorum
arkamdan şımarık gülüşüyorlar
getirdikleri yağmur / sende unuttuğum
hani o sımsıcak iri çekirdekli
senin gibi vahşi öpüşüyorlar
kimi sevsem sensin / hayret
in misin cin misin anlamıyorum






ATTİLA İLHAN
kalpteritim
27 Mart 2013 Çarşamba 16:05:38
2 yıl önce bu şiiri okumuştum ve çok derinden yaralamıştı beni paylaşan yaralayıcıydı aslında...sağolun tekrar okumama vesile olduğunuz için.
beren yılmaz
18 Ekim 2015 Pazar 17:34:50
Müjgan Akyüz
12 Mart 2013 Salı 00:24:23
Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı?

Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, mal mı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mi olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?

Victor Hugo
-Ezrak Rahel-
12 Mart 2013 Salı 09:11:30
Kınsız
9 Nisan 2014 Çarşamba 11:36:50
Turgut Öztürk
7 Mayıs 2014 Çarşamba 14:07:42
Bu şiiri her okuduğumda

içimi buruk bir sevinç kaplar
bilmemki neden
beren yılmaz
18 Ekim 2015 Pazar 23:26:53
Ağlamak için gözden yaşmı akmalı ?
Dudaklar gülerken,insan ağlayamazmı ?



ben mesela 'çocuğu zaman susarak ağlarım
Yorum Yaz
/ 98 »
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.