Hece şiiri hakkındaki düşünceleriniz nedir?

3.399 izlenme - 100 yorum -
/ 10 »
Yorum Yaz
Afet İnce Kırat
24 Ocak 2013 Perşembe 21:06:16


Değerli şair arkadaşlar, bizler bu sitede hepimiz öğrenciyiz, çırağız, kimse kimseden üstün değil, hepimiz duygularımızı ve düşüncelerimizi paylaşmaya çalışıyoruz. Ancak geleceğe iyi ve değerli ürünler bırakmak için en güzele ulaşmaya çalışmalıyız.

Öncelikle hece şiiri hakkında düşüncelerinizi paylaşmanızı istiyorum. Nasıl şiirler okumak istediğinizi bizimle paylaşın. Olması gereken size göre öğeleri açıklayın, bir ortak noktada buluşup hep beraber iyiye ulaşalım diye bu forumu açtım.

Bu arada şiirlerdeki sıklıkla yapılan hataları, imla ve noktalama açısından es geçmeyeceğinizi umuyorum.

Saygılarımla.
Afet İnce Kırat , forumun sahibi
26 Ocak 2013 Cumartesi 09:29:05
Nasıl şiirler okumak istediğinizi sormuştum ilk cevabı ben vereyim. En sevdiğim şiir türü ve örneklerden birisi:

"Şairin dili, düzyazı gibi anlaşılmak için değil, ama duyulmak üzere oluşmuş müzik ile söz arasında, sözden çok müziğe yakın, ortalama bir dildir".
Ahmet Haşim (Piyâle Önsözü)


Merdiven
Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak.

Sular sarardı yüzün perde perde solmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta.

Eğilmiş arza kanar muttasıl kanar güller
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller
Sular mı yandı neden tunca benziyor mermer?

Bu bir lisan-ı hafidir ki ruha dolmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta.

Ahmet Haşim

Temsili bir karşılığa uyarak bir başka şeyi ifade eden. Hazır olmayan ve algılanılması imkansız birşeyi doğal bir oranda zihne davet eden her şahsi işaret ( alamet ) semboldür. Bu ikincisi, sembolcülüğün esasını teşkil eden tanımdır.

Sembol daima, insanın hayal etme ve kavrama gücünü uyarıp kendine uygun tarzda çözümlemelere gitmesine sebep olmuş, böylece farklı anlayışlar ve dolayısıyla farklı tekamül yönleri ortaya çıkmıştır.




Suat Zobu
26 Ocak 2013 Cumartesi 09:54:59
Afet Hanım bu tür etkinlikler düzenlediğiniz için çok teşekkür ederiz.

Bence şiir serbest vezinli de olsa, hece şiiri de olsa akıcı ve anlaşılabilir olmalı. Şiiri her düzzeydeki insan okuyup anlayabilmeli. Ne gereğinden uzun, ne de yetersiz derecede kısa olmalı. Önemli olan meramını anlatmak. Uzatacağım diye tekrara düşmemek lazım.

Aziz Nesin'in şiiri:


Merak


İçimde bir merak
Öyle bir merak ki
Ölümümden bir ay sonra
Bir güncük yaşamak
Ve
Dostu düşmanı
Suç üstü yakalamak.


Aziz Nesin

...........

Kısacık ama esas mesajı veriyor.

Ne az, ne çok. Ölçüyü iyi ayarlamak gerekir diye düşünüyorum. Selam ve saygılarımla...


Selami TIRAŞLAR
26 Ocak 2013 Cumartesi 10:02:42
şiirin her türünü seviyorum ister hece olsun ister serbest tarz da ancakk şiiri okuduğumuz zaman bir hikaye çıkmıyıorsa hayalimizde oluşmuyorsa o şiirden keyif almadığımı ve her kıtanın veya her bölümün ayrı şey anlatmasını kabullenemediğimi bir konu ile bşalayıp aynı konu ile biten şiirleri seviyorum saygılarımla
Afet İnce Kırat , forumun sahibi
26 Ocak 2013 Cumartesi 10:03:17
Görüşünüzü bildirdiğiniz için teşekkür ederim Suat Bey, siz ve diğer arkadaşlar görüşlerini bildirecek ki çoğunluğun beklentisi nedir öğrenelim, bir ortak yol bulalım değil mi? Bu arada sembolik şiirden bahsettim, verdiğim örneği okuyan anlamıyor mu şairin ne söylemek istediğini?
Numan Akkoyunlu
26 Ocak 2013 Cumartesi 14:50:15
Değerli hocam, hece şiirinde çok önemli bir konuya yine parmak bastınız. Hecede tabi ki içerik çok önemlidir, şiir tüm kalıp ölçülerinin yanı sıra mutlaka anlam bakımından da okuyucuya bir şeyler vermeli. Bu konuda sizlere tüm içtenliğimle katılıyorum.
Ayriyeten bu çalışmanızdan dolayı da sizleri en kalbi duygularımla kutluyorum.
Selam, saygı ve dua ile efendim...
Numan Akkoyunlu
26 Ocak 2013 Cumartesi 14:50:17
Değerli hocam, hece şiirinde çok önemli bir konuya yine parmak bastınız. Hecede tabi ki içerik çok önemlidir, şiir tüm kalıp ölçülerinin yanı sıra mutlaka anlam bakımından da okuyucuya bir şeyler vermeli. Bu konuda sizlere tüm içtenliğimle katılıyorum.
Ayriyeten bu çalışmanızdan dolayı da sizleri en kalbi duygularımla kutluyorum.
Selam, saygı ve dua ile efendim...
aydini
28 Ocak 2013 Pazartesi 08:57:30

Şiir,insanı duygulandırıp, ve de bir şeyler verebiliyorsa; serbest veya hece vezniyle yazılması o denli önemli değildir bence. Şiiri okurken, bir tabloya bakıyormuş gibi hissetmeli şiirsever.
Saygılarımla....
Işık Mehmetali
3 Şubat 2013 Pazar 19:10:00



Size çok teşekkür ederim üstad, ben genelde sevda ve aşk üzerine hece şiirleri
yazıyorum kalıpları,Genelde 6+5--- 4+4+3---7+7 -- 7+5--- birkaç tane de 8+7 hece denemem var.....
Şiirin her türünü severek okurum ama hece vezinliler daha çok ilgimi çekiyor.......
Saygılar.......

gelmeyenvuslat
4 Şubat 2013 Pazartesi 01:22:45
Öncelikle böyle güzel bir düşünce için tebrik ediyorum sevgili Afet hanım.şiir bir insanın yürek dilidir bence,ister serbest olsun ,ister hece önemli olan yazılanların anlaşılır ne demek istadiğini açıkla anlatmasıdır.dediğiniz gibi kendi adıma. ben kendime şair demiyorum olma yolunda emekliyorum.hatalara gelince ne yazık ki istemeden de olsa oluyor bu konuda kimseyi kırmadan görülen hatalardan dolayı yazarı uyarmak daha iyiye nasıl gider öğretmek gerek diye düşünüyorum.başarılar diliyorum tüm dost kalem gönül dostlarımıza size.sevgimle.
Ferdici70
26 Ocak 2013 Cumartesi 09:37:57
Güzel bi konuya değinmişsin abla...

imla hataları konusuna bende en çok düşenlerdenim... de- ki - mı- mi - gibi eklerde özellikle çok yanlıslarım oluyor...

Serbest şiirden çok 11 li veya 14 lü hece ölçülü şiirleri okumak daha zevkli ve güzell bana göre şiire anlam katan akıcılık hecede mevcut ...

Serbest çalısan arkadaşlar seslendirme ile taclandırırsa eğer ,vurgulamak istediği tonlamayı bize daha rahat hissettirebilirler...
Serbest de olması gereken ilk olay bence seslendirme diye düşünüyorum...
Afet İnce Kırat
26 Ocak 2013 Cumartesi 09:50:32
Teşekkürler geldiğiniz için kardeşim. İmla hataları çok fazla oluyor, sırası gelince onlardan da bahsedeceğiz elbette. 11 ve 14 lü hece şiirlerini sevdiğini söylemişsiniz, o şiirin elbisesidir, elbette giyilecek elbise güzel olmalıdır ki içindeki de güzel algılansın. ilk etapta bu önemlidir, ama içi boş, duygusuz, anlamlı bakmayan, zeka pırıltıları görünmeyen iç kalıp ya da kadın diyelim ne kadar sevilebilir ki sırf kıyafetinden dolayı. Biz o kadını, şiirin özelliklerini, olması gerekenleri, ya da istediğimiz özelliklerini yazmaya çalışalım. Belki yaşın gereği siz biraz arabesk şarkı gibi yazıyorsunuz, şimdi hissettikleriniz değerini kaybedince yazdıklarınızdan aynı hazzı alabilecek misiniz? Bunları tartışalım. Öncelikle hececi üyelerimizin beklentilerini öğrenelim.
Ferdici70 , forumun sahibi
26 Ocak 2013 Cumartesi 12:38:10
Herkesin kendini bulduğuu yada müzik tarzı gibi sevdiği farklı şiirler vardır illa ki... Benim ki dediğiniz gibi arabeske kaçıyor...

Aşk, ayrılık, hasretlik , mutluluk , kavuşma veya tutku üzerine yazılan hece ölçülü şiirler bana göre hiç bir zaman ölmeyecek tarzda her zaman üretkenlik ve farklılık gösterebilecek konular... mesala doğa üzerine yazılabilecek şiirler kısıtlı sözcüklerle sınırlanabilir ama tek kelime bi AŞK üzerine bile milyonlarca yazılıyor ve yazılmayada devam edecektir.

Hece ölçülü şiirlerde en başda aşk olacak düşüncesindeyim...

Merdiven
Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak.

Sular sarardı yüzün perde perde solmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta.

bu verdiğniiz örnekte ne anlatılmak isteniyor demişsiniz... En az bir atasözü kadar derin uzun açıklamaları barındırıyor...
Bana göre anlatmak istediği özet olarak , insan ömrünün çok çabuk gelip geçtiği , doya doya ve dolu dolu yaşanılmasıı gerektiği....gibi bir mana içeriyor...

Suat Zobu
26 Ocak 2013 Cumartesi 09:59:58
(Önceki yazdığımı galiba yanlış yere yazdım. Buraya bir kez daha alıyorum. Sürçü lisan affola)

Afet Hanım bu tür etkinlikler düzenlediğiniz için çok teşekkür ederiz.

Bence şiir serbest vezinli de olsa, hece şiiri de olsa akıcı ve anlaşılabilir olmalı. Şiiri her düzeydeki insan okuyup anlayabilmeli. Ne gereğinden uzun, ne de yetersiz derecede kısa olmalı. Önemli olan meramını anlatmak. Uzatacağım diye tekrara düşmemek lazım.

Aziz Nesin'in şiiri:

Merak

İçimde bir merak
Öyle bir merak ki
Ölümümden bir ay sonra
Bir güncük yaşamak
Ve
Dostu düşmanı
Suç üstü yakalamak.

Aziz Nesin

...........

Kısacık ama esas mesajı veriyor.

Ne az, ne çok. Ölçüyü iyi ayarlamak gerekir diye düşünüyorum. Selam ve saygılarımla...

Afet İnce Kırat
26 Ocak 2013 Cumartesi 10:04:50
Evet yanlış yere yazmışsınız, herkes ayrı sayfaya yazarsa karışıklık olmaz diye düşünüyorum.
Zülfüarus
26 Ocak 2013 Cumartesi 11:09:40
Selam Efendim
Ben sizleri yaklaşık iki senedir takip ederim ve üyeliğim daha yeni sayılır hatırı sayılabilecek şiirler yazmaya gayret ediyorum, tabii sizleri okuyarak ve ayrıca beyimle istişare ederek derken şiir yazmaya başladım sayılır...

Bu forumun konusu çok güzel mesela sizin şiirleriniz bence örnek olabilir şu bakımdan dedim
her üslupta yazıyorsunuz kimse ( herhangi bir şahıs , husumetiniz olanlar dahi :)).) rencide olmuyorlar.
Fakat sitede öyle şiirler yazanlar varki ,bundan iki üç sene sonra o yazdığı şiiri okusa der ki ben ne yapmışım...
Açıkcası daha sonra pişman olunmuyacak şiirler yazılmalı diyorum yada şahsa dahi hiciv yazılıyor ise o kişiyle daha sonra arkadaş olunulabilineceğini :) . Bayağı uzun oldu bu ...
Unutmamak gerekir .
Teşekkür Ediyorum
Sizi örnek alıyorum..
Afet İnce Kırat
26 Ocak 2013 Cumartesi 11:31:35
forum ilerledikçe görüşlerin çeşitliliği artacağı gibi, bazı düşüncelerin de yönü belli olacaktır, sizin görüşünüze göre muhatabına şiirler ileride pişmanlığa sebep olabilir, yazılmaması gerekir diye düşünüyorsunuz sanırım. Teşekkür ederim katkınız ve düşüncelerinizi paylaştığınız için.
Şeb-i Efzûn
26 Ocak 2013 Cumartesi 11:43:03
Şiir;
Gönlün, ruhun ibadeti bana göre.
Kaleme teslim oluşu,
Kişinin Gönül aynası, özü, ta kendisi.
Şair işlediği konuda kendini ifade edebilir yada edemez lakin bendeki tarifi budur.
Şiirde kural; Gerek hece gerek serbest, kural şiirin kıyamıdır. Balın doldurulduğu kasedir. Ki o kase olmasa balın muhafazası mümkün olmayacaktır.

Şiiri yormadan akıcılığı sağlarken, tekrara düşmeden yenilik kazandırılmalı bana göre.

Fırat

Şu mavi dağların uzaklarında
Bir akar suyun adıdır 'Fırat'
Ve sevdiğim çocuğun dudaklarında
Sevdiğim bir türkünün adı...
Türkünün tadına karışır
Söyliyen dudakların tadı.

Arif Nihat Asya



Gitme Ey Yolcu

Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım
Elemim bir yüreğin karı değil, paylaşalım
Ne yapıp ye'simi kahreyleyeyim, bilmem ki?
Öyle dehşetli muhitimde dönen matemki!
Ah! Karşımda vatan namına bir kabristan
Yatıyor şimdi nasıl yerlere geçmez insan
Şu mezarlar ki uzanmış gidiyor, ey yolcu
Nereden başladı yükselmeye, bak, nerede ucu

Mehmet Akif Ersoy



Annem, şiir adına çok teşekkür ediyorum. Bu ve benzeri şiire katkıda bulunacak çalışmalarınızın daimiyetini diliyorum.


Saygı ve Hürmetle...
Afet İnce Kırat
26 Ocak 2013 Cumartesi 11:59:12
Teşekkürler sevgili Rukiye katkın önemlidir şiir için her zaman beklerim.
hayrettin şahin(haysah)
26 Ocak 2013 Cumartesi 12:04:36
şiir ve hece aslında bir birine tamamlayan iki kelime şiir hecesiz yarım kalır heceyle şiir ahenk bulur bunu da hecelerin işleniş şekline göre değişir imla kuralları da güçlendirir bunu
şiir formatına gelince
en kolay 7+7 hece şiirleri
sonra 6+5
5+5 zor dur
benim şahsi görüşüm tabii
şiire heceyle tanışarak başlamıştım yıllar sonra serbeste şiire geçtim ama hece çok zevkli ara ara deniyorum bu aralar.
Afet İnce Kırat
26 Ocak 2013 Cumartesi 12:10:09
hayrettin bey yukarıda bir yoruma cevap olarak yazmıştım şiirin hecesi durağı kafiyesi kadının elbisesi gibidir, ama kadının karakteri, düşünceleri, duyguları, bilgisi yok sayılmamalı, çirkin bir kadının üstünde elbise ne kadar göze hoş görünebilir ki? İlk anda güzel gelebilir ya sonra? Şiirin içeriği konusunda düşüncelerinizi bekliyorum. Teşekkürler katkınız için.
OlgunOnur
26 Ocak 2013 Cumartesi 13:19:21
Bir şiir altına yazdığımda Afet hanım heceyi sevmediğimden bahisle benim şiirim altına gelmişti.

Aslında konuyu tam manası ile anlatamamıştım o yorumumda, sonradan izah etmeye çalıştıysam da buraya fikirlerimi yazarak devam edeyim.

Hece şiiri yazmak ustalık ister, öncelikle kelime hazinenizin çok geniş olması gerekir, aksi takdirde tıkanıp kalırsınız, nefes alıp veremezsiniz, boğulacak gibi olursunuz. Mesela kendimden örnekle kelime hazinemin iyi olduğuna inansam bile hece yazmaya kalktığımda tıkanıp kaldığım zamanlar oluyor.

Buradan hareketle demek istediğim şu; Aslında hece şiirini de severim, ama ustasından okuduğumda... Sitede hece yazan ve yazıyorum deyip hece şiiri asan o kadar çok üye var ki, onlara baktığımda bu yakıştırmayı yapmıştım. Hece yazacağım diye yüzüne gözüne bulaştıran çok arkadaş var. Oysa biraz gayret etseler hecenin ne olduğunu biraz araştırsalar, azıcık emek sarf etseler daha iyi şiirler çıkaracaklarına eminim.

İmla ve noktalama işaretlerine gelince;

Şiirlerde genelde hakikaten imlaya yazım kurallarına ve noktalama işaretlerine dikkat etmeksizin asılan çok şiir var. Mesela ben... :) yazım kurallarına kesinlikle özen göstermeme rağmen, şiirlerimde noktalama işaretlerini kullanmam, noktalama işaretleri yerine bunu dizelerle yaparım. Bu konuda eleştiri alıyorum fakat bunu bir tarz olarak görüyor ve böyle yazmaya devam ediyorum, edeceğim de... :)


Daha sonra devam edeceğim...

Afet İnce Kırat
26 Ocak 2013 Cumartesi 13:29:35
Bazen kötü başlangıçlar güzel sonlara neden olabiliyor, o yorum sayesinde sizin şiirlerinize dikkat etmeye başladım. Katılımıza teşekkür ederim, imla konusu önemli bence arkadaşlar toplandığı zaman o konuya değinelim, hafta sonu olması nedeniyle pek fazla kişinin haberi olmadı sanırım, şiiri gerçekten seven değer veren herkesin düşüncelerini paylaşacağına inanıyorum.
Dünyevî
26 Ocak 2013 Cumartesi 14:45:47
her şiirde imla kullanmaya gerek yok.
şiirin kendisi söyler. ben eksik kaldım, imlalarım eksik.
kimi şiire de imla koyuyorsunuz şiir diyor ki: fazla hece oldu;)

yok,sul
26 Ocak 2013 Cumartesi 14:26:59
Selamün Aleyküm
Değerli dost, bendeniz çok eskiden beri şiir yazarım diyeyim ortaokuldan beri tabii şiir olarak değilde işte duyguları bir yere not etmek diyeyim ki paldır küldür notlardı .
Fakat bu siteye üye olduktan sonra işte eskiden beri yazdıklarımı astım sonra şu benim dostum Erol Uraz, sonraları Ziya Bey, siz sonra Mecit bey derken heleki Erol Beyle karşılıklı çok mesajlaştık. Mesajlaşırken birlikte şiir yazdık olduydu olmadıydı derken karşılıklı muhteşem birbirlerimize faidemiz oldu.
Hala de olmakta..
Derken, işte şiir yazıyoruz yazabildiğimiz kadar .

Bendenizin Arapça ve Farsca bilgilerim oldukca yetkindir ve manaların dizilimi genelde karışık düşebiliyor kağıda çünki o dillerde mananın özü en son denir, sonra onu güncele uyarlamaya çalışıyorum ...

Dolayısıyla hece şiiri yazmak şöyle ki hem güncel olacak hem kullanılan kelimeler cümleler alışılagelmişlerin dışında mümkünlüğü kadar olacak hem de en zoru ki imlâ hatası olmayacak :))
İnanın aslında zor iş, bakmayın işte yazmaya uğraşıyoruz ama aramadanda bulunmaz arıyoruz.

Eğer şâirlik kocaman bir dağ ise, ben o dağda bir ağaçta yeni çıkmış dal olmaya çalışıyorum...yoksul
bakınız bunu şimdi dedim :)
evet birde şu var meselâ bir şiir yazdınız ve çok hoşunuza gitti o şiirin etkisi sonra yazılan şiirlerde esinti olarak geçiyor derken üç beş kayboluveriyor sonra , yeniden başlıyor...

Netice :: karşılıklı alınmadan darılmadan herkes kendisini geliştirebilmek adına burda hece Şiiri yazmak ilerde mutlaka güzel hece şiiri yazmak demektir.Hece şiiri ustalarının en büyük gafı küçük dağları kendisinin yarattığını sanmasıdır.Bu ki samimi yürekleri muhatap almamaya kadar gidebiliyor.
Benim sözüm vardır, şu ki ;
ŞİİRE DOST OLURSANIZ, SAHİBİNDEN AZAR İŞİTEBİLİRSİNİZ,
ŞAİRE DOST OLURSANIZ ŞİİR SİZE KIZMAZ.

Bu tecrübeyi burda edindim tabiiki...
Efendim bilmiyorum soruya cevap mı fakat bendeniz böyleyim işte, ilaha başka yerlerden dolaşırım...
Sürçü lisanımı affediniz, selam saygılarımla...

Afet İnce Kırat
26 Ocak 2013 Cumartesi 20:40:31
Anlattıklarınız sorulara cevap değildi, ama okununca ders alınacak söylemler de vardı. Sorumuz, nasıl şiirleri seviyorsunuz, Okuduğunuz şiirde neler bekliyorsunuz. Ortak bir nokta bulmak için soruyorum. Yine katkınızı bekler teşekkür ederim.
yok,sul , forumun sahibi
26 Ocak 2013 Cumartesi 22:51:01
o zaman şöyle diyebilirim
bence : kişiye yönelik olmamalı siyasi olmamalı kendi etniğini karşı etnikten yüksek görücü olmamalı, başkasının yazdığı şiirleri ne olursa olsun küçümsememeli
eğer bu gibi şiir yazılması gerekiyorsa işi erbabı yapmalı herkes onu desteklemeli
bu tipte yazılan şiirlerden adeta nefret ediyorum


şöyle olmalı
suyun üzerinden değil
yürekten yazılmalı
şiir için ilhamlanılmalı ilham geldiği için şiir yazılmalı..

bu gibi şiirleri genelde çok beğenirim

saygımla Afet hanım...
yok,sul , forumun sahibi
27 Ocak 2013 Pazar 01:07:06
bir yeri yanlış geçmiş o yüzden tekrar edmem gerekti

şiir yazmak için ilhamlanılmamalı, ilham geldiği için şiir yazılmalı...yoksul



Dünyevî
26 Ocak 2013 Cumartesi 14:31:19
Hece :
Alp Er Tunga,
Yesevi
Hacı Bayram
Yunus Emre
Abdal Musa
Kaygusuz
Hasan Dede
Kazak Abdal
Sultan Abdal
Köroğlu
Karac’oğlan
Dertli
Dadaloğlu
Ruhsati
Sümmani
Derviş Halil
Harabi
Azmi
Seyrani
Hıfzi
Aşık Veysel
Necip Fazıl
Karako煅………..demektir.

Günümüzde ise bu şanlı listeye adını yazdırabilcek üstatların kendi aralarında kibri, tartışmaları, birbirlerine gönül koyması, kendilerini ağırdan satmaları demektir.

Hece bir inceltme işareti kadar ince, bir ünlem kadar cesur, soru işareti kadar akılcı, üç nokta gibi mavera…

Hece gönül sazının dillenmesi, dağların başkaldırışı, suların taşa kayaya vura vura deryaya koşması…

Hece biraz isyandır, biraz çaresizlik…

Hece kitaptır, bilgidir, alimdir alemdir…

Hece kıyamdır, rükudur, secdedir…

Hece dua kadar içli, sabır kadar güçlü, şükür kadar hoşgörü’dür..

Hece ben demeyenin biz olamayacağı, ataya başkaldırmadıkça atalar şanının yok olmasıdır…

Hece gökte güneş, yerde gölgedir.

Hece oyundur…

Hece olaylara çocuk gözüyle bakmak, sultan gibi ahkam kesmek, arif gibi inceden dokundurmaktır.

Hece aşkın ta kendisidir.

Hece kökleri kurumayan ağaç, gövdesi eğilmeyen bilek, dalları yere dönük gönüldür gözdür.

Hece biraz beydir, biraz hatun, ailedir…

Hece özün farzı, sözün sünneti, gözün ve yüzün amelidir…

Hece başımın belasıdır…

Hece güleryüz, çatık kaş, dillendirilmeyen sır…
.
.
.
"Uzun lafın kısası

Ey dost! Benden murâdınca yüz çevir

Ben seni senden de öte görürüm...

Bir kara düzende dönse de devir

Kandil kandil yine sana yürürüm...

*
Yüzümde imzalı çileme bir bak;

Haydi... Bir kibrit de geceye sen çak!

Bir ben yarat bende; yokluğa tutsak

Benlik dâvasında varlığı cürüm...

*

Hele sabah olsun ... Geceye kanma!

İster kalk ayağa, ister uyanma!

"Vâr etmek" Allah'a mahsustur amma;

Seni ben yarattım... Ben öldürürüm!...
.......................................Gıyabî"
diyebilmektir belki de..

Hece herkese selam verebilmek insanca
Anne merhametiyle sarılabilmektir insana

ne bileyim Afet abla...
hece bir başka dünya.. bir başka ses, bir başka iklim...

selam ve dua ile.



gül peri
26 Ocak 2013 Cumartesi 14:36:31

Bize bu fırsatı verdiği için edebiyat ve şiir adına Afet Hanıma Teşekkür ediyorum.

HECE ŞİİRİ HAKKINDA

1. Şiirde mısralar arası hece sayısı eşitliğine dayanır.
2. Türkçe kelimelerde hemen hemen bütün heceler eş değerde söylenir. Hecelerde kalınlık, incelik, uzunluk, kısalık farkı gözetilmez. Bu bakımdan hece ölçüsü Türk dilininyapısına da en uygun ölçüdür.
3. Milli ölçümüzdür.
4. Hece ölçüsüne parmak hesabı da denilir.
5. Hece ölçüsü, Türk edebiyatının başlangıcından bu yana kullanılmıştır. İslamiyetten sonra Divan edebiyatıında aruz ölçüsü kullanılırken, Halk edebiyatında hece ölçüsü kullanılmaya devam etmiştir. .
6. Hece ölçüsünün "hece sayısı" ve "duraklar" olmak üzere iki temel özelliği vardır.
a. Hece Sayısı
Şiirde noktalama işaretleri
___________________________________

Sizler de fark etmişsinizdir;
Birçok şiirde noktalama işaretleri kullanılırken birçok şiirde de kullanılmıyor.
Şiirde noktalama işaretleri kullanılır mı?

Mesela, o '' bir çok şiirler ''in şairlerinden biri olan Attila İlhan şu ana kadarki hiç bir şiirinde noktalama işareti ya da büyük harf kullanmamış

Ama Orhan Veli Kanık, Necip Fazıl Kısakürek vs. çoğu şiirinde noktalama işaretleri kullanmışlardır.
Noktalama işaretlerinin kullanılmaması doğru olabilir mi peki?

Noktalama işaretleri anlamamıza yardımcı olurlar. Onlarsız da anlaşılabilir ama herkes aynı dil seviyesinde olmadığı için sıkıntı yaşanabilir. Bazen kullanmak mecburi olabilir.

Tamam, birçok büyük şairler de dahil olmak üzere şiirlerinde noktalama işaretleri kullanmıyor ama, benim asıl merak ettiğim şey:
Türkçe kuralları olan bir dil ve üstün bir dil. Yaşam omurgamız ve bağımsızlığımızdır.
Roman da ve diğerlerinde noktalama işaretlerine dikkat ediyoruz da, onlardan daha üstün olan ve duyguların yansıması olan şiir de niçin pek gerek görmüyoruz?

Afet Hanım,çok güzel bir benzetme yapmış.’Tekniği ve ölçüsü şiirin elbisesidir’
Demiş.Güzel olmayan birine bu elbise yakışmaz diye ilave etmiş.
Bu benzetmeyi çok beğendim.Her ne kadar güzellik izafi olsa da; Kafiye ve hece sayısını denk getireceğiz diye içeriğine anlaşılması güç olan saçma sapan duygular yerleştirmemiz hiç de doğru olmuyor.

Düz yazılarda olduğu gibi şiirde de giriş gelişme ve sonuca dikkat edilmesi gerekir.Yani duygu bütünlüğü,okuyucuya zevk verir.

İster hece ister serbest olsun şiir sözle müsiki demektir.Yani okuyucuda güzel duygular uyandırması gerekir.

Bazan serbest ve hece olsun öyle şiirler okuyorum ki hiçbir şey anlamıyorum.

Şiir dili yabancı kelimelerden ari saf tertemiz anlaşılır bir Türkçe ile yazılırsa çok iyi anlaşılacağına inanıyorum.

Ben bu konuda naçizane fikirlerimi aktardım.

Başta Afet Hanım olmak üzere, arkadaşlarıma selam sevgi saygılar.İyi hafta sonu dileklerimle...
Son Düzenleme: gül peri @ 26.1.2013 14:38:05

DilevindelaL
26 Ocak 2013 Cumartesi 15:38:30
"Roman da ve diğerlerinde noktalama işaretlerine dikkat ediyoruz da, onlardan daha üstün olan ve duyguların yansıması olan şiir de niçin pek gerek görmüyoruz?"

Şiirin sadece duyguların aktarılmasına hizmet ettiği ya da yazının daha çok düşünsel olduğu bir önyargı bence ama modern şiirin genel görüşünün, şiir içindeki parçaları anlamlandırmayı ya da anlamsızlaştırmayı okuyucuya havale etmeye meyilli olması, noktalama işaretlerini kullanmayı, şiiri daha çok yazanın belirleyiciliğine kaydırdığı kaygısını hissettiriyor olsa gerek modern şairlere...

Gül Peri Hanıma teşekkürler, değerli görüşlerini paylaştıkları için...
Afet İnce Kırat
26 Ocak 2013 Cumartesi 21:14:01
Madem başladınız noktalama konusunu daha sonraya bırakacaktım ama başlayalım buna da. Halk şiirlerine bakarsak ( asırlar öncesinden kalanlara) yazılı olarak bizlere kalmadığı için noktalama sadece kitaba geçiren araştırmacılar tarafından kullanılmış. Divan şiiri döneminde ve daha öncesinde Arapça harflerle yazıldığı için şu anda kullandığımız işaretlerin tümü kullanılmamış olabilir. Aslında bu konuda fazla bilgim yok bilgi sahibi olandan yardım rica edebiliriz. Attila İlhan hiç noktalama kullanmamış, mısraları büyük harfle yazmamıştır. Şair 1925 doğumludur, 2. dünya savaşı yıllarında şiiri olgunlaşmaya başlamıştır. Tahsilini Fransa’da yapmıştır. Fransız ve Avrupa şiirlerinden ve kurallarından etkilenmediğini sanırım kimse söyleyemez. Avrupa’da savaş zamanında hiç kimsenin gelecekten bir umudu kalmamıştı, geleceğe eser bırakmak gibi bir özentileri yoktu. Bir de bürokrata tepkilerini de göstermek amacıyla daha önce kafiye bile kullanırken noktalamaları büyük harfleri şiirlerinden kaldırmışlardır. Attila İlhan’da belki yenilik olarak düşündüğünden aynı yolda ilerlemiştir.

Şiirde noktalama gerekli mi? Özellikle serbest şiirlerde düzgün okunması anlamının değişik yerlere gitmemesi için gereklidir. Şair nokta ve virgül koyarak burada durun diye uyarıyor okuyucuyu. Hece şiirinde genellikle durak olduğu için durak dışı da durulmayacağı için dizeyi durak dışında bölecek bir noktalama yapmak gereksizdir. Ama anlam değişecekse mecburen kullanılır.

Noktalama konusunda düşüncelerim bunlardır konuyu tartışabiliriz.
Yorum Yaz
/ 10 »
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.