Kötü şiir nasıl yazılır ?

5.207 izlenme - 120 yorum -
/ 12 »
Yorum Yaz
Arzu Altınçiçek
27 Mayıs 2009 Çarşamba 17:50:28
Hep iyi şiirin yazılmasından yana paylaşımlarımız, belki de iyiyi yazabilmek için, kötüyü örneklemek gerek.





Abdullah Şevki / Nitelikli Kötü Bir Şiir Nasıl Yazılır?

Ülkemizde trafik kazaları, cinayetler, gasp ve tecavüz olayları kadar ürkütücü boyutlarda olan kötü şiir yazımı konusunda çok az düşünülüyor kanımca. Binlerce kötü şiirin yazıldığı bir ülkede kötü şiir olgusu üzerinde de düşünülmeli değil mi? Sorun şu: İyi bir şiir yazmak üzere kalem kağıdın, bilgisayarın başına oturup uğraştıktan sonra sonuçta “nitelikli” kötü bir şiir nasıl üretilebiliyor? Bu soru tümcesindeki “nitelikli” sözcüğünü beğenmemiş olabilirsiniz. Kafa karıştırıyor biraz. Kötü birşey niçin nitelikli olsun değil mi? Ben böyle düşünmüyorum, kötü şiirin de “nitelikliliği” var bence. Ancak, buradaki niteliklilik göreceli, kötü şiirin, yazarını kandırması ve kendini iyi bir şiirmiş gibi göstermesinden kaynaklanıyor. Yani kötü olanı gizleyen aldatıcı niteliklilik yanılsaması kastettiğim. Bir başka önemli soru da şöyle: Şiir yazan özne kendi şiirinin kötü olduğunu nasıl anlayamıyor ya da onu iyi yazılmış bir şiir olarak görüp de yayımcılara gönderebiliyor? Bir dergiye kötü şiir göndermek kriminal bir eylem sayılabilir kanımca. Kötü şiir söz konusu olduğunda yetenek ve şiir bilgisi önem kazanıyor. Şiir olan ile olmayanı ayırtedebilme bilgi ve becerisi... Sözgelimi Mor Taka diye yeni bir dergi çıkaran Yaşar Bedri’nin şiir olan ya da olmayanı anlama yeteneği türünden bir yetenek(!) “Eksiklikleri olan güzel şiir” kategorisi icad etmiş Yaşar Bedri.Yayımcıların çoğu böyle şimdi. Hem bilgisiz, hem de şiir seçip yayımlayabiliyor. Bir metin şiirdir ya da değildir başka değerlendirme biçimi olamaz, olmamalı. Günümüzde kötü şiir yazanlarla yayımlayanlar arasında suç ortaklığı var. Organize edebiyat suçu işleniyor... Kültürel gelişmenin önemli bir göstergesi bu.

Kötü şiir mi yazmak istiyorsunuz, bilinçli olarak yapmalısınız bunu, çok az ama popüler şiir kitapları okumalısınız. Ayrılıkların şairi Ahmet Selçuk’u, Yılmaz Erdoğan’ı, İbrahim Sadri’yi, Kerem Alışık’ı... Aslında bu şair arkadaşlar iyi niyetli olarak “iyi şiirler” yazdıklarını düşünüyorlar ama yazdıklarının şiir olmadığını söyleyenler var. Televizyon kanallarının “edebi değer” ölçütü farklı(!) Stüdyolarda program izleyen koşullandırılmış, konuşlandırılmış kamu oyu kesitlerinin yargısına da kulak vermek gerekir. Kaç çeşit edebi değer anlayışı olabilir bir ülkede? Yukarıda sıraladığım adları örnek vermeyecektim.Herkesin yaptığını yapmak zorunda değilim. Aslında bir sürü bilinmeyen, az tanınmış kötü şair var. Arslan Bayır örneğin, niye şiir yazmakta inat ediyor bilmem. Bir de Kamil Aydemir adlı arkadaş... Hilal Karahan da örneğin. Kendini toplumcu gerçekçi, ne bileyim devrimci falan gösterip kötü şiirler yazanlar da var... Örneğin, Kemal Gündüzalp’in derinlikten yoksun, demode şiirleri. Ya sözümona aşk ve bunalım şairlerine ne demeli... Bir iki postmodern dergi editörünün gözüne girmek için... Adı ünlenmiş sermayeden yiyen şimdilerde kötülemiş şairler de var. Kendi kitabını bastırıp evde depolayan “şairlerin” çoğunun kötü şair olduğu kesin! Belki bir iki istisna o kadar. Masrafını karşılayıp kitabını yayımlayanların büyük bir bölümü hayal kırıklığı içinde şiire devam etmiyor. Nabizade Nazım’ın şiir kitabına “Heves Ettim” adını koyması gibi bir etkinlik işte. Şimdi yeni bir moda çıktı, kötü şiirler derlencesi kitapları jelatinli dergiler ile okuyucuya sokuşturmak. Çift taraflı kazıklama ve kötü şaire prim ve umut verip parasını almak. Bir zamanlar kendi türkü kasedini çıkartan şehirlerarası otobüs şoförleri vardı. Orta yaştakiler hatırlayacaktır, yolculara zorla dinletirlerdi.

Öte yandan iyi ya da kötü şiir yazmak da bir kişi hakkı, engellenemez; sonrası neye niyet, kime kısmet. İyi diye başlarsın da kötü şiir olur. Kader işte. Hani bir öykü var, şair olmak isteyene ustasının önce bin şiir oku ezberle ve unut dediği gibi. Çok şiir okursanız, hele de usta şairleri, kötü şiir yazamazsınız bence. Bu nedenle de edebiyatımız yeni bir şair kazanmaktan mahrum kalır. Ne acı bir kayıp. Ayrıca, eliniz gitmez artık şiir yazamazsınız, her yazdığınızı beğenmez yırtar ya da yakarsınız. Şair Turgut Uyar’ın Hasan Hüseyin’e “şiirlerinizi yakmaya devam edin” önerisinde olduğu gibi. Hasan Hüseyin bütün şiirlerini yaksaydı şimdilerde postmodern döneklik yapan Akif Kurtuluş gibi kimi eski “toplumcu gerçekçi” şairlerin söyleşilerinde onun “şair olmadığını” söylemelerine gerek kalmayacaktı. Turgut Uyar şiir yazmanın aslında “basit bir şey” olduğunu da söylemişti, “bir konu bulacak; sonra bunu nasıl yazmak gerektiğini düşüneceksiniz...” Nasıl yazmak gerektiğini düşünmezseniz kötü şiir yazıyorsunuz demektir. Nasıl yazmak; bunu düşününce az şiir yazabilir şiirci özne. Yukarıdan beri sıraladığım bu sorunlara doyurucu yanıtlar verilse de bu ülkede şiir yazan sayısında azalma olamaz.Çünkü en temelde uğraşmadan, çalışmadan, bilgi edinmeden bir şey yapmaya girişme davranışı var şiir yazanlarda. Yayımlanmış şiirlerden anladığım kadarıyla piyasada popüler olmuş bir iki şairin bir iki kitabını okumak yeterli oluyor şiir yazmaya karar vermek açısından. Orhan Veli’nin şiirlerini de herkes yazabileceğini sanmıştı. Şimdilerde adı ortalıkta dolaşan kadın şairlerin çoğu da kadınlar nasıl araba kullanıyorlarsa öyle şiir yazıyorlar. Kimi yayımcılarda da kadın şairleri öne çıkartma saplantısı var. Kadın şairlerin bir erkeğe duygusal ya da aşk şiiri yazması çok komik oluyor. Birkaç dize okuduktan sonra gülmeye başlıyorum ben. Hayriye Ersöz örneğin, “rahmi dikmek” falan gibi ameliyatvari imgeler üretiyor.

Kötü şiir yazmak için Mercimek Ahmed’in Kâbusnâme’ sinde iyi şiir yazmak için verdiği öğütlerin tam tersini yapmak gerekir herhalde. Bunu şu nedenle böyle düşünüyorum; özellikle nitelikli kötü bir şiir yazmak için oturulsa neler gözönünde bulundurulacak, hangi yöntemlerle hareket edilecektir? Mercimek Ahmed; ‘şiirde sözün açık olsun, şiiri halk için söylerler, kendi için söylemezler, bir şiirde bir sözün anlamını yalnız sen biliyorsan başkası bilmiyorsa böyle sözü söyleme, başkasının şiirinden çalma, söz hırsızlığıyla kalırsın, gerekmeyen bir yerde Arapça, anlaşılmaz sözler katıp şiirini soğuk etme’ diyor. Kötü şiir yazmak için bu ilkelerin tam tersini yapmalı kanımca. Bilinçli olarak iyi şiir yazmaya kalkanlar sonunda kötü şiir yazdıklarına göre bir de bilinçli olarak kötü şiir yazmak istesinler bakalım ne olacak.Ülkemizde şiir dilbilimi henüz gelişemediği için “şiir nasıl üretilir?” sorusunu da yanıtlayamıyoruz maalesef. Dilbilimci Roman Jacobson’un belirttiği gibi, şairliğe soyunan bir özne, önce şiirde yüzey yapı-derin yapı, dizisel-anlamsal bağlantı ve anlamlandırma, ses ve anlamın bölünmezliği konusunda kuramsal bilgilere ve deneyime sahip olmalı. Bir şiirsel metne yöneltilecek ne çok soru var. Bu çerçevede şiir bilgisizliğiyle doğru orantılı olarak kötü şiire ulaşmanın kolay olduğu anlaşılıyor. Şiir önce estetik olmalıdır. Yazınsal türler içinde şiir estetiğe en yakın türdür. Bu bakımdan estetik ve estetik beğeni şiirle iç içedir. Şiir yazan özne, estetiği, hele hele Lukács estetiğini bilmelidir. İnsanı mekansal ( toplumsal çevre ) ve zamansal bir tarihsel bütünsellik içine yerleştiren “eleştirel gerçekçilik”i savunmuştur Lukács. Sanatın görevi ona göre bilinci usdışı öğelerden arındırarak kurtarıp ona eleştirel bir tutum takınmasını sağlamaktır. Bu anlayış dışında yazılacak şiir, eleştirel gerçekçi olmayacaktır. Şiir, bu bağlamda çağımızı-önce “gerçek şiir” olmak koşuluyla-yansıtan bir yazınsal tür olmalıdır.

Kötü şiir mi yazmak istiyorsunuz işte size bazı öneriler: Şiirinizin biçimsel açıdan nasıl bir görüntüye sahip olduğuna önem vermeyin, dilin ses ve görüntüsel boyutları sizin için birşey ifade etmesin, seçtiğiniz sözcükler ve sözcük ekonomisini gözardı edin, eksiltme yapmayın, çok fazla imge kullanarak şiir yazın, şiir metnini anlam kavşaklarına, okuma birimlerine göre kurgulamayın, ‘öykü-şiir manzum öykü değildir ve öykü bu şiirlerde sadece şiirsel malzeme olarak kullanılır’ bilgisine karşın siz bunu yapmayın, kişisel duygusal sorunlarınızı öyküleyin; böylelikle nitelikli kötü bir şiir yazmış olursunuz. Şiirinizi birkaç gün veya uzun bir süre bekletmeden sanki içinde kamu oyunun bilmesi gereken yaşamsal önemde bir haber varmış gibi hemen bir dergiye gönderin. İşte nitelikli ama kötü bir şiir böyle yazılır ve yayımlanır. Bilerek ya da bilmeyerek...



Şubat,2004/Ankara
Tunçluer
29 Mayıs 2009 Cuma 14:11:28
Şubat,2004/Ankara..." iş bu yazının bir döküman olarak kaleme alındığı tarih"'dir diyerek düşünen bir insanın, zaten üst tarafını okuyarak zaman kaybetmesine gerek olmayan "nitelikli şiir düşmanı" bir okuyucudur ki bu tipleri tüm Hanımefendi şair'lerin ( her ne demekse şaire'lerin) "şiir yorumu" bölümlerinden rahatlıkla ayıklayabilir ve hatta " kadın,erkek" ayrımcılığının Ülkede hangi boyutlar'a ulaştığı ile ilgili istatistik'i veri'lerede ulaşabilirsiniz ", cümlemiz ile iletimize başlamak isteriz...
"Şiir'leri varlıkları kadar yalan olan, bir garip çoğunluğun ,birbirlerini şakşak'lamak ile vakit geçirerek ve daha'da ileri gidip reklam kuşakları haline döndürülmüş şiir köşeleri oluşturmaları ,ne derece konu olursa , " Nitelik " kelimesi gibi bir sıfatın olumsuzluk ifade eden ancak bir değer ifade etmeyen şahıs veya şiirlerde kullanmaya kalkıp ne derece özendirici olabileceği ve nasıl bir potansiyel " şiir düşmanlığı" doğurganlıklarına sebebiyet verebileceğini düşünerek hareket etmek gerekir diyen birileride çıkabilir", demek isteriz.
Kabus , kabus bu , ancak "işte böyle" ifadesini kullanmadan , yukarıdaki yazıyı kaleme alan insanımıza teşekkürlerimizi arz eder okuyucu ve yorumcularının çoğalabilmesini arzu ederiz.

Tunçluer
geceyedair
31 Mayıs 2009 Pazar 23:52:08
aslında cevap gayet basit
yeteneğin yoktur ama inadına yazıyosundur
sonuç fiyasko
al sana kötü şiir
selametlerle
şair gülbahçe
22 Temmuz 2009 Çarşamba 10:39:17
Sayın Altınçiçek bu yorumlara bende katılıyorum. birkeç cümlede yorum yapmak istiyorum.bir söz vardır "yapılanın kötüsü olmaz" diye önemli olan birşeylerin yapılması ama tabiki güzelini yapmak gerekir.başkalarıyla paylaşacağımız bir sanat icra ediyorsak albenisi olmalıdır diye düşünüyorum . şiirdede eleştiriyi ön plana çıkarmakta yarar vardır.şair eleştriye açık olursa şiirinin kalitesi artar diye düşünüyorum. çünkü her şair aynı bilgi ve yetenekte olamaz eksiği hatası olanlarda olacaktır ve bunlar eleştiri aldıkça zenginleşecektir yazdıkları ve bilgileri.bu fikrimi bir şiirle dile getirmek istiyorum.selamlar sevgiler.

ELEŞTİRİ

Eleştiri ele fener gibidir
Eleştirilmeyen söner gibidir
Tartışılan büyür çınar gibidir
Ben bunu gönlüme duyuramıyom

Şiirime bakıp şairim sanma
Noktayı virgülü öğrendim amma
Ünlemin mevkisi halâ muâmma
Onu makamına buyuramıyom

Ayaka uyaka kafayı taktım
Heceye vezine hicive baktım
Bir arada tutamadım bıraktım
Darılırlar diye bağıramıyom

Şiiri yazması oldukça zormuş
Sarmaşık misali kendini sarmış
Kafiyenin zengin fakiri varmış
Zenginin karnını doyuramıyom

Derzli duvar gibi dizilir dize
Çatlağı kavlağı gösterin bize
Redifle kafiye benzer ikize
Sıkı sarılmışlar ayıramıyom

“GÜLBAHÇE”yim şair gibi gezerim
İlhamı buldukça şiir yazarım
Ölçüyü tartıyı bazen bozarım
Cümleyi duyguya çağıramıyom

YOZGATLI ŞAİR SALİM GÜLBAHÇE
Oktay Coşar
6 Mart 2010 Cumartesi 15:25:17
Tebrik ederim. her şeyden evvel harika bir dil ve üslup...
lostworld
26 Mart 2010 Cuma 02:36:40
Hiçbir şiir kötü değildir... Kudret Alkan
İlkerpamukcu
28 Mayıs 2009 Perşembe 02:56:05
Bu başlık için sayın Altınçiçek'e teşekkür etmek gerek ses getirecek bir paylaşım bence.Aynı doğrultuda olan veya olmayanlar konunun içeriği hakkında görüş belirteceklerdir.Bu görüşleri okumak bile ufkumuza ışık olur düşüncesindeyim.Kanaatimce paylaşım uzun soluklu bir form başlığı olarak kalacaktır. Tam bu konu ile alakalı epey serzenişim var benimde kendi fikrim ve bilgimce.Okuduğumda üstadın bize sunduklarıyla epey bir örtüştüğünü görmek açıkcası hoşuma gitti.Demek dedim bir böyle düşünen ben değilim.Şiir işçisinden bir ses bırakıp çıkayım sayfaya.Burnundan kıl aldırmayan televole şairlerine buradan bir şapka çıkartayım hazır fırsatını bulmuşken... :)

Saygılarımla

...
Omzunda eskimiş deri çantası
Her kuşluk vakti
Ağır aksak adımlardı sokağı
Fırıncı Ziya’dan ilk simitleri
Büfeci Sefa’dan sabah postasını alırdı

Kıstırırken gazeteyi koltuk altına
Kaldırıp başını tebüssümle bakardı
Geçen mayıs geçmedi bir sabah
Öğlen üzeri verildi salası

Son vasiyetiydi bana şair İsmet’in
Aynı yerde açıyorum tezgâhını
Buyurunuz efendim!
Bir simit parasına şiirlerim var
Martılar aç,insanlar sevgisiz kalmamalı.




İlkerpamukcu tarafından 5/28/2009 2:57:58 AM zamanında düzenlenmiştir.
bezm-i cihan
28 Mayıs 2009 Perşembe 08:18:35
sanırım sadece şiir yazmak düşüncesiyle yazılan şiirler ve ya düşünceler kötü sonuçlanır.
aman ben bir şiir yazayımda elalem şiir görsün edesıyla yazılanlar,
veya ondan bir dize bundan bir dize şundan bir dize alınarak yazılanlar,
veya bir türküden esinlenerek bilindik yazılanlar,

şiir okuyanı yormamalı diye düşünüyorum, hatalıysam affola..

az yazıp çok okumak ve nitelikli şairleri okumak en güzeli, zamanla insana yerleşiyor iyi şiir şablonları...

çok güzel bir forum konusuydu, keşke ustalarda fikirlerini paylaşsalarda öğrensem bende..

teşekkürler..
Mehtap ALTAN
28 Mayıs 2009 Perşembe 08:24:39
ÇOĞLATICI ÖĞRETİCİ BİR FORUM KONUSU...

KÖTÜ ŞİİR

DUYGUYU HİSSETTİRMES SE...

KAYGI GÜDÜLEREK YAZILDIYSA....

VE EN ÇOK DA YAZMIŞ OLAYIM DİYE ÇIKTIYSA ORTAYA...

ELBETTE MANASINI VERMEZ...

ŞİİR ANLATAMADIKLARIMIZI ANALTAN...

ŞİİR KELİMELERİ DEVLEŞTİREN...

ŞİİR İÇİMİZDEKİ DÜNYAYI YALANCI DÜNYAYA KAFA TUTTURAN BİR SİHİRDİR ASLINDA...

SEVGİMLE...
fadime kahraman
20 Temmuz 2009 Pazartesi 13:57:30
Tamamen haklısınız.benim fikrim de bu.insan hissetmediği bişeyi yazarsa kötü şiirler ortaya çıkıyor...
Şükran AY
28 Mayıs 2009 Perşembe 10:14:34


Kötü şiir yazabilmek için öncelikle tüm duyusal alıcıların kapalı olması lazım bu birinci kuraldır.


Birde yaşananları, görünenleri, duyumlarını soyutsal anlamda değilde hep somutsal anlamda ifadelemek gerekir.

Gördüğünü gördüğün şekliyle yaz masaysa - masa denmeli

Hiç gönül süzgecinden geçirip onu anılarının tanığı olarak

yada ayağı kırıksa şayet hasta bir insanla özdeşleştirme.


Gördüğünü hissetme , soyutsal manada süzgecinden geçirip farklı yorumla anlatma.


Unutuyordum ikinci kuralda hiç okumayacaksın.

Hele tarihe mührünü basmış büyük şairleri hiç okumamak.

Teknik açıdan Ahenk, ritm, müzikalitede neymiş ...


Düşündüren, letafet ve incelik katan söz sanatlarını hiç kullanmamak.

Haddinden fazla imge kullanmakta önemli bir ayraç.

Yedi bilinmeyenli denklem çözer gibi olmalı okuyucu ;yormalı zorlamalı şair ne demek istedi diye düşünmeli düşünmeli ama birden fazla seçeneğe sahip olsada hiçbirinde karar kılamamalı.


şiiri okurken ne kadar anlamsızlık okadar güzel şiir...

Önemli olan yazılması değilmi?





Forum konusunu açan arkadaşıma sonsuz teşekkür ederim.

Çok yararlı olacağını düşünüyorum hepimiz için.



Nesrin Akalmış
28 Mayıs 2009 Perşembe 10:40:11


kötü şiir yazabilmenin de ciddi kuralları var kanımca

-önce şiir! yazan, kendinin "şair" olduğuna tüm duyuları ile inanacak

-sonra müsvettesiz çalışacak! trak yazacak ve paylaşacak. yani artık tekno çağı. öyle kalem kağıt israfına da gerek yok. sanal paylaşım alanı açılacak ve direk oraya şiir! yazılacak. bir tıklık "gönder", olayı tamamlayacak

-kesinlikle eleştirilere ve hata bildirimlerine kapalı kulakları olacak. hatta ne kadar şair! olduğunu kanıtlayan bir kaç kitabı olacak ki.... hatasını hatırlatanın gözüne gözüne sokup tartışılmaz olduğunu kanıtlayacak

-ilham perisi hep zinde ve bereketli olacak. mümkün olduğunca kısa zamanda, bol şiir üretecek

- hece şiiri! yazıyorsa eski kalıpları, durakları boşverecek. günümüze yakışmayan bu sınırlamalar şiirin şiir olmasına yaramaktan başka bir şeye faideli değil nasılsa

-şiir yazan; iyi pazarlamacı ve usta reklamcı olacak. yazdığı kötü şiirleri herkese bir şekilde okuma şansı! verecek


-kötü şiir yazan, iyi şiir yazdığına güvenecek. her başarının altında bir güven duygusu yatar!


tüm şairlere saygılar olsun
Arzu Altınçiçek
28 Mayıs 2009 Perşembe 11:53:13

:) altına ismimi de yaz sevgili Sn.Akalmış

güzel tespitler, zaten bunlarda hemfikir olduğumuzdan sanırım şiir diye sunulanlara başkaldırının gerekliliği



teşekkürler
İhsan TURHAN
21 Ağustos 2009 Cuma 21:58:42
Bir gün birine bu şiirin durağı olmamış dediğimde, ne durağı kardeşim otobüsmü bu, şiir şiir demişti, gülmekten ölüyordum; hiç unutamam :-)))
Arzu Altınçiçek
28 Mayıs 2009 Perşembe 11:41:59
Katılımınız için teşekkürler, ses getirmesinden faydalı olmasını tercih ederim. Genelde kuru gürültülerin ardı boştur sevgili İlker, sessiz olsun ama faydalı olsun isterim bu başlık. Sadece muhalefet görünmek adına, ya da yem at bekle sazanlar gelsin diye yazmış olmak için yazılmasın yeter 

“Kötü şiir” başlığını aslında Kötü Şair Şerafettin’ in keyifle ve defalarca okumasını istediğim bir şirini ilk kez dinlediğimde düşünmüştüm.

tek başına bırakılan bir çöl ağacı olsam da savrulan kumların ortasında,
tükense de suyum, tepeden aşağıya kurutsa da bu yalnızlık beni
kendi dibime işeyip yeniden yeşereceğim (Kötü şair- Şerafettin Kaya)

Bir insan bu kadar olumsuzluk içinde kendinde “kendini yaşatma gücü” bulabiliyorsa neden kendine “kötü şair” der. Oysa herkes şair, üstelik herkes mükemmel 

Bu şiiri ilk dinlerken “işediği” için bu ne biçim adam, bu da şiir mi diyenlerin durduğu peşin hükümlülük müdür şiiri kötü kılan ?

Sn.Yakamoz;

Düşüncelerinizi okurken sizin tespitlerinizi yalın aktarım olarak algılıyordum ama gelgitler ve finaldeki “Önemli olan yazılması değil mi?” diye bir bitiş ti ye alan bir duruş gibi geldi. Yanlış da olabilir sezgim , kişiselliğinizle polemik değil bu düşüncem bunu ifade etmem gerekir mi bilmem !

Şiir duvarla raket arasında bir top değildir. Kesin kuralları yoktur ama aynı geltgitleri de yaşamaz. Bazı detaylardır yazılanı şiir kılan.

Belirttiğiniz gibi şiir duygudan yoksun olmak gibi bir zorunluluk taşımıyor ama illa duygusal şiir olacak diye de yanında mendil, jilet bulundurmasına gerek yok okurun. Düşündürerek de duygu yansıması olabilir.

Gördüğünü gördüğün gibi yaz ! bu yazılanı kötü bir şiir yapar mı sahi ? Hayır, çünkü gördüğümüzü gördüğümüz gibi yazarsak bu bir tasvir-anlatı olur çıkar.
Oysa şiiri konuşma dilinden ayrı tutan kelimelerin gücüyle oluşan “üstdil” kavramıdır. Dilini çok iyi bilen ve konuşan herkes şair olabilir mi ? Tüm edebiyat öğretmenleri iyi bir yazar ve şair olabilir mi ?

İmge ! şiirde mutlak ve mutlak olması zorunludur düşüncesinde değilim ama olması taraftarıyım.

Şiir anlamsızlık ile şiir olmaz ? Düşündürttükleri ya da düşündürmeye zorlayıcı gücüyle şiirliği ortaya çıkar.

Şarkı sözlerinde hiçbir şeyi düşünmeyiz , olduğu gibidir ama aşağıdaki çok basit bir kelime şans ironisiyle sahip olamayacak duygu ve güzelliği ifade edebilir.

-onun arabası var güzel mi güzel
şoförü de var özel mi özel
bastı mı gaza gider mi gider
maalesef ruhu yok ama hiç mi hiç şansı yok !

ya da

dam üstünde un eler
tombul tombul memeler
memeler baş kaldırmış
kavuşmuyor düğmeler

(memeden rahatsız olanlar için) bu göğüslere karşı o erkeğin aklından neler geçebileceği ortada ama A.Kadir Bilgin’ in şiirin göğüsleri şiirinde nedense bu erkeksi dürtüler rahatsız etmiyor.

Korkuyorum şiirin göğüslerini emerken.
Mavisi silindi gökyüzünün ırmağın ötesinde
hızlı adımlarla el sallayamadım dudaklarına
seni bıraktığım kente kızıyorum şimdi
ay ışığında yürüyemediğimiz kale kapılarına.
Sahne:
korkuyorum göğüslerini emerken şiirin
İmgeler duyun terk ediyorum kenti
yaratmak için en büyük kalabalığı
menekşe çoğaltıyorum martı seslerinde
yeniden maviye boyuyorum göğü.
Sahne:
göğüslerini emerken şiirin korkuyorum.
İçiyor geçmişin kuyusu seni de
aşka dönüyorum o en büyük şiire
yalnızlık bin damla kumsala düşen
su eski bir yosun göçmen gölgede.
Perde:
şiirin göğüslerini emerken korkuyorum.
A. Kadir Bilgin



/

Şiir günlük kullanılan kelimeleri bir üstdille farklı sunma sanatı değil mi ?
Bunda anlamsızlaştırmak diye bir diretme yok.

Geçen Elvin arkadaşımızın bir şiiri vardı bir kıtadan oluşan. O şiiri okurken hatırlattığı şiirden bir mısra paylaşmıştım. Şiirin tamamını paylaşmak isterim;

Bu şiirde hepimizin sıkça şiirde ve günlük dilde kullandığı kelimelerin tespitinde :

Bulut, yüz , gül, ben, akşam, yıldız, geçmiş, ateş, dünya, kirpik, çığlık,hayat,göğüs, isyan, kalp, gönül … bu kelimeler hayatımızdaki ekmek su gibi olmazsa olmaz olup, şiirde en çok kullanılan kelimeler…

peki birbirimizi ayıran, ya da konuşma, düzyazı vs yazınsallıktan şiire taşıyan vekötü şiirden uzaklaştıran şey nedir ?

Yelda Karataş’ ın Enel Aşk kitabından

Hatırla
- Hulki Aktunç'a
bulutların yüzüne
bir gülün akşamını
ben
yazdım
ben yazdım
yıldızların geçmişine
parlayan cesaretini
ateşe dönerken dünya
kirpiğinin altındaki
utancı
ben yazdım
yaban üzümünün tadına
intihar çığlığını
hayatın kör mızrağından
göğsüne saplanan
boş isyanı
ben
kalbini aşka bıraktım
ah! benimle elele
tutuşan gönlün
hatırladıklarım
yazdıklarım değil
bilirsin...
bir tek aşkın önünde diz çöker ölüm / Yelda Karataş

Duygusuzca mı yazılmış ? Hayır, her şeyden önce bir muhatabı var şiirin ama vefa ama serzeniş. Her durumda da duygu barınağı. İmgeye boğulmuş mu ? Hayır. Anlaşılmazlıklar içinde kafa mı karıştırıyor ? Hayır. Okuru ara ara ya da finalde düşünceye atıyor mu ? Evet.

Geçenlerde Sevinç Uslu arkadaşımızın şiirine denk gelmiştim, günün şiiri başlığında. Orada şiirin ne anlama geldiğini anlayamadığım için kendi zekamı bile yetersiz bulduğumu ifade ettim. Bir çok şiirler var sitede, anlamını bulamadığım ya da anlamını “cuk” oturtan. Ama şiirin değil şairin hak ettiği ya da hak etmedikleri daha keskin görülüyor.


Mehtap hanımın ifade ettiği gibi kaygı güdülmeden yazılmalıdır.

Saygıyla.







eyüp DEMİRCİ
20 Temmuz 2009 Pazartesi 14:08:54
...derdinizi anlamış değilim !...

Bir bahçe düşünün, bünyesinde her tür çiçeği barındıran aroma aurası ve bir derya ki ; rengarenk düşüncesi olan, konuşamayan lakin !...

Size teşekkür ederim. Bu konu hakkında özenerek size bir cevap vereyim derken
-bir şiir düştü gönlüme şimdi, şu an !....




-Bir bahçe düşle usunda
-bak ama girme
-gidiyorsa hoşuna
-kokla okşa
-koparma !...

-Bir derya düşle
-dal dalabildiğince
-bulandırmadan
-derinlerin diplerine doğru
-sarmalanarak
-tanrının renklerine doğru
-susarak !...

-Bir şair düşün
-bir de "derdini umman a dökeni"
-yoktur belki
-o kelamlardan başka seveni
-yoktur belki imgeleri
-bilmez betimlemeleri
-ve onlar ki ;
-belki sizden ileri
-bilirler o sevmeleri
-mert yüreklerden kopup gelen
-yastık altı
-şahaser kelimeleri !...



şu ana bitti, şiir dermisiniz bilmem, ama benim duygularımdır bunlar hocam
saygılarımla,


eyüp Demirci 14.07.2009









eyüp DEMİRCİ
20 Temmuz 2009 Pazartesi 14:41:51
...derdinizi anlamış değilim !...

Bir bahçe düşünün, bünyesinde her tür çiçeği barındıran aroma aurası ve bir derya ki ; rengarenk düşüncesi olan, konuşamayan lakin !...

Size teşekkür ederim. Bu konu hakkında özenerek size bir cevap vereyim derken
-bir şiir düştü gönlüme şimdi, şu an !....




Bir bahçe düşle usunda
bak ama girme
gidiyorsa hoşuna
kokla okşa
koparma !...

Bir derya düşle
dal dalabildiğince
bulandırmadan
derinlerin diplerine doğru
sarmalanarak
tanrının renklerine doğru
susarak !...

Bir şair düşün
bir de "derdini umman a dökeni"
yoktur belki
kelamlardan başka seveni
yoktur belki imgeleri
bilmez betimlemeleri
ve onlar ki ;
belki sizden ileri
bilirler o sevmeleri
mert yüreklerden kopup gelen
yastık altı
şaheser kelimeleri !...



şu ana bitti, şiir dermisiniz bilmem, ama benim duygularımdır bunlar hocam
saygılarımla,


eyüp Demirci 14.07.2009









Oktay Coşar
6 Mart 2010 Cumartesi 15:19:45
Harika bir anlatım. Oldukça doyurucu bir düşün yazısı. Gerçekten tebrik ederim...
belginerturk
28 Mayıs 2009 Perşembe 11:54:17
ben kötü yazdığımı biliyorum...


şair falan olmadığımıda...

hatta kitap bastırmadım asla bastırmamda...

dergilere gazetelere şiir göndermedim...

popüler olmak gibi bir niyetim de yok...

geçmişte yazdıklarımı elden geçirip bir kaç siteye asıyorum...


şimdi öğrenmek istediğim ...edebiyat dünyasına...şiir dünyasına...ŞAİRLERE...nasıl bir kötülük yapıyorum...ve hatta şiirin yozlaşmasına nasıl bir katkım var...


eğer ki direk olarak var ise bilmek istiyorum...

istiyorum ki artık yazdıklarımı paylaşmaktan vazgeçeyim...
YoSuNLu_TaSLaR®
28 Mayıs 2009 Perşembe 13:01:34
yorumunuzu okudum;

kendi kanaatimi size naksedmek istiyorum...

Bence ;
Birinci kural kötü şiir öylesine kendini şaar sıfatında göstermek için iki kelimeyi bir araya hgetirmektir. Bir sözcüğe duygu eklenmeden yada duyguyu görmeden yazılan yazılar kötü şiirdir.. Ki şu bile düşünülebilir. Kötü bir şiirin öylesine yazılmış dizelerin bile bir beğeneni vardır.. hal böyle olunca....


Size tavsiyem şiir yazmayı paylaşmayı sakın bırakmayın...

Bunu yapmanız bazı duyguları bastırmaya çalışmanız sizi zorlayacak ve yoracaktır.. Bırakın içinizden geldiği gibi aksın iyi yada kötü... Sizi mutlu eden şeyden vaz geçmeyin...


Asıl düşünmeniz gereken kanaatimce şu ;

Kötü şiir yazmak ki yazdığınızı nerden biliyorsunuz.. Bir iki kişi size kötü yazıyorsunuz deyip buna inanıyorsanız kanaad sizin ama şu soruyuda mutlaka sorun kendinize "ya onlar şiirden anlamıyorsa?" bırakmayın çünkü sizin mutlu olmanız daha önemli neden mi belki çevrenizde sizin bir tebessümünüzle mutlu olan insanlar vardır.. Belki sizi mutlu gördüüğü için o gün ne kadar götü şeyler yaşamış olsada o gün sizi mutlu gördü diye yaşanan tüm olumsuzlukları bir köşeye atan biri varsa....

Yazıma yorum ve değerlendirme size aittir. Sevgiyle kalın...
umut kuru
4 Mart 2010 Perşembe 10:53:37
Şiir kimin tekelindedir ki
Bıkarınız bu yorumları
yazınız
yazınız
yazın
yaz
....
Herkes kendine göre birşeyler söyle bu sadece şiiri güçlendirir.
iyi şiirler olmasa kötü şiir olur mu
Nazım hikmet
Ya da
Ters DÖNELİM
Necip Fazıl
Bütün şiirlerini seviyor mudur?
Hiç kötü evlat yok mudur..

yazınız siz
Boşverin
tekelci zihniyetleri..
bluecould
28 Mayıs 2009 Perşembe 12:50:10
hakkımda bukadar tezahürata gerek yoktu, kötü şiirler insanı iyi yazmaya teşfik eder, zaten ustaların buna asla ihtiyacı yoktur...şairlik meslek değil, sanat'a gönüllü hizmettir...



***şiirsever ve şiir delisi olarak nacizane düşüncelerimdir***saygı ve sevgilerimle, maviler yüreğinize...
**Havin_**
28 Mayıs 2009 Perşembe 13:36:01
"Kötü şiir nasıl yazılır ?"

Bunun için de yetenek gerekir. Ve en güzel aynı şekilde en kısa yolu "yazmış olmak" için yazmayı düşünmektir. Adıma şair densin, yazdığıma şiir densin gibi gibi.

Görünenlerin, yaşanılanların, hissedilenlerin buralarda yeri olmaz. El-alem nasıl yazmış bakayım ben de öyle güzel yazayım dersek yazdıklarımız kötü şiirlerin seçki bölümlerinde en üstlerde yer alırlar.

Tasa gerektirmez yazmak, endişe gerektirmiyor ya da gerekliliği bir yana bakınca iyi dediklerimizde yok bunlar. Ne güzel şiir dediklerimizden bazıları bunu duymazlar bile çünkü onlar şiirin hikayesinde zaten kaybolmuşlardır. Konuştuğu yoksa kendine konuşmayı tercih meselesi biraz da. Bakınca aslında tersi durumlarda mevcut ama uzun süreli olmaz. Bir iki şiir demlenir gerisi yok. Çünkü onun yüreği yok. Bu da kelimelerin evsiz kalmışlar hali.
Arzu Altınçiçek
1 Haziran 2009 Pazartesi 13:17:08
:)) Havin bu yazını okuyunca sitede böyle bir bölüm düşündürdün ve tebessümüm oldun " Günün kötü şiiri"

sanırım kurul seçmekte epey zorlanır ve bir ara denk gelmiştim "Bugün sitede günün şiiri olacak şiir bulunamamıştır"

sevgiler
**Havin_** , forumun sahibi
2 Haziran 2009 Salı 14:35:29
Kötü kelimesini şiirle kullanınca "kötü" bile güzel görünüyor nedense. Onun için herhalde böyle tebessüm ettiriyor. Ama belirttiğim gibi "kötü" yazabilmek de yetenek istiyor. Ya da en azından ne kadar zeki dedirtir. Saçmalak her kesin yapabileceği iş değil yanılıyor muyum?

Ama sitede kötü şiir seçkileri de olmalı mı diye bakınca ben razıyım şiirlerimin böyle bir denetime tabi tutulmalarına. En azından kendimizi görmemize sebep olur. Seçkiler olmalı, süzgeçten geçirilmeli ama benim dut dediğime o ayva der de bir kargaşa olursa ona ne eleştiri derim ne seçki derim. Her halde en güzeli günün iyi şiiri.Hiç düşünmedim aslında bugüne kadar kötü mü yazıyorum iyi mi yazıyorum diye. Çünkü istesem de istemesem de o yazılacak. İyi de olsa kötü de olsa yazılacak. Elde olan bir şey değil. Hataları sonradan görmek mümkündür. Ama yazık ki bazen yazdığımız şiirin etkisinden ya da sebep verenin etkisinden olsa gerek ki kör oluyoruz. (Kimse üstüne alınmasın yergi şahsıma.)

En güzeli de her yürek kendi köşesinde, şömine başında dalsın gitsin efkara. İyi olmuş kötü olmuş neyler bunlar zamana?
Yorum Yaz
/ 12 »
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.