Alıntılar, etkilenmeler, esinlenmeler ve çalıntı.

2.354 izlenme - 49 yorum -
/ » 5
Yorum Yaz
Nail Yavuz
23 Mart 2008 Pazar 21:16:33


Yazdığımız bir şiir de kaynak belirtmek suretyle alıntı yapabiliriz. Ancak genelde, daha önce okunmuş şiirlerden ETKİLENME ve ESİNLENME olmaktadır.

Etkilenme ve esinlenmenin hangi boyutu çalıntı konumuna girer.

Siz ne diyorsunuz sevgili şiir dostlarım.
Hıdır CANALAN
18 Nisan 2010 Pazar 01:03:02
ben bilirimki her 3 türkten 5 i şairdir.aslında aziz nesin demiş [bu alıntıda olduğu gibi.. şiirde bir kıtadan aşağı alıntı yapılamaz ve kimden alınmişsa belirtilir doğrusu budur bir mısra alıntı yapılmamalı kelimelere indirgediğimizde o zaman dil ortaktır diyebiliriz kusura bakmayın konuya dahil oldum.
sahra
24 Mart 2008 Pazartesi 00:18:22
..

Son Düzenleme: sahra @ 12.6.2016 01:59:45

Nail Yavuz
24 Mart 2008 Pazartesi 01:20:19
ŞİİRDE ESİNLENME VE SÖZCÜK FETİŞİZMİ

İzlediğim kadarıyla, şiirimizin bugününe ilişkin değerlerdirmeler yapılırken, en çok yakınılan konulardan bir tanesi de yeni kuşak şairlerin ortak bir şiirin burgacında dönüp durdukları, aralarında güçlü sese sahip, özgün şairler çıkartmakta zorlandıkları yönündedir.

Bu büyük ölçüde haklı bir yakınmadır ve sadece bugüne özgü değil, belki de her dönem şiirine ilişkin bir yakınma olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerçi son dönem şairlerimiz, her ne kadar ayrı ayrı yollardan giderek yepyeni bir şiirin izini sürüyormuş izlenimi verseler de bu tutumun yüzeyde kaldığı, adeta dev bir teksir makinasına bağlıymış gibi, hep aynı izlekleri hemen hemen aynı biçemle işleyerek birbirine çok benzeyen şiirler ürrettikleri apacık ortadadır.

Bu sorunun temel nedeni olarak şu öne sürülebilmektedir:
Şairlerimiz çokça kullanılan kimi sözcüklere takılıp kaldıklarından, şiirlerini ortak sözcüklerle yazdıklarından ortak şiire varamamaktadırlar.

Bir yanıyla bunun doğru bir saptama olduğunu kabıl etmeliyiz. Gerçek ten de bazı sözcüklerin haddinden fazla kullanıldığı, pek çok şiirde, iki de bir karşımıza çıkarak bıkkınlık verdiği görmezlikten gelinemez.

Konuyla ilgili olarak yalnızca bir ay içerisinde dergilerde yayımlanmış şiirlere şöyle bir göz ucuyla bakmak yeter. İşte benim gözüme takılan böyle bir kaç sözcük: Düş, hüzün, can, sürgün, aşk, güz, tuz, ten, kan, yağmur, gül, kent, kül, çöl, sis, gece...

Ama hal böyleyken yine de sormak gerekir, acaba bugün ortak biir şiirin yazılıyor oluşunun gerçek nedeni bir takım ortak sözcüklerin sıkça kullanılmasımıdır? ..



Bu bana biraz ters geliyor. Şöyle ki eğer sorunu bu şekilde algılarsak, kimi sözcüklere karşı bir 'ürküntü' duyarak bir çeşit 'sözcük fetişizmi' ne saplanmamız bir yana, şiiri şiir katına yükselten biricik öğenin sözcük olduğunu onaylamış oluruz.
oysa şiirin mutlak sözcüklerle 'yazılması' salt sözcüklerle 'yapılması' anlamına gelmez. Sözcükler, şiiri kuran önemli öğelerden yalnızca birisidir. Tek başına şiirsel bütünü yaratmaya güçleri yetmez. Bir şiirin oluşumunda her sözcük açığa çıkarılmayı bekleyen bir potansiyele sahiptir.
Yani her sözcük, yerinde, şiirsel potansiyeli açığa çıkaracak şekilde kullanıldığında rahatlıkla şiirleştirilebilir. O nedenle şair 'sözcük fetişizmi' ne kapılmadan, kafasında kallavi bir sözlükle yola çıkar, şu sözcük çok kullanılmış, şu sözcük az kullanılmış hesapları içinde kaybolmadan şiirini yazmaya koyulur.
Bana kalırsa, doğru olan da budur.
Çünkü benzer şiir yazılması sorunun altında yatan asıl neden, bir takım ortak sözcüklerden kalkılarak şiir yazılması değil ortak sözcükleri birleştirirken 'anonim biçem' in ötesine geçecek başarının gösterilemeyişidir.
Şiir de başarısızlığınyaşanmasını hazırlayan neden, şiire bakış açısındaki hafiflik, üstünde gezinilen şiir damarını kazıp derinleştirecek sanatsal, kültürel birikimden yoksunluk, imgesel düşünce yetisinde ve ustalıkla yetersiz kalış dolayısıyla sözcüklerin sıradan anlam ve duygu yüklerinin dışına çıkmayıştır.

Sorunu bu şekilde ortaya koyunca, bir takım sözcükleri çok kullanılıyor diye'sakıncalı' ilan etmek zorlaşır ve ortak sözcük kullanımının bir risk haline gelmesinden, birinci dereceden şairin sorumlu olduğu anlaşılır. Ancak dilini kurmuş, kişiliğini oluşturmuş şairler ortak sözcük kullanmanın yaratacağı 'risk' in üstesinden gelmeyi becerirler. Buna örnek olması için, önce CEMAL SÜREYYA'nın 'KAN VAR BÜTÜN KELİMELERİN ALTINDA' şiirinin şu dizelerine bakalım:
'kan var bütün kelimelerin altında
bir gül al eline sözgelimi'
Bir de TURGUT UYAR'ın ''Bir çok Ölüm İçin Rastlantı' şiirindekidizelere bakalım:
'ilk günden biliyordum ama gene bekledim
gülü değil ölüyü gözlüyorlar'
Ölümle gül kardeştir çünkü bizim şiirimizde. Biri öbürüne kan verir.
Hadi bir de EDİP CANSEVER'in 'Kesit' adlı şiirindeki şu dizelere bakalım:
'gülleri, glayörleri ve pezevenkleriyle pasaj
geçitlerin sinirli yerleri
gizleniyorum orada
kan, her şeyin aslı kan'

Şimdi, şiir anlayışlarındaki kesişmelerden dolayı, özellikle örnek verdiğim bu üç şairin, yukarıdaki dizelerine bakar bakmaz 'GÜL' ve 'KAN' sözcüklerinin ortak olduğu göze çarpar. Ama bu üç şair de şiir anlayışlarındaki örtüşmeye 'gül' ve'kan' gibi şiirin bütün zamanlarında 'hit' olmuş sözcükleri ortak kullanmalarına rağmen, birbirlerinden çok farklı dizeler yazmışlardır.
Her biri de şiirsel çağrışımları ayrı ayrı olan imgesel öbekler yaratmayı bilmişlerdir. Şiirlerin tamamını buraya alabilseydik, bu ayrışmayı bütünsel imgede, daha da açık bir şekilde görebilecektik.

Bu söylediklerimden de anlaşılacağı üzere, ortak sözcüklerle şiir yazmaktan çekinmek gereksizdir. Her şairin temelde estetik arayışları başka başka olacağından ortak sözcükler de seçseler, bunlar öyle yan yana gelir, öyle takılar alır, öyle ritmik bir yapıda kurgulanır ki bambaşka poetik yüklerin taşıyıcısı olurlar.

Bir şairde mutlaka bulunması gereken özgün bir dile ve bu dille ilişkili bir 'imge dizgesi' ne sahip olduklarının da kanıtıdır. Önemli olan sözcük- şiir, sözcük-şair ilişkisini içten, özgün yaklaşım boyutları içinde tutabilmektir.

Burada, sözcükleri önemsizleştirdiğim, şiirdeki payını küçümsemediğim düşünülerek Mallerme'nin 'ŞİİR SÖZCÜKLERLE YAZILIR' sözü bir itiraz olarak seslendirilebilir. Ben tam olarak böyle düşünmüyorum. İmge, içinde düşünsel, duygusal, ritimsel, estetiksel öğeler bulunduran bir birleşimdir.
Sözcükler, imgeyi maddeleştiren, bunu yaparken diyalektik etkileşime girerek imgenin bileşimine katkıda bulunan birimlerdir. Bu yanıyla kesinlikle küçümsenemez. Ancak şiiri 'belirleyen' olarak da görülemez

Bütün bu düşüncelerin ışığında, konuyu şöyle bir toparlayacakolursak,sözcüklerin şiirdeki şiir yapıcıişlevselliği şu veya bu sözcük olmasına, az ya da çok kullanılmış olmasına bağlı değildir.
Dolayısıyla, bazı sözcüklerin, çokça kullanıldığından ötürü şiirsel değerini yitirdiğini sanmak boş bir kuruntudur. Daha önce de örnek verdiğim gibi, KAN ve GÜL sözcükleriyle çok güzel şiirler yazılmıştır. Bugün de yazılmaktadır. Kuşkusuz gelecekte de yazılacaktır.

KAÇINILMASI GEREKEN ORTAK SÖZCÜKLER DEĞİL, ORTAK İMGELERDİR.....


vEFA öNAL/dAMAR
Nail Yavuz
24 Mart 2008 Pazartesi 22:03:39




Bir şiir de veya yazı da;


ALINTI

Bir şiirden alıntı yapılırsa o bölüm tırnak içerisine alınır ve * işareti
konarak dip notlarında kime ait olduğu belirtilir.


ÇALINTI

tırnak içerisine alınmamış ve dip notlarda kime ait olduğunun
belirtilmemiş olması veya bunların yapılmasının unutulmuş olması
ÇALINTIYA girer.


ESİNLENME

Herhangi bir konuyla ilgili olarak esinlenme olabileceği gibi aynı sözcüklerin
farklı anlamlarda dize içerisinde yer almasıdır.

Örneğin;


saçlarına kan gülleri takayım,
bir o yana
bir bu yana...
.............
Ahmet Arif
(Hasretinden Prangalar Eskittim


..............
Saçlarına
Kızıl güller takayım
Salın da gel,
Bir o yana
Bir bu yana!
.................

Enver Gökçe
(Ne Fayda)

Bu iki örnek yıllarca tartışıldı ve hala tartışılmaya devam ediliyor.
Bu fikir, bu ilham A.Arif''''''''in mi, E.Gökçe''''''''nin mi diye
soruyor sayın E.Karadağ ve diyor ki hiç önemli değil
benim için iki güzel şiir iki ayrı insandan

BENCE ŞU SÖZLER ÇOK ÖNEMLİ

''''''''Her gün bir yere konup göçmek gerek
Akarsu gibi donmadan geçmek gerek
Dün geçti gitti
Dün gibi dünün sözü de geçip gitti
Bugün yepyeni bir şey söylemek gerek''''''''

diyor Mevlana

RENGİN ALACAATLI
25 Mart 2008 Salı 09:54:18
Öncelikle bu güzel forum konusu için teşekkür etmek istiyorum.

Sözcüklerin kimsenin tekelinde olmadığını hepimiz biliyoruz. Ancak sözcüklere derinlik kazandıran anlatı biçimi ve imgelendirmenin benzerlik taşıması da bence çalıntı kapsamındadır ve daha vahim durumdadır. Bir şiiri yada düz yazıyı bütünüyle çaldığınızda tesbiti ve ispatı kolay olurken aralara serpiştirilen imge ve anlatı eşitliği gözden kaçmaktadır. Ve sanırım bunun önüne geçmek mümkün değildir. Tamamıyla insanların erdemleriyle çözülecek bir sorun gibi gözükmektedir.

Saygılar
şev
25 Mart 2008 Salı 12:43:29
Yazılan şiirlerde ortak kelime ve kelimelrin yer değişerek aslında okunduğunda aynı anlama gelen cümleler çoğunlukta doğru öz eleştiri yaparsak ilk yazdığım şiirlerimde ki sonradan fark etim bilnç altında kalan sıkça dinleğim şarkı yada türkülerden aklımada kalan kelimelrin yada sözcüklerin olduğunu fark etim buda aslında şiirden çok içteki dile vurulmyan duygualrın bu sözüklerin yardımyla dışa vurum hali olmuştu zaman içinde bu aşmaya çalıştım ama fazlacada aşıtığımı söyleyemem genel anlamda türkçenin 600 kelimeyi geçmediğini düşünrüsek bizim aklımızda kalan kelimelr tabiki yazdıklarımızı bu kelimeler etrafında döndürüp duruyoruz

Örenğin ölüm sevgilden ayrılış ölümü ifade ediyorsa uzunca bir süre sadece bu kelime etrafında kalıyoruz ve bir çok şiir dediğiniz gibi birbirnin benzeri olup çıkıyor Bunu aşmanın en ıyı yoluda sanrım bol bol okuyup kelime dağarcığını genişletmekten geçiyor

çakmaktaşı
27 Mart 2008 Perşembe 04:09:47
şair şiire gerekli işaretleri koyarak alıntı yapabilir..

belki bir dip not yazarak da etkilendiği olayı, düşünceyi belirtebilir...


esinlenmeyse bana göre farklı bir olaydır... ben esinlenmeyi her zaman şiirin şiir doğurması ya da şarkının şiir doğurması vs. olarak görmüşümdür... şair oradan bir kelimeyi yada materyali cımbızlar çeker ve onun üstüne ürününü inşa eder...

kaldı ki bu site olsun, başka yerlerde ya da okunan kitap olsun yazmak istedikten sonra esin kaynağı çoktur ve şair bunu kendisi yaratır....esinlenmek tutuşmaya hazır duygulara bir kıvılcım niteliğindedir... ve esinlenmekle etkilenmek arasında ince bir çizgi de vardır...esinlenmek gelip geçici olabilir, ama etkilenmek uzun soluklu olur ve şiirde direk bunun sonucu görülür... herkesin etkilendiği uzun (soluklu olarak) şairler...yazarlar...ve ürünleri vardır.


ya çalıntı : susma hakkımı kullanıyorum... çünkü bu hem hukuk hem etik olarak bir suçtur...ister bir dize ister şiirin tamamı fark eden birşey yoktur...
Nail Yavuz
27 Mart 2008 Perşembe 20:48:00

"kan" ve "gül"

"hazan" ve sonbahar"

"gül" ve "bülbül"

"ayrılık" ve "ölüm"

"gül" ve diken"

"sevgi" ve "hasret"

vs. .........

şiirlerde sıklıkla kullanılan, kullanıla kullanıla eskiyen ve yıpranan
sözcüklerdir.

ve
Şiirlerde çoğunlukla kullanılan 'SENİ SEVİYORUM' sözcükleri
alıntı veya çalıntı ya da esinlenme midir, yoksa herkesin kullandığı
anonim sözcükler midir.

Ne dersiniz dostlarım.
sahra
27 Mart 2008 Perşembe 21:35:37
..
Son Düzenleme: sahra @ 12.6.2016 02:00:16

Hıdır CANALAN
18 Nisan 2010 Pazar 00:52:22
doğrusu şu. yazar veya şair veya kendilerini öyle görenler şiirlerinde mısralarında kulandıkları cümleler ve kelimeler kendi icadı olmalı buda tek başına yetmez anlam içerik itibarıyle
çok ifade içerikte yüklemeli bence
birde halklan baylaşıldığında mukemelini bulma zarüreti vardır yoksa halk gibi büyük jürüyü hafife almış olurlar dikat edilirse bu tür gömlekleri veren halktır katkı sunmak amacıylan yazmış bulundum afola.
Göktürkmen
30 Mart 2008 Pazar 11:07:43
Bence bunun ölçüsü yok.Bir niyete, bir de niyet sonucu ortaya çıkan ürünün bütünselliğinden bakarak bunun daha iyi anlaşılabileceğiniz düşünüyorum.

Şiir gibi tüm öğrenilme sürecine girmiş kavram, etki ve taklit ile başlar. Esin bunun daha yumuşatılmış halidir.

Bir de yazanın, yazma eylemi (manzum ve metin) sürecinden bunu daha nesnel izleyip, görebiliriz.

Etki/taklit başlamış yazınsal ürün eylemi, özgününe doğru bir mecrada ilerlemekte midir, yoksa öykünmelere kendinden katma sanatı mı ön plana çıkmaktadır?

Eninde sonunda ister manzum, isterse metin anlamında yazmak ; insanların defalarca, değişik cümle kalıp ve kiplerinde söylediklerini en söylenmemiş ve en yeni halinde bir yeniden yazma/söyleme eylemidir.

Etik ve edebi kuralllara uymak kaydıyla elbette !
Yorum Yaz
/ 5 »
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.