En son, hangi tiyatro eserini alkışladınız ?

1.712 izlenme - 53 yorum -
/ » 6
Yorum Yaz
TersAYNA
6 Eylül 2007 Perşembe 12:17:53


edebiyatı, şiiri, müziği içinde barındıran; birebir duyguyu aktaran en kapsamlı emeği, yani "tiyatro"yu ne kadar tanıyoruz ?

kaç kez bir tiyatro sahnesine bakabildik, ne kadar tanırız emekçilerini ?

sizin hayatınızın bir kenarına dokundu mu hiç ? en son hangi eseri ayakta alkışladınız ?

bir parça, tiyatro sokağında gezinelim mi ?

serin
6 Eylül 2007 Perşembe 18:09:27
Yoğun işlerden hayatın koşuşturmasından emekçilerin karşılığını ne kadar verebildik ki?
tanınmış oyunlara eserlere gidemedim belki ama

şehrimin tiyatroları var benim...

onlarında emekçileri var salonu tıklım tıklım dolduran ayakta alkışlatan...

tatildeydiler geri geldiler..

onların en son oyunlarını izlediğim

büyük aşkların sonuncusu misafir ve bir ayrılık hikayesi...

(tabi birde çocuk oyunları yazmak komik olur herhalde şimdi :)

ve tabi tek kişilik oyunlarım benim
Yûsra ÖZTEL
6 Eylül 2007 Perşembe 18:13:33
Kendi hayat tiyatromu...

Açıldı perde "ben"



Yûsra ÖZTEL tarafından 9/6/2007 6:13:54 PM zamanında düzenlenmiştir.
selin yıldız
6 Eylül 2007 Perşembe 18:20:00


elbet hayatıma, yüreğime dokunan eserler oldu. ve tanıdığım oyuncular. ve bence, bu zamanın en başarılı tiyatrocusu Haluk Bilginer'dir.

En son izlediğim yerine, en unutamadığım oyunu ve o oyundaki performanslarını ayakta alkışladıklarımı yazmak istedim:

"Kelebekler Özgürdür"

Yönetmen: Hadi Çaman
Çeviren: Nüvit Özdoğru
Dekor: Osman Şengezer
Kostüm: Osman Şengezer
Müzik: Çigdem Talu
Özer Atik
Işık: Kenan Sayar
Efekt: Şafak Şenalp

Oynayanlar:
Tolga Çevik
Füsun Erbulak
Hadi Çaman
Recep Yener
Oktay Şenol
Sevinç Erbulak


saygılarımla.


selwa
7 Eylül 2007 Cuma 01:14:11

bence çok yerinde bir konuya değinmişsiniz, bu yüzden tebrik etmek isterim öncelikle. bu tabii göreceli bir konudur ama bence tiyatro sanat dalları arasında insana en çok hitab eden, ruhuna dokunan, içine işleyen ve gerçek anlamda insanın yaşama bakış açısını değiştiren en etkili sanat dalıdır. hem görsel hem de yazınsal bir tür olarak insana çok şey katar bence. öylesine hayatın içinden çıkıp gözümüzün önüne serilir ki, oyunu izlerken kendimizi başrol oyuncusunun yerine koymaktan kendimizi alamayız.. ama pek çok şeyin olduğu gibi bunun da değerini bilemiyoruz malesef. antik çağdan bu zamana kadar özenle taşınmış tiyatro çağımıza ama dedim ya kıymetini bilmiyoruz, belki önümüze sunulan imkanların kısıtlı oluşundan belki daha önemli bulduğumuz aktivitelerden ona zaman ayıramamaktan.. kim bilir.. pek çoğumuz malesef en son orta okul ya da lise sıralarımızda edebiyat öğretmenimizin elimize zorla tutuşturduğu biletler sayesinde gitmişizdir eminim.. ama şunada eminim, bir Anna Karenina'nın ya da bir Antigone'nin gerçek kimliklerini asla okuyarak ya da yapay setler arasında izleyerek keşfedemeyiz.. onları ancak, bakışlarını üzerimizde hissederek, ruhlarını gözlerimizin önlerine sunduklarında çözebilir ve anlayabilir ve kendimize yakın hissedebiliriz.
Tiyatro, sahip olduğumuz değerlerin en güzellerinden! onu da kaybetmeyelim,
söz konusu tiyatro olunca susmam biraz zor oluyo.. fazla uzattım kusura bakmayın!

TersAYNA
7 Eylül 2007 Cuma 12:59:27


Benim tiyatro sevdam Karagöz Hacivat ile başladı. Çocukluğumun vazgeçilmez seyirleriydi gölge oyunları.

Hatta o kadar kanıma girmişti ki; hafta da bir evimizin balkonundan tüm mahalle çocuklarına, kendi el emeğim Karagöz Hacivat figürlerini dilimin döndüğünce canlandırıp ( anacığımın, ipe gerdiğim çarşafın arkasında yanan mumu gördükçe "evi yakacaksın" feryatlarına rağmen ) az alkış almamıştım.



selwa
7 Eylül 2007 Cuma 15:16:02
gittiğim tiyatro eserinin sayısı çok, etkisinde kaldığım oyun da çok ama iliklerime kadar etkilendiğim ayakta alkışladığım, hafızamdaki en canlı oyun, "ağaçlar ayakta ölür" olmuştur.. Ankara devlet tiyatrosunda izlemiştim, hem eser hem oyunculuk çok güzeldi
EzelSonan
8 Eylül 2007 Cumartesi 23:04:33
Tiyatro nun yeri bende hep özeldir... Bu kadar sevmem belki; doğal olana sonsuz aşkımdan...

Soluğunu tutup izleme içinde olmak hikayenin/olayın bambaşka bir duygu... Şehr-i İstanbul da iken, ayda en az 1 kez tiyatroya gidebiliyorken; şu an yaşamakta olduğum yerde bu imkana sahip değilim ne yazık ki...
En soz izlediğim oyun (15 kez) kızımın da rol aldığı amatör bir topluluğun sahnedeliği; Sayın Bekir COŞKUN' un DÖVLET adlı eseriydi...

Çokk zaman önceydi...

Ama bir dakikaaa :) durun ben aslında her gün bir oyunun içindeyim, hepimiz gibi...

Sahne; DÜNYA
Oyuncular: BİZ
Figüranlar: BİZ
Eser Sahibi: Belirsiz.....

Sevgiler ÖZ' den...

sudabalık
8 Eylül 2007 Cumartesi 23:23:56
aziz nesin

yaşar ne yaşar ne yaşamaz.

tiyatrosuz bir yaşam yaşam olabilir mi acaba?
pastav
9 Eylül 2007 Pazar 01:31:55
bu zor yolda ilerlemeye çalışıyoruz zaten bir tiyatrocu olarak artık ben bile dişe dokunu iş yapıldığını çok az görüyorum en son dişe dokunur bir şeyler izledim tabi ama ayakya alkışlamaya gelince ankara d t c f tiyatro bölümünün '' hepimizin öyküsü aynı'' oyunu diyebilirim arkadaşlar iyi bir iş çıkarmışlar. herkes sunu bilmelidirki tiyatro bir heves işi değildir sanat sorumlulukları ağır bir iştir ve basite gelmez
Yorum Yaz
/ 6 »
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.