MEHMET HATİP YILMAZ
226 şiiri ve 10 yazısı kayıtlı Takip Et

Her şey tatlı bir tebesümle başladı



Tatlı bir tebessümle başlamıştı her şey. Yılların yorgunluğu teker teker terk etmişti. Geleceğe dair umutlardı bugüne dek yaşayan yürek Murat için zaman fırtınalı geçmişti küçük yaşta yaşadıkları bin bir türlü duyguların ağırlığı vardı ve işte her şey başlamıştı. Murat bir gün kütüphanede ders çalışırken kitapların içine öyle bir dalmıştı ki, içeriye ince narin bedenli ve saçları rüzgâra hasret güzel bir bayan girdi Murat, neye uğradığını şaşırmıştı aslında şaşılacak bir şey yoktu. Çünkü herkes gibi güzel bayanda ders çalışmak için kütüphaneye gelmişti. Ama murat için bambaşka bir duyguydu sanki zaman iflas etmişti Murat için ve dönme döngüsünü kaybetmişti dünya. Murat hiç yaşamadığı bir dünyadaydı sanki çünkü nadasa bıraktığı yüreği hayat bulmuştu genç bayanın tebessümlü gözlerinde. Murat, kitapların arasında kaybolmuştu bir hayal âlemine dalıp gitmişti genç, narin bayan ise asaletli bir hanımefendi edasında kitap okuyordu onur verdiği masasında, Bir telaş vardı genç bayanın esrarengiz ruhunda, yüzü sanki hiç büyümemişti hep çocuk kalmıştı sanki öyle bebeksi öyle masum bir yüzü vardı ki zamanı kıskandıran. Murat, dalıp gittiği kitapların arasından uyanarak kantine doğru yürüyüp bir çay almaya koyulmuştu Murat,’Bir çay alabilir miyim ’dedi. Kantindeki genç; ’tabiî ki deyip ’ çayı Murat’a uzattı. Murat sağına baktığı gibi bebek yüzlü narin bayanla göz göze geldi
Bebek yüzlü bayanın elinde çay ve bisküvi vardı. Murat tebessümlü gülerek ’Afiyet olsun’ dedi.
Bebek yüzlü bayan mahrur bakışlarla ’teşekkür ederim’ dedi.
çayı için bir diplik isteyerek dışarı doğru yürüdü murat Hava çok soğuktu bir kış ikindisiyle başlamıştı her şey Murat bir yandan çayını içerken diğer taraftan da doğada olan biten değişimleri izliyordu. Sanki yeni doğmuştu ve bir daha hiç olmayacaktı ilk defa yüreğinde tatlı bir acı hissediyordu soğuk kış ikindisinde, bahar açmıştı çiçeklerini murat’ın yüreğinde,
Murat çayını içtikten sonra merdivenlerden inerek kütüphaneye doğru sessiz adımlarla yürüdü Kütüphanede hiç kimse yoktu bebek yüzlü bayandan başka Murat titrek bir sesle;’pardon lisans mı? Diyerek bebek yüzlü bayanla konuşmaya çalıştı. Bebek yüzlü bayan; utangaç bir gelin misali ‘’Evet.’’dedi.
Murat;’güzel ben buralardayım sorunuz varsa veya yardım edeceğim bir şey varsa, size yardımcı olmaya çalışırım’ dedi. Bebek yüzlü bayan; çok teşekkür ederim deyip elindeki kalemle kitabına döndü; ama aklında bir soru işareti vardı, Benimle konuşan bu insan nereli, ismi ne diyerek.
Murat’a yönelerek;’siz nerelisiniz? Murat:
—Mardin peki siz?
Bebek yüzlü bayan;
—Iğdırlıyım’ dedi.

Murat; Iğdır çok güzel bir yer Iğdırlı dostlarım oldu, çok samimi ve çok sıcakkanlı insanlardır. Oranın mikro ikliminden mi kaynaklanıyor acaba?

Bebek yüzlü bayan;
—Coğrafyanız iyiymiş.
Murat;’yok canım, idare eder. İsminiz?
Bebek yüzlü bayan;
’Fatma’ peki sizin?
Murat; ’Murat ben de memnun oldum’
Fatma; ben de hem Mardin çok güzel bir yer bir ara gelmiştim merkezi çok güzel, bir ilçesi vardı, tarihi yerleri çok fazlaydı hem filmlerin çekildiği yer, dur aklıma gelecek
Murat; Midyat mı?
Fatma; ’evet evet’ dedi
konuşmaları baya bir akıcı geçmişti murat çok mutlu olmuştu o gün çünkü nadasa bıraktığı yüreği uyanmıştı artık. Kütüphaneye birkaç kişi daha girince Murat, Fatma utanmasın diye konuşmayı erteledi.
Fatma biraz daha kaldıktan sonra ayağa kalkıp kitaplarını topladı. Murat’a bakıp;

— iyi akşamlar ’deyip dışarı çıkacakken:

Murat;’oturduğu yerden fırlayıp
—Bir dakika ben sizi uğurlamak istiyorum. Dedi.
Kapıyı açıp dışarı çıkan Fatma’yı murat izledi Fatma dönüp arkasına Murat’a elini uzattı
Fatma:
—tanıştığımıza memnun oldum ’ dedi ve gitti. Murat için çok anlamlı bir gündü unutmuştu tüm mutsuzluğunu Fatma’nın hayat veren bakışlarında nasıl bir tanışmaydı, nasıl bir yakınlaşmaydı murat bile şaşırmıştı. Fatma o akşam tatlı bir edayla evine gitmişti. Aradan birkaç gün geçtikten sonra bir gün kütüphaneye girerken Fatma’nın kütüphanenin yanında telefonla konuştuğunu gördü. Ona yaklaşıp selam verecekken Fatma kütüphaneye girdi ve çalışma masasında oturdu. Murat Fatma’nın yanına gidip gitmemek arasında düşünüp kalmıştı en sonunda Fatma’nın oturduğu yere doğru yürümeye başladı direkt Fatma’nın okuduğu notlardan alamadı gözlerini, başını kaldırıp
Fatma; merhaba’ dedi
Murat;’merhaba oturabilir miyim? Dedi,
Fatma; mütevazıce alçak gönüllü bir şekilde ’Tabiî ki’ dedi
Murat; Fatma’nın çalıştığı notları karıştırıp ’pardon kaleminiz var mı?’ dedi.
Fatma;’buyurun’
Murat; ’ben de bir not düşebilir miyim? Dedi.
Fatma; hafif gülerek ‘’Tabiî ki.’’Dedi.
Murat Fatma’nın okuduğu notları okuyup kendi yorumlarını ekleyerek yazmaya başladı Fatma da o ara Murat’ın ne yazdığını okumaya çalışıyordu. Murat yazdığı notları Fatma’ya açıklamaya başladı. Derken aralarında samimi bir konuşma başladı epey çalıştıktan sonra murat’la Fatma kantine doğru yürümeye başladılar. Murat;’ben acıktım, peki ya sen?’Fatma; ürkek bir ceylan misali utanarak ’Yok teşekkür ederim ’ dedi.
Murat hem kendisine hem de Fatma’ya yemek istemişti, Murat ve Fatma arasında felsefi bir tartışma başlamıştı bir yandan yemek yerken bir yandan da çaylarını içiyorlardı.
Fatma;’sence iki farklı inanca sahip iki insan anlaşabilir mi? diye sordu
Murat;’evet’
Fatma;’bence çok zor’
Murat;’zor değil peki neden sordun ailenden birisiyle öyle bir sorun mu yaşıyorsun?
Fatma; Utanarak kaybetmek istemediğim bir insan var ve ikimizde farklı inançlara sahibiz’ dedi.
Murat bu kişini Fatma’nın erkek arkadaşı olduğunu tahmin etmişti ama yinede bir ihtimal veriyordu. Belki de bir kız arkadaşıdır veya ailesinden birisidir deyip teselli oluyordu. Fatma ve Murat konuşurken Fatma’ya durmadan mesajlar geliyordu. Murat’ın yüreğinde fırtınalar kopuyordu Fatma’ya hissettirmemek için göz göze geldiklerinde acı bir tebessümle neşeyi serperdi bakışlarına. Başka bir beden hapsetmişti Fatma’nın ruhunu bildiğinden kanıyordu Murat’ın yüreği. Saklamak istiyordu bakışlarındaki o acıyı o gün uzun bir konuşma geçmişti aralarında Murat ve Fatma biraz daha kütüphanede çalışıp gitmişlerdi herkes evine.
Fatma kaç kere kütüphaneye geldiyse de Murat’ı görememişti, Murat da kütüphanenin çıkışında Fatma’yı beklerdi ve görmediğinde yanardı. İkisi de birbirinden habersizdi... Fatma bir gün kütüphaneye girdi. Murat kitap okuyordu Murat’a yaklaştı. ’Bir film var bana yardım eder misin’ diye Murat’a sordu bir konuşma geçti. Murat bu teklifi seve seve kabul etti Fatma ile biraz konuştuktan sonra, Fatma her defasında daha önce murat’la konuştuğu konuşmaları unutuyordu, Benim nereli olduğumu nereden biliyorsun bazen çok mesafeli dururdu bazen de çok sıcak. Bunu sen mi söylemiştin gibi cümlelerle Murat’ı çok üzüyordu her gün değişen bir ruh haliyle. Fatma’nın bu davranışlarına anlam veremiyordu. Murat ve Fatma filmi izledikten sonra film hakkında epey bir bilgi alışverişi yapmışlardı.. Akşam oldu ve Fatma eve gitmek için Murat’tan müsaade istedi
Fatma;’yarın geleceğim buradaysan film hakkında biraz daha konuşalım’ dedi. Ardından bir bir hayale karışır gibi gitti.
Murat artık gerçekten de emin olmuştu Fatma’ya sırılsıklam âşıktı. Ama Fatma’ya gelen mesajlara, Fatma’nın değişen ruh haline bir türlü anlam veremiyordu. Ertesi günün sabahı murat tekrar kütüphaneye geldi ve Fatma’yı bekledi; ama Fatma gelmedi. Film hakkında bazı yorumlar çıkaran Murat ertesi gün tekrar beklediği yerde Fatma’yı beklemişti. Ama Fatma yoktu, belki de bir daha hiç gelmeyecekti. Murat o akşam bir türlü uyuyamamıştı. Neden ne oldu da Fatma gelmedi diye kendi kendine sorular sormaya başladı. Murat artık kararını vermişti Fatma’yı gördüğü yerde onu ne kadar çok sevdiğini haykıracaktı. Bambaşka bir gün başlamıştı murat, Fatma’nın ders işlediği sınıfa gitti ve film için yazdıkları yorumları Fatma’ya verdi.
Murat:’Öğle arası bir yemek yiyelim mi?’dedi.
Fatma:’Tamam ama ben ısmarlarsam geleceğim.’dedi.
Murat:’Tamam sen bir gel bakarız.’dedi. ve kütüphanede Fatma’yı bekledi. Nihayet son zil çalmıştı murat, kapıda Fatma’yı bekliyordu, fatma Murat’ın yanından geçti başka bir sınıfa girdi murat ne olduğunu anlamaya çalıştı tam da Fatma’ya bakarken, fatma bir dakika geliyorum dedi Fatma kız arkadaşıyla konuştuktan sonra hemen Murat’ın yanına doğru yürümeye başladı Murat ve Fatma dışarı çıkmıştı
Fatma: Nereye gidiyorsunuz?
Murat:
—Az ilerde bir lokanta var, çok güzel bir yer’
Fatma hafif bir tebessüm ederek, parlayan gözlerini kapatıp tekrar açtı ve bu durumu onayladı. Her şeyin başladığı daha doğrusu başlamadan bittiği an gelmişti
yemek masasında derin bir sessizlik başladı, murat bir espri yapıp ortalığı dağıtmaya çalıştı. Konular birbirini izlemeye başladı
Murat;’sen ne zaman gideceksin Iğdır’a?’
Fatma;’dört ay sonra okul bitince giderim ama bu tatilde de gideceğim’ dedi.
Murat biraz düşündükten sonra Fatma için yazdığı şiiri Fatma’ya vermeyi aklından geçirdi.
Murat:’ şiir okumayı sever misin?’
Fatma:’bir zamanlar yazardım’
Murat;’ne güzel,bende senin için bir şiir yazdım da
Fatma;’neden’
Murat;...Uzun bir sessizlik başladı murat, her şeyin biteceğinden çok korkuyordu daha doğrusu Fatma’nın arkadaşlığını da kaybetmekten korkuyordu; ama duygularına sahip çıkamıyordu; çünkü ilk defa aşık olmuştu gerçek anlamda aşkın ne olduğunu yaşamak istemiyordu o güne dek hep aşktan kaçmıştı ama yüz yüze gelmişti kaçtığı aşkına yakalanmıştı...
Murat;’ önemli değil yazmadığımı farz et’ dedi.
Fatma;’olmaz’
Murat;’olmayan ne?’
Fatma;’erkek arkadaşım var hem ben sana o gözle bakmadım. Normal bir arkadaş gibi yaklaştım sana. Ki senin de iyi bir insan olduğunu düşünerek sana yaklaştım. Belki de iyi bir insan değilsin’ dedi.
Murat bu sözlerden sonra yıkılmıştı, sanki âşık olmak, bir insanı sevmek çok kötü bir şeymiş gibi düşünmeye başladı. Murat:
—Problem yok, Fatma. Biz yine arkadaşız. Dedi.

Ortalığa sessizlik hâkimdi. Bu an belki bir daha hiç yaşanmayacaktı Murat, Fatma’nın gözünde sadece sıradan bir insandı; çünkü tüm duygularıyla teslim olmuştu Fatma’ya. Murat’ın dünyası ise dönme duygusunu kaybetmişti ve zaman durmuştu. Murat:
—Kalkalım artık ’ dedi.
Fatma; ‘’Tamam. ’ dedi kalktılar
kalktıkları yerde hüzün ve keder bıraktılar ne murat eski murat’tı nede Fatma eski Fatma’ydı her şey artık bambaşkaydı
Fatma, Murat’ın yazdığı şiiri almamıştı hatta başka bir kıza vermesini istemişti.
Sevgiliye yazılmış masum bir şiirdi...
Her şeyi bitiren melankolik bir aşk oldu yaşanmadan biten...
Murat;’erkek arkadaşın Iğdır’da mı yaşıyor ?’ dedi
Fatma;’hayır Diyarbakır’da yaşıyor’
Murat;’hımm.’
Fatma;’Bir üst sınıfta’
Murat;’Nasıl yani’
Fatma;’O mezun oldu.’
Fatma dikey geçiş ile gelmişti 3. sınıfta o çocukla tanışmıştı ve 1 yıllık bir ilişkisi vardı Fatma’nın aklını karıştıran soru işaretleri vardı ilişkisine dair ’ çünkü Fatma inançlı bir insandı ama ilişkisi olduğu çocuk inançsız bir insandı. Böyle güzel, böyle iyi, böyle narin bir insanın geleceğini tehdit edecek düşüncelerini alt üst edecek ruhunu zedeleyecek bir ilişkiydi Fatma’nın yaşadığı. Murat ve Fatma kütüphaneye yaklaştığında murat kapıda telaşlı bir şekilde bekledi Fatma ise’üzülme’ deyip gitti Murat da içerdeki kitaplarını toplayıp eve doğru yürümeye başladı yağmur yağıyordu hava kapalıydı, rüzgâr acı acı esiyordu. Murat yürürken derin bir hayale daldı ve beynine vuran mısralarla:

Bambaşkaydı bugün dünya
Bir hıçkırık vardı bulutlarda
Tutamadı gözyaşlarını yağan yağmurda...
Kaybetmişti kendisini Fatma’nın yüreğindeki kuyuda arar ama bulamazdı kendisini yarım kalmış bir yolda kaçıyordu yüreğindeki yaralı bebekten.
Bir türlü unutamıyordu o anı yüreğinde kaldı tatlı bir acı kaybolmuştu bulamıyordu yüreğindeki o bebeği, yaşıyordu hala içindeki bebek. Saklıyordu kan revan içindeki gururlu yaralarını. Sevgili için yazılmış bir şiir başka biri sahiplenebilir miydi ki? Kanayan yürek kurtulabilir miydi içindeki zehirli hançerden?
Kusmak istiyordu tüm yaşananları bir anlam veremiyordu yaşamaya bir biçim veremiyordu kırılan ruhuna
Sarmıştı hüzün dört bir köşede hâlbuki tatlı bir tebessümle başlamıştı yüreğindeki coşku bir umut vardı kanayan yaralarına deva.
Geçmek bilmiyordu zaman hızlı adımlarla nasıl yürüyordu farkında bile değildi kanayan yarım bir yürekle eve yetişmeye çalışıyordu murat Fatma’yı görmeye hasretken ruhu acısını dindirmek için kaçıyordu ama içindeki bebek durmadan ağlıyordu.
Murat, kaybolmuştu esrarengiz bir aşkın kuytularında. Fatma’nın bakışı, ince narin bedeni ve rüzgârları kıskandıran saçları canlanıldı murat’ın gözlerinde. Yağan yağmur ve gözyaşı siste buluştular.
Fatma bir kış günü gelmişti baharı getirmişti, Murat’ın yüreğine, yazı bıraktı murat’ın yüreğinde bir bahar havasında.
Tatlı bir edayla gelmişti Fatma murat yolda kendi kendine şu kelimeleri sayıklıyordu;
Bitmek tükenmek bilmeyen bir yoldu.
Yeniden doğmuştum sanki.
Bir daha olmayacaktım.
Zaman iflas etmişti yüzündeki tebessümde.
Dönme döngüsünü kaybetmişti dünya.
Bir telaş vardı esrarengiz ruhunda.
Gittin o akşam tatlı bir edayla.
Döneceksin diye yüreğim düştü yollara.
Bana her gelişin doğumum oldu.
Beni ararken ürkek bir ceylan misali.
Bense yollarında bekleyip seni görmediğime yanarım.
Her gün değişen ruh haline oturup beni unuturken yanında bulurdum kendimi.
Konuştuklarımızı hatırlamazdın.
Dona kalırdım o anki yabancılığına.
Sadece yüreğinin dışında.
Göz göze geldiğimizde bakardın sana gelen mesajlara.
Kopardı fırtınalar yüreğimde, neşeyi bakışlarıma serperdim.
Acı bir tebessümle bakardım.
Kaybetmek istemiyordun ruhuna sahip bedenini.
Bir başkası vardı görmek istemezdim bakışlarında.
Bildiğimden kan revan içindeydi yüreğimdeki sen.
Ne yanındayken geçiyordu zaman.
Ne de gözlerim yolundayken
Dönme döngüsünü yitirmişti dünyam.
Tıkadım sevgimin yollarını sarp geçitlerle
Gün ışığına çıkaracaktım bendeki seni...
Gündüz feneri misali karanlıktı içim.
Her defasında tetikteydi dilim ama her defasında tutuklu bir silah misali...
İçimde patlardı volkanlarım.
İçinde bulurdum kendimi lavlarımın
Yanardı sızlardı yüreğim.
Bedenim,ruhunu bulmuşken başka bir beden sarmıştı ruhunun dört bir yanını.
Nadastan çıkacakken yüreğim kaybettim sana dair umutlarımı.
Bir kış günü gelmiştin, baharı getirmiştin yüreğime.
Yazı bıraktın yüreğimde gittin bir bahar gününde.
Sevgiliye yazılmış masum bir şiirdi her şeyi bitiren.
Melankolik bir aşk oldu yaşanmadan biten.
Ne çabuk ısınmıştık birbirimize tenha yüreğim dolaşmaktaydı yüreğinin dolaylarında.
Unutmuştum mutsuzluğu derin kuytularda sönük kalmıştım parıldayan gözlerinin yakamozunda.
Ya bir daha yaşanmayacak bir duygu olacak ya da yüreğimiz sonsuza dek kenetlenecek... ’
Araba çarpmak üzereyken, Murat birden bire irkildi. Eve doğru yürümeye başladı eve girdi ve yaşadıklarını kusmaya çalıştı. Sessiz bir çığlık ve acı bir hüzün kaplamıştı murat’ı hâlbuki murat Fatma’ya evlenme teklif edecekti, içindeki bütün sevgisini ona verecekti; ama olmadı. Belki de Murat ve Fatma birbirleri için yaratılan bir çiftti, belki Fatma sağlıklı düşünseydi ilişkisini gözden geçirirdi. Fatma ilişkisi olduğu kişiyle aynı ruh yapısına, aynı düşüncelere sahip değildi. Murat bunu çok iyi biliyordu ve bu ilişkisin de biteceğini adı gibi biliyordu ama bunu Fatma’ya anlatamazdı çünkü anlatsaydı bile Fatma gerçeklerle yüzleşmek istemezdi. Alışkanlıkların esiri olmaktan bir türlü kurtulamazdı Fatma murat’a ön yargı ile yaklaşacaktı çünkü murat Fatma’yı çılgınlar gibi seviyordu kısa sürede gerçekleşen bir aşktı ama tüm iliklerinde hissediyordu Fatma’yı.
Murat’ı özen en büyük acı ise Fatma’nın ondan uzaklaşacağı korkusuydu çünkü murat Fatma’nın gözlerine bakıp geleceğini görebiliyordu onun için iş işten geçmeden bu duruma engel olmaya çalışıyordu. Fatma’nın ilerde üzülmesini ve yalnız kalmasını istemiyordu çünkü onu çılgınlar gibi seviyordu. Fatma murat’ı anlamazsa ve murat’tan uzaklaşırsa murat’la Fatma belki birbirlerini bir ömür boyunca bir daha hiç görmeyecekti. Yalnız geçecekti birbirinden habersiz anları. İkisi de birbirlerine hasret kalacaklardı, çünkü birer ruh ikiziydiler bir ruhu iki ayrı bedende taşıyorlardı. Fatma ve murat dört ay sonra birbirlerinden uzaklaşacaklardı, çünkü Fatma bir daha hiç dönmemek üzere memleketine gidecekti ve büyük bir aşk hiç yaşanmadan bitecekti.
Hâlbuki Fatma isteseydi her şey bambaşka olacaktı büyük bir mutluluğun yaşanması Fatma’nın elindeydi, Fatma iyi bir tercih yapsaydı ruhunu kurtarırdı ödünç verdiği bedenden, çünkü ortada ciddi bir şey yoktu Fatma’nın yaşadığı ilişki belki de o anki boşluğundan kaynaklanan bir ilişkiydi. Murat birden bire irkildi tüm yaşananları ve tüm kötülükleri kusmak istiyordu.
Ertesi gün kütüphaneye giden murat dışarıda bir sigara yakıp gözlerini bulutlara dikti dünyanın biçimine baktı gözleri birden bire yan tarafa kaydı murat’la Fatma göz göze gelmişti.
Fatma: ’Merhaba Murat.’
Murat:’Merhaba,nasılsın?’
Fatma:’Teşekkür ederim sen bu sabah yoktun kütüphanede?’
Murat:’şiir ve öykü yarışması vardı da arkadaşımın evindeydim. Yarışma için birlikte biraz hazırlık yaptım .’
Fatma:’yazdıkların yanında mı?’
Murat:’Evet ama daha tam bitmemiş istersen sana gösterebilirim.’
Fatma ve murat birlikte kütüphaneye sessizce girdi, murat şiir ve öykü yarışması için hazırladığı şiirleri Fatma’ya gösterdi. Fatma, Murat’ın yazdığı şiirleri okudu ve çok güzel yazdığını söyledi Murat çok sevinmişti, çünkü önceki gün Fatma’dan en son ayrıldığında o günkü ruh halini çıplak bir şekilde Fatma’ya şiirlerinde yansıtmıştı. Bundan dolayı çok mutlu olmuştu.
Murat:’Daha tam bitmedi bittiğinde sana son halini gösteririm.’
Fatma:’Tamam arkadaşım şiirlerini okumak isterim. Bir yerlerde paylaştığımda da altına ismini yazarım.
Murat:’Önemli değil yazmasan da olur.’Diyerek hafiften tebessüm etti.
Fatma:’Hadi görüşürüz’ diyerek derse girdi.
Murat ise şiir ve öykü yarışmasına girecek dostunu aradı, çünkü Murat da bu yarışmaya katılacaktı. Murat telefonda arkadaşıyla uzun uzun konuştu şiirleri hakkında bilgi alış verişinde bulundular. Yazdıkları şiirleri birbirlerine okudular. Konuşmaları bitmeden internette birbirlerine şiirlerini göndereceklerini söylediler, Murat heyecanlı bir şekilde internette gitti yazdığı şiirleri dostuna gönderdi ve dostunun yazdığı ’Naat’ şiirini indirerek çıktısını aldı. Daha önce yazdığı güzel bir şiirini de indirerek kütüphaneye geri döndü. Gözleri Fatma’yı arıyordu, çünkü o şiirini Fatma’ya vermek istiyordu. Tam da kütüphaneye girecekken Fatma ve arkadaşı kütüphanenin yanından geçti. Murat:
İşaret parmağını göstererek bir dakika Fatma ’
Fatma:’ Fatma kız arkadaşına dönüp bir dakika bekle hemen geliyorum ’dedi.
Fatma murat birlikte kütüphaneye girdi, Murat şiirlerin bulunduğu poşeti açarak yazdığı şiiri Fatma’ya uzattı.
Fatma:’ Bitirdin mi şiirini?
Murat:’yok bu başka bir şiirim’dedi.
Fatma, şiiri alarak bekleyen arkadaşının yanına gitti, murat ise kütüphanede oturan arkadaşının yanına gidip birlikte kırtasiyeye gidip kitap bakmaları gerektiğini hatırlattı istediği kitapları kırtasiyede bulamayınca geri döndüler. Dershanenin yukarısında başka bir kırtasiye vardı murat ve arkadaşı o kırtasiyeye doğru yürürken arkadaşı, kendisine kantine gitmesini ve yemek siparişi vermesini istedi murat kantine gidip yemek siparişini verdi ve arkadaşını bekledi. Arkadaşı murat’ın yanına yaklaştı heyecanlı bir şekilde:’Fatma ve arkadaşı da kırtasiyedeydi’ dedi
Murat :’ciddi misin?’dedi.
Arkadaşı da başını sallayarak ‘’ Evet .’’ dedi. Fatma’yı daha yarım saat önce görmüştü neden heyecanlandığını kendisi bile anlayamıyordu aslında anlamayacak hiçbir şey yoktu. Çünkü murat Fatma’yı ilk gördüğü anda nadasa bıraktığı yüreği hayat bulmuştu, Fatmaya sırılsıklam âşıktı, bir ömür boyunca Fatma’yı hayatında istiyordu. Aradan fazla zaman geçmeden Fatma kapıdan göründü ve merdivenin basamaklarından asil bir hanımefendi edasıyla iniyordu. Kendi sınıfına doğru ilerledi kütüphaneyi geçmek üzereyken murat’a bakıp tatlı bir tebessümle gülerek murat’a selam verdi sınıfa girmesiyle çıkması bir oldu kütüphaneye doğru yürüdü tekrar murat’a selam verip kütüphanenin girişindeki cam kenarında oturdu. Murat yemeğini yedikten sonra dışarı çıktı, kapının yanında durup bir sigara yaktı ve gözlerine gökyüzünden ayırmadan düşünmeye başladı, Fatma’nın kendisine bu kadar yakın olması ve aralarında mesafe olmasına bir türlü anlam veremiyordu. Murat kütüphaneye doğru yürüdü tam kütüphaneye girmek üzereyken camın dışında olan bir çocuğun Fatma’ya işaret verdiğini gördü Murat ne olup bittiğini öğrenmeye çalıştı yanlarından geçti arkadaş olduklarını anladı selam verip içeri girdi murat Fatma’nın yanındaki çocukla da iki gün önce tanışmıştı. Murat,umut adlı bir çocuğun sorusunu çözerken çocuk da murat ile umudun yanına gelerek soruyu yanlış çözüyorsunuz demişti küstah bir şekilde Murat, küplere binmişti sen bildiğin yollarını kendine sakla ben nasıl anlattığımı çok iyi biliyorum, hava atan insanları da sevmem dedi murat. Murat Fatma’nın yanındaki çocuğun küstah ve karaktersiz olduğunu anlamıştı, murat çok kıskanmıştı Fatma’yı. Fatma cam kenarındaki yerine oturmaya geldi murat ise Fatma’ya yaklaşarak ’merhaba ’ dedi Fatma çok korkmuştu. Murat:’ne yapıyorsun ne çalışıyorsun’
Fatma:’Ders çalışıyorum çok korktum. ’dedi.
Murat:’Gel yanımdaki sıraya otur burası boş ’dedi.
Fatma, hafiften tebessüm ederek başını sallayıp durumu onayladı ve murat’ın yanındaki sıraya geçti.
Fatma:’sen ne çalışıyorsun’ dedi.
Murat:’öykü yazıyorum, hem soruların falan olursa ben buradayım sorabilirsin istersen şimdi çalışmana devam et’dedi. Fatma, murat’ın kendisini ve onu öykünde ölümsüzleştirdiğinin farkında değildi. Fatma tatlı tatlı çalışmasına devam etti murat ise öfkesini ve kıskançlığını saklamaya çalışıyordu, çünkü bir başkasının Fatma’ya başka gözle bakmasına yüreği kaldırmıyordu. Fatma’yı o kadar çok seviyordu ki arkadaşlığını kaybetmemek için tüm duygularına ket vurmuştu. Ama ondan uzak kalamıyordu. Murat’ın bin yıllık bir ömrü olsaydı, fatma’yı kaybetmemek için o bin yıllık ömrünü Fatma’nın yanında, yakınında geçirirdi. Çünkü ruhu bambaşka bir âlemdeydi. Fatma’yla bir gelecek düşünüyordu çünkü Fatma çok temiz kalpli, çok iyi bir insandı ama Murat’ın ne kadar ciddi olduğunu görmüyordu. Geleceği belli olmayan bir yolda, farklı inançlara sahip ve aynı ruhlara sahip olmayan iki insan arasındaki birliktelik ne kadar sürebilirdi ki.
Fatma bunu görmüyordu, ama murat bu ilişkinin farkındaydı, Fatma’yı uyandırmak istiyordu dönüşü olmayan bir yoldan Fatma:’önümüzdeki hafta sonu Iğdır’a gideceğim’derken murat’ın ruhu bedenini terk etmeye çalıştı bir an olsun. Murat:’tatil bittikten sonra geleceksin değil mi?’ dedi.
Fatma:’evet’dedi. ve ortalığı derin bir sessizlik sardı murat hiç durmadan yazdığı öyküyü bitirmeye çalışıyordu, çünkü öyküyü bitirdikten sonra, yarışmaya bu öyküsüyle katılacak ve Fatma Iğdır’a gittiğinde yazdığı öyküyü Fatma’ya verecek, on iki saatlik yolda Murat’ın ne demek istediğini anlayacak, Murat’ın ne kadar ciddi olduğunu anlayacaktı, belki de.
Eğer Fatma murat’ı anlamazsa her şey bitecek geriye kan revan içinde duygular ve eski bir enkazdan aşk kırıntıları kalacak. Belki de Fatma’yla murat bir daha hiç konuşmayacaktı. Belki de birbirlerine çılgınlar gibi aşık olacaktı evleneceklerdi.
Her şeyi Fatma belirleyecekti. Murat hem yarışmayı kazanabilirdi hem de Fatma’yı. Ama her ikisini de kaybedebilirdi, murat için Fatma’nın vereceği karar jürinin kararından çok daha önemliydi. Çünkü murat, yaşadıklarının yüzde birini yazsaydı roman yazabilirdi, yaşadığı aşkın. Roman yazmak isteseydi hayatının belli bir kısmını yazsaydı, her şey için yeterliydi; ama murat için çok değerli bir insan vardı: Fatma.
Amacı roman yazıp hayatını anlatmak değildi, hayatını paylaşacak ruh ikizini bulmuşken kaybetmek istemiyordu. Kısa bir süreydi belki de, Fatma Murat’ı nasıl tanıyabilirdi ki, kendisini bu kadar seven bi insanı anlamak ve tanımak çok zordu. Normal sıradan bir insana yaklaştığı gibi Murat’a da yaklaşması gayet normaldi, çünkü ruhu boşluktayken sarı çıyanların baskınına uğramıştı ve ruhu inançsız, ruh ikizi olmaktan uzak bir bedene hapis olmuştu. Hayatın çok kısa olduğunu bilseydi fatma, yaşadıklarını ve tam olarak karşındaki insanlarla olan ilişkilerini yoklardı. Çünkü insanlar alışkanlıklarının kurbanı oldukları için hayata yeni pencereden bakmaktan korkuyorlar. şair için ruh bedenden çok daha öte bir şey, hatta beden yaşlanıp gider; ama geride eşsiz ruhlar kalır. İnsan, ruh ikizini bulmuşken kaybetmemelidir. Çünkü ruhlar âleminde ve aşklar âleminde iki ayrı ruh çelişiyorsa o ilişki bitmeye mahkûmdur. Fatma için de öyle bir durum söz konusudur. Eşsiz bir ruha ve eşsiz bir güzelliğe sahip narin bir insan nasıl olur da ruhunu sahip olmadığı bir bedene teslim edebilirdi ki. Şair, bunu tüm ciddiyetiyle ortaya koyuyor ve biliyor ki yapayalnız kalmaya mahkûm eşsiz bir ruh olduğunu, uyandırırsa Fatma’yı iyilik galip gelecektir kötülüklere...

Beğen

MEHMET HATİP YILMAZ
Kayıt Tarihi:29 Mayıs 2012 Salı 00:41:35

HER ŞEY TATLI BİR TEBESÜMLE BAŞLADI YAZISI'NA YORUM YAP
"HER ŞEY TATLI BİR TEBESÜMLE BAŞLADI" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.