İlhan Kemal
451 şiiri ve 229 yazısı kayıtlı Takip Et

Şantiye



Oswaldo Benitez... Ona Waldo diyen bir tek bendim. Bir gün de karşıma dikilip “Ne bu samimiyet? Kim sana adımı kısaltma hakkını verdi?” demedi. Her “Waldo!” diye seslenişimde gülümseyerek yanıt verirdi. Her sabah, altı buçukta iş başı yaptığında bile gülümsediğini söylüyorlardı. Bu konunda ben diğer ustabaşıların yalancısıydım; mühendislerin yedi buçukta iş başı yapma ayrıcalığını sonuna kadar kullanıyordum.

Şantiye Brooklyn’in kuzeyinde, Metz stadyumunun yakınlarındaydı. Roosevelt caddesindeki, Latin Amerikaların bölgesi bitip de Çinlilerinkinin başladığı yerde metro hattını yeniliyorduk. Normalde yerin altından giden tren bu bölgede yeryüzüne, hatta caddenin de üzerine çıkıyor, sıkışıp kalan trafikle alay edercesine tepelerinden geçip gidiyordu. İnşaatta çalışan işçilerin hemen hepsi Orta veya Güney Amerikalıydı; biz de ister istemez Latin kökenli ustabaşılar kullanıyorduk. Oswaldo en eskilerden biriydi. Söylentiye göre ilk zamanlar şirketi kandırmış, izni yokken varmış gibi çalışmıştı. Sonra bir gün çalışma izniyle çıkagelmiş, herkesi şaşkınlık içinde bırakmıştı. Bu davranışı ona değilse de başkalarına pahalıya patlamış, göçmen bürosuyla karşı karşıya gelmek istemeyen şirket herkesin dosyasını elden geçirmiş, benzer şekilde “idare eden” dört kişiyi işten çıkarmıştı. Şantiyedekilere göre ilk kez o gün Oswaldo’nun gülümsememişti.

Bütün bunlar benim işe alınmamdan çok önce olmuştu ve o sabah Oswaldo’yu asık bir yüzle görmek benim için bir ilkti.

“Ne iş Waldo? Bu ne surat?”

“Ne olsun işte?” manasında omzunu silkti ve karavandan çıkıp sahaya gitti.

Bir şeyler ters gidiyordu ama belli ki Oswaldo’nun konuşmaya niyeti yoktu. Çaresiz kahvemi alıp masama geçtim.

“Zenci kadınların kıçları neden çıkıktır, biliyor musun?”

Sabahki saha denetiminden dönen Dane paltosunu çıkarmadan masama oturmuştu.

“Onu bunu bırak da Oswaldo’nun hali ne böyle?”

Şakasının sonunu getiremeyeceğini hisseden Dane keyifsizce masamdan indi.

“Önemli değil; karısı başkasının evine taşınmış.”

“Nasıl önemli değil! Adam kahrolmuştur. Peki sorun filan yaşıyorlar mıydı?”

“Sanmam; en azından yaşıyorlardıysa bile Oswaldo farketmemiştir.”

Oswaldo Benitez’in pek açık gözlü olmadığı bir sır değildi. Özellikle işçiler bunu kendi yararlarına sıkça kullanırlar, bu yüzden de zavallı ustabaşını yönetimden düzenli olarak uyarı alırdı. Görünen o ki, özel hayatında da durum farklı değildi.

Oswaldo’nun mutsuzluğu kolay kolay geçmedi. Nasıl geçsindi? Karısı üç çocuğunu da alıp, gençten bir adamın yanına taşınmıştı. Ara ara ne kadar mutlu olduğuna dair haberler gönderiyordu.

Bir öğleden sonra Oswaldo karavana gelip, doğrudan şantiye şefinin odasına girdi. Kısa bir süre içeride kalıp, bize selam vermeden çıkıp gitti. Neler olup bittiğini öğrenmek için telefonlara bakan Katia’yı şefin odasına gönderdik. Katia’nın istihbarat toplaması uzun sürmedi.

“Yarın çocuklarının velayet duruşması varmış. Ona gitmek için izin daha önceden izin almış.”

“Ee, ne var bunda? Geçen hafta izni almıştı; bunu biliyoruz.”

Katia arsızca gülümsedi:

“Bu sefer de izni iptal ettirmeye gelmiş.”

“Niye ki? Dava mı ertelenmiş.”

“Ertelenmemiş de, nasıl diyorsunuz...”

Beyaz Rus güzelimizin İngilizcesi hikayenin en heyecanlı yerinde bizi yarı yolda bırakmıştı.

“Neyi nasıl diyoruz?”

“Şey olmuş... Dava hiç olmayacakmış. Oswaldo çocuklardan vazgeçmiş.”

“Bu da iyi. Çok severdi çocuklarını; kafamı az ütülememişti onların geleceği ne olacak diye. Şimdi niye vazgeçmiş?”

“Çok açık değil mi?” dedi Katia ve masasına gitti. O gün bir daha da bu konuyla ilgili konuşmadı.

...

“Çocuklar senin değil miymiş? Üçü de mi? Bunu nasıl öğrendin Waldo?”

Ekvator’dan Amerika’ya yirmi üç yaşında göç etmiş, kırk dördünde kendisinden epeyce genç başka bir göçmenle evlenmiş Oswaldo karşımda cevap vermekte zorlanıyordu.

“O söyledi Kemal Bey. Başta beni davadan vazgeçirmek için yaptığını sanmıştım. Ama sonra DNA testi yaptırdık. Sonuç üç çocuk için de negatif çıktı. Hatta en küçüklerinin babası diğerleriyle aynı da değilmiş. Halbuki afacanı ne kadar da kendime benzetirdim. Amelia’nın, yani karımın, tüm karşı koymalarına rağmen ona babamın adını vermiştim. Şimdi ise başkasının çocuğu olduğunu öğreniyorum. İyi mi!”

“Peki onun babası, karının şimdi yanına kaçtığı adam mı?”

“O da değil. Başka biriymiş ama Amelia kim olduğunu söylemiyor.”

Oswaldo susuyor, ben de diyecek söz bulamıyordum. Baretini alıp, başını kaldırmadan karavandan çıkıp gitti. Sessizliği masasından seslenen Dane bozdu:

“Daha bilmiyor.”

“Neyi bilmiyor?”

“Karısının iki haftaya evleneceğini.”

“Bundan sonra farkeder mi?”

...

Oswaldo Benitez için farketmişti. İyiden iyiye omuzları düşmüş, konsantrasyonunu kaybetmiş, artık bizimle aynı dünyada yaşamaz olmuştu. Belli ki bir şekilde karısının hata yaptığını anlayıp kendisine geri döneceğini hayal etmişti. Bunun olmayacağını farketmesi onu daha fazla kaldıramayacağı bir noktaya getirmişti.

Şirket insaflı davranıp Oswaldo’ya süresiz (ve ücretsiz) izin verdi. Levittown’daki şantiyeye kadar kendisini görmedim.

...

“Vay Waldo! Çok oldu görüşmeyeli. Hoşgeldin.”

Utangaç bir şekilde gülümsedi.

“Çekinme, otur. Her şey yolunda mı?”

“Yolunda sayılır Kemal Bey.”

“Niye sayılır? Bir yaramazlık mı oldu yakınlarda?”

“Amelia ile ilgili Kemal Bey.”

İlk anda karısının ismi bir şey ifade etmedi. Sonra Oswaldo’nun bahsedebileceği tek kadının o olduğunu hatırladım.

“Ne oldu Amelia’ya? Geri mi dönmek istiyor yoksa?”

“Tam öyle değil. Amelia kocasından boşanmadı. Ama sonradan öğreniyoruz ki bu bahar bir başka adamla ilişkisi olmuş.”

“Hadi ya! Şaka gibi.”

“Öyle demeyin Kemal Bey. Yeni kocası Amelia’yı sevgilisi ile beraberken basmış. O sinirle tabancasını ikisinin de üzerine boşaltmış. Anlayacağınız, Amelia’yı baharda kaybettik.”

“Çok üzüldüm.” diyemedim. “İyi olmuş, su testisi su yolunda kırılmış.” da diyemedim. Oswaldo’ya baktım. Hala gülümsüyordu. Biraz acılaşmış gibiydi ama yine de gülümsüyordu.

“Neyse” diye devam etti. “Hayat sürüyor.”

“Belki de yeni bir hayata başlamana yardımcı olur bütün bunlar.”

“Oldu bile Kemal Bey. Amelia’nın ölümünden sonra hayatım yeniden değişti.”

“Nasıl? Yeni biri mi var yoksa?”

“Bir değil, üç kişi var. Çocukları geri aldım. Artık onlara ben bakıyorum.”

“Ama onlar...” dedim ve kaldım. “Senin çocukların değil ki” diye bitiremedim. Bunu Oswaldo’dan daha mı iyi bilecektim?

Beğen

İlhan Kemal
Kayıt Tarihi:24 Mayıs 2012 Perşembe 00:25:12

ŞANTIYE YAZISI'NA YORUM YAP
"Şantiye" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Yeşilvadi
4 Temmuz 2012 Çarşamba 01:06:23
Oswaldo gülümsüyor artık..bence güzel bir son olmuş.Kutlarım.Bütün öyküleriniz bir solukta okunuyor ve de yaşanan yerde hissettiriyor okuyucuyu.Gülümsedim:)

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


İlhan Kemal 7 Temmuz 2012 Cumartesi 11:41:59
Gerçekte olanı bu. O şimdi çocuklarıyla çok mutlu. Saygılarımla.
cizgilikagit
25 Mayıs 2012 Cuma 12:34:46
Sizin başarınızdan öğrendiğim şunlar:
1. Basit ve temiz cümleler de keyfili bir okuma için ziyadesiyle kafi
2. Derli toplu bir kurgu anlamamız ve etkilenmemiz için yeterli
Böyle olunca da zevkle takip ediyoruz yazılarınızı. Elinize sağlık.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


İlhan Kemal 25 Mayıs 2012 Cuma 22:00:54
Yazılarda ve şiirlerde öyle bir yaklaşım var değil mi? Uzun, iç içe geçmiş cümleler, birbiri üzerine yığılan imgeler, öykünün (ya da şiirin) sonuna geldiğinizde insana Ne dedin bilmiyorum ama büyük sözler etmiş olmalısın dedirten metinler. Daha iyi ya da kötüdürler demiyorum. Sadece benim tercihim değiller, ne okurken, ne de yazarken.

Kurgu konusu biraz içgüdüsel. Bu konuda bir eğitim görmedim. Bu öyküdeki diğer iki karakteri Katia'yı ya da Dane'i biraz açabilirdim. Ama Oswaldo'nun hikayesine katkısı olmazdı.

Katia'nın işe başladığı günü hatırlıyorum: Mini şort, yüksek topuklar ve derin bir V yaka. Sonradan hesapladık, bize tamı tamına iki bin sekiz yüz dolar kaybettirmişti o haliyle. İşçiler yavaş iç çıkarmış, iş makinası operatörü ona bakarken bir telefon direğini devirmiş, dört kişi de kavga edip hastaneye sevkedilmişti.

Cul de Sac (Çıkmaz sokak diye kötü bir şekilde çevrilebilinir) tarzı yan öykülerin anlatıyı hantallaştırdığını düşünüyorum. Ama elimde iyi kurgu nasıl olur diye bir reçete yok. El yordamı, sağduyu gibi araçlar kullanıyorum. Umarım okuyucuyu yolda kaybetmiyorumdur.

Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Sayenizde güzel bir güne başladım. Saygılarımla.
Angie
24 Mayıs 2012 Perşembe 20:45:17
Oturup devamına dair varsayımlarda bulunduran öyküleri seviyorum.
Kutlarım.



1 cevap yazılmış Cevap Yaz


İlhan Kemal 25 Mayıs 2012 Cuma 00:43:28
En güzeli o değil mi? Öyküyü bir anlamda okuyana mal ediyor, Buraya kadar ben getirdim, sonrası da senin diyorsun. Saygılarımla.
canandemirel
24 Mayıs 2012 Perşembe 18:14:35
Çok severek okudum, başarılı bir öykü...Ama zavallı iyi yürekli Oswaldo...
Sevgilerimle...Tam puan yine...Güne gelecektir...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


İlhan Kemal 25 Mayıs 2012 Cuma 00:41:29
Oswaldo gerçekten zavallı mı? O kadından ve kadının etkisinden ebediyyen kurtuldu. Çocuklarına geri kavuştu. Artık gelecekle ilgili hayaller kurabilir. Kaçımız bu durumdayız? Sevgilerimle.
SEVİLAY DİLBER
24 Mayıs 2012 Perşembe 16:52:35
yine güzel ve değişikti...
kurgularınız hayal gücünüzün göstergesi...
ilham periniz hiç susmasın...
selamlar..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


İlhan Kemal 25 Mayıs 2012 Cuma 00:39:33
Size bir sır vereyim: Bu öykü gerçek olaylara dayanıyor. Bu yüzden yazarken de o kadar rahat değildim çünkü sıfır noktasından öykü yaratmak bana gerçeği dramatize etmekten daha kolay geliyor. Umarım başarmışımdır. Saygılarımla.
VarolT
24 Mayıs 2012 Perşembe 16:33:00
Harika bir öykü, mükemmel bir anlatım. Okurken çok büyük keyif aldım.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


İlhan Kemal 25 Mayıs 2012 Cuma 00:30:34
Okuyan zamanı boşa harcanmış gibi hissetmiyorsa bu öykü de görevini yapmıştır. Teşekkür ederim!
lacivertiğnedenlik
24 Mayıs 2012 Perşembe 13:25:47
İnsan nefretten ,acıdan ve intikam hırsından bile gülümseyebilir ,Oswaldo’yu anlamak lazım,ölüm onda bir arınma gibi de olabilir ,çocuklar ise kim hissediyorsa onundur.

çok beğendim ,sevgili İlhan

6 cevap yazılmış Cevap Yaz


İlhan Kemal 25 Mayıs 2012 Cuma 00:28:47
O zaman bir maskevari gülümsemeden söz edebiliriz. Ama Oswaldo'nunki içten, iyi niyetten oluşan bir gülümseme. Bu yüzden kaybolduğunda siz de kendiniz bir şey kaybetmiş hissine kapılıyorsunuz. Beğenmeniz öyküme güven duymamı sağladı. Teşekkür ederim. Saygılarımla.
lacivertiğnedenlik 25 Mayıs 2012 Cuma 15:41:31
çok emin değiliz ama iyi niyet mi taşıyor içinde ,eğer iyi niyet taşısaydı bence ağlardı ,hınzır bir gülümseme asılı dudaklarında ,oh olsun gittin ve çocuklar bana kaldı der gibi,veya bir daha beni terk edemeyeceksin der gibi,unutmayalım ki masumların da içten bir şeytanlıkları vardır

güzel öykü evet maskevari ama iyilik değil ..kanımca
İlhan Kemal 25 Mayıs 2012 Cuma 22:04:07
Oswaldo'yu şahsen tanıyan biri olarak diyebilirim ki inanın, hiç olmazsa çocuklarına kavuşmuş olmanın yarattığı bir gülümsemeydi. Amelia'yı ise hala Oh olsun! demeyecek kadar sevdiğini biliyorum (bkz. "Amelia'yı baharda kaybettik". "Fahişe layığını buldu" değil.)
lacivertiğnedenlik 25 Mayıs 2012 Cuma 23:45:04
o zaman şöyle diyelim ,göz teması,bakınca daha iyi anlarsın ,okuyucu olarak algıladıklarım bunlardı ama yakından tanıyan en içten bir gülümsemeydi diyorsa öyledir ,eyvallah ,fikrimi değiştirdim sana güveniyorum :)
İlhan Kemal 26 Mayıs 2012 Cumartesi 18:34:12
Belli ki öyküye iyi yerleştirememişim Oswaldo'nun inatçı iyimserliğini. Notumu aldım.
lacivertiğnedenlik 26 Mayıs 2012 Cumartesi 18:36:33
o zaman bizim hayal dünyamız işlemez ilhan ,bence öykü iyi yerleşmiş ki tartışabiliyoruz
O qué
24 Mayıs 2012 Perşembe 12:19:11
Çok beğendim her zamanki gibi:)
Hele öykünün bitimi.
Sevgili yazarım her öykünüz çok seçkin.
Yönetmen olsam buna bir film bile çekerdim:)

Saygılarımla daima

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


İlhan Kemal 25 Mayıs 2012 Cuma 00:25:43
Gerçi finalde mesaj vermeye çalışmamıştım ama ister istemez bu yöne çekti. Öykü görselden malzemeden çok diyaloglara yüklendiği için sahnelemek kolay. Hatta ben biraz fazla diyalog üzerine kurulduğunu düşünüyorum.

Güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Saygılarımla.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.