Mustafa Göktekin
392 şiiri ve 78 yazısı kayıtlı Takip Et

HİSBE TEŞKİLATI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ



HİSBE TEŞKİLATI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 18.2.2012 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.


Hisbe; pek çoğumuzun hiç duymadığı, duyanlarımızın ise üzerinde ya düşünmediği yahut uzunca düşünmediği fakat hayatımızın her alanında ihtiyaç duyduğumuz ama neye ihtiyaç duyduğumuzu bilmediğimiz bir müessese.
Hisbe; tarih olarak kökü Peygamber Efendimiz(SAV)’in devrinden başlayarak Osmanlı Devletinin son günlerine kadar uygulanmış ve toplum hayatına düzen getirmiş veya getirmeye çaba harcamış bizim milli ve manevi müesseselerimizden birisi…
Hisbe teşkilatı; Emr-i bi’l ma’rûf ve nehy-i anil münker bağlamında insanların hayatına nizam veren ve “iyiliği emredip, kötülükten men” eden bir müessesenin insanımızın hayatına tatbik edilmesini temin eden kurum ve müessese.
Peki, bu müessese nasıl meydana gelir ve yetki alanları nelerdir?
Hisbe Teşkilatının başlangıcı Asr-ı saadette Peygamberimiz Efendimiz tarafından Medine’de görevlendirilen Şifa binti Abdullah isimli Hz. Ömer (RA)’in yakını olan bir mübarek hatun kişi. Yani İlk Muhtesib, olan kişi Efendimizin tayini ile bir kadın!
Öncelikle Muhtesib: toplum içinde ekonomik sorunu olmayan, toplumda sözü geçen, bilgili, ağırbaşlı, dindar ve halk içinde mümeyyiz bir insan olmalı idi. Yani Ahlaken mükemmel, kimsenin ikramına, rüşvetine ihtiyacı olmayan, tehdit ve şantaj gibi saldırılara pabuç bırakmayacak kadar gözüpek, toplumda sözü dinlenir ve iradesini icra etmeye kadir bir kişi olurdu.
Muhtesib yaptığı hizmet için kimseden ve devletten maaş ve her hangi bir ücret almazdı. Ücret almadığı gibi bu günün pek çok kurum yetkilisi ve devlet memurunun gücünden daha fazla yaptırım gücü vardı. Öylesine yaptırım gücü vardı ki; görevlerini yeteri kadar yapmayan, savsaklayan esnaf, memur ve sanat erbabının üzerinde zor kullanma, ceza verme ve hapse atma yetkileri bile vardı.
Çarşıda Odun satıcısının pahalı odun satması, ihtikâr etmesine müdahale, hastasını sağlığına kavuşturmayan doktor, pişkin ve narhında ekmek yapmayan fırıncı, suyunu yeteri kadar ısıtmayan hamamcı, bozuk mal satan esnaf hep Muhtesibe karşı sorumlu idi. Görevini yapmayan bütün bu meslek erbabını cezalandırma yetkisi vardı.
Hâsılı hayatın her yerinde; bu ahlaken düzgün, çalışkan ve halkın itibar ettiği Muhtesiplere ihtiyaç vardı. Bu gün de böyle bir kurum ve insanlara ihtiyacımız yok mu? Her gün çarşı pazarda yanlışlara dur diyecek, iyiliği emredip, kötülüğü yasaklayacak böyle güzel insanlara bu gün ne kadarda muhtacız.
Dün insanlarımız içlerinde bu kadar güzel ve yanlışları düzeltecek insanları varken kendi hallerinden, hallerinin kötü gidişinden şikayet ediyorlardı.Bu günlerde O günün Muhtesibinin benzeri insanları içimizden bulup nasıl çıkarabiliriz veya hadi bulduk diyelim bu insanların sözünü dinleyecek insanı nereden bulacağız?!
Sokaklarda gasp, hırsızlık, cinayet, saldırı olaylarının ardının arkasının alınamadığını her Allah’ın günü basın, yayın organlarından ve çevremizden duyuyoruz. Hırsızlık ve benzeri olaylara maruz kalmamış kaç insan bulabilirsiniz?
Yakınlarımızda dostlarımız çarşı ve pazarlardaki MOBESE kameralarının azlığından ve olmayışından şikâyet ediyorlar. Yani sokaklarımız, caddelerimiz MOBESE kameraları ile donatıldığında hırsızlıklar ve cinayetler azalacak.Kavgalar azalacak veya ortadan kalkacak!Bütün sorun MOBESE’nin ya olmayışı veya azlığı(!?)
Gerçekten sorgulamamız gereken ise her halde MOBESE’nin yokluğundan ve azlığından önce asıl yüreklerimizdeki mobeselerin olmayışı değil mi? Asıl mobeseleri yüreklerimize kurmalı değimliyiz? Asıl sorunun toplumda kaliteli insanların azlığı değimli, halkın, gençliğin eğitimini gözden geçirmemiz gerekmiyor mu?
Atalar: “Minareyi çalan kılıfını bulur” demişlerdir. Eğer birileri ahlakını bozmuş, Allah korkusunu yüreğinden kaldırıp atmışsa ve utanma duygusunu unutmuşsa, helal ve haram kavramlarını bilmiyorsa kime hangi Mobeseyi kurarsanız kurun hangi cezaları artırırsanız artırın; olacakların önüne geçemezsiniz.
O zaman toplumda Muhtesib kalitesinde insanların sayısını artıracaksınız ki kanunlarda mobeseler de bir işe yarasın. Aksi halde vay ki bu halimize vay…
Bizden söylemesi…

Mustafa Göktekin








Beğen

Mustafa Göktekin
Kayıt Tarihi:17 Şubat 2012 Cuma 01:40:11

HİSBE TEŞKİLATI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ YAZISI'NA YORUM YAP
"HİSBE TEŞKİLATI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Emrullah Bedir
26 Mayıs 2012 Cumartesi 12:05:01
Teşekkürler... Saygı ve sevgilerimi arz ederim sayın hocam. Makalenizi arşivledim. Öğrencilerime de okutacağım. Belki aralarından birisi böyle müstesna bir kurum oluşturacak duruma gelir de toplumsal sorunların çözümüne katkıda bulunur. Ben böyle bir şeyi yapamıyor olsam da en azından sayenizde yapılması için yol gösterici olma şansına sahip oldum. Galiba sizden öğreneceğim çok şey var. Diğer makalelerinizi de okumak istiyorum. Hepsini detaylarıyla inceleyeceğim.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mustafa Göktekin Yazının sahibi 26 Mayıs 2012 Cumartesi 18:58:33
İlginize ve iltifatınıza teşekkürlerimi sunuyorum muhterem hocam,sadece görevimizi yapmaya çalışıyoruz o kadar daha millet evlatları olarak yapmamız gereken çok şey var.Allah sizlerin yokluğunu göstermesin sizler çok kıymetlisiniz.Selam hürmet ve dualarımla.
Not:Google den mustkafa göktekin diye girerseniz karşınıza çıkacak düşünce yazıları sayfası bana aittir.
Turgut Yıldızan
26 Nisan 2012 Perşembe 17:30:10
Aslında toplumuzun bütün problemlerinin çareleri olduğunu bu yazı ile bir daha anlamış oldum.Çünkü cihan çapında medeniyetlerin mimarları olan milletimizin kültürü daha detaylı incelendiğinde iktidarları çaresiz bırakan her problemimize çok insani ve çok mükemmel çözümler bulabileceğiz.Allah milletimize acısın da bu tür bilgilerin sahiplerinin hassasiyetiyle yaşayabilecek bir toplum haline gelmemizi nasip etsin.Selam ve dua ile...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mustafa Göktekin Yazının sahibi 26 Mayıs 2012 Cumartesi 18:59:38
Dualarınıza bendende binlerce aminler muhterem hocam.selam hürmet ve dualarımı sunuyorum.

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Nilgün Akçay
18 Şubat 2012 Cumartesi 22:26:54
Ne güzel söylemişsiniz yüreğimizin mobesesi varmı bunu sorgulayalım. Oysa herkes suçlu arıyor kimse de çıkıp benim de payım var demiyor. Suça göz yummak onun olmasına imkan sağlamaktır. Herkes şikayetçi de bir Allahın kulu da yanlışa yöntem getirmiyor. Yanlışa yanlış muamele öfke asıp kesiyor. Yapıcı bir Allahın kulu yok herkes yıkıcı. İyide kim toparlayacak bu ihtiras tutkunu İnsanları. Allah yar ve yardımcımız olsun.Sizi tebrik ediyor. Seçki kuruluna da teşekkür ediyorum.
Saygılar

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mustafa Göktekin Yazının sahibi 19 Şubat 2012 Pazar 03:27:40
İltifatınıza şükranlarımı sunuyorum kardeşim.Saygama gelmekle bana şeref verdiniz.çok teşekkür ederim. Mevla sizi sevdilkerinize ve milletimize bağşlasın. selam ve hürmetlerimle.
Hüdaverdi ER (Hüdai)
18 Şubat 2012 Cumartesi 19:02:08
Günümüzde herşeyi devletten bekleyen bir düşünceye karşı yazılmış ibretlik bir yazıydı değerli hocam. Çok ama çok ilgimi çekti. Bugüne kadar değişik loncaları duymuştum ama, peygamber efendimiz zamanında temeli atılıp, daha sonra ki islam devletleri zamanında da uygulanan böyle güzel bir teşkilatı okumamıştım hiç. Tebrik ediyor, bize çok değerli bilgiler kazandıran saygıdeğer kalemi selamlıyorum...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mustafa Göktekin Yazının sahibi 18 Şubat 2012 Cumartesi 19:10:36
Güzel kardeşim benim,Allah sizden razı olsun bizimki değişik bir perceden bakmak sacede siz şiirlerinizde bunun on katı daha fazlasını yapıyorsunuz. Selam saygı ve hürmetlerimle.
sami biberoğulları
17 Şubat 2012 Cuma 01:54:35
Değerli Üstadım.

Oldukça bilgilendirici bir yazıydı. Bizim tarih derslerinde anlattığımız Muhtesip, ya da ihtisab emiri gibi kavramları kökenine inerek güzelce ele almışsınız. Ama işin doğrusu o gözetleme kameralarının isminin de muhtesiple bağlantılı olabileceği hiç aklıma gelmemişti.

Günümüzde muhtasiplerin görevlerini ya belediye zabıta ya da emniyet kuvvetleri yapmaya çalışmaktadır ama onların aldığı eğitim tabii ki bir muhtesip eğitimi değil ve konumları da muhtesip konumu değildir.,

Kısacası: Dediğiniz gibi muhtesipleri gönüllere koymalı...Yoksa sokaklarda ne kadar olursa olsun minareyi çalan kılıfını uyduracaktır hep.

Selam ve hürmetlerimle.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mustafa Göktekin Yazının sahibi 17 Şubat 2012 Cuma 02:54:20
İltifatınıza teşekkür ederim muhterem hocam,elbette Muhtesip ile Mobeseler aynı şey değil ama insanların yüreklerine birşey veremezseniz hangi tedbiri alırsanız alın yanlışların önüne geçemezsiniz.Bu noktaya dikkat çekmek istedik.Saygı selam ve hürmetlerimi sunuyorum.
ya leyl
17 Şubat 2012 Cuma 01:48:57
Hassas ve önemli bir noktaydı .Düşündürücü sorular vardı yazınızda .Düşünmeli ...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mustafa Göktekin Yazının sahibi 17 Şubat 2012 Cuma 02:55:21
Muhterem efendim ilginize ve iltifatınıza sonsuz şükranlarımı arz ediyorum.Yazıların ve şiirlerin özü insanları düşündürmek değilmidir aslında. selam ve hürmetlerimi sunuyorum.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.