e d i b / a h m e t
63 şiiri ve 10 yazısı kayıtlı Takip Et

Hayat neydi?



HAYAT NEYDİ?

Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 8.2.2012 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Adı Aylin idi. Her yönüyle kalbimi kazanmıştı. Benliğime bir şeyler kattığı kesindi. Hatırıma geliyor da ilk bakışmamız ve ardından ilk konuşmalarımız... Bu konuşmalar her ne kadar havadan sudan şeyler olsalar da unutulmuyordu işte...
Onunla bir bilgisayar kursunda tanışmıştık. Gözlerindeki ışıltı beni ona tutsak etmişti. Kursta on sekiz kişiydik. Aylin ve ben aynı bilgisayarda ders görüyorduk.
Her gün kursa onu görmek için erkenden gidiyordum. O da benim gibi kursa erkenden teşrif ediyordu. Onunla zaman su gibi geçerdi... Konuşurduk, gülüşürdük... Ders bittiğinde ise onu evine bırakırdım. Ondan ayrıldıktan sonra evimin yolunu tutardım. Tabii onunla ilgili hayaller kurarak...
Uykular artık bana haram olmuştu. Aşk mıydı bu? Bunun adı aşk ise ben o deryaya kendimi kaptırmıştım bile... Evet, ona anlatmalıydım aşkımı. İçimde sözcükleri teker teker söylemiştim. Ona da söylemeliydim. Fakat ya onu tümden kaybedersem... Bu düşünceler içimi kemiriyordu. Aklımda o, Fikrimde o, her şeyde o vardı.
Yine son dersten sonra yalnız kalmıştık. Tam zamanıydı diyordum kendi kendime. Bu buhrandan kurtulmalıydım. Onun gözlerinde bir şeyler anlatmak isteyen bakışlar sezinledim. Kendimi topladım. Ona olan bu sevgiyi anlatacaktım. Dönüşü olmayan bir yola sapmıştım artık... Büyük bir cesaretle sonunda ona açılmıştım. O da bana benden hoşlandığını söylemişti. O an dünyalar benim olmuştu. Artık uyku gözüme hiç girmiyor daima onu düşünüyordum. Bu arada kurs da bitmek üzereydi...

Aylin liseyi bitirmiş üniversiteye hazırlanan biriydi. Keza ben de öyle... İkimiz de ÖSS’ye bir yıl ara vermiştik. Sözümüz vardı birbirimize: Bilgisayar kursu bittikten sonra ÖSS’ye beraber hazırlanacak aynı dershaneye gidecektik. Nitekim öyle yaptık. Artık sevgimiz bir dağ olmuştu. İkimiz de mutluyduk. Hayallerimiz bile aynıydı: Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okumaktı. Nihayet haziran ayı gelmişti. O zamana kadarki deneme sınavlarında hedefimize ulaşmıştık. Bunu sınav gününe de taşımak istiyorduk. Sınava giriş kimliğimiz de gelmişti. Ben Nizamettin Özkan İlköğretim Okulu’nda sınava girecektim Aylin ise Atatürk Lise’ sinde...
Bizi hiç bir şeyin ayıramayacağına bir kez inanmıştık. Sınava da girmiştik. Ben ÖSS’den iyi bir puan almıştım. Oysa Aylin’in sınavı iyi geçmemişti. Sevinçle üzüntü bir arada gelmişti. İkimiz de son derece üzgündük. Ben bu durumda ne yapacağımı bilemiyordum. Çünkü bu kahrolası ihtimali hiç düşünmemiştik. Bir karar vermeliydim. Bu arada tercih formları da gelmişti. Kararlıydım; tercih yapmayacaktım. Bu yüzden ailemle de aram açılmıştı. Aylin’le beraber birbirimizi teskin ediyorduk. Ortak bir karar almıştık: Tekrar ÖSS’ye hazırlanacak aynı üniversitede aynı bölümde okuyacaktık...
Tercih yapmama da hata mı etmiştim acaba? Çünkü bu bir fedakârlıktı... Acaba Aylin bu fedakârlığımı anlayacak mıydı?

O yıl sonuçta ikimiz de üniversiteli olamamıştık. Yine dershane yolu görünmüştü bize. Artık Aylin’in bana daha çok bağlanacağından emindim. Her zamanki gibi dershaneye beraber gidiyor, beraber dönüyorduk. Denemeler de fena sayılmazdı. Fakat bir kez daha üniversiteye hazırlanmak insanın ağrına gidiyordu. Olsun diyerek birbirimizi teselli ediyorduk. Yeter ki hayallerimize ulaşabilelim diyorduk. Bu yüzden derslere iyi asılıyor, çok çalışıyorduk. Fakat geçen yılki arkadaşlarımızın çoğu üniversiteli olmuştu. Bu durum bizi kendi açımızdan hem üzüyor hem de ateşliyordu. Bir ara ikimiz de depresyon denen hastalığa tutulmuştuk. Olaya müdahale eden rehberlik hocamız Esra hoca, bize bu konuda son derece yardımcı oldu. Saatlerce bizimle konuşmuştu. Zaten ikimizin de durumunu biliyor ve bizi anlıyordu. Bize yürekten inandığını belirtiyor, bizi sevgimizden dolayı kutluyordu.
Nihayet bir ÖSS günü yine gelip çatmıştı. Bu kadar emeğin sonucu salt bu üç saate bağlıydı. İşte bu üç saat çabucak geçmişti. Fakat ben bu defa fazla umutlu değildim. Canım çok sıkkındı. Eve bile gitmek istemiyordum. Çünkü ailem de benim gibi sınava hazırlanmış, soluklarını tutmuş, benden müjdeli haberler bekliyorlardı. Keza dershanedeki hocalarım da benden iyi haber bekliyorlardı. Elbette, bu onların en doğal hakkıydı.
O gün eve oldukça geç gitmiştim. Kapıda beni annem karşılamıştı. Yüzümün halinden kadıncağız durumu anlamıştı. Çok yorgundum ve yatağıma geçtim. Ne var ki bir türlü uyku girmiyordu gözüme. Derhal telefona sarıldım ve Aylin’i aradım. Onun sınavı çok iyi olmasa da idare eder cinstendi.
Nihayet sonuçlar açıklanmış ardından tercih formları gelmişti. Fakat benim istediğim bölüm için puanım yeterli değildi. Bu yüzden tercih yapamadım. Aylin ise artık ÖSS’den bunaldığını her ne olursa olsun bir şeyler yazıp gideceğini söylüyordu.
O yıl Aylin, iki yıllık olan Adana Çukurova Üniversitesi Bilgisayar bölümüne yerleşmişti. Bense tercih yapmadığımdan bir yere gidememiştim.

Aylin’e bir yandan kızıyor bir yandan da ona hak veriyordum. Kızıyordum; çünkü birbirimize olan sözümüz vardı. Fakat kız gerçekten çok bunalmıştı. Bundan dolayı da onu affetmek istiyordum. Oysa ben onun için her şeyi yapmaya hazırdım...
Çevremdeki insanlar sanki benimle alay ediyordu. Aylin de gitmişti. Koskoca şehirde yalnız kalmıştım. Kararlıydım: Artık ÖSS MSS yok!
Ailem bana karşı son derece hassas davranıyordu. Özellikle de annem... Zavallı kadın durumuma kahroluyordu. Bana belli etmemeye çalışsa da durumu anlıyordum. O zaman da ben annemi üzdüğüm için kahroluyordum. Babamın durumu da annemden farksızdı. Böylece o yıl geçmek bilmedi. Tekdüze bir yaşamım vardı artık... Hep acı, hep isyan...
Bir akşam eve geldiğimde büyük bir sürprizle karşılaştım. Esra hoca bizdeydi. Hocamın yüzüne bakamıyordum. Oysa o benden çok umutluydu. Bu kadar insanın güvenini suiistimal etmiştim. Mamafih Aylin’den de ayrıydım.
Daha sonra Esra hocayla dışarı çıktık. Esra hoca beni teselliye çalışıyor, bana hayata karşı teslim olmamamı öğütlüyordu. Bense sürekli başım önde onu dinliyordum. Kararlıydım, artık ÖSS’ye girmek istemiyordum. Esra hoca melek gibi bir insandı. Onu da kırmak istemiyordum. Esra hoca kararlı bir şekilde:
_ Yakup sana bu durum hiç yakışmıyor. Hem kendini, hem aileni hem de bütün seni sevenleri üzüyorsun. Böyle durumlar her insanın başına gelebilir. Sonuçta hayat dikenlerle doludur. Bunları aşmak zorundasın. Elbette önümüze birçok engeller çıkacak bunlar hayatın cilvesidir. Daha sonra pişman olacağın girdaba girme!
Bense artık başımı kaldırıp ona herkesin beni terk ettiğini, kimsenin bana destek olmadığını söyledim.
Esra Hoca:
_ Olur, mu öyle şey? Biz burada neciyiz. Ya annen, baban? Seni sevenleri üzmeye hakkın yok!

Bunun üzerine, çok yorgun olduğumu ve artık eve gitmek istediğimi söyledim. Esra Hoca da eve gidip dinlenmemi ve söylediklerini sağlam kafayla düşünmemi söyledi.

O gün hocamın dediklerini uzun uzun düşündüm. Aslında onların haklı olduğunu biliyordum. Fakat bir kez daha dershaneye katlanmak istemiyordum. Kaldı ki; sevdiğim insan da yanımda yoktu… Bu düşünceler içimi kemiriyordu. O gün yataktan kalkamamışım. Gözlerimi hastahanede açtım. Dr. Halil Bey, depresyona girdiğimi söylüyordu. Daha sonra bana bazı tavsiyelerde bulundu.
O günü, beni sevenlerin daha iyi farkına vardım. Hemşireler de etrafımda pervane dönüyordu. Tüm arkadaşlarım beni ziyaret etmişti. Kimler yoktu ki… Esra hocam da gelmişti… Hatta -sevdiğim insan- Aylin de beni aramıştı.
Doktor, beni birtakım ilaçlarla birlikte tabii anti depresan haplarıyla taburcu etmişti. Bu düşüş aklımı başıma almamı sağladı. İlk iş olarak Esra Hocamın yanına gidip dershaneye kaydolmaktı. Nitekim öyle de yaptım. Bu duruma herkes çok sevinmişti. Bu hastalık anında, insan anlıyor her şeyi… Anlıyordum ki; seviliyordum. İnsanın sevilmesi çok güzel…
Tam anlamıyla kendime gelmesem de artık dershaneye gidiyordum. Üstelik babam bana bir de bilgisayar almıştı. Ailem sırf stres atmam için ellerinden geleni yapıyorlardı. Onların bana karşı bu tutumlarını gördükçe derslere daha çok asılıyordum. Artık ÖSS’ye de bir ay gibi kısa bir zaman kalmıştı. Dershanemiz de artık iki günde bir deneme sınavı yapıyordu. Denemelerde iyi dereceler yapıyordum. Ne de olsa artık tecrübeliydim…
Nihayet büyük gün gelip çatmıştı. Bu defa sınava çok rahat girmiştim. Sınavım çok güzel geçmişti. Hemen anneme koşmalıydım, ona müjdeyi vermeliydim. Kadıncağız adeta sevinçten çılgına dönmüştü. Bana sarılıyor, beni boyuna öpüyordu. İkimiz de bir sevgi yumağı olmuştuk…

Bu arada Aylin’den hiç haber alamıyordum. Onu sürekli ben arıyordum. Acaba bana olan sevgisi tükenmiş miydi? Bu defa da bu düşünceler içimi kemiriyordu. Sınavların açıklanmasını da iple çekiyordum. Derken sınavlar da açıklandı. Ben iyi bir puan almıştım. Tercih formları da gelmişti. Esra Hocayla tercihi yaptık ve Adana Çukurova Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne yerleştim. Dershanemizde üniversiteli arkadaşlarımın adları duvara asılıydı; tabii benim adım da içlerinde vardı.
Üniversiteye kaydolmak için o gün sabahtan babamla Adana’ya gittik ve kaydımı yaptırdık. Artık ben de üniversiteli olmuştum.
Üniversitenin ilk haftası dersler yoğun değildi. Bu arada Aylin’i de görmüştüm. Fakat o bana eskisi gibi sıcak değildi. Bu durumu aradan geçen zamana bağlamak istiyordum. Ne de olsa eskilerin dediği gibi: Gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Fakat ortada bir şeyler olduğunu sezinliyordum.
Artık, üniversiteme de alışmıştım. Dersler çok zor olmasa da Osmanlıca dersinden biraz zorlanıyordum. Bu dersten salt ben bunalmıyordum; bütün sınıf bu dersten sorun yaşıyordu.
Aylin konusundaki düşüncelerimde maalesef haklı çıkıyordum. Bir darbe de Aylin’den gelmişti… Bir de beni erkek arkadaşından tanıştırmaya kalkmaz mı? O an yıkılmıştım… Demek ki Aylin’in bu soğuk davranışları bundan kaynaklanıyordu. Oysa ben onun için neler yapmadım ki…
Kendimi odama hapsetmiş sürekli Esmeray’dan “ Unutma Beni”yi dinliyordum. Bu aşk macerası beni tam olgunlaştırmıştı. Benim için artık hayatın anlamı yoktu. Yine anti depresan haplar kullanmaya başlamıştım. Aylin’i kafamdan çıkarmalıydım. Aşk mıydı yoksa mantık mıydı? Hayat bana mantığımı kullanmamı söylüyordu.

Bu arada sınavlar derken finaller de bitmişti. Bir yılı nihayet tamamlamıştım. Alttan üç dersim vardı. Toparlanmalıydım ve zayıflarımı kurtarmalıydım. Artık hayat neyi gerektiriyorsa onu yapmalıydım. Hiç olmazsa böylece ailemi mutlu edebilirdim. Kendim zaten önemli değildi…
Böylece dört yılın sonunda artık mezun oluyordum. Aylin ise daha önceden mezun olmuştu. Duyduğum kadarıyla evlenmiş ve bir kız çocuğu dünyaya getirmişti.
Mezuniyet töreninden sonra nihayet baba ocağına dönüyordum. Fakat bu defa önümde askerlik sorunu vardı. İlk işim Jandarma Komutanlığı’na gitmek oldu. Kısa devre askerlikten sonar tekrar baba ocağına dönüyordum.
Üniversiteydi askerlikti derken yolun yarısı bitti bile… Ailemin artık tek arzusu mürüvvetimi görmekti. Bense Aylin’den sonra evliliği hiç düşünmedim bile… Annem bana sürekli kız gösteriyor bense bir bahane bulup annemin bu isteklerini geri çeviriyordum.
Bu arada öğretmenlik yapmak için Milli Eğitim Bakanlığı beni Şanlıurfa’ya atamıştı. Burada iki yıl sure görev yaptım. Öğretmenliğim sırasında Ali adında sorunlu bir öğrencim vardı. Ali, sürekli okula gelmemezlik ediyordu. Arkadaşlarından evini öğrenip bir gün evine gitmeye babasıyla konuşmaya karar verdim. Ali’nin ailesi beni çok sıcak karşılamıştı. Ali’nin babası Mustafa Ağa’ya durumu anlattım. Zaten o günden sonra Ali dersleri aksatmamaya başladı. Bu defa Ali’nin evine teşekkür için gitmiştim. Sıcak bir yuvaydı. Mustafa Ağa, çiftçiydi, hanımı Pakize hanım da ev hanımıydı. Ali’nin ailesi sekiz kardeşti. Evde bir tek Ali ve ablası Zeynep kalakalmıştı. Zeynep’in bir ayağı sakattı. Keza alil bir kızdı. Kızın durumu beni çok üzmüştü. Zeynep’in yüzünde hep o acıyı, kederi görüyordum. Melankolik bir yaşamı olduğu aşikârdı. Tıpkı benim gibi… Bu yüzden onunla benim kaderimin benzer olduğunu düşünüyordum… Onunla ortak özelliklerimiz ne kadar da çoktu. Mamafih ona bu yüzden ilgi duymaya başlamıştım. Fakat bu ilgi acıma mıydı yoksa bir sevgi miydi?

Bir gün ailem bana sürpriz yaparak beni ziyarete gelmişlerdi. Annem yine gelin konusunu açınca birden ağzımdan “sana bir gelin buldum anne” dedim. Bir çırpıda söylemiştim son tümcemi. Annem bu duruma çok sevinmişti ve gelinini görmek istiyordu. Nitekim ertesi günü Mustafa Ağalara gittik. Eve döndüğümüzde bir kıyamettir koptu.
Annem :
_ Delirdin mi oğlum? Aklını başına al! Bu kız senin dengin değil! Üstelik hem sakat hem de hasta bir kız. Bunun yaşı da senden büyüktür oğlum. Hâlbuki ben sana ne afetler bulmuştum. Oysa sen bir afetzedeye tutuldun. Gel etme oğlum, bu kız bizim soyumuzu devam ettiremez. Sana da yazık ona da…
_ Anneciğim sen gelin istemiyor muydun?
_ Oğlum bundan gelin olmaz. Sen mi bakacaksın ona yoksa o mu sana bakacak?
_ Biz birbirimize bakarız. Hem sen benim mutluluğumu istemiyor musun anne?
_ İstemez miyim oğlum? Ama…
_ Aması maması yok anne. Benim mutluluğumu istiyorsan istemelisin bana Zeynep’i.
Annem ne yaptıysa beni kararımdan döndüremedi. Nitekim kızı babasından Allah’ın emri, peygamberimizin kavliyle istedik. Mustafa Ağa, ilkin bu olaya çok şaşırdı. Kulaklarına inanamadı ve bir de Zeynep’e sorayım dedi. Zeynep, şaşkın bir halde bana bakıyordu. Böylece söz kesilmiş oldu.
Daha sonra tayinim memleketime çıkmıştı. Şanlıurfa’da düğünü yaptıktan sonra memlekete yol göründü.
Evlilik konusunda, bir anda vermiş olduğum bu karar acaba ne getirecekti? Hiç olmazsa Zeynep demiştim. Zeynep’i mutlu etmeliydim. Nasıl olsa hayat dediğin şey neydi ki… Evet, hayat dediğin şey nedir ki…

Nisan 2005 -Edibahmet-

Beğen

e d i b / a h m e t
Kayıt Tarihi:7 Şubat 2012 Salı 19:40:13

HAYAT NEYDİ? YAZISI'NA YORUM YAP
"HAYAT NEYDİ?" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
ayvalıklı
25 Eylül 2012 Salı 17:40:47
ÇOK ÇOK GÜZEL TEBRİKLER ALKIŞLAR SAYGI VE SELAMLAR

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 25 Eylül 2012 Salı 17:57:14
Mehmet Hocam, şeref verdiniz, hoş geldiniz...
sumaysat1
2 Temmuz 2012 Pazartesi 21:07:24
Aşk fedakarlıktır, ama anlayana, kadir kıymet bilene vefakara canım feda olsun,
aylin çocuğu yarı yolda bırakmış, gene hüzün var hikayede, evet hayat dediğin nedir ki?
Hüzün dert ve gâm... Hz.Adem yaradılırken 40 kalıba dökülmüş (İslam tarihi Muhammed bin Muhammed) bunların 39 u dert,keder,sıkıntı ve sadece 1'i sevinçmiş...
Babamızın mirasıdır belki, yada yaradanın bu dünyada reva gördüğü? BİLİNMEZ....

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 3 Temmuz 2012 Salı 12:15:38
Göznuru dökerek okuyan gözlerinize sağlık Haluk hocam...
BEYAZ MÜREKKEP
9 Şubat 2012 Perşembe 12:33:09
Bende seçmen olsam bende seçerdim böyle bir yazıyı o kadar kitap okudum o kadar yazılar ne varsa okudum beni bunun kadar gözlerimi ayırmadan okuduğum hiç bir yazı hikaye vb. olmadı bir kapı altı diye kitap vardı ona kilitlendiğim gibi kilitlendim harika bir yazı anlınızdan böyle bir yazının geçmenize üzüldüm! ve kendimede ders çıkardım çok zor bir durum okuması ne kadar güzel ama yaşamasına gelince düşünmek bile istemiyorum 3 yıl hazırlık olayı beni bile okurken fena bir şekilde gerdi 3 yıl boş yere aynı şeyler aynı duruş aynı bakış ve 3 yıl aynı yerde saymak yani iyi atlattınız böyle bir depresyonu her kes başaramaz asıl acınacak olan Zeynep in sakat olması değil Aylin in kafadan sakat olması kendisi için böyle bir fedakarlık yapan birini nasıl üzer birde erkek arkadaşını tanıştırmaya getirmiş yok böyle bir şey ya yorumuma burada nokta koyuyorum yoksa çok farklı yerlere gidecek saygılar sunuyorum selamlar üstada....

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 9 Şubat 2012 Perşembe 13:05:11
Efendim güzel yorumlarınıza çok teşekkür ediyorum... Şunu da belirtmek isterim ki hikâyemin yüzde doksanı kurgu... Hikâyemi oluştururken çevremden, yaşadığım yerden ve az da olda hayatımdan izler taşıyor. Hikâyenin kahramanı ben değilim efendim...

Tekrardan teşekkür ediyorum... Göznuru döken gözlerinize sağlık efendim...

Saygıyla...
BEYAZ MÜREKKEP 9 Şubat 2012 Perşembe 14:18:11
şimdi biraz rahatladım kurgu olmasına sevindim ama yaşanmıyor değil böyle hadiseler tekrar tebrik ediyorum saygılar
Nilüfer Sarp
8 Şubat 2012 Çarşamba 23:15:11



Heyecan ve beğeni ile okuduğum bir yazıydı...
Kutlarım kaleminizi...
Saygılar.......

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 8 Şubat 2012 Çarşamba 23:39:25
Okuyan, göznuru döken, gözlerinize sağlık...

Çok teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum...
Filiz Şahin.
8 Şubat 2012 Çarşamba 22:55:25
emeğinize sağlık kaleminiz daim olsun tebrik ederim ...Saygıyla

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 8 Şubat 2012 Çarşamba 23:42:50
Filiz hanım, okuyan, göznuru döken gözlerinize sağlık...

Teşekkürlerimle...
Ömer ÖZTEPE
8 Şubat 2012 Çarşamba 22:30:35
Değerli Hocam baştan sona büyük bir merakla okudum.. Bazen kızdım bazen duygulandım bazen hak verdim kendimce size..

Nitekim mevlam her daim mutlu kılsın sizleri demek son sözümüz olur..

Tebrik eder, selam ve dualarımı sunarım..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 8 Şubat 2012 Çarşamba 23:43:52
Ömer hocam, göznuru döken gözlerinize sağlık...

Çok teşekkür ediyorum...
Mevlüt GÖZDE
8 Şubat 2012 Çarşamba 21:20:04
Değerli Kardeşim...

Cümle kurgusu,akıcı ve sürükleyici anlatımı,özellikle okuyucuya saygıyı ön planda tutan oranda noktalama işaretlerine uygunluğu ve öykü kurgusunun mükemmelliği ile son zamanlarda okuduğum en etkili yazılardan biri olduğunu söylemeliyim öykünüzün...

Bazen işler istediğimiz gibi gitmez ve kader diyerek sineye çekeriz olayları...Üzülsek de,istesek de istemesek de olacak olur,figüranı olduğumuz rolü oynar,misyonumuzu tamamlarız...

Öylesine bir yaşamdan kesitti adeta okuduklarımız...

Her türlü övgüyü ve ödülü hak eden özgün bir öykü okuduğumu yorumlarıyla beğenilerini aktaran değerli yazarlarımızdan da anlıyoruz zaten...

Usta kaleminizi kutlarım...

Sevgi ve saygılarımla...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 8 Şubat 2012 Çarşamba 23:46:24
Mevlüt Gözde hocam, eşsiz yorumunuz ve bu güzel yorumları sizin gibi yetkin bir eğitimciden almak benim için büyük bir onur...

Her dem sevgi ve saygılarımla...
Müjgan Akyüz
8 Şubat 2012 Çarşamba 19:55:14
Teşekkürler paylaşım için. Her şeyden önce çok içtendi, akıcı ve duru bir dili vardı.

Mutluluk daim olsun, selam ile

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 8 Şubat 2012 Çarşamba 19:56:56
Müjgan hanım, değer katan yorum ve ziyaretinize çok teşekkür ediyorum...
TÜLİN ÖZTUNÇ
8 Şubat 2012 Çarşamba 18:23:18
Tüm yorumların toplamına ne denir? ***Yıldızlı Pekiyi*** denir. Elleriniz dert görmesin.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 8 Şubat 2012 Çarşamba 18:25:10
Tülin hanım nazik ziyaretiniz ve renk katan yorumunuzla hoş geldiniz efendim...

DİLEK YILDIZI
8 Şubat 2012 Çarşamba 16:29:04
O kadar güzel yorum üstüne bir yorum yapamayacam. Ama çok güzel bir yazı okudum kardeş ellerine ve yüreğine sağlık.
sevgi ve saygılarımla..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 8 Şubat 2012 Çarşamba 16:40:38
Çok teşekkür ediyorum, gözlerinize sağlık...
kosarli 47
8 Şubat 2012 Çarşamba 15:50:25
Muhteşem kardeşim yüreğine sağlık kalemin daim olsun ger dem..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 8 Şubat 2012 Çarşamba 16:14:38
Efendim değer kattınız sayfama, çok teşekkür ediyorum...
Serhat BİNGÖL
8 Şubat 2012 Çarşamba 15:32:50

Güne gelen yazınızı beğeniyle keyifle okudum....Kutluyorum değerli kaleminizi yazan yüreğinizi,

Selam saygılarımla,

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 8 Şubat 2012 Çarşamba 16:15:24
Serhat hocam, çok teşekkür ediyorum efendim...
Mehmet GÜZEL
8 Şubat 2012 Çarşamba 14:05:05

Kıymetli kardeşim yazını beğeniyle okudum harikaydı tebrik ederim.


SAYGIMLA ESEN KALIN

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 8 Şubat 2012 Çarşamba 14:08:56
Mehmet hocam, çok teşekkür ediyorum efendim...
Güneri Yıldız
8 Şubat 2012 Çarşamba 12:16:57
Naif yüreğinden nefis bir hayat hikayesi okudum kardeşim; hayatta bazen bedel ödenir ve bu bedeli ödediğimiz kişiye değer ya da değmez diye değerlendirmeyiz, bu önemli bir tecrübedir...
İçli ve sürükleyici bir alatımdı...
Selam ve saygılarımı bıraktım...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 8 Şubat 2012 Çarşamba 12:47:54
Güneri Hocam, gözlerinize sağlık efendim... Ziyaret ve güzel yorumunuza çok teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum...
deniz_tayanç
8 Şubat 2012 Çarşamba 11:13:59
Hayat, ona değer verenle ad ve ünvan kazanan bir süreçtir.
Aşk gözlerinizi açmış ki Zeynepteki hazineyi görebilmişsiniz.
Değil mi ki, gönül kimi severse güzel odur.
Zaman durdu bi an...


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 8 Şubat 2012 Çarşamba 12:49:23
Deniz hocam, güzel yorumunuz ve nazik ziyaretiniz adına çok teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum...
semra Eşme
8 Şubat 2012 Çarşamba 10:17:55
Teprikler güne gelişinizi kutlarım Ahmet bey sevgi ve saygılarımla...

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 8 Şubat 2012 Çarşamba 12:54:21
Semra hanım, nazik ziyaretiniz ve yorumunuza çok teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum...
semra Eşme 8 Şubat 2012 Çarşamba 12:59:22
Rica ederim efendim herzaman . Yapılan işin vede emegin arkasında degil yanında bulunmayı isterim saygılar..
Esma KAHRAMAN
8 Şubat 2012 Çarşamba 10:11:16
:) esas oğlanın sonu yine hüsran olacak muhtemelen... duygularıyla hareket ediyor...

Esma KAHRAMAN tarafından 2/8/2012 10:12:48 AM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 8 Şubat 2012 Çarşamba 12:55:43
Esma hocam, çok teşekkür ediyorum nazik ziyaretiniz ve renkli yorumunuza...

Saygıyla...
sibel yunlu
8 Şubat 2012 Çarşamba 02:09:23
bu dershane olayları çok fena.

kaleminize bereket,
sevgilerr...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 8 Şubat 2012 Çarşamba 12:57:38
Sibel hanım, göznuru döken gözleriniz ve yorumunuz için çok teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum...
ayşe1
8 Şubat 2012 Çarşamba 01:32:09
Sade ve doğal akışlı dili, sürüklüyor okuyucuyu.
Heyecanla su gibi akıyor konu.
Çok güzeldi.
Tebriklerim ve sevgilerimle.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 8 Şubat 2012 Çarşamba 12:58:40
Ayşe hanım, nazik ziyaretiniz ve güzel yorumunuz için çok teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum...
Sev_tap
8 Şubat 2012 Çarşamba 01:03:17
Tebrikler günün hikayesine çok güzeldi...saygımla...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 8 Şubat 2012 Çarşamba 13:01:19
Okuyup göznuru döken gözlerinize sağlık... Teşekkürlerimle...
dilasa
8 Şubat 2012 Çarşamba 00:51:48
Yüreğinize sağlık efendim...Hayat sanatsal esprileri ile gülümser iken kelimeleri de sanatlı kullanma becerinizden ötürü acizane tebrik ve teşkkkürlerimi sunuyorum...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 8 Şubat 2012 Çarşamba 13:03:44
Göznuru dökerek okuyan gözlerinize sağlık... Ziyaretiniz ve nadide yorumunuz da gönül okşayıcı...

Çok teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum...
Sessiz Peri (S.Yılmaz)
8 Şubat 2012 Çarşamba 00:43:09
Kurgu da olsa harika idi... Hayat böyle kalleşliklerle dolu işte... Vefadan yoksunlar da var vefa sahibi olanlarda... Kutlarım...Saygılarımla...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 8 Şubat 2012 Çarşamba 13:05:09
Okuyan gözlerinize sağlık efendim... Ziyaretiniz ve yorumunuz adına onur duydum... Çok teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum...
Ahmet ORMANCI
8 Şubat 2012 Çarşamba 00:40:19
Yazılarınız da şiirleriniz kadar harika, tebrik ediyorum... Sonu hiç beklenmedik bir şekilde bitti...
Hem hayat dediğimiz şey nedir ki...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 8 Şubat 2012 Çarşamba 13:06:30
Sayın hocam özellikle siz eğitimci birinden bunları duymak onur verici... Çok teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum...
Kul Figani
8 Şubat 2012 Çarşamba 00:16:30
Guldurdun beni

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 8 Şubat 2012 Çarşamba 13:07:02
Teşekkür ediyorum hocam...
O qué
8 Şubat 2012 Çarşamba 00:15:21
Tebrikler günün hikayesine.
Sevgilerimle.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 8 Şubat 2012 Çarşamba 13:08:19
Sinem hanım göznuru dökerek okuyan gözlerinize sağlık, çok teşekkür ediyorum...

Selam ve sevgiyle...
inci*
7 Şubat 2012 Salı 22:44:14
Ahmet Hikayen öyle çok yaşanmışlık içeriyorki, hatta bir kısmı benim oğlumun bire bir yaşayışıyla örtüşüyor. İnsan evladının içinde kopan fırtınayı bilemiyor ne yazıkki...Hikayenin sonunda bir olagandışılık bekliyordum süpriz olmadı. tebrik ediyorum. bu hikaye duyarlı bir yüreğin sesi ellerine sağlık.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 8 Şubat 2012 Çarşamba 13:09:31
Efendim okuyup göznuru döken gözlerinize sağlık... Çok teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum...

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Yeliz55
7 Şubat 2012 Salı 22:02:41
Sonunu gerçekten ki böyle beklemiyordum ahmet hocam harikaydı yani ben bile kiritlendiysem bu yazıya . herşeyi fazlasıyla hak ediyor kutlarım kaleminiz daim olsn

Yeliz55 tarafından 2/8/2012 5:37:02 PM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 7 Şubat 2012 Salı 22:07:50
Teşekkür ediyorum göznurunuza, nazik ziyaretinize ve beğenilerinize...

Sevgi ve saygıyla...

masal_o
7 Şubat 2012 Salı 21:40:35
şiirlerinizi girdiğim günden beri takip ediyordum fakat ilk kez bir yazınızı okudum , çok hoştu bir nefeste okudum desem yalan olmaz İ doğrusu kurgu olma olasılığını düşünüce şaşırdım çünkü her yazıda yazardan kırıntılar muhakkak vardır şimdi aklıma Aylin mi , Zeynep mi kırıntısı takıldı ...
yazan kaleminiz hisseden yüreğiniz daim olsun tebrikler...

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 7 Şubat 2012 Salı 21:43:50
Sayın şâirem, göznuru dökerek okumanız ve beğenmeniz benim için büyük onur...

Hikâyemin büyük kısmı kurgudur, isimler de öyle...

Tekrar teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum...
masal_o 7 Şubat 2012 Salı 21:46:47
bundan eminim usta kalem, kurgu bile olsa anlatım öğle yaşanmışlık kokuyor ki anlatamam hani tadı bile damağıma geldi gerçekten kutlarım..(:
Gülsen Tunçkal
7 Şubat 2012 Salı 20:54:22
begeni ile okudum gercekten de sürükleyiciy di...tebrik ederim sizi øncelikle.yakubun aylin icin, yapmis oldugu fedakarliklari taktire sayan bir durum, oysa aylinin yaptigi da bøylemiydi ya...hemde yakuba erkek arkadasini tanistiracak kadar ! gøzden irak olmakmidir aslolan, tabiki degil..sevmek ne güzel bir olgu, size bahsetmis oldugum yazim da okursunuz biraz dan asarim sanirim üstad...öss, de bu kadar zorlanmalar yasaniyor sonra üniversite yillari ve deprasyon :(( cok üzücü bir durum bu...esra øgretmenin gelmesi tekrar yakubu okula ikna etmesi, cok güzeldi...pc donuyor...velhasili cok hos ister kurgu ister se gercek...tebrikler kaleme diyorum saygilar...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 7 Şubat 2012 Salı 20:59:30
Gülsen hanım, gözlerinize yüreğinize sağlık efendim, çok teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum...
Çerkez Kızı
7 Şubat 2012 Salı 20:24:24
KURGU DA OLSA INSAN KADERININ DISINA CIKAMAZ YANI BEN KURGU OLMADIGINI DUSUNEREK YAZDIM BU KISI SIZ OLMASANIZ DA GENEL OLARAK BU HIKAYEDE OLAN DURUMLAR YASANABILIR YANI INSANLAR KADERININ NEREDE GIDER VE O KISIYIBULUR BENIM ANLATMAK ISTEDIGIM BUYDU .INSAN NE OLURSA OLSUN KADERININ SURUKLEDIGI YOLDA ILERLER VE O KISIYE ULASIR B IR SEKILDE SEBEPLER NEDENLER KARSILASTIRIR I KISILERI BIRLIKTELIKLERINE NEDEN OLUR DIYE DUSUNUYORUM BEN DE GENEL BIR DUSUNCE ILE EMPATI YAPTIM.YANI GENEL OLARAK BU SKEILDE YASANABILIR BU KISI SIZ OLASANIZ DA KADER INSANLARIN YOLLARINI BILESTIRIYOR NEREDE NE SEKILDE OLURSA OLSUN.BEN ONUN UZERINDE YOGUNLASTIM YANI.O SEKILDE DUSUNEREK YAZDIM.

Çerkez Kızı tarafından 2/7/2012 8:29:25 PM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 7 Şubat 2012 Salı 20:26:31
Teşekkür ediyorum efendim...

Saygıyla...
Çerkez Kızı
7 Şubat 2012 Salı 20:14:59
INSANLAR NEREDE VE NE SEKILDE BIR KADERIYLE KARSILASACAK BILEMEZLER ,DOGARKEN YAZILMIS BU KADERINIZ ALIN YAZINI O ALIN YAZISI BIR SEKILDE VERILE OLSMUS NERDEN NEREYE GITMENIZE KI O KADER SIZIORAYA ITMIS VE O SEKILDE KARSILASMISSINIZ SEVEN INSAN YUREGININ SESINI DINLER VE O SES GERCEKTEN SEVMIS ASIK OLMUS KI KADER DE O DURUMU NEDENLERI SEBEPLERIYLE KARSILASTIRMIS BU DURUM SIZIN KADERINIZ ALIN YAZINIZMIS.AYLIN KADERINIZDE OLSAYMIZ ZATEN OLURMUS KI DEGILMIS ZEYNEPLE KARSILASMISSINIZ.ONEMLI OLAN SEVGIDIR ASKTIR TUTKUDUR VE
BIRLIKTELIGI BUTUNLESTIRMEKTIR.BEDENSEL ENGELLER YADA BASKA SEYLER ONEMLI DEGILDIR ONEMLI OLAN SEVGINIZE SAHIP CIKMISSINIZ.BU DA SIZIN MUTLULUGUNUZ.TANRIM MUTLULUGUNUZU DAIM ETSIN VE SEVGINIZE SAHIP CIKSIN.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


e d i b / a h m e t 7 Şubat 2012 Salı 20:19:12
Sayın şâirem hikâyenin kahramanı kesinlikle ben değilim... Tamamen kurgu da diyemem; ama şunu söyleyebilirim ki yüzde doksanı kurgu...

Okuyan gözlerinize, yüreğinize sağlık...

Teşekkürlerimle efendim...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.