Hüdaverdi ER (Hüdai)
898 şiiri ve 27 yazısı kayıtlı Takip Et

Avşar(afşar) gelenekleri - 7 -



AVŞAR(AFŞAR) GELENEKLERİ - 7 -

AVŞAR DÜĞÜNLERİ (Devamı)

*** Gelin Alma- Gelin Getirme- Gelin İndirme***

Düğünün dördüncü günü sabahı gelini getirmek için "seğmen alayı" toplanır. Seğmenler oğlan evinden gelin kızı almak için giden topluluktur. Buna ayrıca "gelinci" de denir. Eskiden gelini almak için at götürülürmüş. Gelini almaya giderken yolda salavat getirirler. Kız evine yaklaşıldığı zaman oğlan evinin bayraktarı ile kız evinin bayraktarları birbirleri ile karşı karşıya gelerek soru sorarlar:

Nereden gelip nereye gidiyorsun?
Oğlan evinin bayraktarı:
Hazırlardan gelip hızırlara gidiyoruz.

Kız evinin bayraktarı:
Hazırlar kim? Hızırlar kim?

Oğlan evinin bayraktarı:
Hazırlar sizsiniz. Hızırlar bizik.

Kız evinin bayraktarı:
Bir nedir?

Oğlan evinin bayraktarı:
Allah

Kız evinin bayraktarı:
Beş nedir?

Oğlan evini bayraktarı:
İslam’ın beş şartı

Kız evinin bayraktarı:
On beşinde kocada, otuzunda genç nedir?

Oğlan evinin bayraktarı:
Ay.

Kız evinin bayraktarı:
Bir kağnıda kaç delik vardır?

Oğlan evinin bayraktarı:
46.

Bu türden sorular sorulabilir. Bayraktarlık geleneği Türkler’de Orta Asya’dan beri gelme geleneklerdendir. Boylar birbiriyle savaşma yerine içlerinden birer kişiyi çıkartıp onları karşılaştırırlar. Bir nevi onlar kendi boylarını temsilen birbiri ile yarışırlar. Kız evinin bayraktarı oğlan evinden bir şeyler almak için her türlü soruyu sorarlar. Sorular zordur. Bilseler de bilemedin derler. Oğlan tarafı soruyu bilmezse, bayrak değiştirmek için mecburen "Yolumuzunan yoldayız" derler. Bir şey verilmez. Fakat kız tarafı zora koşarsa istediklerini alabilir. Böylece bayrak değiştirme olayı da tamamlanmış olur. Bayrakların değişimi ile taraflar arasındaki o tatlı sert gerginlik de sona ermiş sayılır. Ancak bayrak sorusunda ceza almış biri varsa, bir şakalaşma ortamı içinde, o kişinin de cezası yerine getirilerek düğün renklendirilir.

Düğünün neşesi, coşkusu devam ederken kız evi oğlan evine devamlı cezalar uygular.tekere sararlar ki, bir yokuştan aşağı koyururlar, suya atarlar, çamura va diğer pisliklerin içine bulaştırılır ve oğlan evi bu cezaları güler yüzle, büyük bir sabırla karşılarlar.

"Kız evi naz evidir" Ayrıca kız evinde birikmiş topluluk içinde seğmen uşağı denilen gelinci alayına tıraş çekerler. Ama bu tıraş yarenliktir. Jilet, kör bir bıçak, demir kürek ve ağaç kürekten ibarettir. Ahırda kullanılan ağaç kürek ayna olarak önüne konulur. Su kabı; tezektir. Fırça; süpürge, ahır calbasıdır. Bulaşık suyunu su olarak kullanırlar. Tıraş olmaktan kaçarlar. Ceza çekmekten korkarlar. "Ancak cezamız ne ise çekelim veya tıraş kalsın ücretini verelim" denir ve cezadan kurtulunur.

Sabahtan kız evine gelen yengeler gelin kızı hazırlarlar. Gelin kapıdan çıkarken anne, baba ve kardeşleriyle vedalaşır. Gelinin gelinliğinin üzerinden beline taktığı kırmızı ipekten kuşağın erkek kardeşi tarafından bağlanması namusu simgelemektedir. Gelin çıkmaya hazırlanırken gelinin küçük kardeşlerinden birisi kapıya durur. Buna "kapı yolu" denir. Ya da çeyiz çıkarken sandığa oturur. Buna da "sandık yolu" denir. Bu çocukları sevindirmek amacıyla yapılan âdettir. Sandık ve diğer çeyizler oğlan evine götürülürken tek tek bu eşyalar iki kağıda yazılır ve fiyatları belirlenir. Bu kağıt iki kişi tarafından imzalatılır. Avşarlardaki "çeyiz yazma geleneği" dinimizde kadının hakkı olan "Mihir" konusunu göstermektedir. Kadına verilmesi gereken mihiri hemen hiç kimse bir şey bilmemektedir. Bu âdet sayesinde kadına verilmesi dinimize göre şart olan mihir işi de yapılmış bulunmaktadır.

Davul- zurna "gelin havasını" vururken iki tarafta da heyecan artmaya başlar. Ancak gelinin kapıdan çıkartılıp ata ya da günümüzde çoğu kez arabaya bindirilmesi hiç de kolay değildir. Artık bunlar kız evinin son nazı...ve düğün alayı bu defa gelinle birlikte yola koyulur.Erkek tarafı birçok tatlı eziyete uğrayıp, hayli ceza ödemesine rağmen, gelini alarak anıyla- şanıyla, teliyle- puluyla oğlan evine götürmektedir. Bu coşkunluğu arada sırada havaya sıkılan silah seslerini karşılaması olağandır.

Gelin giderken köyün mezarlığı üç defe dolandırılır. Bunun anlamı ölene kadar birlikte kalmaları ve birbirlerine bağlı olmalarıdır. Ayrıca ölümü unutmamaktır. Gelin oğlan evine yaklaştığı zaman gelinin yüksüğü kaçırılır. Bunu damada götüren ilk kişi bahşişini alır. Tabi bu âdet özellikle arabalarla gelini getirme sonucu unutulmaktadır. Gelin alayı yolda giderken çobana rastladığı zaman yolları kesilir. Çoban geline koyun verir, gelin koyunu alır da atarsa koyun kendinin olur. Atamazsa çobana hediye verir. Bu âdette "yiğitlik ve beslenmeye" verilen önemi göstermektedir. Bu âdete "koç atımı" adı verilir.

Gelin kapıya geldiği zaman ise kucağına oğlan çocuğu verilir.Bunun anlamı doğuracağı çocuğun oğlan olmasıdır. Gelin oğlan evine gelince attan veya arabadan inmez. "Gelin attan inmiyor. Kaynanası, kayınbabası ne veriyor." Derler ve kaynana ve kayınbaba hediyelerini söylerler. Gelin inmeden ayağının önüne kurban kesilir. Kurban kanından gelinin alnına çalınır. Damın başına çıkan birisi bozuk para ve yemiş karışımı, buğday dolu bir çerezi gelinin başından saçarlar. Bu âdetin anlamı; gelinin rızkının bol olacağına işarettir. Gelin oğlan evine girerken kilimleri toplayarak girer. Bu âdetin anlamı;"Ben bu eve hizmet için geldim" demektir. Gelinin kaynanası elinde tuttuğu Kur’an-ı Kerim’i kapıdan geçerken gelinin tepesinde tutar. Anlamı; "Gelinin Kur’an yolundan ayrılmamasıdır." Gelin kendi evinden bir bardağı , şişeyi veya cereyi kırar. Kapının üstüne sokulan oklava ve hançer gibi şeyleri yerinden çıkartır. Bunun anlamı; gelinin becerikliliğini ölçmektir. Gelinin içeri sağ ayağı ile girmesi sevaptır.
Atından ya da arabadan inen gelin "evlik" odasına götürülür. "Yüklük" denen yatak yığıntısının önünde bekletilir. Buna "gelin süzülmesi" denir. Kadınlar ara sıra duvağını kaldırarak süzülen geline bakarlar.

Burada oyunlar oynanarak "gelin övme denilen Türkü ile gelin övülür. Bu övgü;

Giydiğin atlas gelinim, giydiğin atlas
İğneler batmaz gelinim, iğneler batmaz
Yar sensiz yatmaz gelinim, yar sensiz yatmaz
Sen sefâ geldin gelinim, gelmen kutlu olsun
Yârenim yoldaşım bacım, Ağzın tatlı olsun.

Bunun dışında övücü maniler de söylenir;

Maraş’ta gelinim kına
İn pınara gelinim pınara
Sevdiğin suna gelinim suna
Ağzın tatlı olsun gelinim.

Maraş’ta çizme gelinim çizme
Halaka gezme gelinim çıkma
Sen sefâ geldin gelinim sen sefâ
Ağzın tatlı olsun gelinim.

Halburda üzüm gelinim üzüm
Nişanlın uzun gelinim uzun
Sen sefâ geldin gelinim sen sefâ
Ağzın tatlı olsun gelinim.

Halburda kepek gelinim kepek
Nişanlın köpek gelinim köpek
Sen sefâ geldin gelinim sen sefâ
Ağzın tatlı olsun gelinim.

Bu arada gelin odası düzeltilir.
Akşam misafirler topluca yemek yerler. Damat bu arada saklanır. Büyükler damadı getirin derlerse, yatsı namazına topluca camiye gidilir. Camiden çıkınca dualar ve ilahilerle eve gelinir. Geçler kendi aralarında damadı öven sözler söylerler(özne övme);

Sıra sıra söğütler
Birbirini öğütler
İzin versin yiğitler
Ben beğimi överim
Överim de överim
Hayırlı olsun diyelim.

Sıra sıra yük taşı
Sırmalı yüksük taşı
İzin versin kız kardeşi
Överim de överim
Hayırlı olsun diyelim.

Sıra sıra sokular
İzin verin fakılar
Ben beğimi överim
Överim de överim
Hayırlı olsun diyelim.

Bu sırada evde, daha önce davet edilen imam bulunur. Hafif bir yemek yenir. Sonra müsaade alınarak damada sarık sarılır. Nişanda kıyılan nikâhtan ayrı olarak imama tekrar dini nikâh kıydırılır. Gelin nikâh kıyılırken gelmez ve vekâletini birisi alır. Nikâh kıyıldıktan sonra çerez yenir. Damadın başındaki sarık çıkarılarak ortaya konur. Sarığı ve bıçağı kaldıranlar ayrı ayrı hediyeler verirler. En büyük hediyeyi sarığı kaldıran verir.
Bu günde damada kötü şakalar yapılır. Özellikle eşyaları saklanır. Bu yüzden sağdıçların çok dikkatli olması gerekir.

*** Sağdıçlık ve Sağdıçlar***

Düğün müddetince damada yardımcı olan ve koruyan; biri evli diğeri bekar olan iki kişi görev alır. Damat düğün süresince konuşmaz, ihtiyatlı ve ağır başlı hareket ederler. ihtiyaçlarını sağdıçların kulaklarına fısıldayarak karşılar.
Damadın eşyalarını (yüzük, mendil, saat, ayakkabı...) saklayarak hediye almak isteyen gençlerin bu hareketlerine meydan vermemek için sağdıçlar çok uyanık ve tedbirli olmak mecburiyetindedirler. Aksi halde bu cezaları sağdıç karşılar. Damadın kaçırılması ve saklanması gibi hallerde damat karşı koyamaz ve itaat eder. Damadın âdetlere ters düşen herhangi bir hareketi, oradaki arkadaşları tarafından cezalandırılır ve bunu damat karşılar. O sebeple sağdıçlar hem kendileri uyanık ve tedbirli olacaklar, hem de damada âdetleri öğreteceklerdir. Sağdıçlar damadı koruyup kollayacaklarından dolayı genellikle yakın akrabalarından ve samimi arkadaşlarından seçilir. Evli sağdıç ayrıca damada evlilik ve gerdekle ilgili bilmesi gerekenleri de öğretir.

***Gerdek (Özne Koyurma- Özne Bırakma)***

Damat kızın bulunduğu odaya girmeden önce kadınlar bu konu hakkında kısa bilgiler verirler. Damadın arkadaşları daha sonra kapı önünde özneyi sırtına hafif yumruklar indirip tebrik ederek, gelinin bulunduğu odaya doğru iterler.

Damat gelinin yüzünü açmak için "yüz görümlülüğü" denen hediye verir. İki kadın kapıyı terk etmez. Ayrıca iki erkek de evi dışarıdan muhafazaya alır. Eğer gerdek olumlu sonuç vermişse, damat iki el silah sıkar. Karı koca olunduktan sonra bayrağın kilidi açılarak bayrak indirilir. Yengeler durumu öğrenmek için yeni evlilerin yattığı yere varırlar. Bu arada akşam yemek sırasında orada bulunanlar tarafından sinide toplanan bu para çarşafın altına konur. Bu para çarşafı toplayan yengelere bahşiştir. Birkaç gün sonra gelinin kaynanası yakınlarının ve komşularının hanımlarını toplayarak gelinin kirli çarşafını gösterir. Bu sayede ileride olabilecek dedikodu önlenmiş olur.

Beğen

Hüdaverdi ER (Hüdai)
Kayıt Tarihi:15 Ocak 2012 Pazar 12:04:00

AVŞAR(AFŞAR) GELENEKLERİ - 7 - YAZISI'NA YORUM YAP
"AVŞAR(AFŞAR) GELENEKLERİ - 7 -" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Veysel Başer
15 Ocak 2012 Pazar 23:48:29
Merhaba Hüdai Bey,

Ancak okuma fırsatı bulabildim. Şu bir gerçek ki, tüm bu adetler ta Ortasya'dan geldiği açık seçik belli oluyor. Ufak tefek değişikler dışında aynı adetler ve adlar (Gelin süzülmesi, yüz görümlülüğü gibi) Ege bölgesinde de aynı. Avşarlarda biraz abartma var.
Güzel bir konuyu, yitirmekte olduğumuz bir kültürün Avşar ayağını çok güzel dile getirmenizi takdirle karşıladım. Başarılarınızın sürekli olması dileğiyle saygılar.

Cevap Yaz
papatya07
15 Ocak 2012 Pazar 12:47:51
Sosyal ve ekonomik yönden değişim içindeyiz.Unutulan geleneklerimizin yanında bazılarının yaşatılıyor olması güzel.
Bu güzel ve değerli araştırmanın ilklerini okumadım ama emek verildiği besbelli.Güzel bir çalışmaya gönül vermişsiniz.
Kutluyorum sizi.
Saygı ve sevgilerimle.

Cevap Yaz
cebirin defteri
15 Ocak 2012 Pazar 12:05:07
DEVAM ÇOK FAYDALI

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.