Ruhumveben
5 şiiri ve 15 yazısı kayıtlı Takip Et

Dört nala, 1 hayat.



Yaş 42 olmuştu bile.
Ne yaptın ha, ne yaptın bugüne kadar diye kendine sövüyordu gecenin karanlığında, oturduğu bankta. Kafasını iki elinin arasına almış sövüyor, sövüyordu.
Bir baltaya sap olamadın, bir gün çalıştın bir gün çalışmadın. Hep bekledin, birileri sana getirsin diye, sen aradın mı, çareyi kendin buldun mu? Gecenin sabahında yattın, gündüzün akşamında kalktın yıllarca. Kahvede okeyde tek taş bekledin hep, bir de altılı ganyandan umduğun milyonlar. Bir yuva bile kuramadın, Evde bekleyenin yok şimdi...
Oldu mu ha, oldu mu, okey taşları sana ne verdi, atlar sana ne verdi. Onlara verdiklerini bile geri alamadın. Aldığın üç beş kuruş.. kuru teselli. Ama vazgeçtin mi, hayır... Durmak yok, yola devam seninki. Aptalsın sen... Aptalsın.
Bir daha elimi sürersem...
Haklıydı işte, baban herzaman haklıydı.
Söyleyiş tarzına takıldın hep, kafana kakmandan bıktın belki ama haklıydı. Anladın mı ha haklıydı. Yaşlıydı o, istiyordu ki çalışasın, kimseye muhtaç olmayasın, eve ekmek getiresin, yuva kurasın... Elinde ekmek geldiğin zamanları düşün bir, nekadar mutlu oluyordu değil mi?Hepsini birkenara bırak ta aynı evde bir hafta yüzünü görmediğin oldu adamın... Aptalsın sen, aptal. Bak cebindeki bile babanın parası, daha dün çektin bankamatikten. Aptalsın sen, aptal. Adam senin yüzünden bu halde. Aptalsın sen aptal...Daha biraz evvel yine aynı şeyi söylemedi mi sana. Çaış oğlum, kendine iş bul, ara, bak ben olmayacağım artık demedimi sana ha, demedi mi? Sen ne yaptın, ne hakkın geçti ki adama.
Gözlerinden süzülen yaşları sildi. Esen rüzgara yüzünü döndü, kafasını yıldızlara kaldırdı. Üşüdü. Ellerini cebine soktu. Ayağa kalktı.
Biraz sonra gün aydınlanacaktı. Metrobüs çalışmaya başlamıştı.
Arkasında bıraktığı hastanenin ışıkları sokağı aydınlatıyordu.
Eve dönecekti. Metrobüse doğru yürüdü hızlı adımlarla. Babasının parasıyla aldığı akbili bastı, durağa geçti. Gelen metrobüse attı kendini. Boş koltuklardan birine yığıldı. Sabahın karanlığında gidiyordu...
Bir ara eğildi, çözülen bağcıklarını bağladı... Ulan dedi, ayağındaki ayakkabıları bile abin aldı. Utan be utan...
Kaldırdı kafasını ayakkabılarından.
Ah ulan ah, para... Seni bulacağım birgün, kurtulacağım, kurtaracağım...
Son durakta indi, köprüye çıkan merdivenleri hızlıca çıktı.Minübüslere giden yol mezarlıklar arsından geçiyordu. Mezarlıklar arsından geçerken adımlaını hızlandırdı.Kaçarcasına geçti oradan. Yol kenarındaki poğacacıdan iki poğoca sardırdı. İçinden hala " para.. seni bulacağım kurtaracağım" geçiyordu. Mezarlıklar bitince önüne çıkan caddede bekleyen minübüslere bindi, eve gidip uyuyacaktı.
Semte girmişti minübüs, eve gitmem gerek diye geçirdi aklından, bir yandan da önündeki ilk durakta inmeyi düşündü. Kahveye bir uğrasaydı aslında iyi olacaktı. Bir bardak çay içer, gazetelere bakar, kafası dağılırdı. Yok yok dedi, uğrarsam şimdi, kalkamam ordan... Eve gitmeliyim.
Ama ilk durakta indi. Kendisine mağlup olmuştu yine, herzamanki gibi...
Çayını söyledi, masanın kayan örtüsünü düzeltti... "Takıntılısın sen, bırak örtü de yamuk olsun, ne doğru ki" diye söylendi yüksek sesle. Kimsecikler yoktu, hem burası onun mekanı sayılırdı. Bir de küfür patlattı arkasından hayata, okkalısından.
Çayı geldi, yoldan aldığı poğoça sarılı kağıdı açtı. Tam o sırada gazeteler gelmişti kahveye... Ne poğaça, ne çay umurundaydı şimdi. Fırladı, gazete tomarının arasından aradığını buldu, çekti aldı. Hızlı adımlarla yerine yürüdü. Yüzünde öyle bir gülümseme vardı ki, ona hayat yeniden başlamıştı sanki.
Seçtiği gazetenin at yarışı bülten sayfasını açtı. Yorumları okudu, bugünkü proğramı gözden geçirdi. Bir bir atları, yarışları, rakiplerini kendince yorumladı. Hazırlıklar bitmişti. Kafasında şekillenmişti kupon. gazetenin köşesine 6 yarışlık seçtiği at numaralarını yazdı. Yazdıklarını gazete köşesinden yırtıp cebine koydu.
Bu arada saatte bir hayli ilerlemişti... Soğuyan çayını ve poğaçasını hızlıca bitirdi. İskemleyi şöyle bir savurdu. Kalktı. Yüzündeki gülümseme hala gitmemişti.
Ganyan bayi açılmışmıdır acaba diye geçirdi içinden. Uzak değildi, o yöne doğru seyirtti. Açılmıştı. Camlarını siliyorlardı, masaları hazırlıyorlardı vardığında.
Müdavimi olduğundan tanırlardı onu. Selamün aleyküm dedi, Aleyküm selam dediler.
Feneri nerde söndürdün, rüyanda gördün galiba bizi. Gülüştüler.
Birşey diyemedi. Kupon yapacağım ben... Henüz masa üstüne çıkmamış kuponları uzattılar, aldı, boş masaya ilişti. Cebinden çıkardığı yırtık gazete kağıdındaki numaraları kupona geçirdi, hesapladı... Tamam, yeterdi... Daha fazlasına gerek yoktu. Tam yatıracaktı ki aklında sürpriz yapacağını beklediği at geldi. Kupona onu da ekledi, ödeyeceği miktar iki msiline çıkmıştı.
Cebindeki babasının paralarından yeterli miktarı aldı, uzattı, kuponu yatırmıştı.
Eve döndü, uyudu.
Uyandığında "atlar koşuyor" olmalıydı geldi aklına ilk. Televzyonun yarışları gösteren kanalını açtı. Kuponu pantalonunun cebindeydi. Üstündeki yorganı çekti, elini uzattıyan koltuktaki pantolonunun cebinden kuponu aldı, yanına koydu.
Daha ilk yarış koşulmuştu. Baktı, tamamdı.
Serili yatağının içinden kalkmadan yarışları pür dikkat izledi.Bir yandan da sigaranın birini yakıp, birini söndürüyordu. Tek geçtiği yarışı bile ,yazdığı at kazanmıştı. Kendini tebrik etti. Bravo oğlum sana sen bitanesin diye kendini kutsadı.
Son yarış koşulacaktı şimdi. Arada tuvalete gitti koşa koşa. Geldi yine yatağın içine girdi. Kalbi yerinden çıkacak gibiydi. Kazandı,kazanacaktı...
Ama hep öyle oluyordu, hep kazandım kazanacağım.. Bu duyguyu bilirdi, belki de en çok haz aldığı duyguydu bu. "Kazandı,i kazanacağım"
Kaydadeğer birşey de kazanmamıştı aslında bugüne kadar, babasından da bir ton fırça yemesi cabası.
Yarış başladı, tam da son anda eklediği sürpriz atın yarışıydı bu. Dayanamadı, ayağa kalktı. televizyona yürüdü, yere çömeldi, gözleri neredeyse cama yapışacaktı.
Hadi oğlumi hadi, hadi be...
Dudaklarını ısırıyor, zıplıyor, elini kafasının arasına alıyor dönüyor, dönüyordu kendi etrafında.
Epey bir süre sessiz kaldı. Sonra KAZANDIM diye bağırdı odanın camını açarak dışarıya. KAZANDIM diye bağırdı.
Bir hayli inanamadı kendisi de,kazanmıştı. Epey zamandır kazanamıyordu, bir keresinde beşte kalmıtı da kaçırmıltı yüzellibini. Acaba şimdi kaç para verecekti. Baya sürpriz atlar kazandı, birhayli büyük olur ikramiye diye geçirdi içinden... 250 verrse hemen bu viran evi değiştirecek, doğru düzgün bir eve geçecekti. Babası ve ablası ile birlikte. Hiçbir sıkıntı kalmayacaktı ona göre. Babasına bir bakıcı tutacak, buzdolabını dolduracak, en iyisinden herşeyi alacaktı. Üstte başta da kalmamıştı. Önce giysilerini yenilemeliydi, bir de yazlık ayakkabı.. Evet evet yazlık ayakkabı gerekliydi. En pahalısından en şık ayakkabıları artık kendi parasıyla alacaktı...
Herşey para idi. Çözüm paradaydı ona göre. Para herşeyi hallederdi. Aklı okadarına çalışıyordu.
İşte gün gelmişti. Bundan sonra YAŞAYACAK ve YAŞATACAKTI. !!!
İkramiyenin açıklanmasını bekliyordu. Saniyeler geçmek bilmiyordu.Sonunca açıklandı...
324 bin lira...
Vay be, umduğundan daha fazlaydı. Yerinde duramıyordu.
Nasıl olsa hastaneye gidecekti yine, yolunun üstüydü. Jokey klübüne uğrar alırdı. Sevincinden içi içine sığmıyordu.
Tekrar yollara düştü, Jokey Klübüne kadar binbir türlü hayaller kurdu, içi içine sığmıyordu.
Parayı aldı, cebine koydu. Yüzündeki gülümseme ve içinde bulunduğu ruh halini ömrü boyunca unutmayacaktı.
Bir taksiye atladı. Doğru hastaneye.
Asansöre bindi. Kat 8 deydi şimdi. Koridorun başında durdu. Babasının yattığı oda kapısı açıktı, hemşirelerin biri çıkıyor biri giriyordu içeriye.
Yavaş adımlarla yaklaştı. Kapının önünde durdu. Elini duvara yasladı, bakakaldı. Doktor babasının başındaydı. İşini bitirmiş, yarasını pansuman etmekle meşguldü.Bir müddet kıpırdatmayın dedi doktor, ayrıldı odadan. Abisi ve hemşireler diğer işleri tamamlıyorlardı.
Hemşireler de çıktıktan sonra, iyice yanaştı babasının yanına... Uzandı, ellerini tuttu,
Baba, dedi... Baba kazandım. Rahat edeceğiz artık, Yaşatacağım seni.
Yaşlı adam hiçbirşey demedi. Gözlerini hiç açmadı, oğluna hiç bakmadı. Sadece iki damla gözyaşı aktı gözpınarlarından.
Ben ölüyorum oğlum diyebildi , hakkını helal et.
I.Kaplan
24.6.2011

Beğen

Ruhumveben
Kayıt Tarihi:26 Haziran 2011 Pazar 18:26:48

DÖRT NALA, 1 HAYAT. YAZISI'NA YORUM YAP
"Dört nala, 1 hayat." başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.