er erturanelmas
4 şiiri ve 133 yazısı kayıtlı Takip Et

İSTİKLAL MARŞI'NIN TAHLİLİ (1)



İSTİKLAL MARŞI’NIN TAHLİLİ

19. asrın ikinci yarısında Avrupa’daki birçok ülkenin bayrak törenlerinde, bayrak göndere çekilirken bando eşliğinde bir millî marş okunuyordu. Oysa Osmanlılarda böyle bir gelenek yoktu. Yönetim sistemini, müesseselerini, insan hak ve hürriyetlerini 20. asır Avrupa devletleri gibi oluşturmaya çalışan TBMM bu eksiği kapamak amacıyla millî marş yarışması düzenledi ve Mehmet Akif’in İstiklâl Marşı başlıklı şiirini 12 Mart 1921’de birinci seçerek bestelenmesini ve ilk iki kıtasının bayrak törenlerinde okunması sağlandı.

Şüphesiz ki bu şiir hem sanat değeri yüksek bir edebî eserdir hem de yedi yüz yıllık anlı şanlı bir maziye sahip devletinin çöküşüne hayal kırıklığı ve gurur ezikliğiyle tanıklık eden o devir insanımızın çektiği ıstırapları yansıtır. Aynı zamanda bu şiirde o devirlerde yaşayan Türk milletinin ruhu; vatan, millet, bayrak ve hürriyet sevgisi lirik ve epik bir üslupla ifade edilir.

Kurtuluş Savaşı yıllarındaki memleketimizin durumunu; on yıllar boyu süren savaşlar nedeniyle ümitsiz – hayalsiz kalmış milletimizin yılgın ve bıkkın ruh hâlini ve ayrıca Akif’in bu şiiriyle ne yapmak istediğini layıkıyla anlayamayanlar, bir sanat abidesi kabul ettiğim İstiklâl Marşı’nı “Millî marş ‘korkma’ gibi bir kelimeyle başlamaz.” diyerek eleştirme cüretini göstermişlerdir.

Şunu unutmamalıyız ki bu şiirin yazıldığı günlerde memleket işgal altındaydı, halkımız İstanbul ve Ankara hükümetleri arasında tercih yapma ikilemi nedeniyle kararsız ve moralsizdi. Ordumuz ise istilâcı güçlere karşı henüz büyük ve önemli bir zafer kazanmamıştı. 26 Ağustos 1922 Büyük Taarruz’un milletimize kazandırdığı o muhteşem moral ve heyecana bir yıldan fazla zaman vardı.

İşte bu kargaşa ve belirsizlik ortamında Akif, İstiklâl Marşı’yla millî duyguları pekiştirmeyi, halkımızın milliyetçilik duygularını uyandırmayı ve en önemlisi de Türk insanına özgüven kazandırarak onların moralini yüksek tutmayı amaçlamıştır. Akif’in, şiire ‘korkma’ ünlemesiyle başlamasının sebebi budur.

Cumhuriyet dönemine damgasını vuran ve halkımız tarafından çok sevilen bu şiirin edebî başarısı hiç şüphesiz ki Akif’in sanat dehasından ve o zalim zamanları bilfiil yaşamasından kaynaklanmaktadır. 1873’te doğan Akif, Balkan Harbi faciasına, Çanakkale’de yüz binlerce gencimiz şehadetine, başta İstanbul olmak üzere birçok şehrimizin işgal edilmesi felâketine tanık olmuştur. Gafilliği ve ihaneti, katliamı ve vahşeti görmüş, fakirliği ve sefaleti, zulümleri ve ölümleri çok sevdiği milletiyle birlikte yaşamıştır. Zalim zamanların mazlum bedenlere açtığı onulmaz yaraların acısını ve asil ruhlardaki derin tahribatın ıstırabını halkıyla birlikte hissetmiştir.

Bu durumda biçim yönünden kusursuz ve içerik yönünden dopdolu böylesine mükemmel bir şiiri Akif’ten başka kim yazabilirdi?

Bu girişten sonra âdet olduğu üzere İstiklâl Marşı’nın ilk kıtasını yazalım ve şiir hakkındaki görüşlerimizi, tespitlerimizi ve yorumlarımızı beyan edelim.

İSTİKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak.
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Bir şiir tahlil edilirken dıştan içe gidilmelidir. Yani önce o şiirin biçim özellikleri üzerinde durulmalı, daha sonra içeriğe geçilmelidir. Biz de bu ilkeye uyarak şiirin şekil özellikleri hakkındaki tespitlerimizi kısa iki paragrafla vurguluyoruz.

İstiklâl Marşı, Divan şiirindeki “murabba” nazım şeklinden esinlenerek oluşturulan 10 kıtalık bir şiirdir. Dokuz kıtası, yukarıya aldığımız ilk kıta gibi dörtlükler hâlindedir ve dizeler “a,a,a,a” şeklindeki düz diziliş dediğimiz tarzda kafiyelenmiştir. Son kıta “a,a,a,b,a” kafiye dizilişiyle yazılan beşliktir. Son kıtanın beş dizelik oluşu elbette ki tesadüf değildir. Akif bu seçimi 41 dizeye ulaşmak, dolayısıyla ‘kırk bir kere maşallah’ deyişini anımsatmak amacıyla yapmıştır.

Akif şekil yönünden Divan şiiri geleneklerine bağlıdır. Şiirin tamamında yarım kafiye hiç kullanılmamış, ağırlıklı olarak tam, bazen de zengin kafiye kullanmıştır. Yine Divan edebiyatında kullanılan aruz ölçüsünü tercih etmiş ve bu şiiri aruzun failatün (feilatün) feilatün, feilatün, fa’lün (feilün) kalıbıyla kaleme almıştır.

Şimdi şiirin içerik özelliklerine geçelim.

(Devamı var)

Beğen

erturanelmas
Kayıt Tarihi:13 Ocak 2011 Perşembe 22:03:53

İSTİKLAL MARŞI'NIN TAHLİLİ (1) YAZISI'NA YORUM YAP
"İSTİKLAL MARŞI'NIN TAHLİLİ (1)" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
ÜZÜMKARASI
14 Ocak 2011 Cuma 16:43:04
Gerçekten çok güzel eşsiz bir eser ve Akif'ten Türk halkına mükemmel bir hediye. Ruhu şad olsun. Onunla Gurur duyuyoruz.
Rabbim Rahmet Eylesin. Böyle değerlerimiz var çok şanslı bir milletiz Yüreğinize sağlık. Teşekkürler ( Ben onu milletime armağan ettim diyerek kitabına dahi koymamıştır)

Cevap Yaz
hepsihikaye
14 Ocak 2011 Cuma 14:08:24
Birgün canı oldukça sıkılmış bir şekilde gelen M.Akif, herkeste bir endişe uyandırır. Israrlara rağmen konuşmamakta, sorulara cevap vermemekte, huzursuzluğu, sıkıntısı giderek artmaktadır. Çok sevdiği, kendisine “amca” dediği arkadaşının kızı Süheyla Hanım’ı kıramayacak ve şu ibretlik sözlerle insanlığa ışık tutacaktır;”Halide Edib Hanım beni görmek ve İstiklal Marşı’ndan dolayı tebrik eylemek istemiştir. Hâlbuki evvelki akşam tekke odasına gelen birtakım adamlar bu hanım aleyhine bir sürü laflar söylediler de onları susturmak vazifem iken yapamadım. Şimdi ben ahlakça o hanımın çok dununda bir mevkie düştüm. O bana gelip de ; “Ne güzel yazmışsınız!” deyince ne cevap vereceğim?”
Güzel bir yazınıza katkı sağlayayım istedim.
Saygılarımla

Cevap Yaz
sanavberi
14 Ocak 2011 Cuma 13:49:03
Şair en büyük şair....İstiklal marşı en büyük marş.....ama malesef bestecisinin yaptığı prozodisi bozuk dünyanın en zor söylenen estetikten yoksun bir sonuç.....millet kan ağladı...en büyük üstad ruhuyla yazdı....şimdi kulak tırmalayan ve detone olunan bir beste ile de sit alanına gece kondu yapıldı....Kars taki zevksiz heykel gibi...

Cevap Yaz
Aynur Engindeniz
14 Ocak 2011 Cuma 09:11:10
Çok güzel bir çalışma. İlgiyle okudum. Diğer bölümleri kaçırmam inşallah. Yazınızı favori yazılarım arasaına ekledim.

Saygılar.

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.