lacivertiğnedenlik
584 şiiri ve 115 yazısı kayıtlı Takip Et

Yunus balığı ve kurt adam



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 12.10.2010 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.



Bazıları ıstırabın varlığını güneşi göstererek reddeder
Bense ıstırabı göstererek güneşi reddediyorum. F.Kafka

Masmavi okyanusun karşısında mor ülkenin dağları yükseliyordu . Dağların tepeleri masmavi denize vuruyordu ayışığında. Yakamozlar dalgalanıyordu kendi yalnızlığında herşey ipek sessizliğinde yaşayıp gidiyordu bir zamanlar..

Ta ki acıları onları cezalandırıp ayrı yerlere atınca deniz ve dağların tepelerinde herşey tersine döndü . Denizdeki ve ormandaki bütün canlılar derinliklere kaçtı .

Günlerden birgün yine böyle bir anda titreşimlerine kulak veren yunus balığı derinliklerden koştu ayışığına tek başına beklemeye başladı .Bir tek kendisi ve ormandaki kurt adam biliyordu olanların sırrını . Bir onlar biliyordu..

Bu gece bu ay bu deniz ve orman
Sırrını bana ver ey tepelerdeki ses ve deniz
Soluğum açık rüzgara ver kendini
Gel..

Gökyüzündeki yıldızlar asılı kaldılar birden dağın tepelerinde . Lodos denizi vurmaya başladı . Deliriyordu sanki bir köpük dalgalanması yaşıyordu denizin üstü . Balıkların çığlıkları her yanı tutmuştu . Ay balkalayıp durdu karanlığın içinde. Sıcak yuvalarından kuşlar fırladı . Sadece yunus balığının pulları gümüş rengini aldı . Deniz ülkesinde depremler yangınlar çıktı. Gece yarıldı ve üç kanatlı masal kuşu göründü elindeki mektupla.

Susun ey canlı varlıklar
Bu yangınlar boş değil
Boş değil elimdeki mektup
Unutun bütün çığlıklarınızı , sesssizlik
Bu denizin en güzeline
Dağın tepesinden haber getirdim .

Sana ay sana ay aşkım ;
Ne çok kırmızıyım ne çok sarı ve ne çok siyah ansızın yağan dolu bir türlü doğmayan güneş dalda biriken çığ , çiçeği vuran kış , toprakta yalın ayak , isyanlarımda ateş , bir atın çektiği yüzü olmayan yolcu , dağların soluksuz sitemi . Sana ay aşkım sana dönüşte gel..
Derinliklerdeki canlılar sessizce dinlediler . Saf tuttular aşklarına ve saygıyla seslendiler içlerinde sessizlikleriyle .

Mor dağın tepelerindeki çağrı denize karışıyor . Aşk kırmızı , aşk sarı , aşk çağrı . Yollar ateş yollar hasret . Küme küme dizili çakıl taşları var git okyanusun derinliğinden güneşe at kendini..

Yunus balığı kumların içine çekildi. Kendi yalnızlığıyla yine ıssızlığa koşuyordu .Yüreği denizin uğultusunu dinledi ..

Seni düşünüyorum. Yanında olabilseydim sen de dönüşür müydün sakinliğe .Yok hiçbir şeyin anlamı . Bakarım yalnızlığıma ağlarım halime ve dolaşırım kendi okyanusumda kendi sürgünlüğüme . Kendine cezalandırılmanın kayıtlarında iki kişiyiz , soluk almazsam ölürüm. Soluğum sensin yıldızların altında . Toprağım suyum karadan da karayım denizin ortasında . Durup dururken yağar yağmurlar , kar yağar tipi vurur . Şimşekli gökyüzü sabahım , hep yosun kokusu içimde dönüşür müyüm sessizce , sessiz bir duraktır orası dilimi koparıyor suskun çığlıklar . Yüreğim kanıyor okyanus kadar derin. Oysa türkülerin en neşelisini söylemeli suskun dudaklarım. Yüreğimden güvercinler takla atarak uçmalı sevinçten . Niye bu halim bu üzüntüm ve cezalandırılmışlık nedir bu derinlik . Her gece gözlerim arar seni saçının teline dokunsam yüreğim uçar karanlıklardan..

Yunus balığı denizin üstündeki küçük bir dalganın üstüne bıraktı mektubunu . Derin bir soluk çekti ciğerlerine karşı yakaya bakarak. Gökyüzü yarıldı herşey karıştı birbirine üç kanatlı masal kuşu haykırdı yine..

Özlediğin sabahsız
Dolambaç yollara bakma
Siyah saçların yeniden omuzlarında olsun
Yağmurun tekerlemelerindeki hüzne kapılma
Güneşe takıl
Çakıl taşlarından giderek.

Yunus balığı öyle hüzünlü öyle hasret dolu gümüş renginde pullarını döktü en derinliklere . Denizde tanıdık bir yüz aradı onunkisi. İçinde zaman süküt renginde kıvrıldı kendine. O konuğuydu kendi sevmelerinin, konuğuydu uçan kuşların kanatlarında hayal . Çokça hasretti kendi şarkılarında. Önce kendi çığlığını öptü sonra onunkisini . Ağıttan elbiseler giyindi aşka dair ayışığından uzak..

Ey ateştende öte acı
Işıklar vurmuyor yüzüme
Ağlayan zamana sığmıyor takvim yaprakları
Bastırır çığlığımı avuçlarım
Yüzün ötede yüzüm ötede morun da mosmoru
O masal kuşuyla haber sal , bir haber sal ey ateşten de öte acı…
.
.
.

Mor ülkenin dağlarında ormanın derinliklerinde akşam hep akşam oluyordu . Sessizlik biriktiriyordu ağaçlar , bağlar , çimenler ardıçlar selviler orman kuşları , ladinler çam kokulu esintiler sessizliğe kuşanıyordu bağırışın ve acının kenarlarında . Saygıdan mıydı korkudan mı sessizlikti işte . Çığlığın yangın öncesi haliydi tek bilinmişlik ormanda..

Kükrüyordu kurt adam yasakları dövüyordu sapır sapır içinde . İçini döküyordu sonra tepelerden denize doğru . O kurt adam oluyordu geceleri . Onun sabahları ve güneşi yoktu . Güneşi de açtırmıyordu ormanında . Tüm canlılar titriyordu onun bağrışmalarında . O çarşafını seremiyordu iç denizine . Tüm akrepler sokuyordu onu sancılı parmak uçları uyuşmuş . Susuz kalmış çiçek gibi yabancılaşıyordu kendine . Tepelerden denize bakıyordu haykırıyordu sessizliğin sesiydi yankılanan ve çığlığın sessizliği..

Kim anlatabilir ki içimdekini . Yıllar nefes alıyor ben boğuluyorum . Sessiz çığlıklarımın öyküsü . Cezası yalnızlığım , sana ay aşkım sana , çözse kollarını hüzün çiçeklenirim ellerinde. Nem kokan derinliklerde yeşillenir umutlarım . Sen saklı su , güneşi saklayan yanım yaslan dağ eteklerime kakülü açılsın güneşin . Kırık bir cam olmamalı yüreğim dindir içimdeki isyanlarımı . Görelim lalelerin rengini ver puhu kuşunu pencereme değişeyim kurt adamlıktan . Sesim sesine bu cezalı durumdan çıksın yüzümüz..

Orman kaynıyordu içinde , yerinde duramıyordu . Herşeyi dağıtmak istiyordu . Önüne kim çıkarsa yutmak istiyordu . Aşağılardan tepelere çıkıyordu . Tepelerden aşağılara iniyordu hepsinden derinliklere dalıyordu. Ormanın kükreyen adamı homurdanıyordu içinde .

Bu nasıl acıdır
Gökyüzünü unuttum
Bir güneş açsa
Göğe yükselse seranad
İpek sessizliğinde olsa
Hayat ne güzel olurdu ormanda
Ah bir güneş doğsa .

Kurt adam karanfillerin kahverengide eridiği bir eylül renginde sürüklendi yıkımlarla zamanın devingenliğinde oturup ağladı kendi duasına ..

Bu kadar mı olur yalnızlık gitsem diyorum bir puhu kuşu sazendelerle gökyüzünden süzülsem yanına . Sen kendi derinliğine dal , kendi vadilerinde saklan gözyaşlarınla. İpek bir sessizlik olmayacak hüzün makamı duyacaksın kulak çınlamasında . Hiçbir martı affetmeyecek seni . Umudun gök bohçalı , sevincin çimen kokulu olmayacak . Uzayıp giden avluda yalnızlığın saksısında küstümçiçeği gibi zaman kıyacak sana . Her akşam yüreğine düşecek yıldızlar kutsal bir yemin gibi ateşle kuşandığın aşkta . İşte o benim yüzüm . Hüzünlü dokunulmaz tehnalıklarla baykuşlara veriyorum sesimi..
Kış geçmedi . Yaz hiç vurmadı tepelere ormanın derinliklerine . Okyanus güne açmadı yüzünü . Öksüz çocuklar gibi kendi kıyılarına çekildi yunus balığı ve kurt adam . Her gece rüyalarında gördüler geniş aralıklardan çakıl taşlarına basarak dönüşmeyi . Elleriyle ayaklarıyla saçlarıyla gözleriyle tenleriyle insana dönüşüyorlardı tepelerin eteklerinde . Onlar dönüşüyordu bir çığlık gibi çiçeklerin uçlarında çam dallarında , su gülüşlü zamanlarda , göğüste yanık resimlerde ağıtı derleyen limanlarda falezlere vuran güneşin renginde , ışığa asılı okyanus dolu hasretle . Kimi zaman çimen renginde kimi zaman vaha gibi çöllerde denizin dibinde yedi kat tepelerin üstünde yürek alkışında tutundular aşka rüyalarında ..

Sessizce konuşuyordu orman ve okyanus

Siz susunca korkuyoruz konuşmaya tüm renkler sarı oluyor ve kışlarınız vuruyor bizleri.Ne çok gece sizden bize , ne çok hüzün gözlerinizde , hayat dilsiz bir duruş akan zaman hak değil bu . Ayrılığın çığlığı size hak değil . Adı konmamış çiçekler vuruyor bizi ve yağmur damlasının sesi .

Boncuğu hasret yorgun rüzgar içinizdeki diyar . İşte o dokunuyor bizlere . Hak değil bu. Kelebekler atıyor renklerini güneşte ve hiç bir öpücükler yetmiyor kimsesizlere. Gece yaşıyor hep güne inat . Kim çözebilir bu sırrı sizden başka tüm zambaklar suya hasretken . Çağırın şarkıları tepelerden ve çakıl taşlarından her gün parça parça ölüm değil mi kendi içinizde , sınırsız vuruyor yalnızlığınız yalnızlığımıza.

Bir gün susar okyanus , susar ormanın sesi
Yaşayamazsın
En son kalır yalnızlığın kendisi .

Aysu


Beğen

lacivertiğnedenlik
Kayıt Tarihi:11 Ekim 2010 Pazartesi 14:56:01

YUNUS BALıĞı VE KURT ADAM YAZISI'NA YORUM YAP
"Yunus balığı ve Kurt adam " başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Kalemistik
30 Haziran 2012 Cumartesi 14:46:48
Şiirsel öykü anlatımına bir türlü ısınamadım. Asıl anlatılması gerekeni anlatmamak, kelimelerle oynamak yani laf cambazlığı gibi geliyor. Tabi zevk meselesi bu. Herkesin şair olduğu bir ülkede normal aslında. Belkide garip olan benim.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 30 Haziran 2012 Cumartesi 18:15:48
Teşekkürler
Engin Tatlıtürk
20 Ekim 2010 Çarşamba 17:14:23
her iki yoruma da çok teşekkür ediyorum yazının özetini insan bu kadar mı güzel yorumlayabilir ; evet isterse çeker fişini ,tıpkı yunus kız ve kurt adam gibi,tıpkı orman ve deniz gibi ,bu bana aynı zamanda şunu öğretir,on düşünüp bir kez konuşacaksın bir kalbi kırmadan önce ,herşey yerine konulabiliyor belki zamanla ,ama o minicik organı tamir etmek çok zor oluyor ,evet çeker fişini ve herşey sessizliğe dönüşür ,çok saygımla
Lacivetiğnedenlik.
-----------------------------------------------------------------

Yazı gerçekten güzel. Emek ürünü.

Eleştiriler de yazarın cevapları da hoş.

Tebrikler.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 20 Ekim 2010 Çarşamba 17:19:58
çok teşekkürler engin bey ,sağolun

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Ağyar
12 Ekim 2010 Salı 20:40:56
Okyanus, orman, Yunus kız ve kurt adam,

Buradan şunu anlıyoruz kiii, farklı anatomik yapılarına rağmen otopsi masasına yatırıldıklarında kurt adamında, “ayı” adamında tıpkı yunus kız gibi hemen, hemen sol yan civarında semavi bir organı vardır.

Kimileri buna kardiyovasküler bir realite der. Muhtevası hakkında tunç, taş, kıvamı hakkında ipek, pamuk helva, ebatları hakkında altı okka, beş para etmez gibi rivayetler söylense de hepi topu bir yumrukluk et, kan ve “alev”.

Bırak öyle sansınlar

Tevekkeli değil; mide kanseri, karaciğer kanseri, bağırsak, dalak, akciğer, pankreas vs bir sürü organ kanser olur da bir “yürek” pürü pak kalır, çok da üstüne gidilirse çeker fişini.

Tebrikler hemşerime

Saygılar, selamlar

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


asran 12 Ekim 2010 Salı 20:45:27
Kıssadan hisse en az kıssa kadar kıymetli olmuş. Bu kadar güzel bir yorumla da ilk defa karşılaştım. Her iki kalem erbabına da teşekkürler...asran
lacivertiğnedenlik 12 Ekim 2010 Salı 22:18:15
her iki yoruma da çok teşekkür ediyorum yazının özetini insan bu kadar mı güzel yorumlayabilir ; evet isterse çeker fişini ,tıpkı yunus kız ve kurt adam gibi,tıpkı orman ve deniz gibi ,bu bana aynı zamanda şunu öğretir,on düşünüp bir kez konuşacaksın bir kalbi kırmadan önce ,herşey yerine konulabiliyor belki zamanla ,ama o minicik organı tamir etmek çok zor oluyor ,evet çeker fişini ve herşey sessizliğe dönüşür ,çok saygımla
Gule
12 Ekim 2010 Salı 17:24:54
Canıııım sen şimdi burda olsaydın ben seni kucaklardım ama...

Sarılırdım boynuna ve yanaklarına öpücüklerimi kondurup gelincik çiçeğine çevirirdim gamzelerinde esir tutulan gülücüklerini...

ilk başta yazıyı görünce korktum ama okuduktan sonra çağlayan akıntısına kapılıp gittim beraber...onlar benim dalgalarımı kucakladı ben de onlarınkini...sonra omuz omuza verip halaya tutuşturduk çığlıklarımızı...zılgıtlarımızın eşliğinde...

iyi ki okumuşum Cane...

harikasın ve bence de yazıya da ağırlık vermelisin...şiirlerinde olduğu kadar o yeteneği şimdi bu yazıda da fazlasıyla görüyorum sende...

güzel yüreğini ve emeğini kutluyorum bitanem...

öptüm yüreğinden seni...


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 12 Ekim 2010 Salı 17:40:58
bende seni kucakladım kocamannnnnnnn ,çok teşekkürler güzel arkadaşım
müget
12 Ekim 2010 Salı 17:09:52
şiirsel bir anlatım...

tebrikler...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 12 Ekim 2010 Salı 17:38:58
teşekkürler müget sevgimle
Hazal Karadağ
12 Ekim 2010 Salı 14:57:53
Hayran kaldım sevgili Aysu...

Yalnızlığın çeşnisinde yol almak
zihnin selamını iliştirmek satırlara...bu olsa gerek...

Tebriklerim çok ...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 12 Ekim 2010 Salı 14:59:30
öyle dedi kafka ,biz de altını doldurduk sevgimle çook
canandemirel
12 Ekim 2010 Salı 14:50:23
harika bir yazı çok çok beğendim kutluyorum, sevgilerimle..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 12 Ekim 2010 Salı 14:53:55
sevgilerimle teşekkür ederim
_Günce_
12 Ekim 2010 Salı 12:25:15
kutluyorum

sevgimle..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 12 Ekim 2010 Salı 13:12:19
sevgimle nila
zeki çelik
12 Ekim 2010 Salı 11:59:49



Devam etmelisin kaldığın yerden. "Kurt Adam" gibi karakterler ekleyip konuşturmalısında... Müthiş bir hikaye olacak bittiğinde, hikayenin... Elin çok yatkın, ağırlık vermelisin yazın türüne de edebiyatın.


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 12 Ekim 2010 Salı 13:11:45
masalı uzatmayı düşünmüyorum , ama başka konularla olabilir , seviyorum sürrealist yazıları galiba ,çok teşekkür ederim
-IspartaGülü-
12 Ekim 2010 Salı 09:33:20
güne düşen yazınızı severek okudum harika olmuş efendim kutluyorum güller diyarından selam lar

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 12 Ekim 2010 Salı 13:07:44
sağolunnn efendim
Mustafa Sakarya
12 Ekim 2010 Salı 09:33:05
Edebi dille yazılmış gizemli bir öyküydü. Özlenen tatlar vardı.

Tebrikler güçle kaleme.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 12 Ekim 2010 Salı 13:07:20
çok teşekkürler
Aynur Engindeniz
12 Ekim 2010 Salı 09:23:07
Daha sık okumalıyız sizi...Tebrikler.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 12 Ekim 2010 Salı 13:06:14
çok teşekkürler umarım zaman olursa,sağolun
Yeşim Deren
12 Ekim 2010 Salı 08:14:49
Aysum... kalemine dur durak yok. pırpırın yakışıyor can.

yürekten tebrik ve sevgimle.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 12 Ekim 2010 Salı 13:04:52
yemişim pırpırları *) sevgimle kara kız ,ben de karayım haa :)
mavidünyam5367
12 Ekim 2010 Salı 08:01:29
harika teşekkürler

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 12 Ekim 2010 Salı 13:02:55
ben de teşekkür ederim
Aysel AKSÜMER
12 Ekim 2010 Salı 00:15:24
Güne gelen güzel yazını tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum. Sevgilerimle

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 12 Ekim 2010 Salı 00:16:05
sağolllllllll
Davidoff
12 Ekim 2010 Salı 00:10:26

Sessizce konuşuyor(du) orman ve okyanus .

Yunus Balığı ve Kurt Adam'a sormalı AYSU sahi KONUŞUYOR mudur acaba...!

Mükemmeldi.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 12 Ekim 2010 Salı 00:12:39
kesinlikle konuşuyorlar bundan emin olabilirsin sevgimle
Eser Akpınar
12 Ekim 2010 Salı 00:09:36
Güne düşen yazınızı kutluyorum...Okumamak büyük kayıpmış edebiyat adına...Teşekkür ediyorum..Yüreğinize sağlık...Saygılar..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 12 Ekim 2010 Salı 00:11:56
teşekkür ederim masalımı beğendiğinize, çok saygılar sevgili eser
Emine UYSAL (EMİNE45)
12 Ekim 2010 Salı 00:06:03
Kutlarım sevgili Lacivertiğnedenlik, hakkıyla yazılmıış güzel bir yazı.

Sevgimle...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 12 Ekim 2010 Salı 00:08:23
sevgili emine arkadaşım sizler de güzel yazılar yazıyorsunuz zaman buldukça okumaya çalışıyorum .teşekkür ederim saygımla
ayhansarıkaya
11 Ekim 2010 Pazartesi 20:14:31


Bazıları ıstırabın varlığını güneşi göstererek reddeder
Bense ıstırabı göstererek güneşi reddediyorum. F.Kafka


Estetik özellikte güzel bir yazı.


Tebrikler,Aysu hanım.

Selam ve saygılar.


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 12 Ekim 2010 Salı 00:07:03
teşekkür ederim ayhan bey
sarı yapraklar
11 Ekim 2010 Pazartesi 20:08:47

Sevgili lacivertiğnedenlikim
okyanusumda okudum
orman dinledim
özlemimde...

cana cansın...
sevgimle çok...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 12 Ekim 2010 Salı 00:06:18
sende cansın masal kadın teşekkürlerimle
Mehtap ALTAN
11 Ekim 2010 Pazartesi 15:31:13
yalnızlığın kendisine donanımlı bir bakıştı....

kesinlikle kutladım...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 11 Ekim 2010 Pazartesi 18:09:39
ben de teşekkür ettim lacivert kirpiklerinize sevgimle
Aysel AKSÜMER
11 Ekim 2010 Pazartesi 15:20:06
Ellerin ve yüreğin dert görmesin. Ne kadar güzel bir yazıydı böyle..Büyülendim resmen. Tebrik ederim.Sevgilerimle..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 11 Ekim 2010 Pazartesi 18:08:52
çok teşekkür ederim zarif kadın
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.