Mehmet Akif UÇAR
55 şiiri ve 22 yazısı kayıtlı Takip Et

İsevilik ya da hristiyanlık



İsevilik ya da Hristiyanlık



Bu günkü Filistin özerk bölgesinin Beytüllahim kentinde doğup, İsrail sınırları içindeki Nasıra kasabasında yaşadığı ve daha sonrada bazı din bilginleri tarafından çarmıha gerilerek öldürüldüğü sanılan fakat gerçekte ise Allah katına yükseltilen İsa(as)’ın öğretilerine ve onun temsil ettiği bu dine inanmaya İsevilik ya da Hıristiyanlık denilmektedir.

Allah, İsa(as)’a tıpkı Tevrat gibi bir hidayet kaynağı olan İncil’i vermiştir. Yani İncil de Tevrat gibi mükemmel bir ilahi kitaptır. Zaten bir kitabın, ilahi kitap olup da, mükemmel ve evrensel bir kitap olmaması mümkün değildir. Çünkü o kitapların hakiki sahibi, tüm evrenin sahibi olan Allah’tır. İseviler, İncil ismindeki işte bu kitaba inanır ve onun buyruklarına göre hayatlarını düzenlemeye çalışırlar. İsevilerin, İbadet mekânlarına Kilise, din adamlarına ise Papaz veya Rahip denilmektedir. Kilise onlar için ayrıca mezhepçilik olarak da bilinir. Yani İsevilerin bazı hususlarda ayrıldığı kolların adıdır. Genelce bilinen şekliyle de bu kollar; Katolik Kilisesi, Protestan Kilisesi ve Ortodoks Kilisesi diye üç kısma ayrılır. Ama elbette hepsinin ortak noktası aynıdır. Yani şöyle ki Allah, kesinlikle tek bir ilahtır ve İsa(as), Allah’ın peygamberidir.

Nitekim İsa peygamberin doğumu, kesinlikle Allah’ın eşsiz büyüklüğünün bir mucizesidir. Onun babasız bir çocuk olarak dünyaya geldiği, herkes tarafından kabul edilen bir gerçektir. Normalde bir çocuk hepimizin bildiği şekliyle, anne ve baba sperminden oluşmaktadır. Bu bile devasa bir mucizedir. Ama bunun da ötesinde Allah, tüm insanlara ibret olsun diye İsa(as)’ı Meryem ismindeki bir bakireden meydana getirmiştir. Bu sadece ve sadece Allah’ın yüceliğinin bir kerametidir. Ama insanlar bu mükemmel mucizeyi bile çarpıtmış ve demişlerdir ki;‘İsa(as), hâşâ Allah’ın oğludur’.

Zira Allah insanlara beni hissetsinler ve benim büyüklüğümü anlasınlar diye, bin bir türlü mucizeler gösterirken, insanların yanlışta böylesine ısrar etmelerini, ben sadece o insanların bahtsızlığı olarak algılıyorum. Sorarım size, şu yeryüzünün ve göklerin tek sahibi olduğunu bildiğimiz Allah’ın, hâşâ çocuk edinmek gibi bir eyleme ihtiyacı mı vardır? Sizde biliyorsunuz ki, asla böyle bir olasılık mümkün değildir. Bu durum kesinlikle akla ve mantığa yatmamaktadır. Ama biz yinede herkesin inancına saygı duymakla beraber, hemen akabinde de böyle bir düşüncenin bizce yanlış olduğunu hatırlatıyor ve herkesi mantıklı düşünmeye çağırıyoruz. Şüphesiz ki Allah, tüm insanlığın ilahıdır ve yeryüzündeki herkes onun kuludur.

Şahsım adına ben, İlahi kitaplardan okuduğum ve anladığım kadarıyla İsa(as)’ın, peygamber olduğunu biliyor ve onun peygamberliğini kabul ediyorum. Bunun adı Hıristiyanlıksa evet daha öncede belirttiğim gibi ben bir Hıristiyan’ım. Ama çoğu Hıristiyan’ın kabul ettiği şekliyle, İsa(as)’ın Allah’ın oğlu olduğunu kabul etmiyorum. Ve açıkça belirtiyorum ki düşüncemde özgür olduğum için, böyle bir şeyi kabul etmek şeklinde hiçbir zorunluluğum yoktur.

İlahi kitaplardan ve son peygamber olduğunu bildiğim ve buna inandığım Muhammed(as)’dan öğrendiğim ve onun naklettiği bazı sözlerden anladığım kadarıyla, dünyanın sonu ya da bir diğer ifadeyle kıyametin kopma anına yakın bir zamanda İsa(as), Allah’ın bir mucizesi olarak yeryüzüne tekrar gelecek ve kendisiyle ilgili, insanların kafasında oluşan tüm şüpheleri ortadan kaldıracaktır. Ve aynı peygamber Muhammed(as)’ın bildirdiğine göre, kıyamet alametlerinin çoğu gerçekleşmiş yani belirtilen o zaman dilimi yaklaşmıştır. Rabbimden dileğim İsa(as)’ın yeryüzünü tekrar şereflendirdiği o günü görmek ve onun dava arkadaşlığını yapabilmektir. Ona erişebilen herkesin bilmesi gereken bir şey var ki o da; Allah adına İsa(as)’a yardım etmek ve hiç kimseyi ne Yahudi, ne Hıristiyan, ne de Müslüman diye isimlendirmeden kesinlikle tek hakiki din olan Allah’ın dinine sımsıkı bir şekilde sarılmaya çağırmaktır.

Zira yaşantı şeklinize illaki de bir din ismi koymak ve insanları gruplara ayırmak bence kesinlikle şart değildir. Her insanın yapması gereken tek şey, Allah’a inanmak ve onun esaslarına göre yaşamaya çalışmaktır. Gerçekte ise Allahın istediği din ve hayat şekli kesinlikle budur...

Mehmet Akif UÇAR


Beğen

Mehmet Akif UÇAR
Kayıt Tarihi:30 Mart 2010 Salı 18:11:44

İSEVILIK YA DA HRISTIYANLıK YAZISI'NA YORUM YAP
"İsevilik ya da Hristiyanlık" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Devrani
31 Mart 2010 Çarşamba 10:25:58
İlahi kitaplardan ve son peygamber olduğunu bildiğim ve buna inandığım Muhammed(as)’dan öğrendiğim ve onun naklettiği bazı sözlerden anladığım kadarıyla, dünyanın sonu ya da bir diğer ifadeyle kıyametin kopma anına yakın bir zamanda İsa(as), Allah’ın bir mucizesi olarak yeryüzüne tekrar gelecek ve kendisiyle ilgili, insanların kafasında oluşan tüm şüpheleri ortadan kaldıracaktır. Ve aynı peygamber Muhammed(as)’ın bildirdiğine göre, kıyamet alametlerinin çoğu gerçekleşmiş yani belirtilen o zaman dilimi yaklaşmıştır. Rabbimden dileğim İsa(as)’ın yeryüzünü tekrar şereflendirdiği o günü görmek ve onun dava arkadaşlığını yapabilmektir. Ona erişebilen herkesin bilmesi gereken bir şey var ki o da; Allah adına İsa(as)’a yardım etmek ve hiç kimseyi ne Yahudi, ne Hıristiyan, ne de Müslüman diye isimlendirmeden kesinlikle tek hakiki din olan Allah’ın dinine sımsıkı bir şekilde sarılmaya çağırmaktır.

Zira yaşantı şeklinize illaki de bir din ismi koymak ve insanları gruplara ayırmak bence kesinlikle şart değildir. Her insanın yapması gereken tek şey, Allah’a inanmak ve onun esaslarına göre yaşamaya çalışmaktır. Gerçekte ise Allahın istediği din ve hayat şekli kesinlikle budur...

İçinizden geçtiği gibi samimi bir şekilde dile getirilmiş düşüncelerdi.Yazdıklarınızın ilahiyat uzmanı ilim adamları tarafından tahlil edilmesi gerektiği inancındayım.Zira oldukça iddialı ifadeler var yazınızda.Selam ve dua ile

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.