aysegulguncan
173 şiiri ve 21 yazısı kayıtlı Takip Et

Herşeyime, hiç kimsesinden hiçbir şey ifade etmeyecek, bir kaç şey



Herşeyime, hiç kimsesinden hiçbir şey ifade etmeyecek, bir kaç şey

Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 27.1.2010 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.



"ey kurşun gibi dosdoğru yaşayan
ey denizli mutluluklar işleyen tatil yüzlü kitaplara
ey hafızdan, homerostan cırcırlı akşamlara kalan
söyle ölü bir kız neresinden öpülür
teni cevahir, dudaksız bir kız, adı çat gelin olan"


Oy benim gözlerinde şehla yazgıları öldüren yaban çiçeğim
Oy yüreğimde boynu bükük yalanları solduran biricik gerçeğim

Ben galiba seviyorum seni…

Şimdi her kapayışımda dipsiz bir aşkın gözbebeklerini, hayal siluetinde perdelerime yansıyan film karesine benzer ılık gülüşün. Sen bilmiyorsun ya, ben senin dudağının sağ kıvrımına bin aşkı gömmüşüm. Yüzünü kutsal kitabımın ilk ayetine sürmüşüm de son ayetinde çözmüşüm. Sen bilmiyorsun ya, ben seninle gün be gün dirilirken, yokluğunun varlığıma hakaret ettiği her lahza dirhem dirhem ölmüşüm. Sen hiçbir şey bilmiyorsun ya… Belki de biliyorsun ve anlamak istemiyorsun. Karşında aşktan kalp felci geçirmiş küçük bir kız çocuğuna büründürdüğüm bedenimin amansız kıvranışlarından sadistçe zevk duyuyorsun belki… Dilinin zehrinden suratıma akan her sözcükte an be an eridiğimi görerek tarifsiz bir hazza ulaşıyorsun belki. Tüm inandığı değerleri, uğruna, kendi elleriyle un ufak eylemiş bu kadının gözlerindeki umutsuzluğu kendine galibiyet addediyorsun belki. Bilmiyorum. Bildiğim tek şey, dudaklarımın tenine her değişinde içimde bin yanardağın püskürttüğü ani lav hareketleri ve saçlarında öldürdüğüm masumiyet… Bildiğim tek şey sesinin sesimde kırılan illegal ateşi ve damağımda çağıldayan nefesinin buhuru…

Ah ömrümün yakılmış kasabalardan kendine yurt edindiği mülteci yüzü
Ah son demimin yol ayrımında kulağıma fısıldayan tanrının iki gözü

Ben galiba seviyorum seni…

Söylesene bana kimsin sen? Kaç yaban bedenin artığı, kaç memnu yatağın, tenime bıraktığısın? Ölümü ölesiye defalarca öldürdüğümüz düş yorgunu gecelerde, kaç gözden tereke alıp, getirdiğin ışığın alnıma sızdırdığı yalnızlıksın? Hangi kavganın, ellerimde öldürdüğü düş kırıntısısın? Can diye diye, canıma sardığım an yanılsamalarının, suratıma sürrealist bir ifadeyle yansımasısın. Oy kehribar gözlerine, gözlerimin siyahını sürmeye kıyamadığım… Temize çektiğim pejmürde bir hayatın irisinde parıldayan son iffet rüyası, aşka tövbeli teninin vurgunu bir göçebenin son duasısın…

Kirpiklerinde bir sevdanın cesedini sallandırmışım ibret-i âlem olsun diye belki senden öte yaşamayacağım tüm aşklara… Gururumun başını koymuşum da yüreğindeki giyotine, dememişim bana mısın? Vurulmuşum saçına, gözüne, yürek vasfından bihaber yüreğine de belli etmemişim bir an… Bakmışsın gözlerime öyle umarsız, sesin değmiş sesime öyle kararsız, ruhun dokunmuş ellerime serkeş, yalansız ki dahası acımasız… “ ihanet damarlarımda gezinen zehirli bir dem, aldatırım ölür içinde saygı, sevgi, güven…” demişsin de çıkmış sağ kulağımdan habersiz, sol kulağımdan. Bana inanmak istemediğim gerçekler yerine, yalan cümlelerin büyüsünde uyuttuğun tatlı aşk masalları söylesene… Hatta sus, söyleme hiçbir şey. Aldat, yak, yık, kır, dağıt, parçala… Tüm emir kipiyle yoğrulmuş kırbaçlı cümleleri işkencemin yegâne aleti olarak kulan tenimde… Gitme! Bilmiyor musun ey yabancı, benden önce ya da sonra çekip gittiğinde bir tenden başka bir tene, heybene alamadığın aşk kırıntılarının toplamı kadarım. Tüm götüremediklerinin hüzne bölünmüş yarısı, aşkla çarpılmış hoyrat yanıyım. Kapa gözlerini ve bırak yüreğini buğday sarısı bir tenin üşümüş ellerine. Kar yorgunu bir sessizlikle kutsayayım kirlenmiş ruhunun aşka adanmış yanını ve bırak ki bölük pörçük sevdalara sığınmış bir teni, tanrının ellerinden arakladığı bir masumiyetle bütünleştirerek ömrüne adayayım…

Yar diye diye yarısını yardan attığım yüreğin yaren yakışı
Har diye diye haresine helak ettiğim çorağın Harran bakışı

Ben galiba seviyorum seni…

İntihar ettirir bu kahpe sevdalar. Hiç yoktan ayrılıklar, yarım kalmışlıklar, sahte aşka adanmışlıklar… İpe götürür gözlerinde çağıldayan yankı, levyeyle öldürür tam da sırtından, tüm utanmazlığını soyunduğun an, çırılçıplak teninde kırılmışlıklar. Sen bilmezsin, ötenazi hakkının yasal olmadığı bir ülkede, ölmeye yeminli bir münzevinin hayvani hıçkırıklarını. Ölümü özlemenin anlamını hiç bir vakit bilmezsin sen. Özlememişsindir çünkü. Tenini, tinini ve mahremiyetini ay ışığında infaz edip, küllerini rüzgâra savurmuş bir gerillanın ruh göçü sonrası yasal bir acıyla yeniden ete kemiğe bürünmüş tek örneğisin sen. Nereden bilebilirsin, dini, dili, kimliği ve teninin mahremiyeti arasında dilemmasının yasını tutan bir bedenin içler acısı mersiyesini? Seninle işleyeceği bir günah uğruna, bin sevabı elinin tersiyle iten bir kadının gözyaşlarını hiç içtin mi ki? Bilemezsin sevgilim, bir kez olsun gözbebeklerinde kaybolup sana “sevgilim” diyememenin içimde yarattığı buhran dehlizini… Zormuş sevişmeyi bilmeyen bir adama hissetmeyi öğretmek, bin sevgisiz bedenle sevişmekten; zormuş sen uyurken sırtının büklümlerini izlemek, ben uyurken çehremde dolanan nazarının izlerini düşlemekten ve bilsen sevgilim ne zormuş “en insan yanımla seni seviyorum” diyebilmek, “ en hayvan yanımla seni istiyorum” demekten… Evet, diyemeyeceğim ve kaldı ki sen de okumayacaksın asla bu tümcelerimi. Belki de asırlar boyu, sen bana aşk denen olgunun reddiyesini sunacaksın, ben dıştan seni tasdikleyip, içten içe yalnızca yanacağım…

Yanarım… Havva’yı Âdemden, Âdem’i ferinden ayıran, aşkı cennetten uzak kılan, tanrıyı insandan soğutan günah neyse, onu işlemekle gönüllü tek mükellefim. Bak ellerime. Bir vakit tadını parmaklarıma nakşettiğimin saçlarının gidişinedir bu infial. Oysa sen, gelmemişimsin, yüreğime girmemişim, gözlerinde parıldayan ateşi görmemişimsin. Ondan mı yüreğimde dirilen bu ihtilal? Ah adını sayfalara döksem, yaprakların infilak etmesinden ürktüğüm… Şark masallarımın isimsiz iç çekişi, garp sevişmelerinde tenime terini ortak edenim. Bir daha nasıl anlatabilirim seni böyle bilmiyorum. Bilmek de istemiyorum. Ki sen de biliyorsun adım adım sonumun ufkuna yürüdüğümü. Öksürürken içimden kopanın yapışkan bir irinden fazlalığını, ağzımın kenarından sızanın sadece kırmızı bir damladan ibaret olmadığını sen de biliyorsun. Biliyorsun sen de içten içe, solunaksız sevdaları tükürdüğünü ciğerlerimin ve kan akıttığını içimdeki küçük kız çocuğunun yüreğinin…

Şimdi hayat kadar anlamsız, gözlerin kadar anlamlı da olsa özlemin; yoruldum… Issızlığının bekleme salonunda tükettiğim sigaraların cümlesinden, yokluğunun varlığıma miras eylediği izmaritler kütlesinden ve duygusuz hava sahasının ciğerlerimde yarattığı negatif tepkimeden çok yoruldum. Sevmek ya da sevişmek önermesinde hep ikici şıkkı seçmiş görünmekten, göğsünde uyuttuğun gecelerde bir kez olsun kapayamadığım gözkapaklarımdan çok yoruldum. Bilerek ve isteyerek ve dahi hissederek tenimi sunduğum tek ten olduğunu ifade edememekten, gözlerinde çürüttüğüm öykünmelerin nihayetinde, araladığım dudaklarımdan kulağına akıtamadığım tüm aşk sözcüklerinden ve aramızda Azrail gibi bekleyen tüm menfi vücutların kirli etlerden çok yoruldum.

Biliyorum okumayacaksın. Ama okursan da görmemiş, duymamış ve anlamamışı oynamanı temenni ediyorum. Utanç veriyor öldürdüğüm mantığımın yasını tutmaksızın, aşka olan bu acziyetim. Tanrının düşlerini helak ettiği kaçıncı neferim bilmiyorum ama ben senin için öksüz, ben sensiz ereksiz, ben sensiz yetimim…

Septisizme yer yok amaçsız romantizmimde
Vur utanmadan sevginde şüpheye düşmüş dilime yokluğunun süngüsünü…
Çünkü;

Vallahi sevmişim ben seni…


@aysegulguncan


Beğen

aysegulguncan
Kayıt Tarihi:26 Ocak 2010 Salı 06:53:32

HERŞEYIME, HIÇ KIMSESINDEN HIÇBIR ŞEY IFADE ETMEYECEK, BIR KAÇ ŞEY YAZISI'NA YORUM YAP
"Herşeyime, hiç kimsesinden hiçbir şey ifade etmeyecek, bir kaç şey " başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
YadigarR
28 Ekim 2010 Perşembe 11:50:06
"Septisizme yer yok amaçsız romantizmimde
Vur utanmadan sevginde şüpheye düşmüş dilime yokluğunun süngüsünü"

Elinize, Emeğinize sağlık güzel olmuş ..

Cevap Yaz
KoLeRa
16 Şubat 2010 Salı 20:58:48
okumuyorum yaziyi, diğerini okuduktan sonra dayanamam sanirim, orada bir şey yaziyor o bile yetti sanirim okumama nedenime: Vallahi sevmişim ben seni…

ağlattiniz beni, zaten ağlamaya yer ariyordum.
hicbir tebrik cümlesi yetmez şu an..

Cevap Yaz
siminderya
11 Şubat 2010 Perşembe 00:00:21
Ağladım, ağladım, ağladım... bak şimdi duramıyorum...hangi sözcüğe sığınayım? Sevince böyle sevmeli sevilince böyle sevilmeli insan...

Cevap Yaz
gül peri
28 Ocak 2010 Perşembe 01:10:22

Sevgili arkadaşımı ve seçkiye layık görülen bu anlamlı yazısını candan kutluyorum.
Selam sevgiler.

Cevap Yaz
Aybars KARLIDAĞ
27 Ocak 2010 Çarşamba 23:58:15
Tebrikler sevgili Ayşe,değerli yazarımızı kutlar saygılar sunarım.

Cevap Yaz
Mehtap ALTAN
27 Ocak 2010 Çarşamba 23:51:51
Oy benim gözlerinde şehla yazgıları öldüren yaban çiçeğim
Oy yüreğimde boynu bükük yalanları solduran biricik gerçeğim



Ben galiba seviyorum seni…

çok hoş nazenin sevda sevda kokan dizelerdi...

biraz geç kalsam da kutlarım değerli kalemi...

Cevap Yaz
Ağyar
27 Ocak 2010 Çarşamba 21:40:49
Ula bizim hanım bu yazının bir satırını yazsa bana, bırak yazmayı buradan okusun yeter, herhalde Ağustosta güneşte kalmış dondurma gibi erirdim. Bak ahdım olsun, eğer ki bu müthiş satırların üstüne enişte adayının bir "yamuğu" olursa haberim olsun Allah aşkına, kulaklarını kesmezsem ne olayım.

Anladun oni ;)

Ayşegül dost, tebrikler, selamlar

Cevap Yaz
Emine UYSAL (EMİNE45)
27 Ocak 2010 Çarşamba 20:05:50
Kaleminizi kutlarım sevgili Ayşegül, harika bir yazı.

Tebrikler... Sevgiler yüreğimle...

Cevap Yaz
koloni
27 Ocak 2010 Çarşamba 15:19:50

Bu kalemi kıskanıyorum...Hatırlıyorum Kirli sarı aşk ağrısı adlı şiirini okuduktan sonra aramızın ezelden beri bozuk olduğu sevgilimi aramıştım ve o şiiri ona telefonda okumuştum ağladı sen mi yazdın dedi bana hayır dedim bu şiiri bana yazmış olsaydın sana tekrar aşık olurdum dedi. Kıskanmıştım o şiiri.. Şimdi o şiirden daha yalın ve duygular daha apaçık serilmiş bir yazı 2. defa kıskandım bu kalemi. Dün gece okuduğumda bu yazıyı kendi kendime dedim iyi Ayşegül hocamdan sağlam şiirler gelecek ki bugün girdiğimde bir yenisi eklenmiş. Umarım okur bunu ithafen yazdığınız kişi.
Saygılarımla.

Cevap Yaz
cemrece
27 Ocak 2010 Çarşamba 12:35:56


Vallahi de billahi de ben de sevdim....

Tebrik ve sevgilerimle.

Cevap Yaz
dostaynası
27 Ocak 2010 Çarşamba 10:01:13
Derin manaları ile birlikte sevgilin anlayacağı bir dille yazılmış mükemmel bir yazı. tebrikler ..

Cevap Yaz
Mustafa Sakarya
27 Ocak 2010 Çarşamba 09:43:48
O ne şanslı bir sevgili ki, uğruna böyle muhteşem bir mektup yazılmış.

Sevgili yazar arkadaşımı ve güne layıkıyla düşün bu yazısını tebrik ederim.

Cevap Yaz
Göktürkmen
27 Ocak 2010 Çarşamba 08:07:44
Seçkiyi ve değerli yazarı Ayşegül Güncan öğretmenimi Kutlu/yorum.

Cevap Yaz
Fikret TÜRKER
27 Ocak 2010 Çarşamba 07:31:15
Günün yaısına ve yazarına tebrikler. Yazı, hak ettiği yerde..

Cevap Yaz
birsel yalçın
27 Ocak 2010 Çarşamba 01:27:44
Yar diye diye yarısını yardan attığım yüreğin yaren yakışı
Har diye diye haresine helak ettiğim çorağın Harran bakışı
özgün bir üslup,farkınızın her daim fark yaratması ümidiyle dostçakalın.

Cevap Yaz
direniş
27 Ocak 2010 Çarşamba 01:13:56
nefis bir mektup sevgiliye

tebrikler

saygı ve selamlarımla

Cevap Yaz
gönül kubbesi
27 Ocak 2010 Çarşamba 01:06:10
Vallahi sevmişim ben seni…

sevmek..
çogu zaman karsılıksızlıktır belkide..
belkide ulasılmaz...
acılar doğursada gün be gün...
lakin
karsılık beklemeden sevebilmek ..
sanırım sır burda..
ve
sözde değil özde olmak
başarabilenlere ne mutlu..

kutlarım kaleminizi..
güzel bir yazı okudum..
tebrikler..
yüreğimle...

Cevap Yaz
Sevay
27 Ocak 2010 Çarşamba 00:59:56
Vallahi sevmişim ben seni…

Vallahi bende inandım sevdiğinize, sevgi üzerine yazılmış muhteşem bir yazı, duygu yoğunluğunda hala sersem gibi cümleler beynimde, sanırım bir kaç kez daha okumam gerekecek.

tebrikler, sevgiyle sevgimle...

Cevap Yaz
yakamozdamartılar
26 Ocak 2010 Salı 23:10:09
Muhteşemdi....Tebriklerim kalsın.

10 puanı hakediyor bence

Cevap Yaz
cosari
26 Ocak 2010 Salı 22:49:50
Sevgiyi çok kaleme konu oldu elbette, çok yazıldı çok çizildi. Bu da güzel yazılardan biri olmuş. Tebrikler.

Cevap Yaz
hiPoKoNdRiyAk!
26 Ocak 2010 Salı 22:31:07
235 kere okunmuş ama 3 yorum gerçekten çok şaşırtıcı. Desem ki bunların 100ü öylesine açtı hadi 50sini geç yahu diğerleri sadece 3 yorum mu bırakıldı. Üzüldüm doğrusu böyle güzel bir yazıya bu kadar değer verilmesi...

İlk girer girmez okumaya başladım. Çok güzeldi be abla..
Bazı bölümleri o kadar güzeldi ki izninle arkadaşıma göndermek istiyorum...
Dilerim güne oturur bu yazı..
Hak ediyor çokça..
Öptüm çok :)

Cevap Yaz
Hilmi YAZGI
26 Ocak 2010 Salı 19:47:50
sevginin bu kadar güzel ifadelenmesi her kaleme nasip olmaz
gerçekten muhteşem bir yazı
içtenliği ve duygusallığı bu kadar güzel betimlemelerle bezemek oldukça zordur aslında
ama aşk bu, demek ki yazdırabiliyor.

şiir gibiydi güzel kardeşim
daim olsun dieklerimle....

Cevap Yaz
Ahmet Bektaş
26 Ocak 2010 Salı 09:55:41
"Sen bilmiyorsun ya, ben seninle gün be gün dirilirken, yokluğunun varlığıma hakaret ettiği her lahza dirhem dirhem ölmüşüm. Sen hiçbir şey bilmiyorsun ya… Belki de biliyorsun ve anlamak istemiyorsun. Karşında aşktan kalp felci geçirmiş küçük bir kız çocuğuna büründürdüğüm bedenimin amansız kıvranışlarından sadistçe zevk duyuyorsun belki… Dilinin zehrinden suratıma akan her sözcükte an be an eridiğimi görerek tarifsiz bir hazza ulaşıyorsun belki."

Bunları hangi genç babayiğit genç hanım yazabilir. Helal sana ayşe.
Baştan sona cesaretle örülmüş. Çok başarılısın Ayşecik.

Muhteşem eserlere imza atacaksın.
Cesaret çok önemli.

Tebrik ederim.
Sevgiler.


Cevap Yaz
berFarJeyn
26 Ocak 2010 Salı 08:47:31

Söyle;
Ölü bir kız neresinden öpülür!

"Tenini, tinini ve mahremiyetini ay ışığında infaz edip, küllerini rüzgâra savurmuş bir gerillanın ruh göçü sonrası yasal bir acıyla yeniden ete kemiğe bürünmüş tek örneğisin sen."

Bu çok fazla..




Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.