1
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
254
Okunma
Saatin Unuttuğu Gece
Kasabanın en eski sokağında, yıllardır kimsenin açmadığı bir saatçi dükkânı vardı.
Vitrininde onlarca saat dururdu. Kimi durmuş, kimi geride kalmış, kimi de hiç yaşanmamış bir zamanı gösterirdi.
Fakat dükkânın en tuhaf tarafı, bütün saatlerin aynı anda gece on ikiyi göstermesiydi.
Kasabalılar buna alışmıştı.
Çocuklar önünden geçerken koşar, yaşlılar başlarını çevirip bakmadan yürür, gençler ise dükkânın camına yansıyan kendi yüzlerinden ürkerdi.
Bir gece, yağmur altında yürüyen bir adam durdu dükkânın önünde.
Adını kimse bilmiyordu.
Üzerinde eski bir palto, elinde küçük bir valiz vardı.
Cebinden sararmış bir kâğıt çıkardı.
Kâğıtta yalnızca bir cümle yazıyordu:
“Saat on ikiyi gösterdiğinde, unutulan şey geri dönecek.”
Adam başını kaldırdı.
Dükkânın içerisinden bir saat sesi geldi.
Tık.
Sonra bir tane daha.
Tak.
Oysa bütün saatler yıllardır durmuştu.
Kapının koluna uzandı.
Kapı, sanki onu bekliyormuş gibi açıldı.
İçeride kimse yoktu.
Yalnızca tezgâhın üzerinde bir çay bardağı duruyordu.
Çay hâlâ sıcaktı.
Adam bardağa dokundu.
Ve o anda arka taraftan bir kadın sesi duyuldu:
— Geç kaldın.
Adam dondu.
— Beni bekliyor muydun?
Sessizlik.
Sonra kadın:
— Seni değil…
Bir saat daha çalışmaya başladı.
Tak.
— …verdiğin sözü bekliyordum.
Adam gözlerini kapattı.
Sanki yıllardır kaçtığı bir kapının önüne sonunda gelmişti.
— Hangi söz?
Kadın cevap vermedi.
Tezgâhın üzerindeki küçük çekmece kendiliğinden açıldı.
İçinden bir mektup çıktı.
Adam mektubu aldı.
Kâğıdın üzerinde kendi el yazısını gördü.
Ama mektubu hiç hatırlamıyordu.
İlk satırı okudu:
“Eğer bunu okuyorsan, beni unutmayı başardığını sanıyorsun.”
Adamın eli titredi.
İkinci satır:
“Oysa bazı insanlar unutulmaz. Sadece başka bir zamana saklanır.”
Dışarıda yağmur hızlandı.
Dükkândaki bütün saatler birden çalışmaya başladı.
Tak… tak… tak…
Kadın yeniden konuştu:
— Şimdi söyle.
Adam başını kaldırdı.
— Neyi?
— O gece neden gitmiştin?
Adam cevap veremedi.
Çünkü o geceyi hatırlamıyordu.
Hatırlaması gereken her şey silinmişti.
Yalnızca bir görüntü kalmıştı zihninde:
Ay ışığında uzanan bir yol…
Yolun sonunda bekleyen biri…
Ve kendisinin arkasına bakmadan yürüyüşü.
Sonra kadın fısıldadı:
— Bazı vedalar insanın hafızasından değil, vicdanından silinir.
Adam birden anladı.
Bu dükkân saat satmıyordu.
Zaman saklıyordu.
Ve bazı insanların zamanı, yaşadıkları yerde değil…
bir başkasının kalbinde duruyordu.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.