Şairlerin yalan söylemek için ehliyetleri vardır. plıny
İbrahim Halil MANTIOĞLU
İbrahim Halil MANTIOĞLU

PARADİGMA GELENEĞİ

Yorum

PARADİGMA GELENEĞİ

1

Yorum

3

Beğeni

0,0

Puan

251

Okunma

PARADİGMA GELENEĞİ

Kavurucu yaz güneşinin ormanın üzerinden yavaşça çekildiği, yaprakların hışırtısıyla sessizliğin korunduğu bir ikindi vaktiydi... Ulu ormanın saltanat tahtında oturan aslan, o gün kendini her zamankinden farklı hissediyordu... Şiddetli bir rüzgârın gece boyu hırpaladığı boğazı tutulmuş, heybetli kükreyişi derin bir hırıltıya ve fısıltıya dönüşmüştü...

Kral, bu aciz durumu tebaasından saklamak zorundaydı... Zira ormanda otorite, zayıflığı asla affetmezdi... Derhal ormanın kuytu köşelerinde çevresini topladı ve kısık, çatallı sesiyle ferman buyurdu:

"Boğazım şifa bulana dek bana gür sedalı bir yoldaş lazım... Ben ormandakileri huzuruma davet etmek için yalnızca ağzımı kıpırdatacağım; arkamda durup benim adımlara ses verecek, irademi gürleyerek yansıtacak biri..."

Çeşitli iddialarla öne atılanlar arasından en gürültülüsü, en yüksek perdeden bağıranı seçildi... Hükümdar, kusursuz görünmek adına özünü bir kenara bırakmış, gürültüyü sadakate tercih etmişti...

Ertesi gün, ulu çınarın gölgesinde tüm orman halkı huzura çağrıldı... Aslan tahtına kuruldu, ciddiyetle ağzını açıp kapattı; arka planda ise seçilen o ses, tüm vadiyi inleten bağrışlarla buyrukları savuruyordu...

Kalabalığın en ön safını izleyen dişi aslanın henüz hayatın sırlarına yabancı küçük yavrusu, annesinin bütünüyle kavrayamadığı bu garip manzaraya anlam veremedi... Merakla annesinin tüylerine sığınarak sordu:

"Anneciğim, babam neden anırıyor?"

Ana aslan, evladının başını şefkatle okşayarak acı bir tebessümle yanıtladı:
"Evladım, baban anırmıyor; yalnızca boğazı rahatsız... Ormanı idare edebilmesi, bu kalabalığa söz geçirebilmesi için bir ses dublörüne ihtiyacı vardı... Görmüyor musun, arkasında duran o eşektir..."

Yavru aslanın zihnindeki sorular henüz dinmemişti:
"Peki anne, babam neden onca varlık içinden gidip bir eşeği seçti?"

Ana aslan, ormanın asırlardır değişmeyen, taşa kazınmış kanununu fısıldadı:
"Çünkü ormanın kanunu böyledir yavrucuğum... Fikre, akla ve hikmete değil; yalnızca sesi en çok çıkana, en gür bağırana itaat edilir..."

Sükûnetin ve derin düşüncenin kadrini bilmeyen ilkel toplumlar, hakikati aramak yerine her daim en yüksek perdeden bağıran, en çok şov yapan liderlerin gölgesinde yönetilmeye mahkûm kalır...

Orada fikirler; gürültünün ve gösterişin gürültülü dalgaları arasında her zaman ikinci, üçüncü, hatta unutturulmuş dördüncü planda yer bulur...

_/’ İbrahim Halil MANTIOĞLU ’\_

Paylaş:
3 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Paradigma geleneği Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Paradigma geleneği yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
PARADİGMA GELENEĞİ yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
andelip
andelip, @andelip
9.8.2026 19:47:19

Günümüz insanının ve toplumun paradigmasını ne güzel ifade etmişsiniz kıymetli dost..
Bir toplumda insanlar hakikate, akla, liyakate ve hikmete göre değil;
en çok bağırana, en fazla gösteriş yapana ve gücü en yüksek görünene itaat etmeye başladığında, yönetim ve düşünce düzeni bozulur maalesef..

Yazınızda geçen temsili hikayeciğin aslı çudur kanaatimce..
Metindeki aslan, otoriteyi ve liderliği temsil ederken;
Eşek, düşünceden ve liyakatten yoksun fakat sesi yüksek olan dalkavukları ve propagandacıları;
yavru aslan ise henüz bu düzenin çarpıklığına alışmamış saf aklı temsil ediyor.

Buradaki en önemli paradoks şudur:

Aslan gerçekten kükreyemediği için eşeğin anırmasını kendi sesiymiş gibi kullanıyor.

Yani iktidar, kendi zayıflığını gizlemek için gürültüyü bir araç olarak kullanıyor. Eşek de yüksek sesi sayesinde bir tür iktidarın aparatı hâline geliyor.

Metnin sonunda ise fablın asıl toplumsal mesajı geliyor:

“Fikre, akla ve hikmete değil; yalnızca sesi en çok çıkana, en gür bağırana itaat edilir.”
Harikaydı tebrik ediyorum..
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL