0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
1497
Okunma
ÖZGELİŞİM VE SEVGİYLE ELEŞTİRMEK
Sevgili Özgelişim Yolcusu dostum,
Sen artık benim dert ortağım değil de, insanları geliştirmek için içimi döktüğüm ve insanların bu mektupları okuyunca gelişeceğini ve en azından bu yolda bir adım atacaklarını düşündüğüm, umut ettiğim bir arkadaşım, dostumsun Sana mektup yazmak, bundan dolayı, benim için adeta terapi ve öğrenme ile öğretme aracı oluyor.Sana yazarken bilgilerimi tazelemek, bunun sonucu da aklıma yeni düşünceler geldiğinde hemen bu mektupla paylaştığım bir mektup arkadaşım da sayılabilirsin. İnternetin olmadığı 45 yıl önce mektupl arkadaşlarımızda vardı ngerçi. Bunlardan bazıları ile halen görüşüyoruz da. Kulakları çınlasın mektup arkadaşlarımın.
Sevgili Özgelişim Yolcusu dostum,
Eleştiri sevimsizdir. Genelde iyi niyetle de yapılıyor olsa da eleştiren insan sevilmez. Bende genelde eleştrirmeyi sevdiğim için ama bunu iyi niyetle yaptığımdan muhatabımız anlamazsa onları kötülemek, karalamak veya değersizleştirmek olarak algılanabiliyor. Bu yüzden son zamanlarda eleştireyi azalttığım da söylenebilir. Daha çok bu mektuplardaki gibi fikirlerimi söyleyerek yetinmek daha mantıklı geliyor.
Sevgili dostum,
İnsanlar genelde kendilerinden daha mantıklı ve güzel düşünceler üretenlerin bu güzel düşüncelerini hayata geçirmesi için çaba harcayacak yerde, düşünceler kendilerinden çıkmadığı için kıskanan insanlar muhatabına genelde “sus” veya “sesini çıkarma “derler. Biz sussak ve sesimizi çıkarmadığımızda hangi sorun çzöülecek sence ? Tembellerin daha çok olduğu, hakikatlerin üzerinin suskunluklarla örtüldüğü, vaadlerin çok ama tutulmadığı bu çağda, güçlünün daha çok güçleneceği, haklının ve doğrunun daha çok zayıflayacağı dünyaya doğru gitmeyecek miyiz ?
Sevgili özgelişim yolcusu dostum,
Gerçek manada, iyi niyetle ve sevgi ile yapılan eleştirilerin ve üretilen çözümlerin az da olsa işe yaradığına inandığım bu zamanda eleştirilerimizi, insanlar yalnızken, sevgi ile tüm samimi duygularımızla, bunu da vücut dilimizi azami kullanarak le yaparsak işe yaradığını söyleyebilirim. Bu mektubu da zaten bundan dolayı yazıyorum sana.
Sevgili Özgelişim Yolcusu dostum,
Mahalle eczanemizin kapısında kocaman “ En iyi ilaç sevgidir” yazar. Eczacımızda buna inanan insan olarak her zaman bizi sevgi ve güleryüzle karşılayarak işlerimizi en kısa zamanda yapar ve güler yüzle yolcu eder. Çalışanlarının aynı şeyi yaptığını söylemek güç ama eczacımızın ve yakından tanıdığım ailesinin bu güzel tavrından dolayı hep oradan ilaç alır ve bu tavrının ilaç gibi geldiğine inanırım. Tüm gerçek sevgilerin de bu gücü ve iyileşmeyi verdiğine inanırım ve asık suratlı insanlardan uzak kalmaya bakarım. Eczaneden ayrılırken yanımda biri varsa bu yazıyı gösteririm. Onlarda başı ile onaylar.
Sevgili dostum, Özgelişim Yolcusu dostum,
Son zamanlarda “sus” işareti yapan ve “kimseye karışma” diyenlerin sayısı toplumda azalmadı ama benim çevremde azaldı gibi. “Ne kadar az insan o kadar huzur” sözüne inanırım. Gerçi bu da doğru değil ama bizi dinlemek istemeyen, anlamamakta ısrar eden, hep aynı şeyleri tekrar tekrar konuşan insanlar ile beraber olmaktansa çay keyfi yapmak, temiz havada tefekkür etmek, sağlık ve şükür için yürümek, sanırım hem bize, hem de insanları gereksiz söz ve davranışlardan alıkoyduğumuz için onlara fayda sağlıyor. Onlar çoğu zaman bu tavrımızı” kibir”, “kendini beğenmişlik” olarak algılasa da aslında onlara fayda. Dedim ya muhatabımızın ne olarak algıladığından çok bizim niyetimiz önemli. Faydalı olamayacaksak bari gereksiz söz ve davranışlardan da uzak olarak onlara böyle faydamız olsun. Biraz bile olsa onları gereksiz söz ve davranışlardan alıkoyarak özgelişimlerine bir anlık da olsa katkı sağladığımızı söyleyebilirim. Bu açıdan, böyle bir pencereden de bakalım .
Sevgili dostum Özgelişim Yolcusu Kardeşim,
Hiç eleştirmeyelim mi insanları ?
Olur mu canım? Gerçek seven eleştirir. Bize ikramda bulunan, sevgi ile karşılayan, sevgi ile ziyaret eden, sevgi ile davet eden sevgi ile gözümüze bakarak can kulağı ile dinleyen, anlayan inanlara da aynı sevgi ile yol göstermek, doğruları anlatmak hem farz hem sünnet değil mi ? İnsani açıdan da görev değil mi ? Ama bu samimiyeti gösteren dost bulmak da kolay değil günümüzde. İşte bende okuyacak göz bulunca bu mektubu yazıyorum.İyi ki varsın iyi ki dostumsun, iyi ki özgelişim var. İyi ki sen özgelişim neferisin. İyi ki kötülüğe karşı iyilik var. Hep böyle kal. Hep böyle kalma yok hep geliş, özgelişimini artır, farkındalığın artsın, bilincin artsın, sevgin ve bilgin her an, devamlı çoğalarak çağıldayarak artsın. “İki günü denk olan ziyandadır” dememiş miydi Efendimiz (sav)
Sevgili dostum ,Özgelişim neferi ,
İnsanların mevki makam sahiplerini ziyaret ederek, bunu fotoğraflayarak sosyal medya hesaplarından paylaştığı günümüzde, gösterişten, şovdan uzak içten ve samimi olarak beni sevdiğini gözlerinle, kalbinin sesi ile gösteren sana bu içten mektubu yazmayacağım da kime yazacağım “özgelişim neferi” dostum? Eleştiri de sevgi ile olursa ziyarette gerçekten hissedilen sevgi ile olursa değer kazanır. Ben de bu mektubu yazarak seni sevgi ile ziyaret etmiş olmuyor muyum? Sen okurken bunu hissetmiyor musun ? Hisetmemek mümkün mü değil mi ?
Sevgili Özgelişim Yolcusu dostum,
Demem o ki, insan dostunun kendini gerçekten sevdiğini sinesinde hissederse, o dostunun eleştirisinin kendini incitmeyeceğini, “ el elden üstündür” atasözünü göz önüne alarak “aklı akıldan üstündür” diye anlayarak dostunun eleştirisini yol gösterme olarak görür. O eleştiriyi dikkate alıp da, hatalarında ısrar etmediğinde özgelişimine çok katkı sağlayacağını, bilinç ve farkındalığını artıracağına inanarak eleştiriyi, en değerli hazine , en güzel öneri olarak kabul ederek gelişmeye bakar. Bu da Özgelişimine tac takar. Gelişimi hızlanır bence. Ya sence olmaz mı bu gelişim ?
Sevgili Özgelişim Yolcusu dostum,
“Sevgi ve bilgi” çok güçlü iki duygu. Bu duygu ve güç bir araya gelince iki etmez üç etmez. Bence bir hazine eder ölçülemeyen. Ama sevgi de samimi olacak, bilgi de bizi hayata bağlayan gerçek bilgi olacak, faydalı bilgi olacak. Yoksa boş bilgi fayda değil zarar verir. Sokakta, boş insanın ağzından çıkan bilgi gibi ... Kimi dinleyeceğimizi kimi seveceğimizi o yüzden çok iyi bilelim.
Sevgili Özgelişim Yolcusu dostum,
Hayat akıp giderken, biz sevgi ve bilgimizi artıracak ortamlara, insanlara koşalım. Bilgi ve sevginin aslında nerede olduğu bellli. Ama gönül gözün ve manevi beynin kör ise göremez, gönül kulağın sağırsa duyamazsın. En yakınında bile olsa bilgi ve sevgi de. Toplum aslında gönül gözü kör olan büyük çoğunlukla dolu. Saramago’nun “Körlük” romanındaki gibi manevi körlük bir salgın olmuş farkında değil toplum. O ne güzel romandı değil mi ? Keşke tüm insanlık okusa. Boşuna Nobel almamış yazar bu kitabı ile...Bu kitabı en kısa zamanda yeniden okuyacağım sen de yeniden okumalısın.
Sevgi ile kal, bilgi ile kal ama hakikisini bularak onları al.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.