1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
286
Okunma
Asfalt, sıcağı göğe geri savururken serin bir mekana sığındım.
Reçine kokusuna karışan Dove sei, dove mai şarkisı çaldıkça
Her nakaratında kulağım, ilgili kişiye meşgul sinyali veriyordu sanki.
Öğleden sonra bir türlü geçmiyor, saatler çift dikiş ilerliyordu..
Akşam serinliği şehrin üstüne serilirken gün batımı usulca suya iniyordu.
Adaların kum pırlanta gibi ışıtılari bir bir sönerken
Renklerin en derin yeşilini çekip.gözlerime
Ressamlar gibi baktim ufka
Gece yarisindan sonra , göz yasartan.bomba etkii bir cumle gibi duruyordu yağmur..
Bulutlarin dudaginda
...
Asırlık çamlar, rüzgarı değil, zamanı taşıyordu omuzlarında...
kadehimde birkaç yıldız ile
Sabaha ilerlerken karaya çıkti yakamozlar...
Günün, gecenin ve insanın sert yanlarını usulca törpüleyen...
Taşların yumuşadığı mevsim
Sanki dünya, kendini anlatmayı bırakmış da yalnızca görünmeyi seçmişti...
Bakışlarımda asırlık çamların vakarıyla,
Gece tablosunu yarım birakmış ressamlar gibi kalktim
Seyrimden
..
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.