Denk olmayan birleşmelerin en kötüsü gönüllerinkidir. chamort
Rabia Asya Öztürk
Rabia Asya Öztürk

YILLAR SONRA GELEN SES

Yorum

YILLAR SONRA GELEN SES

( 6 kişi )

3

Yorum

12

Beğeni

5,0

Puan

354

Okunma

YILLAR SONRA GELEN SES

Acı ama gerçek bir aşk hikâyesinin acı sonu...
Kader onları birbirine yazmamıştı.
Ama her gece kadın gökyüzüne baktığında onu düşünüyor. Yarım kalmış bir aşk var...
Aynı karede bir resimleri bile yok.
Bazı vedalar, ölümün diğer adı olur. Çünkü insan bazen sevdiğini toprağa değil, sessizliğe gömer. Geriye ise her gece gökyüzüne bakıp hiç gerçekleşmeyecek bir kavuşmanın acısını yaşamak kalır.


Bölüm 1.

Bazı hikâyeler bir bakışla başlar, bir sessizlikle biter.

Bu, Bahar ile Özgür’ün hikâyesiydi.

İlk zamanlar her şey çok güzeldi. Birbirini yeni tanıyan iki insanın heyecanı vardı üzerlerinde. Konuştukça yakınlaşıyor, paylaştıkları her cümlede birbirlerine biraz daha bağlanıyorlardı. Bahar, Özgür’ü bütün kalbiyle seviyordu. O da Özgür’ün kendisini sevdiğine inanıyordu. Bazen sevgiyi anlatmak için büyük sözlere gerek kalmazdı; bir ses tonu, kısa bir mesaj ya da beklenmedik bir "İyi ki varsın." her şeyi anlatmaya yeterdi.
Gün içinde defalarca konuşuyor, gece olunca telefonu kapatmaya kıyamıyorlardı. Saatlerce konuşuyor, sözler tükense bile hattı kapatmıyorlardı. Aynı sessizliği paylaşıyor, birbirlerinin nefesini dinleyerek uykuya dalıyorlardı. Gündüz konuştukları yetmiyor, geceyi de birlikte geçiriyorlardı. O günlerde dünya sanki yalnızca ikisinden ibaretti.
Sonra bir gece...
Her şey değişti.
Daha düne kadar sevgisi sesine sığan Özgür, bir anda yabancı biri gibi davranmaya başladı. Sesindeki sıcaklık çekilmiş, cümleleri kısalmış, suskunluğu uzamıştı.
Bahar ne olduğunu anlayamadı.
Birkaç saat içinde değişen Özgür müydü, yoksa birlikte kurdukları hikâye miydi?
O geceden sonra zaman geçmedi; sadece takvim yaprakları eksildi.
Aylarca konuşmadılar. Aynı gökyüzünün altında iki yabancı gibi yaşadılar. Bahar sustu, bekledi, ağladı. Özür diledi, kendini anlattı, sitem etti. Her gece aynı soruyu sordu:
"Neyi eksik yaptım?"
Ama her sorunun karşısında yalnızca sessizlik vardı.
Bir gün daha fazla dayanamadı ve Özgür’ü aradı. Sesi titriyordu.
"Değdi mi?" diye sordu. "Yazık oldu bize... Ben bunu hak etmedim."
İçinde biriken ne varsa anlattı. Özgür’ün ona yaptıklarını, onu nasıl kırdığını, nasıl ağlattığını tek tek söyledi. Telefon kapandığında gözleri şişmiş, kalbi paramparça olmuştu. Fakat telefon kapandıktan sonra Bahar’ın zihninde tek bir soru dönüp duruyordu: Ona böyle nasıl veda edebilmişti?
Yazdıklarına saatler sonra bakarak...
Aradığında telefonlarını meşgule atarak...
Konuşmalarını her geçen gün biraz daha kısaltarak...
Uyumadığı hâlde "Uyuyacağım," diyerek...
"Seni seviyorum," dediğinde sessiz kalarak...
Özledim," dediğinde yalnızca "Görüşürüz," demekle yetinerek...
Bir günden bir güne onun için hiçbir şey yapmayarak...
Bir kez olsun hâlini sormayarak...
Yorgun gönlüne omuz vermeyerek...
Sevgiyi hep ona taşıtarak...
;Günler geçtikçe sesini ondan esirgeyerek, birlikte kurdukları hayalleri sessizce bir köşeye bırakarak, gözlerinde büyüttüğü yarınları karanlığa gömerek uzaklaştı.
Ne bir kavga etti...
Ne de "Artık bitti," dedi.
Sadece sustu. Sustukça aralarına görünmez duvarlar ördü.
O gün anlaşıldı ki insanı en çok yaralayan, edilen bir veda değil; hiç edilmemiş bir vedanın içinde yaşamaya mahkûm olmaktı.

Bölüm 2.

Yıllar Sonra Gelen Ses


Aradan aylar geçti.
Hayat devam ediyor gibi görünüyordu ama Bahar’ın içinde zaman durmuştu. Günler birbirini kovalıyor, mevsimler değişiyor, insanlar gülüyor, hayat kaldığı yerden akıyordu. Fakat onun içinde eksik kalan bir cümle, yarım kalan bir veda yaşıyordu.
Sonra bir gün telefonu çaldı. Ekranda Özgür’ün adını görünce zaman durdu. Titreyen elleriyle telefonu açtı. Önce hâl hatır sordular. İşten, güçten konuştular. Sanki aralarında hiçbir şey yaşanmamış gibi, iki yabancı insanın kurduğu sıradan cümlelerdi bunlar. Bahar’ın "Nasılsın?" sorusuna, Özgür sadece "Şükür, iyiyim," diyerek karşılık verdi.
Sonra Bahar o ağır sessizliği bozdu:
"Hayat nasıl gidiyor?" diye sordu.
Özgür, Bahar’ın ömrünü ikiye bölen, bütün yarınlarını elinden alan o rahat cümleyi kurdu:
"Geçenlerde hayatıma birini aldım."
O an dünya sustu. Bahar sustu.
Keskin bir nişancının kurşunu, tam isabetle saplandı sol yanına. Bütün kemikleri kırılırcasına, göğüs kafesi daraldı. Sol yanı, o an alev alev yanan acı bir volkanın içine düşmüşçesine kavruldu; her yeri, bütün anıları, bütün yarınları aynı ateşle yandı. Nefesi daraldı, boğazı düğümlendi. Gözleri gökyüzüne çevrildi; yaşları usul usul yanaklarından süzüldü.
Onu onsuzluğa mahkum etti oysa Bahar onu evi bildi, ilk defa birine böyle sorgusuz hesapsız güvendi ve onunla ebedi hayal kurdu. İçtiği su, soluduğu hava hep onunlaydı; aynı evin içinde ne umutlar ne hayaller kurmuştu... Bir gün kavuşurlar sandı, aynı ekmeği bölüşür, derdine ortak, yoluna yoldaş olurdu. Olmadı; hevesini, hayalini kursağında bıraktı. Ve sessiz sessiz canının yanmasından anlıyordu ki, Bahar onu deli gibi sevmişti. Bu sevda için çok çırpındı, mücadele etti, savaştı, her şeyi göze aldı ama Özgür onun için savaşmadı; her gün biraz biraz sessizce gitti ondan...
Özgür sesindeki kırgınlığı hissetmiş olmalıydı.
"Ağlıyor musun?" diye sordu.
Bahar, içinde kopan feryadı yutkunarak sakladı. "Hayır... Neden ağlayayım ki?" dedi. Oysa söylediği her kelime, yüreğinde yeniden açılan bir yaranın üstüne düşüyordu.
Sonra Özgür usulca, "Hani Ferdi Tayfur’un ’Engeller Var’ şarkısı var ya..." dedi. "İşte öyle... Sanki biz imkansızız Bahar. Aramızdaki engeller asla aşılmayacak, biz asla kavuşamayacağız. Biz imkansızız..."
İşte o an, Bahar’ın içinde yıllardır sönmeyen ateş yeniden harlandı. Özgür kendi gidişine kader süsü veriyor, aralarına ördüğü o görünmez duvarları engellerin arkasına gizleyerek sorumluluktan kaçıyordu. Kalemi bile onunla birlikte ağladı o gün. Mürekkep değil, hasret aktı satırlarına.
Sevmişti işte... Belki Özgür de onu sevmişti. Belki gerçekten sevmişti. Kim bilir... Belki de birbirlerini çok sevmişlerdi. Ama kader, aynı gökyüzünün altında aynı mutluluğu onlara çok görmüştü.
Bahar son gücünü topladı. "Mutlu ol," dedi.
Özgür, "Teşekkür ederim," dedi.
"Görüşürüz," dedi Bahar.
Telefonu kapatacaktı ama Özgür konuşmayı biraz daha uzattı. Bahar ise sadece sustu. Çünkü konuşsaydı sesi değil, paramparça olmuş yüreği konuşacaktı.

Bölüm 3.

Derin Kırgınlık ve Sonsuz Sessizlik
Telefon kapandı. Odada derin bir sessizlik kaldı.
Ama Bahar’ın içi sessiz değildi; içindeki çığlık gökyüzünü yırtacak kadar büyümüştü. Yine de o çığlık dudaklarından çıkmadı, yalnızca yüreğinin en derin yerine gömüldü. Pencereye yürüdü. Gökyüzüne uzun uzun baktı. Belki yıldızlar acısını duyar diye... Belki rüzgâr gözyaşlarını ondan saklar diye...
O gün anlaşıldı ki insan, ayrıldığı gün değil; sevdiği insanın artık başka bir hayata tutunduğunu öğrendiği gün gerçekten yıkılıyormuş.
Kalemini eline aldı. Kalem de onunla sustu, kalem de onunla ağladı. Ve Bahar... Yıllar sonra duyduğu tek bir sesin, yıllardır dinmeyen acısını yeniden uyandırdığını öğrendi. Bazı ayrılıklar vedayla başlamazmış. Bazen bir ömrü yalnızca dört kelime değiştirirmiş: "Hayatıma birini aldım."
İşte o gün, Bahar’ın içinde Özgür’ü bekleyen son umut da sessizce gözlerini kapattı. Gökyüzünde yıldızlar yine parlıyordu, hayat yine devam ediyordu. O gün, Bahar için unutulmayacak bir tarih oldu.
Geceler artık eskisi gibi değildi. Bitmek bilmeyen bir karanlığın içinde sabahı bekliyordu. Bazen kendi kendine, "Bu gece hiç bitecek mi?" diye soruyordu. Geceler uzuyor, zaman durmuş gibi akmıyordu. Yaşadığı her an gözlerinin önünden defalarca geçiyordu. Birlikte kurdukları hayaller, edilen sözler, yarım kalan cümleler...
Düşündükçe içindeki acı daha da büyüyordu. Bazen aklını kaçıracak gibi hissediyor, gözyaşlarını tutamıyordu. Külleri rüzgâr misali savrulmuş, bir zamanlar birlikte kurdukları hayaller sonsuza kadar sessizliğe karışmıştı.
Onu sevdiği kadar ona kırgındı. "Keşke sevmeseydim," diyemiyordu. Diyemiyordu; çünkü insan gerçekten sevdiği birini kalbinden kolayca silemiyordu. Hâlâ onu seviyordu. Belki de en büyük acısı bu, kırgın olduğu insana bile sevgisini kaybettirememekti. İçinde ona ait kalan güzel anıları yok sayamıyordu.
Ama artık biliyordu... Onlar sonsuza dek birbirlerini kaybettiler.
Bazı insanlar kalpte kalır ama hayatta yan yana gelemez. Belki de onların hikâyesi buydu.
Onunla Bahar, bir kahve kokusunda buluşup göz göze gelemediler. Bir bankta yan yana oturup, dünyanın telâşından uzak, saçma sapan konuşup o zamanı durduramadılar. Birlikte bir şarkıyı mırıldanmadılar, bir sokakta el ele gezmediler. Onlar birlikte yaşlanmayı değil, yan yana sıradan bir dakikayı bile geçiremediler.
Sevmek vardı...
Özlemek vardı...
Beklemek vardı...
Kırılmak vardı...
Ama kavuşmak yoktu.
Ve Bahar o gün anladı ki bazen bir insanı kaybetmek, onu sevmeyi bırakmakla olmaz. Yaraları kabuk bağlayacak, yüzüne yeniden bir gülümseme yerleşecekti belki. Ama yarım kalan sevdası, yüreğinin en derin yerinde sessizce kanamaya devam edecekti. Çünkü bazı aşklar unutulmaz. Sadece insan, onlarla yaşamayı öğrenir.
Ve geriye...
Yarım kalan bir sevdanın sessizliği kaldı...

Rabia Asya Öztürk

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (6)

5.0

100% (6)

Yıllar sonra gelen ses Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Yıllar sonra gelen ses yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
YILLAR SONRA GELEN SES yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Tamer Karakaş
Tamer Karakaş, @canim-benim
13.7.2026 21:27:05
5 puan verdi
"Bazı insanlar kalpte kalır ama hayatta yan yana gelemez..." Hikayenin her bir satırı kalbimin en derin yerine dokundu. Kaleminiz o kadar naif, o kadar sahici ki; Bahar’ın içindeki o sessiz çığlığı, göğüs kafesinin daralışını adeta ben de hissettim. Yarım kalmış bir sevdanın burukluğunu, kaderin arkasına saklanan bir vedasızlığı bu kadar güçlü kelimelerle anlatmak tam bir ustalık işi olmuş. Altına eklediğiniz o güzel türküyle birlikte okumak duygu yoğunluğunu katbekat artırdı. Yüreğinize, kaleminize sağlık Rabia hanım. Daim olsun.
mesakin
mesakin, @mesakin
12.7.2026 18:18:58
5 puan verdi
Güzel anlamlı bir çalışma okudum tebrik ederim başarılarınızın devamını dilerim selâm ve saygılarımla
HüznünŞairi
HüznünŞairi, @huznunsairi
12.7.2026 18:06:23
5 puan verdi

Yüreğinize sağlık hocam, içinde buruk bir yaşanmışlık ifade eden bir yazı okudum.Kaleminiz kavi duygunuz daim olsun.Selam ve saygılarımla.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL