2
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
204
Okunma
Tarih eğitimi, milletlerin ortak hafızasını oluştur en temel alanlardan biridir. Öğretim programlarında kullanılan kavramlar yalnız bir isimlendirme değil, aynı zamanda tarihi olayların anlamını, kapsamını ve toplumsal hafızadaki yerini belirleyen temel unsurlardır. Türk Tarihi yazımında yerleşmiş olan Kurtuluş Savaşı (İstiklal Savaşı) kavramı, Türk Milletinin işgale karşı verdiği bağımsızlık mücadelesini ifade eden tarihi ve bilimsel bir terimdir. Bu kavramın eğitim ve öğretim programlarından ki adını değiştirmek ya da tamamen kaldırmak a) Tarih eğitiminin amacını b) Milli hafızanın korunmasını c) Bilimsel objektif tarih anlayışının ortadan kalkmamasına neden olur.
Bir milletin geleceği, geçmişini doğru öğrenmesine bağlıdır. Türk Milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin geleceği de bu tarihi doğru öğrenmeye bağlıdır. Tarih dersinin amacı günlük siyasal ve politik tercihlere göre yeniden biçimlendirme değil, tarihi olayları belge, kaynak, tanık ve bilimsel yöntemler ışığında öğrencilere aktarmakta yatar. Bu nedenle öğretim programlarında kullanılan kavramların tarih yazında yerleşmiş olan ve bilim dünyasında kabul görmüş olan ve tarihi gerçekliği yansıtan ifadeler olması önem taşımaktadır.
"Kurtuluş Savaşı" kavramı, sadece askeri savaşları değil, Türk Milleti Egemenliğinin doğuşunu, özgürlük ve bağımsızlık iradesini ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinin ifade eden tarihi bir bütünlüğü temsil etmektedir.
Kurtuluş Savaşı’nın Tarihi niteliği
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı Devleti siyasi ve askeri bakımdan büyük ölçüde dağılmış, Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında Anadolu ve Trakya’nın çeşitli bölgeleri İngiltere, İtalya, Fransa ve Yunanistan tarafından işgal edilmişti.
Bu süreçte Türk Milleti ;
-Amasya genelgesi ile milli direniş düşüncesini ilan etmiş
-Erzurum ve Sivas Kongreleri ile milli iradeyi teşkilatlandırmış
Türkiye Büyük Millet Meclisini açarak Millet Egemenliğine dayalı yeni bir var oluş yönetim anlayışı oluşturmuştur
- Birinci ve İkinci İnönü Savaşları ile düzenli ordunun neler yapabileceğini ortaya koymuş
-Sakarya Meydan Muharebesi ile Türk Milletinin kaderini değiştirmiş
-Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile işgal ordularını Anadolu ve Trakya’dan atmıştır
-Mudanya Ateşkes Antlaşması ve Lozan Barış Antlaşması ile Türk Milletinin bağımsızlığını uluslararası hukuk bakımından kabul ettirmiştir.
Bu tarihi süreç, Türk Tarihi yazımında haklı olarak, "KURTULU SAVAŞI" (İstiklal Savaşı) olarak adlandırılmıştır.. "Kurtuluş Savaşı" kavramını tarih dersinden ve müfredattan çıkarmak ya tarihi bilmemekten ya da Türk Tarihine ihanetle eş değerdedir.
Tarih Eğitiminde "Kurtuluş Savaşı" kavramının çıkarılması ya da değiştirilmesi halinde aşağıda ki sakıncalar ortaya çıkacaktır.
1- Milli Hafızanın zayıflaması
Ortak tarih bilinci millet olmanın temel unsurlarındandır. "Kurtuluş Savaşı kavramı, Türk Milletinin ortak hafızasında özgürlük ve bağımsızlığın, milli direnişin simgesidir. bu kavramın eğitimde geri plana itilmesi ortak tarih bilincinin zayıflamasına yol açacağı çok net bilinmelidir
2- İşgal gerçeğinin tarihi anlamının silikleştirilmasi
1919 1922 yılları arasında Vatanımızın önemli bölümleri İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan ve Ermeni çetelerince işgal edilmişti. Bu gerçeğin "Kurtuluş" kavramını kullanmadan anlatılması ve işgallerden kurtarılması eksik bırakılır. Çünkü; ortada yalnızca bir savaş değil işgalden kurtuluş süreci bulunmaktadır.
3- "Kurtuluş" kavramının kullanılmaması halinde "Milli Egemenlik" düşüncesini anlatılması ve anlaşılması güçleşir
"Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir" ilkesi Kurtuluş Savaşının en önemli kazanımıdır. Kurtuluş Savaşı millet egemenliğine dayalı Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun ön şartıdır. Bu tarihi bağın eğitim ve öğretimde açık biçimde kurulması önem taşımaktadır.
4- Türk Milletinin Bağımsızlık ve Özgürlük bilincinin zayıflamasına neden olur
"Kurtuluş Savaşı" Türk Milletinin bağımsız yaşama iradesinin tarihi ifadesidir. Hangi seviyede olursa olsun öğrencilerin bu savaşı doğru kavraması, bağımsızlığın değerini anlamaları bakımından önemlidir. Bunu Türkçe anlama ve anlatma kelimesi "Kurtuluş" kavramı ile anlatılabilir.
5- Bilimsel tarih şuurunun zarar görmesi
Tarih bilimi, olayları belgeler ve kaynaklar ışığında değerlendirir. Tarihi kavramların belge, kaynak ve bilimsel gerçekler yerine farklı kelimeler ve ifadelerle değiştirilmesi tarih eğitimin güvenirliğini tartışmalı hale getirir. Bu durumda Gerçek tarih anlayışı ve yazıcılığını bitirir.
6- "Kurtuluş Savaşı" kavramının kullanılmaması Demokrasi ve Cumhuriyet Kültürünün tarihi temellerinin göz ardı
edilmesine neden olur
Cumhuriyet devlet yönetim biçimi Kurtuluş Savaşının doğal sonucudur.
7-Türk Ordusunu ve Baş Komutan M. Kemal ATATÜRK’ÜN tarihi rolünün eksik değerlendirilmesi
Kurtuluş Savaşı Türk milletinin kadın, çocuk genç ve yaşlı toptan ve yokluklar ve yoksulluklar içinde Türk ordusunun fedakarlığı ve Baş Komutan M. Kemal Atatürk’ün askeri ve siyasi liderliği ile başarıya ulaşmıştır. Tarih eğitimin de bu rolün bütün yönleri ile öğretilmesi tarihi gerçekliğin bir gereğidir.
8- Kurtuluş Savaşında şehit olan gazi kalıp ebediyete intikal eden şehit ve gazilerin aziz hatırasına saygının korunması
Kurtuluş Savaşı binlerce şehit ve gazinin fedakarlıkları ile kazanılmıştır. Kurtuluş Savaşında yoluk yoksulluk zulüm işkencelere maruz kalarak Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasında temel taş olan şehit ve gazilerimizin tarih eğitimindeki görünürlüğü, onların emanetine duyulan saygının da bir ifadesi olacaktır
9- Kurtuluş Savaşı kavramı Gelecek kuşakların Tarih Bilincinin güçlendirilmesine katkı sağlayacaktır
Gelecek nesiller Türkiye Cumhuriyetinin hangi şartlarda kurulduğunu ve bağımsızlığını hangi bedeller ödeyerek kazandığını öğrenme hakkına sahip olacaktır. Sağlam bilimsel verilere belge ve bulgulara dayalı tarihi eğitim bilinci genç nesillerin devlet millet ve ülke bütünlüğünü kavramaya katkı sağlayacaktır.
Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti açısından tarih eğitiminde oluşacak yanlışlar;
A) Kurtuluş Savaşı tarihi güncel politika ve siyasetin aracı haline getirilmemelidir.
Tarih bilimi, günlük siyasi tartışmalardan bağımsız olarak belge ve kaynaklara dayandırılmalıdır. Öğretim programları da bu bilimsel ilkelere uygun hazırlanmalıdır
B) Tarihi gerçekler mevcut olan bilgi belge ve kaynaklara dayalı olmadan değiştirilemez
Geçmişte yaşanan tarihi olaylar onları nasıl adlandırdığımızdan bağımsız olarak tarihi gerçeklerini korurlar. Eğitim ve öğretim programlarını yapanların görevi bu gerçekleri eksiksiz ve doğru biçimde aktarmaktır
C) Kurtuluş Savaşı Kavramı tarihi süreci doğru tanımlamaktadır.
"Kurtuluş" kelimesi işgal altında ki bir ülkenin bağımsızlığına yeniden kavuşmasını ifade eden yerleşik Türkçe kavramdır. 1919 1922 yılları arasında yaşanan süreç tarihi niteliği bakımından Kurtuluş Savaşı kavramına uygundur
D) Kurtuluş Savaşı Osmanlı Devletinin işgalcilere teslim olup devlet aklını yitirdiği yeni bir devletin yani Türkiye Cumhuriyetine geçiş sürecidir
Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında Osmanlı Devletinin izlediği siyasi çizgi işgalci devletlere her türlü isteklerine boyun eğerek teslim olma sürecidir. Ankara da oluşan milli irade ile arasında belirgin bir anlayış farkı ortaya çıkmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, millet egemenliğini esas alan yeni bir yönetim anlayışını temsil etmiş ve bu süreç yeni bir devletin kurulmasına yani Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasına uzanmıştır
E) Milletler Tarihleri ile güçlenir. Türk Tarihide Kurtuluş Savaşında ki tarihi ile güçlü kalmalıdır.
Dünyada ki birçok ülke tarihlerinde ki başarıları ve dönüm noktalarını eğitim ve öğretim yoluyla yeni kuşaklara aktarmaktadır. Türk Tarihinin de Kurtuluş Savaşında ki bağımsızlık mücadelesi ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu gibi dünya tarihine mal olmuş dönemlerin bilimsel doğrulukla öğretilmesi tarih bilinci açısından önem taşımaktadır.
SONUÇ
Kurtuluş Savaşı (İstiklal Savaşı) kavramı Türk Tarihi yazımına yerleşmiş ve bilimsel literatürde kabul görmüş temel kavramlardan biridir. Bu kavramı yalnız askeri başarılar değil, millet egemenliğini, bağımsızlığını, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunu ve Türk Milletinin ortak hafızasını temsil eder.
Eğitim ve öğretim programlarında kullanılan tarihi kavramlar, günlük siyasetin , politikaların değil tarih biliminin arşiv belgelerinin, akademik araştırmaların ışığında belirlenmelidir. Çünkü tarih, geçmişi yeniden yazma alanı değil; geçmişi doğru anlama ve gelecek kuşaklara doğru aktarma sorumluluğudur.
Kurtuluş Savaşının adı ve tarihi içeriği, yalnızca bir ders konusu değildir. o Türk Milletinin esareti ret eden iradesinin, bağımsız yaşama kararlılığının ve Türkiye Cumhuriyetinin doğuşunun tarihi adıdır. Eğer Kurtuluş Savaşı Kavramını kaldırıp yok edersen Türkiye Cumhuriyetini yok etmiş sayılırsın. Bu nedenle tarih eğitiminde Kurtuluş Savaşı kavramının korunması gelecek nesillere bilimsel tarh anlayışına ve milli hafızaya yapılacak olan en büyük yatırımdır
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.