Her doğan çocuk, tanrı'nın insanoğlundan hala umut kesmediği mesajını getirir. sir rabindranath tagore
Mesut Tütüncüler
Mesut Tütüncüler

Balığın Karnından Selamet Sahiline: Enbiyâ 87’nin Aynasında İnsan

Yorum

Balığın Karnından Selamet Sahiline: Enbiyâ 87’nin Aynasında İnsan

5

Yorum

13

Beğeni

0,0

Puan

272

Okunma

Balığın Karnından Selamet Sahiline: Enbiyâ 87’nin Aynasında İnsan

Balığın Karnından Selamet Sahiline: Enbiyâ 87’nin Aynasında İnsan

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Dostlar, bugün gelin hep birlikte bir nebi menzilinde durup, kendi içimize doğru derin bir yolculuğa çıkalım. Enbiyâ Suresi’nin 87. ayetine yönelelim:

Ve zennuni iz zehebe mugadıben fe zanne en len nakdire aleyhi fe nada fiz zulumati en la ilahe illa ente subhaneke inni kuntu minez zalimin.

"Zünnun’u (balık sahibi Yunus’u) da hatırla. Hani o, öfkelenerek gitmişti de, bizim kendisini hiçbir zaman sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Fakat sonunda karanlıklar içinde: "Senden başka ilâh yoktur, sen münezzehsin, Şüphesiz ben haksızlık edenlerden oldum" diye seslenmişti."


1. Haklılık Bahanelerimiz ve Kaçışlarımız

Hz. Yunus (a.s.), yıllarca kavmine hakkı anlattı, didindi, yoruldu. İman etmediklerini, tebliğe karşı direndiklerini görünce beşeri bir yorgunluk ve öfkeyle, "Ben üzerime düşeni fazlasıyla yaptım" diyerek oradan ayrılıp gitti.

Peki, peygamber ahlakına sahip mübarek bir zat, arkasına dönüp o gemiye doğru yürürken neye güveniyordu? Neyi umuyordu?

O, Rabbine güveniyordu elbet; "Ben O’nun dinini anlattım, O beni darda bırakmaz, rızkımı kesmez, gittiğim başka bir yerde bana mutlaka geniş bir kapı açar, beni burada sıkıştırmaz" diye düşünüyordu. Yani kendi içindeki o "haklılık" duygusuna, verdiği emeğe ve Allah’ın merhametine sığınarak bu aceleci adımı atmıştı. Kötü bir niyeti yoktu; sadece tıkanmış, yorulmuş ve başka bir diyarda selamet aramıştı.

Şimdi aynayı kendimize çevirelim dostlar: Biz bugün ailemizde, işimizde, ticaretimizde veya bir dostumuza karşı sorumluluklarımızdan yorulup uzaklaşırken neye güveniyoruz? Arkasına sığındığımız o sahte haklılık payları neler?
Kaç defa "Ben bugüne kadar elimden geleni yaptım, artık benden günah gitti, Allah büyüktür bana başka kapı açar!" diyerek, aslında sabretmemiz ve sebat etmemiz gereken yeri erkenden terk ediyoruz?

Kendi haklılığımıza, geçmişteki emeklerimize güvenerek vazifeyi vaktinden önce bıraktığımızda, tıpkı Hz. Yunus gibi feraha ereceğimizi sanıyoruz. Oysa ilahi kural değişmiyor: İmtihan sürecini tamamlamadan, sabır vaktini doldurmadan kendi irademizle attığımız her aceleci adım, bizi kurtuluşa değil; kendi iç dünyamızda bir darlığa, bir balık karnına doğru götürüyor. Sorumluluktan kaçarak huzur bulunmuyor.

2. Kimler Balık, Neler Karanlık?

Gelin şimdi o meşhur soruyu kendimize soralım: Bugün bizi yutan o balıklar kimler ve bizi boğan o karanlıklar neler?

Bizi yutan o balıklar; bazen körü körüne peşinden gittiğimiz, hakikatin önüne koyduğumuz kısır siyasetlerimizdir. Bazen temeli olmayan, körü körüne savunduğumuz fikirler ve ideolojilerdir. Bazen emeği, alın terini unutup peşine düştüğümüz kolay para kazanma yollarıdır. Bazen de bizi anlık olarak oyalayan, sahte bir keyif veren ama ruhumuzu yavaş yavaş kemiren dünyevi alışkanlıklarımızdır. Bunların yanında; her şeyin en fazlasını isteyen nefsimiz, bizi öfkeye sevk eden insanlar ve o kibirli "Ben haklıyım" davamızdır. İnsan sabrı bırakıp fevri hareket etti mi, bu balıkların ağzına kendi rızasıyla yürümüş olur.

Balığın içindeki o kat kat karanlıklar ise; bu yanlış sığınakların hayatımıza getirdiği o kaçınılmaz neticelerdir. Savunduğumuz o boş ideolojilerin getirdiği zihni karmaşadır. Haklıyken haksız duruma düşmenin verdiği o çaresiz yalnızlık hissidir. Sesini hiç kimseye, en yakınına bile duyuramamanın getirdiği o içsel sağırlıktır. Kolay yolların ve sahte keyiflerin arkasından gelen o derin pişmanlık ve gönül daralmasıdır. En acısı da, insan her şeyi unutup kendi karanlığına gömüldüğünde, kalbini sarmalayan o koyu ümitsizliktir.

İşte biz bu darlıkların karnında, o zifiri karanlıkların ortasında nefsimizle baş başa kalıyoruz. Ve o an anlıyoruz ki; vazgeçtiğimiz, sabretmeyip bıraktığımız o an hüsrana uğramışız da haberimiz olmamış.

3. Kurtuluş Reçetesi: Samimi Bir İtiraf ve Dua
Peki, o derin okyanusun dibinde, o ideolojilerin, siyasetlerin, darlıkların ve pişmanlıkların içindeki o kat kat karanlıktan çıkış yolu nedir? Suçu o balığa atmak, insanlara, kadere ya da dünyaya öfkelenmek mi? Hayır.

Burada idrak etmemiz gereken en sarsılmaz hakikat şudur dostlar: Allah’ın bizim ibadetimize, bizim gayretimize hiçbir ihtiyacı yoktur. O, dileseydi yeryüzündeki herkesin iman etmesini, herkesin doğru yola girmesini pürüzsüzce ve kolayca sağlardı. Bunun için bir kuluna, bir peygamberine, bizim yapacağımız tebliğlere veya koşturmalarımıza muhtaç değildir. O’nun dinini yeryüzünde hakim kılmak için kimseye ihtiyacı yoktur; tam aksine, bizim O’nun rızasına, O’nun bizi hidayette ve selamette sabit kılmasına ihtiyacımız vardır. Biz O’na muhtacız.

Kurtuluş, işte bu büyük azameti fark edip, Hz. Yunus gibi hatayı ve acziyeti samimiyetle itiraf ederek Rabbimize sığınmaktır. O mübarek nebi, o karanlıkların içinden "Ben gerçekten kendime zulmedenlerden oldum" derken, ne kendisini dinlemeyen kavmini suçladı ne de onu yutan balığı... "Ben acele ettim Allah’ım, her şeye kadir olan sensin, bense sadece aciz bir kulum" diyerek suçu tamamen kendi nefsine bildirdi. İşte kurtuluşu getiren sır, bu amasız, fakatsız, hesapsız samimi itiraftır.

Görüyorsunuz ya dostlar; ne zaman ki o kibirli "Ben haklıyım" davasından vazgeçip; güzel bir üslupla, temiz bir niyetle, teslimiyetle ve dua ile adım atarsak; Allah en kapalı kapıları, en katı bürokratik engelleri, en çözülmez kördüğümleri bile bir anda selamet sahiline çevirir.

Cebinizde dünyalık olarak az bir şeyiniz olsa bile, kalbinizde o muazzam peygamber ahlakı, o kibirsiz duruş ve teslimiyet varsa, dünyanın en zengin insanı sizsinizdir. Çünkü o samimi ve güzel duruş, en katı kalpleri bile fetheder, en düğümlü işleri pürüzsüzce çözer, insanı izzet sahibi yapar ve her taraftan dua olarak size geri döner. Allah, o balığın karnını size korunaklı bir gemi yapar da yine selamet sahiline ulaştırır.

Gelin, Gönüllerimizi Hz. Yunus’un O Muazzam Niyazıyla Mühürleyelim:

"Lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu minez-zâlimîn."

Ya Rabbi! Senden başka hiçbir sığınak yoktur. Seni noksanlıklardan tenzih ederiz. İtiraf ediyoruz ki; ne zaman yorulup işin kolayına kaçtıysak, ne zaman sabretmeyip küstüysek nefsimize zulmettik.
Senin bizim ibadetlerimize ihtiyacın yok, bizim senin rahmetine ihtiyacımız var. Bizi bu dünyanın yalnızlıklarının, nefsani darlıklarımızın balık karnında bırakma. Bize sarsılmaz bir teslimiyet nasip et ve ruhlarımızı selamet sahiline ulaştır. Amin.

Allah razı olsun ve de teşekkür ederim sonuna kadar sabırla okuduğunuz için.
Hayırlı günler olsun; esen kalın.

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Balığın karnından selamet sahiline: enbiyâ 87’nin aynasında insan Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Balığın karnından selamet sahiline: enbiyâ 87’nin aynasında insan yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Balığın Karnından Selamet Sahiline: Enbiyâ 87’nin Aynasında İnsan yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
Halit Durucan
Halit Durucan, @halitdurucan
11.7.2026 20:56:38
Mesut hocam, yazınızı dikkatle okudum; zira bu konuları ben de çok merak edip okuyorum ve üzerine düşünüyorum. Yazınızı okuduktan sonra şu söz düştü gönlüme: "İşte din adamları veya düşünürleri böyle olmalıdır..." Sizin bu konularda çok araştırma yaptığınızı düşünüyorum. Balık karnının bir metafor olduğu yazınızdan açıkça görülüyor. O balık ki; kokuşmuş kaotik ortam. İdeolojiler, nefsani duygular ve kötücül durumların oluşturduğu buhranlı dönemler... Pek çok tefsircileri de araştırmıştım, onlara göre Yunus Peygamberin gerçekten Yunus balığının karnında günlerce kaldığını ileri sürüyorlar. Oysa Kuran'ı kerim, pek çok ayetini metaforlarla/imgelerle anlatmıştır.... Allah'ın eli, Allah'ın yüzü... Nereye dönerseniz dönün Allah'ın yüzü oradadır. Kim Allah'a borç vermek ister gibi.... Ayrıca bazı metafizik varlıklar cin-şeytan-iblis-melek gibi kavramlarda Kuran'da sıklıkla geçmektedir. Pek çok ilahiyatçı bu tür varlıkların aslında olmadığı kötülüğün temsilcisi olan iblisi nefis olarak tanımlıyorlar.... Ben bu düşüncelerin daha akla uygun olduğunu düşünürüm hep.
Yazınız insanları düşündürüyor üstadım. Darlık zamanımızda yılgınlığa düşüp, sabretmekten kaçınmak... Görevi yarım bırakmak oluyor. Oysa Yüce Allah her türlü kötülüğe karşı sabırla karşı koymayı emrediyor ve Peygamberleri de bunu yerine getiren seçilmiş kullarıdır. Yorumlarımda bir yanlışım varsa söylerseniz mutlu olurum. Ben gerçeği arıyorum sadece.

Tebrik ediyorum üstadım. Selamlar saygılar
Şairenin günlüğü
Şairenin günlüğü , @saireningunlugu
11.7.2026 18:20:43
Emeğinize yüreğinize sağlık hocam.
Değerli kaleminizi yürekten kutluyorum selam ve saygılarımla
serdarascioglu
serdarascioglu, @serdarascioglu
11.7.2026 15:22:20
İNSANLAR PUTLARA , YALANLARA , SİHİRLERE , BİLİNMEYENE İSE KORKUYLA TAPINIRLAR . O YÜZDEN..KURANDA ANLATILIR..ALLAHA TAPILMAZ..! DİLLE VE KALPLE İMAN EDİLİR ...ONUN VARLIĞINA SIĞINMAK ONA KORKUNUN DIŞINDA--SEVGİYLE ONA TESLİM OLMAKTIR . KURAN AYETLERİYLE BİZİ AYDINLATICI YAZILARINIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER .
Nûriye Hsbk Akyl
Nûriye Hsbk Akyl, @nriyehsbkakyl
11.7.2026 11:49:00
Öncelikle emeğiniz için biz teşekkür ederiz Hocam.
Amiiiin'lerimizle birlikte.
Zümrüt Kul Hasani
Zümrüt Kul Hasani, @hasanbelek
11.7.2026 09:43:08
Harika denemeyi ve usta yazarı şairi kutluyorum.
Yüreğine sağlık.
Tebrikler.
Saygılarımla.. 🇹🇷☕❤️🙏👍✍️
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL