Denk olmayan birleşmelerin en kötüsü gönüllerinkidir. chamort
Sevay
Sevay

" Yüreğin Dilsiz Davası "

Yorum

" Yüreğin Dilsiz Davası "

( 3 kişi )

1

Yorum

13

Beğeni

5,0

Puan

222

Okunma

" Yüreğin Dilsiz Davası "

" Yüreğin Dilsiz Davası "

Meğer Dünya’dan alacaklıymış yüreğim. Eksik bırakılmış sevinçlerin, yarım kalmış sarılmaların, adı hiç konmamış vedaların hesabını tutuyormuş sessizce.

Duvarlara pişmanlık çivileri çaktım, her gece bir ömrün pasını kazıdı avuçlarım. Sonra fark ettim ki, o çivileri çaktığım duvarlar aslında bendim.
Her darbede canı yanan, her sızıda biraz daha eksilen yine bu yorgun hafızaydı, avuçlarımda biriken o pas, geçmişin değil, yaşanamamış anların ağırlığıydı aslında.

Şimdi soruyorum kendime, hangi mahkemenin kapısını çalsa bu yürek? Kime desem ki "Bana borçlusun hak edilmiş tebessümleri" kime.. kime sorsam yüzünü çeviriyor zaman.
Hangi kapıyı çalsam, ardında sadece kendi yankım yankılanıyor.

Meğer adalet dedikleri bu Dünya mülkünde hiçbir faniye uğramamış bir gölgeymiş.

Şimdi bir enkazın ortasında, elimde kırık bir teraziyle kalakaldım.
Bir kefesinde yaşanmamışlıklar, diğer kefesinde verilmemiş hesapların ağırlığı.
Terazi dengede durmuyor, çünkü gidenlerin boşluğu hiçbir sitemle dolmuyor.

Anladım ki, bu davanın bir hakimi yok. Ne Gökyüzü dile gelip haklılığımı onaylayacak, ne de o yarım bırakanlar geri dönüp borçlarını ödeyecek.
İnsan, kendi mahkemesinin hem sanığı, hem tanığı, hem de infazcısı oluyormuş en çok.

Yoruluyor yürek ,gelmeyen adaleti beklemekten, hiç açılmayacak kapıların eşiğinde nöbet tutmaktan yoruluyor. Bakıyorsun ki ne o eksik bırakılmış sevinçler geri geliyor, ne de o yarım kalmış sarılmalar tamamlanıyor.
Dünya, arsız bir tüccar gibi, aldıklarını hiçbir zaman iade etmiyor.

O zaman anlıyorsun ki en büyük haksızlığı, geçmişin hesabını bugüne ödeterek yine kendine yapıyorsun. Şimdi derin bir nefes alıp o ağır hesabı kapatma vakti.
Varsın borçlu kalsın bu Dünya bize, varsın adı konmamış vedalar, birer faili meçhul gibi kalsın geçmişin tozlu sayfalarında.
Biz o alacaklardan vazgeçtikçe özgürleşeceğiz.

Çünkü insan ancak sırtındaki o eski bavulu yere bıraktığında gerçekten yürümeye başlayabiliyor.
Yüreğin o dilsiz davası bitti.
Mahkeme salonunun ışıklarını söndürüp kapıyı arkadan çekip çıkma zamanı.
Kendi Gökyüzü’nde, kendi Güneş’ini yeniden doğurmak zamanı.

Çünkü kapıyı çekip çıktığında anlıyorsun ki, dışarıda akan hayatın senin tuttugun hesaplardan haberi yok. Ağaçlar yine çiçek açıyor, yağmur yine kayıtsızca yağıyor ve zaman senin canının yandığı yerlerde durup beklemiyor.
Dünya unutanların yeridir, bunu en çok canı yananlar bilir.

Şimdi o mağrur alacaklı maskesini yüzünden indiriyorum.
Eksik kalmış ne varsa, onu bir eksiklik olarak değil, beni ben yapan birer yara izi olarak kabul ediyorum.
Zira insanı olgunlaştıran, tam kapandığı sanılan ama her rüzgarda sızlayan o kırık dökük hikayeleridir.

Geriye dönüp bakmayacağım artık. Kimde neyim kaldıysa, kim bende hangi hakkını bıraktıysa helal olsun bu ömre. Ben artık o karanlık adliye koridorlarında hakkını arayan o kırgın çocuk değilim artık.
Yüreğimdeki o dilsiz davayı beraatle değil, bir vazgeçişle taçlandırıyorum. Çünkü bazen en büyük zafer, savaşı kazanmak değil, o savaş meydanını arkana bakmadan terk edebilmektir.

Yüreğimin alacak defterini ateşe veriyorum şimdi.
Küllerinin rüzgarda savruluşunu izlerken, içimde ilk defa bu kadar derin bir hafiflik hissediyorum.
Haklı olmak istemiyorum artık, sadece huzurlu olmak istiyorum.
Borcun da yok, alacağın da Dünya. Hesap kapandı, bir borç senedi yok elimde.

İçimde bir yerlerde, o eski mahkemenin yıkıntıları arasında küçük bir fidan filizleniyor şimdi.
İçimdeki o küçük fidan, her adımda biraz daha kök salıyor yalnızlığıma. Önümde uzanan, henüz tek bir satırı bile yazılmamış, hesapsız ve alabildiğine özgür bir yol var.
O yolun sessizliği, ayaklarımın altındaki toprağın serinliği,yukarıdaki uçsuz bucaksız maviliği.
Rüzgar yüzüme çarptıkça içimdeki o fidan dallanıp budaklanıyor günden güne.

Artık geçmişin o tozlu adliye koridorlarında yankılanan sesim sustu. Şimdi bu yolda sadece rüzgarın fısıltısı, Kuş’ların şarkısı ve kendi kalbimin hafiflemiş ritmi var.
Adımlarım hızlanmıyor, bir yerlere yetişme telaşım yok.
Sadece bu serinliğin, bu sessizliğin tadını çıkarıyorum.

Çünkü ilk defa bir başkasının bana vereceği sevinçlerin peşinde değilim. Kendi yolumu, kendi Gökyüzü’mü adımlıyorum.
Eksik bırakılan ne varsa geride kaldı, ben bugün burada, bu sonsuz maviliğin altında nihayet tamamlanıyorum, ışığa doğru, kendime doğru...

Ve işte bir gün, o derin sessizliğin içinden geçerek kendine ulaşıyor Ìnsan..



sevay


Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (3)

5.0

100% (3)

" yüreğin dilsiz davası " Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz " yüreğin dilsiz davası " yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
" Yüreğin Dilsiz Davası " yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
yudumyunus
yudumyunus, @yudumyunus
10.7.2026 13:38:07
5 puan verdi
Öncelikle yazının giriş gelişme ve sonuç bölümleri her haliyle mükemmel di

Edebi bir eserin en önemli unsurları yerli yerinde anlatım dil ve akıcılık muhteşemdi

İmam Rabbanî nin güzel bir sözü vardır
Devşirilen etek çamur olmaz

Ömür yolculuğunda beşerin karşısına çıkan olumlu veya olumsuz her şey kader mevhumunun beşere sunduğu olgulardır
Allah kendi hariç her yarattığının mutlaka muadilinide yaratmıştır iyiye karşı kötü güzele karşı çirkin diriye karşı ölü vesaire vesaire şimdiki gençliğin dediği gibi gibi

Yazının ana unsuru şairin incinmiş yüreğinin geçmişe cesaretle sırt dönmesi kendi muhakemesi dahilinde olumsuzluklara tamamen kapıları kapatma hükmüdür

Adaletin olmadığı yerde insan kendi adaletini yaratır hükmü kendi verirken kanunları hükümsüz kılar manevi aleminde sonuctan mutlu mesut olur ...oysa kimbilir kaç kez yanılmıştır kaç kez yeniden yeniden hayal kırıklığı yaşamıştır ve de yaşayacaktır bu ömür yolculuğunun fıtratında var

Bazen çok merak ediyorum herkesten olumsuzluklar babînda alacaklı olan bir fani ömrün sonunda musallanın üzerindeki bir tabutun içindeyken saf saf olan haksızlık ettikleri mevtadan yüzsüzce helallik isteyenlere karşı ne düşünüyordur acaba

Herkese helallik verip kendi iç dünyasına dönen senin düşüncelerindir vereceği cevap büyük ihtimalle gene helal olsun diyecektir fedakar olan yürek

Ne olumsuzluklar biter dünya denen handa nede muhakeme kapıları kapanır sonsuza kadar önemli olan yüreğimizin eteklerini toplayıp kendinizi kirlenmekten beri tutmak
Sizde bu kusursuz yazınızda ana tema olarak bunu ön plana çıkarmış son babında başarı yi
Zirvelere çıkarmış oradan seslenmişsiniz okuyucuya ve okuyucu almıştır kıssadan hisse babında kendine düşen nasibimi inşallah

Yazınız yazım kuralları dahilinde kusursuz bir o kadar da anlamlıydı kendi iç hesaplaşma adına örnek teşkil edecek nitelikte vede değerliydi okudum kendime düşen nasibimi aldım teşekkürler vede tebrikler Yyud

yudumyunus
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL